• 135 YILLIK VEFA HİKÂYESİ: JAPONYA TÜRK DENİZCİLERİ KURTARDI, TÜRKİYE YILLAR SONRA JAPONLARI UNUTMADI!

    Bazı dostluklar anlaşmalarla değil, zor zamanlarda uzatılan yardım elleriyle kurulur. Türkiye ile Japonya arasındaki bağın hafızalara kazınan en etkileyici örneklerinden biri, 1890’da yaşanan Ertuğrul Fırkateyni faciası ve yıllar sonra İran’da gerçekleştirilen tahliye operasyonudur.

    1890: Japon balıkçıların hayat kurtardığı gece

    Osmanlı İmparatorluğu’na ait Ertuğrul Fırkateyni, Japonya ziyaretinin ardından dönüş yolundayken 16 Eylül 1890’da şiddetli bir tayfuna yakalandı. Gemi, Japonya’nın Kii Yarımadası açıklarında, Kushimoto yakınlarındaki kayalıklara çarparak battı.

    Faciada 500’den fazla Osmanlı denizcisi hayatını kaybetti. Bölgedeki Japon halkı ise fırtınaya rağmen yardıma koştu; denizden çıkarabildikleri denizcilere yiyecek ve barınak sağladı.

    Kazadan 69 denizci kurtuldu. Yaralılar, Japonya’da tedavi edildikten sonra Japon donanmasına ait gemilerle ülkelerine gönderildi. Bu dayanışma, iki ülke arasındaki dostluğun simgelerinden biri hâline geldi.

    1985: Bu kez Türkiye, Japon vatandaşlarının yardımına koştu

    Aradan yaklaşık 95 yıl geçti. Mart 1985’te İran-Irak Savaşı sırasında Irak, belirli bir süreden sonra İran hava sahasındaki uçakları vuracağını duyurdu. Tahran’da bulunan 215 Japon vatandaşı için zaman daralıyordu.

    Japonya’nın o dönemde kendi vatandaşlarını tahliye etmekte yaşadığı güçlükler üzerine Türkiye devreye girdi. Türk Hava Yollarına ait iki uçak Tahran’a gönderildi ve Japon vatandaşları güvenli biçimde tahliye edildi.

    Bu olay, yıllar boyunca Ertuğrul Fırkateyni faciasıyla ilişkilendirildi. İki olay arasında doğrudan bir karşılık verme kararı bulunduğuna ilişkin anlatımlar olsa da, tahliye kararının bütün ayrıntılarını yalnızca bu hikâyeye bağlamak doğru olmaz.

    Kuşimoto’da hâlâ yaşayan bir hatıra

    Bugün Japonya’nın Kuşimoto kentinde Ertuğrul Fırkateyni’nde hayatını kaybeden Osmanlı denizcileri için bir anıt ve anma etkinlikleri bulunuyor. Bu hatıra, iki ülkenin zor zamanlarda kurduğu insani bağın sembolü olarak yaşatılıyor.

    Dostluk, yıllar geçse de unutulmayan iyiliklerle büyür.

    1890’da Japon halkının Türk denizcilerine uzattığı yardım eli ve 1985’te Türkiye’nin Japon vatandaşlarını tahliye etmesi, insanlığın sınırları aşabildiğini gösteren iki önemli tarihî olaydır.

    Kaynaklar
    Türkiye Cumhuriyeti Dışişleri Bakanlığı — Türkiye-Japonya ilişkileri
    Japonya Dışişleri Bakanlığı — Japonya-Türkiye ilişkilerinin tarihçesi
    Japonya Sahil Güvenlik ve Kuşimoto’daki Ertuğrul Fırkateyni anıtına ilişkin tarihî kayıtlar
    Türk Hava Yolları — Kurumsal tarihçe ve 1985 Tahran tahliyesine ilişkin anlatımlar
    🇹🇷🇯🇵 135 YILLIK VEFA HİKÂYESİ: JAPONYA TÜRK DENİZCİLERİ KURTARDI, TÜRKİYE YILLAR SONRA JAPONLARI UNUTMADI! Bazı dostluklar anlaşmalarla değil, zor zamanlarda uzatılan yardım elleriyle kurulur. Türkiye ile Japonya arasındaki bağın hafızalara kazınan en etkileyici örneklerinden biri, 1890’da yaşanan Ertuğrul Fırkateyni faciası ve yıllar sonra İran’da gerçekleştirilen tahliye operasyonudur. 🇹🇷❤️🇯🇵 🌊 1890: Japon balıkçıların hayat kurtardığı gece Osmanlı İmparatorluğu’na ait Ertuğrul Fırkateyni, Japonya ziyaretinin ardından dönüş yolundayken 16 Eylül 1890’da şiddetli bir tayfuna yakalandı. Gemi, Japonya’nın Kii Yarımadası açıklarında, Kushimoto yakınlarındaki kayalıklara çarparak battı. Faciada 500’den fazla Osmanlı denizcisi hayatını kaybetti. Bölgedeki Japon halkı ise fırtınaya rağmen yardıma koştu; denizden çıkarabildikleri denizcilere yiyecek ve barınak sağladı. Kazadan 69 denizci kurtuldu. Yaralılar, Japonya’da tedavi edildikten sonra Japon donanmasına ait gemilerle ülkelerine gönderildi. Bu dayanışma, iki ülke arasındaki dostluğun simgelerinden biri hâline geldi. ✈️ 1985: Bu kez Türkiye, Japon vatandaşlarının yardımına koştu Aradan yaklaşık 95 yıl geçti. Mart 1985’te İran-Irak Savaşı sırasında Irak, belirli bir süreden sonra İran hava sahasındaki uçakları vuracağını duyurdu. Tahran’da bulunan 215 Japon vatandaşı için zaman daralıyordu. Japonya’nın o dönemde kendi vatandaşlarını tahliye etmekte yaşadığı güçlükler üzerine Türkiye devreye girdi. Türk Hava Yollarına ait iki uçak Tahran’a gönderildi ve Japon vatandaşları güvenli biçimde tahliye edildi. Bu olay, yıllar boyunca Ertuğrul Fırkateyni faciasıyla ilişkilendirildi. İki olay arasında doğrudan bir karşılık verme kararı bulunduğuna ilişkin anlatımlar olsa da, tahliye kararının bütün ayrıntılarını yalnızca bu hikâyeye bağlamak doğru olmaz. 🕊️ Kuşimoto’da hâlâ yaşayan bir hatıra Bugün Japonya’nın Kuşimoto kentinde Ertuğrul Fırkateyni’nde hayatını kaybeden Osmanlı denizcileri için bir anıt ve anma etkinlikleri bulunuyor. Bu hatıra, iki ülkenin zor zamanlarda kurduğu insani bağın sembolü olarak yaşatılıyor. ❤️ Dostluk, yıllar geçse de unutulmayan iyiliklerle büyür. 1890’da Japon halkının Türk denizcilerine uzattığı yardım eli ve 1985’te Türkiye’nin Japon vatandaşlarını tahliye etmesi, insanlığın sınırları aşabildiğini gösteren iki önemli tarihî olaydır. 📚 Kaynaklar Türkiye Cumhuriyeti Dışişleri Bakanlığı — Türkiye-Japonya ilişkileri Japonya Dışişleri Bakanlığı — Japonya-Türkiye ilişkilerinin tarihçesi Japonya Sahil Güvenlik ve Kuşimoto’daki Ertuğrul Fırkateyni anıtına ilişkin tarihî kayıtlar Türk Hava Yolları — Kurumsal tarihçe ve 1985 Tahran tahliyesine ilişkin anlatımlar
    0 Comments 0 Shares
  • IN 1890, A JAPANESE FISHING VILLAGE SAVED 69 TURKISH SAILORS. 95 YEARS LATER, TURKEY PAID IT BACK

    September 1890. An Ottoman warship called the Ertugrul was heading home from Japan when a typhoon threw it onto the rocks near Kushimoto, at the southern tip of Japan's main island.

    More than 500 sailors died.

    The people of the small island nearby ran down to the water in the storm and pulled survivors out. By many accounts, they had very little food themselves, and gave the sailors what they had. 69 men survived. Japan sent them home on two of its own warships.

    Japan mostly forgot. Turkey didn't. Generations of Turkish kids learned the story at school.

    March 1985. War between Iran and Iraq. Iraq announced it would shoot down any plane over Iran after a deadline. More than 200 Japanese were stuck in Tehran, and under Japan's laws at the time, its own military planes could not go and get them.

    Turkey sent two Turkish Airlines planes. They flew 215 Japanese out before the deadline.

    When people later asked why, the answer from Turkey kept coming back to one word. Ertugrul.

    Today, Kushimoto still holds a memorial for the sailors, and Turkey still sends people to stand there.
    IN 1890, A JAPANESE FISHING VILLAGE SAVED 69 TURKISH SAILORS. 95 YEARS LATER, TURKEY PAID IT BACK 🇯🇵🇹🇷 September 1890. An Ottoman warship called the Ertugrul was heading home from Japan when a typhoon threw it onto the rocks near Kushimoto, at the southern tip of Japan's main island. More than 500 sailors died. The people of the small island nearby ran down to the water in the storm and pulled survivors out. By many accounts, they had very little food themselves, and gave the sailors what they had. 69 men survived. Japan sent them home on two of its own warships. Japan mostly forgot. Turkey didn't. Generations of Turkish kids learned the story at school. March 1985. War between Iran and Iraq. Iraq announced it would shoot down any plane over Iran after a deadline. More than 200 Japanese were stuck in Tehran, and under Japan's laws at the time, its own military planes could not go and get them. Turkey sent two Turkish Airlines planes. They flew 215 Japanese out before the deadline. When people later asked why, the answer from Turkey kept coming back to one word. Ertugrul. Today, Kushimoto still holds a memorial for the sailors, and Turkey still sends people to stand there.
    0 Comments 0 Shares
  • Bilecik ili girişindeki KAYI BOYU anıtı

    Kayı kelimesinin anlamı kuvvet, güç ve kudret anlamına gelmektedir. Diriliş Ertuğrul dizisi ile birlikte tarihte kayı boyu ile ilgili birçok bilgi merak edilmeye başladı. Kayı obası hakkında detaylı bilgileri merak eden vatandaşlar doğru yerdeler. Sosyal medyada çok sık paylaşılan kayı bayraklarının yanı sıra kayı yüzüğü, kayı sembolü de büyük ilgi görmeye başladı.

    Kayı kelimesinin anlamı kuvvet, güç ve kudret anlamına gelmektedir. Diriliş Ertuğrul dizisi ile birlikte tarihte kayı boyu ile ilgili birçok bilgi merak edilmeye başladı. Kayı obası hakkında detaylı bilgileri merak eden vatandaşlar doğru yerdeler. Sosyal medyada çok sık paylaşılan kayı bayraklarının yanı sıra kayı yüzüğü, kayı sembolü de büyük ilgi görmeye başladı.

    KAYI BOYU HAKKINDA

    Türkler, 1071 yılında girdiği toprakları yurt tutmak için Bizans, Haçlılar ve Moğollar ile kıyasıya bir kavga içine girdi. Hepsinin tek amacı bu toprakların asıl sahibi olmaktı. Oğuzları Kayı Boyundan olan Ertuğrul Gazi, tüm dünyanın kaderini değiştirdi. Hayallerinin peşinden giden Ertuğrul Gazi, sadece Anadolu değil 3 kıtada dünyaya hükmederek imparatorluk haline geldi. Ertuğrul Gazi, Sultan Aleaddin'in ölümüne kadar birçok yeri fethetti. İslamiyet'in yayılması için de büyük gayret gösterdi.

    Osmanlı Devleti'nin kurucusu Ertuğrul Gazinin babası Süleyman Şah idi. Süleyman Şah'ın 4 oğlundan üçüncüsü olan Ertuğrul Gazinin annesi ise Hayme Hatundur. Dündar, Sungurtekin ve Gündoğdu, Ertuğrul Gazi'nin kardeşleridir.

    Ertuğrul Gazi'nin ölümünün ardından en küçük oğlu Osman Gazi, babasının yerine geçmiştir

    #kayı #kayıboyu #diriliş #dirilişertuğrul #bilecik
    Bilecik ili girişindeki KAYI BOYU anıtı Kayı kelimesinin anlamı kuvvet, güç ve kudret anlamına gelmektedir. Diriliş Ertuğrul dizisi ile birlikte tarihte kayı boyu ile ilgili birçok bilgi merak edilmeye başladı. Kayı obası hakkında detaylı bilgileri merak eden vatandaşlar doğru yerdeler. Sosyal medyada çok sık paylaşılan kayı bayraklarının yanı sıra kayı yüzüğü, kayı sembolü de büyük ilgi görmeye başladı. Kayı kelimesinin anlamı kuvvet, güç ve kudret anlamına gelmektedir. Diriliş Ertuğrul dizisi ile birlikte tarihte kayı boyu ile ilgili birçok bilgi merak edilmeye başladı. Kayı obası hakkında detaylı bilgileri merak eden vatandaşlar doğru yerdeler. Sosyal medyada çok sık paylaşılan kayı bayraklarının yanı sıra kayı yüzüğü, kayı sembolü de büyük ilgi görmeye başladı. KAYI BOYU HAKKINDA Türkler, 1071 yılında girdiği toprakları yurt tutmak için Bizans, Haçlılar ve Moğollar ile kıyasıya bir kavga içine girdi. Hepsinin tek amacı bu toprakların asıl sahibi olmaktı. Oğuzları Kayı Boyundan olan Ertuğrul Gazi, tüm dünyanın kaderini değiştirdi. Hayallerinin peşinden giden Ertuğrul Gazi, sadece Anadolu değil 3 kıtada dünyaya hükmederek imparatorluk haline geldi. Ertuğrul Gazi, Sultan Aleaddin'in ölümüne kadar birçok yeri fethetti. İslamiyet'in yayılması için de büyük gayret gösterdi. Osmanlı Devleti'nin kurucusu Ertuğrul Gazinin babası Süleyman Şah idi. Süleyman Şah'ın 4 oğlundan üçüncüsü olan Ertuğrul Gazinin annesi ise Hayme Hatundur. Dündar, Sungurtekin ve Gündoğdu, Ertuğrul Gazi'nin kardeşleridir. Ertuğrul Gazi'nin ölümünün ardından en küçük oğlu Osman Gazi, babasının yerine geçmiştir #kayı #kayıboyu #diriliş #dirilişertuğrul #bilecik
    0 Comments 0 Shares

  • The tomb of Suleyman Shah,Bey of the Oguz-Kayı tribe (pre-Ottoman Empire) who died in 1227 / Syria , father of Ertugrul Ghazi and grandfather of Osman, the founder of the Ottoman Empire.
    #Süleymanshah #Ertuğrul #Osman #Seljuk #Ottoman #Founder #Türk #Türkish #Syria #IYI #Kayı #Tomb #Başbuğ #Turcology #Oguz #Türkic
    🐺🦅🤘 The tomb of Suleyman Shah,Bey of the Oguz-Kayı tribe (pre-Ottoman Empire) who died in 1227 / Syria , father of Ertugrul Ghazi and grandfather of Osman, the founder of the Ottoman Empire. 🇹🇷 #Süleymanshah #Ertuğrul #Osman #Seljuk #Ottoman #Founder #Türk #Türkish #Syria #IYI #Kayı #Tomb #Başbuğ #Turcology #Oguz #Türkic
    0 Comments 0 Shares
  • Ertugrul actor Angen Altan in Medina after performing Umrah in Makkah..

    #Medina #Makkah #Kabah
    Ertugrul actor Angen Altan in Medina after performing Umrah in Makkah.. 🕋 #Medina #Makkah #Kabah
    0 Comments 0 Shares
  • Ertugrul Ghazi Real And Actor
    Haleema Sultan Real And Actor
    Ertugrul Ghazi Real And Actor 😘🌸😘 Haleema Sultan Real And Actor 🌸😘🌸
    0 Comments 0 Shares
  • Turkish TV serials and films are becoming big hits in Muslim-majority northern Nigeria as more of them are translated into the local Hausa language, drawing new viewers and generating a huge fan base in the African country.

    Baba Abdullahi and his family are gathered in their living room in the northern Nigerian city of Kano on a Saturday afternoon to watch the Turkish hit serial “Ertugrul.”. None of them knows the Turkish language.

    “The film is highly intriguing. It’s awesome and meaningful,” Abdullahi tells TRT Afrika, referring to the series about one of the most famous Turkish warriors of the 13th century and the father of Osman Ghazi, founder of the Ottoman Empire.

    Although the Turkish population in Nigeria is generally believed to be too small to influence the lifestyles of Nigerians or to spread the Turkish language, many people can now understand Turkish across northern Nigeria.

    Read more: https://www.trtworld.com/turkey/showstoppers-how-turkish-serials-are-stealing-hearts-in-nigeria-s-north-67038
    Turkish TV serials and films are becoming big hits in Muslim-majority northern Nigeria as more of them are translated into the local Hausa language, drawing new viewers and generating a huge fan base in the African country. Baba Abdullahi and his family are gathered in their living room in the northern Nigerian city of Kano on a Saturday afternoon to watch the Turkish hit serial “Ertugrul.”. None of them knows the Turkish language. “The film is highly intriguing. It’s awesome and meaningful,” Abdullahi tells TRT Afrika, referring to the series about one of the most famous Turkish warriors of the 13th century and the father of Osman Ghazi, founder of the Ottoman Empire. Although the Turkish population in Nigeria is generally believed to be too small to influence the lifestyles of Nigerians or to spread the Turkish language, many people can now understand Turkish across northern Nigeria. Read more: https://www.trtworld.com/turkey/showstoppers-how-turkish-serials-are-stealing-hearts-in-nigeria-s-north-67038
    0 Comments 0 Shares
  • Nusret’in (Nusrat) Çanakkale Deniz Zaferi’ne Götüren Mayınları

    Elbette tek başına Nusret kazandırmadı Çanakkale Deniz Zaferi’ni ancak onunla dökülen mayınlar, düşman donanması için öldürücü darbe oldu.

    Sarıkamış’ta koskoca bir ordunun yok olmasından cesaret alan İtilaf Devletleri Donanması, İstanbul’u ele geçirmek üzere Çanakkale Boğazı girişine gelmiş ve 19 Şubat’ta Türk tabyalarını bombardımana başlayarak ilk saldırısını yapmıştı.

    Sabah 08.45’te başlayan bombardıman 17.00’ye kadar sürdü ve bu ilk saldırıda 83 Türk askeri şehit düştü. [Çanakkale Deniz Savaşları Günlüğü (1914-1922)-Deniz Mayınları Grup Komutanı Binbaşı Nazmi Bey-Çanakkale Deniz Müzesi Komutanlığı-Ağustos 2004]

    Bu saldırıya Orhaniye ve Ertuğrul tabyalarından şiddetli karşılık verildi ve atılan mermiler, düşman donanmasında hasara yol açtı.

    Düşman donanmasının saldırıları ilerleyen günlerde de aralıklarla devam etti.

    6 Mart 1915 Cumartesi günü saat 07.00’de Harbiye Nazırı Enver Paşa Çanakkale’ye gitti; saat 09.45’te düşman donanması ateşe başladı.

    Saat 10.30’da Rumeli Mecidiye Tabyası ateş açtı.

    Barbaros Zırhlısı Maydos önünden aşırtma atışına başladı.

    Düşman atışları 16.30’da kesildi; saat 23.45’te mayın hatlarına yaklaşmak isteyen düşman torpido botları püskürtüldü.

    Nusret (Nusrat) mayın gemisi, 8 Mart 1915 salı sabahı saat 05.30’da Karanlık Liman’dan hareket ederek akıntı üzerinde ve Eski Hisar’dan (Balıkesir) başlayarak Erenköy hizasında bitecek şekilde 26 karbonik mayın ile bir hat oluşturdu.

    Bölgede sürekli istihbarat-keşif seyri yapan düşman botları bu faaliyeti tespit edemedi.

    18 Mart 1915 Perşembe günü saat 11.00’de düşman filosunun Agamemnon Zırhlısı öncülüğünde (Agamemnon, ordusuyla Truva’ya saldıran Aka Kralı’nın adıdır ve 30 Ekim 1918’deki Mondros Mütarekesi de bu gemide imzalanmıştır) Boğaz’a doğru yaklaştığı görüldü ve 11.10’da filo bağlısı gemilerden Kilitbahir tarafındaki ve Anadolu yakasındaki bütün istihkâmlara ateş açıldı.

    Saat 11.30’da altı İngiliz savaş gemisinin ardından dört Fransız savaş gemisi de Boğaz’a girdi.

    Düşman savaş gemilerinin yaklaşık 13 kilometre mesafeden ateşe başlamaları üzerine saat 11.40’ta Türk obüs bataryalarına ateş emri verildi ancak obüslerin menzilinin ve eldeki cephanenin yetersiz olması nedeniyle ateş kısa süre sonra kesildi.

    Bundan cesaret alan Fransız gemileri, İngiliz gemilerinin arasından geçerek tabyalara yaklaştı ve bombardımana başladı.

    Düşman menzile girince Türk tabyaları tekrar ateşe başladı ama cephane sıkıntısı nedeniyle ateş giderek zayıfladı.

    Düşman komuta kademesi, tabyalardan açılan ateşle bir hayli yara alan Fransız savaş gemilerinin geriye alınması ve İngiliz savaş gemilerinin daha yakına girip hedefleri tamamen imha etmesi kararını aldı.

    Fransız gemileri, geri dönüş manevrasına başladı.

    Fransız Bouvet, geri dönüş manevrası yaparken (Saat:13.57) mayınlardan birine çarptı.

    Şiddetli bir patlama oldu ve Bouvet hızla iskele tarafına doğru yattı.

    Fransız Zırhlısı Bouvet, yaklaşık 3 dakika içinde, 603 mürettebatıyla Çanakkale Boğazı’nın dibini boyladı.

    Morali yerine gelen Türk topçusu yoğun ateşe başladı.

    Anadolu yakasındaki Hamidiye Tabyası, ateşini Irresistable üzerinde yoğunlaştırdı.

    Saat 16.30 sularında Irresistable, Bouvet’nin battığı bölgede mayına çarptı ve sancak tarafına doğru yattı.

    Irresistable’a yardıma giden Ocean Zırhlısı da saat 18.05’te mayına çarparak yan yatmaya başladı.

    Birleşik düşman filosu, Irresistable ve Ocean Zırhlısı’ndaki personeli tahliye ettikten sonra geri çekilmeye başladı.

    Yan yatan Irresistable ve Ocean da Çanakkale Boğazı’nın derinliklerine gömüldü.

    Birleşik Düşman filosu, 3 gemisini ve 900 civarında personelini kaybederek Çanakkale Boğazı’nı terk etti.

    Türk Ordusu, 18 Mart’ta Çanakkale Boğazı’nda kesin bir Deniz Zaferi kazandı.

    Churchill’in yeni bir deniz harekâtı önerisi kabul görmedi ve Çanakkale’yi geçebilmek için kara harekâtına karar verildi.

    Kara Harekâtı, büyük bir askerin, devlet adamının, liderin; Mustafa Kemal’in tarih sahnesine çıkmasına vesile olacaktı...
    #ÇanakkaleGeçilmez
    Nusret’in (Nusrat) Çanakkale Deniz Zaferi’ne Götüren Mayınları Elbette tek başına Nusret kazandırmadı Çanakkale Deniz Zaferi’ni ancak onunla dökülen mayınlar, düşman donanması için öldürücü darbe oldu. Sarıkamış’ta koskoca bir ordunun yok olmasından cesaret alan İtilaf Devletleri Donanması, İstanbul’u ele geçirmek üzere Çanakkale Boğazı girişine gelmiş ve 19 Şubat’ta Türk tabyalarını bombardımana başlayarak ilk saldırısını yapmıştı. Sabah 08.45’te başlayan bombardıman 17.00’ye kadar sürdü ve bu ilk saldırıda 83 Türk askeri şehit düştü. [Çanakkale Deniz Savaşları Günlüğü (1914-1922)-Deniz Mayınları Grup Komutanı Binbaşı Nazmi Bey-Çanakkale Deniz Müzesi Komutanlığı-Ağustos 2004] Bu saldırıya Orhaniye ve Ertuğrul tabyalarından şiddetli karşılık verildi ve atılan mermiler, düşman donanmasında hasara yol açtı. Düşman donanmasının saldırıları ilerleyen günlerde de aralıklarla devam etti. 6 Mart 1915 Cumartesi günü saat 07.00’de Harbiye Nazırı Enver Paşa Çanakkale’ye gitti; saat 09.45’te düşman donanması ateşe başladı. Saat 10.30’da Rumeli Mecidiye Tabyası ateş açtı. Barbaros Zırhlısı Maydos önünden aşırtma atışına başladı. Düşman atışları 16.30’da kesildi; saat 23.45’te mayın hatlarına yaklaşmak isteyen düşman torpido botları püskürtüldü. Nusret (Nusrat) mayın gemisi, 8 Mart 1915 salı sabahı saat 05.30’da Karanlık Liman’dan hareket ederek akıntı üzerinde ve Eski Hisar’dan (Balıkesir) başlayarak Erenköy hizasında bitecek şekilde 26 karbonik mayın ile bir hat oluşturdu. Bölgede sürekli istihbarat-keşif seyri yapan düşman botları bu faaliyeti tespit edemedi. 18 Mart 1915 Perşembe günü saat 11.00’de düşman filosunun Agamemnon Zırhlısı öncülüğünde (Agamemnon, ordusuyla Truva’ya saldıran Aka Kralı’nın adıdır ve 30 Ekim 1918’deki Mondros Mütarekesi de bu gemide imzalanmıştır) Boğaz’a doğru yaklaştığı görüldü ve 11.10’da filo bağlısı gemilerden Kilitbahir tarafındaki ve Anadolu yakasındaki bütün istihkâmlara ateş açıldı. Saat 11.30’da altı İngiliz savaş gemisinin ardından dört Fransız savaş gemisi de Boğaz’a girdi. Düşman savaş gemilerinin yaklaşık 13 kilometre mesafeden ateşe başlamaları üzerine saat 11.40’ta Türk obüs bataryalarına ateş emri verildi ancak obüslerin menzilinin ve eldeki cephanenin yetersiz olması nedeniyle ateş kısa süre sonra kesildi. Bundan cesaret alan Fransız gemileri, İngiliz gemilerinin arasından geçerek tabyalara yaklaştı ve bombardımana başladı. Düşman menzile girince Türk tabyaları tekrar ateşe başladı ama cephane sıkıntısı nedeniyle ateş giderek zayıfladı. Düşman komuta kademesi, tabyalardan açılan ateşle bir hayli yara alan Fransız savaş gemilerinin geriye alınması ve İngiliz savaş gemilerinin daha yakına girip hedefleri tamamen imha etmesi kararını aldı. Fransız gemileri, geri dönüş manevrasına başladı. Fransız Bouvet, geri dönüş manevrası yaparken (Saat:13.57) mayınlardan birine çarptı. Şiddetli bir patlama oldu ve Bouvet hızla iskele tarafına doğru yattı. Fransız Zırhlısı Bouvet, yaklaşık 3 dakika içinde, 603 mürettebatıyla Çanakkale Boğazı’nın dibini boyladı. Morali yerine gelen Türk topçusu yoğun ateşe başladı. Anadolu yakasındaki Hamidiye Tabyası, ateşini Irresistable üzerinde yoğunlaştırdı. Saat 16.30 sularında Irresistable, Bouvet’nin battığı bölgede mayına çarptı ve sancak tarafına doğru yattı. Irresistable’a yardıma giden Ocean Zırhlısı da saat 18.05’te mayına çarparak yan yatmaya başladı. Birleşik düşman filosu, Irresistable ve Ocean Zırhlısı’ndaki personeli tahliye ettikten sonra geri çekilmeye başladı. Yan yatan Irresistable ve Ocean da Çanakkale Boğazı’nın derinliklerine gömüldü. Birleşik Düşman filosu, 3 gemisini ve 900 civarında personelini kaybederek Çanakkale Boğazı’nı terk etti. Türk Ordusu, 18 Mart’ta Çanakkale Boğazı’nda kesin bir Deniz Zaferi kazandı. Churchill’in yeni bir deniz harekâtı önerisi kabul görmedi ve Çanakkale’yi geçebilmek için kara harekâtına karar verildi. Kara Harekâtı, büyük bir askerin, devlet adamının, liderin; Mustafa Kemal’in tarih sahnesine çıkmasına vesile olacaktı... #ÇanakkaleGeçilmez
    0 Comments 0 Shares
  • What happened when the Pope offered Sultan Fatih Mehmet II the largest kingdom in the world if he converted to Catholic Christianity?

    #Islam #Mehmet #Ertugrul #Ottoman #tarih
    #christian #pope #vatican #italy #Kingdom
    #catholic #convert #istanbul #offers #history
    What happened when the Pope offered Sultan Fatih Mehmet II the largest kingdom in the world if he converted to Catholic Christianity? #Islam #Mehmet #Ertugrul #Ottoman #tarih #christian #pope #vatican #italy #Kingdom #catholic #convert #istanbul #offers #history
    0 Comments 0 Shares
  • 𝐇𝐞𝐣𝐚𝐳 (𝐌𝐞𝐜𝐜𝐚 & 𝐌𝐚𝐝𝐢𝐧𝐚) 𝐢𝐧 𝐎𝐭𝐭𝐨𝐦𝐚𝐧 𝐄𝐫𝐚 !

    The Arab citizens of Hejaz province were given special tax reliefs and were supported by many Vakf properties (endowment funds). Ottoman governer of Hejaz was stationed in Jeddah, not Mecca or Medina out of respect for the House of Shareef which ruled Hejaz since Abassid era. Right after taking over Hejaz during the reign of First Ottoman Caliph Yavuz Selim (1512-1520), Ottomans co-opted House of Shareef and let them rule Hejaz with considerable autonomy.

    Yet, so called modern 'historians' would want us to believe that somehow the Ottomans were Turkic nationalists who hated the Arabs which is gross propaganda and needs to be refuted.

    While is true that the "Young Turks" were racists and Arabophobic but their wrongful anti-Arab policies shouldn't be linked with the Ottoman rulers since the former were worst political opponents of Ottoman Sultans. They dethroned Sultan Abdulhamid II and exiled him to the Altini Mansion in Thessaloniki. All of this was dictated to Young Turks by their Masonic Jewish masters from Thessaloniki, Greece. A fact accepted by prominent Western scholars.

    Ottoman rulers for around 400 years ruled the Arabs with fairness and respect by honoring the Arab culture and language. There was no attempt to Turkify the Arabs or discriminate them, rather they were always treated like first class citizens as members of the Muslim Ummah. Professor Kenneth W Harl states that there was little serious opposition to Ottoman rule in Arab provinces until 19th century when nationalistic movements began to rise.

    Still, majority Ottoman Arab Muslims rejected Arabism and chose Pan-Islamic approach by supporting the Ottoman state in World War 1. Some 30 percent or more of the wartime Ottoman military of 3 million was been made up of Arab conscripts. Arab units served with distinction on all fronts, including Gallipoli, Russia, Palestine, Iraq, and Syria. O Allah grant the great Muhammadan Ummah same unity. For sake of HabibAllah, RasulAllah Muhammad ﷺ who is the source of all Khayr (goodness).

    Sources: Wakf." Brill Encyclopedia of Islam.

    Faroqhi, Suraiya (1994). Pilgrims and Sultans: The Hajj under the Ottomans 1517–1683.p. 126.

    The Ottoman Empire lecture series by Professor Kenneth W Harl available at the Great Courses Plus.

    Provence, Michael: Arab Officers in the Ottoman Army , in: 1914-1918-online.

    #Islam #IslamicHistory #Ottoman #Osmanli #Turkey #Khilafah #Ertugrul #Arabs #Mecca
    𝐇𝐞𝐣𝐚𝐳 (𝐌𝐞𝐜𝐜𝐚 & 𝐌𝐚𝐝𝐢𝐧𝐚) 𝐢𝐧 𝐎𝐭𝐭𝐨𝐦𝐚𝐧 𝐄𝐫𝐚 ! The Arab citizens of Hejaz province were given special tax reliefs and were supported by many Vakf properties (endowment funds). Ottoman governer of Hejaz was stationed in Jeddah, not Mecca or Medina out of respect for the House of Shareef which ruled Hejaz since Abassid era. Right after taking over Hejaz during the reign of First Ottoman Caliph Yavuz Selim (1512-1520), Ottomans co-opted House of Shareef and let them rule Hejaz with considerable autonomy. Yet, so called modern 'historians' would want us to believe that somehow the Ottomans were Turkic nationalists who hated the Arabs which is gross propaganda and needs to be refuted. While is true that the "Young Turks" were racists and Arabophobic but their wrongful anti-Arab policies shouldn't be linked with the Ottoman rulers since the former were worst political opponents of Ottoman Sultans. They dethroned Sultan Abdulhamid II and exiled him to the Altini Mansion in Thessaloniki. All of this was dictated to Young Turks by their Masonic Jewish masters from Thessaloniki, Greece. A fact accepted by prominent Western scholars. Ottoman rulers for around 400 years ruled the Arabs with fairness and respect by honoring the Arab culture and language. There was no attempt to Turkify the Arabs or discriminate them, rather they were always treated like first class citizens as members of the Muslim Ummah. Professor Kenneth W Harl states that there was little serious opposition to Ottoman rule in Arab provinces until 19th century when nationalistic movements began to rise. Still, majority Ottoman Arab Muslims rejected Arabism and chose Pan-Islamic approach by supporting the Ottoman state in World War 1. Some 30 percent or more of the wartime Ottoman military of 3 million was been made up of Arab conscripts. Arab units served with distinction on all fronts, including Gallipoli, Russia, Palestine, Iraq, and Syria. O Allah grant the great Muhammadan Ummah same unity. For sake of HabibAllah, RasulAllah Muhammad ﷺ who is the source of all Khayr (goodness). Sources: Wakf." Brill Encyclopedia of Islam. Faroqhi, Suraiya (1994). Pilgrims and Sultans: The Hajj under the Ottomans 1517–1683.p. 126. The Ottoman Empire lecture series by Professor Kenneth W Harl available at the Great Courses Plus. Provence, Michael: Arab Officers in the Ottoman Army , in: 1914-1918-online. #Islam #IslamicHistory #Ottoman #Osmanli #Turkey #Khilafah #Ertugrul #Arabs #Mecca
    0 Comments 0 Shares
More Results