• The 13th Summit of the Organization of Turkic States (OTS) was held on 30 October 2026 in Ankara, Türkiye, hosted by H.E. Recep Tayyip Erdoğan, President of the Republic of Türkiye, under the theme “Turkic Century: Unity in Language, Thought and Deed.”

    Türk Dövlətləri Təşkilatının (TDT) 13-cü Zirvə Görüşü 30 oktyabr 2026-cı il tarixində Türkiyə Respublikasının Prezidenti Recep Tayyip Erdoğan’ın ev sahibliyi ilə Türkiyənin Ankara şəhərində “Türk Əsri: Dildə, Fikirdə, Əməldə Birlik” mövzusu altında keçirilib.

    2026 жылғы 30 қазанда Түркия Республикасының Президенті Режеп Тайип Ердоғанның төрағалығымен «Түркі ғасыры: Тілде, ойда және істе бірлік» тақырыбымен Түркі мемлекеттері ұйымының (ТМҰ) 13-саммит Анкара қаласында өтті.

    Түрк мамлекеттер уюмунун (ТМУ) 13-саммити 2026-жылдын 30-октябрында Анкарада «Түрк кылымы: тилде, пикирде, иште биримдик» деген темада өттү. Саммитти Түркия Республикасынын Президенти Режеп Таййип Эрдоган кабыл алды.

    Türk Devletleri Teşkilatı (TDT) 13. Zirvesi, Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın ev sahipliğinde, “Türk Yüzyılı: Dilde, Fikirde, İşte Birlik” temasıyla 30 Ekim 2026 tarihinde Ankara’da gerçekleştirildi.

    Turkiy davlatlar taşkilotining (TDT) 13-sammiti 2026-yil 30-oktabr kuni Turkiya Respublikasi Prezidenti Rajab Toyyib Erdöğon mezbonligida Anqara şahrida “Turkiy asr: til, fikr va işda birlik” şiori ostida bölib ötdi.
    The 13th Summit of the Organization of Turkic States (OTS) was held on 30 October 2026 in Ankara, Türkiye, hosted by H.E. Recep Tayyip Erdoğan, President of the Republic of Türkiye, under the theme “Turkic Century: Unity in Language, Thought and Deed.” 🇦🇿 Türk Dövlətləri Təşkilatının (TDT) 13-cü Zirvə Görüşü 30 oktyabr 2026-cı il tarixində Türkiyə Respublikasının Prezidenti Recep Tayyip Erdoğan’ın ev sahibliyi ilə Türkiyənin Ankara şəhərində “Türk Əsri: Dildə, Fikirdə, Əməldə Birlik” mövzusu altında keçirilib. 🇰🇿 2026 жылғы 30 қазанда Түркия Республикасының Президенті Режеп Тайип Ердоғанның төрағалығымен «Түркі ғасыры: Тілде, ойда және істе бірлік» тақырыбымен Түркі мемлекеттері ұйымының (ТМҰ) 13-саммит Анкара қаласында өтті. 🇰🇬 Түрк мамлекеттер уюмунун (ТМУ) 13-саммити 2026-жылдын 30-октябрында Анкарада «Түрк кылымы: тилде, пикирде, иште биримдик» деген темада өттү. Саммитти Түркия Республикасынын Президенти Режеп Таййип Эрдоган кабыл алды. 🇹🇷 Türk Devletleri Teşkilatı (TDT) 13. Zirvesi, Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın ev sahipliğinde, “Türk Yüzyılı: Dilde, Fikirde, İşte Birlik” temasıyla 30 Ekim 2026 tarihinde Ankara’da gerçekleştirildi. 🇺🇿 Turkiy davlatlar taşkilotining (TDT) 13-sammiti 2026-yil 30-oktabr kuni Turkiya Respublikasi Prezidenti Rajab Toyyib Erdöğon mezbonligida Anqara şahrida “Turkiy asr: til, fikr va işda birlik” şiori ostida bölib ötdi.
    0 Комментарии 0 Поделились
  • Fransa'da tır şoförlüğü yapan ve 6 Şubat depremlerinde tek başına tırıyla 4 günde 6 ülke geçip 4.400 km yapıp toplanan yardımları deprem bölgesine ulaştıran tır şoförü Gülfem. Sen iyilikle yaşadın, adını duyurmak da bize düşüyor.

    Fransa’da yaşayan 24 yaşındaki tır şoförü Gülfem Zengin, 6 Şubat 2023’te meydana gelen Kahramanmaraş merkezli depremlerin ardından Fransa’da toplanan yardım malzemelerini deprem bölgesine ulaştırmak için yola çıktı.

    Kullandığı tırla 4 günde 6 ülke geçerek yaklaşık 4 bin 300 kilometre yol kat eden Zengin, yardım malzemelerini Kahramanmaraş’a ulaştırdı. Taşıdığı yardımlar arasında gıda, giysi, battaniye ve temel ihtiyaç malzemeleri de bulunuyordu. Gülfem Zengin’in bu çabası, depremzedeler için uluslararası dayanışmanın anlamlı örneklerinden biri oldu.
    Fransa'da tır şoförlüğü yapan ve 6 Şubat depremlerinde tek başına tırıyla 4 günde 6 ülke geçip 4.400 km yapıp toplanan yardımları deprem bölgesine ulaştıran tır şoförü Gülfem. Sen iyilikle yaşadın, adını duyurmak da bize düşüyor. Fransa’da yaşayan 24 yaşındaki tır şoförü Gülfem Zengin, 6 Şubat 2023’te meydana gelen Kahramanmaraş merkezli depremlerin ardından Fransa’da toplanan yardım malzemelerini deprem bölgesine ulaştırmak için yola çıktı. Kullandığı tırla 4 günde 6 ülke geçerek yaklaşık 4 bin 300 kilometre yol kat eden Zengin, yardım malzemelerini Kahramanmaraş’a ulaştırdı. Taşıdığı yardımlar arasında gıda, giysi, battaniye ve temel ihtiyaç malzemeleri de bulunuyordu. Gülfem Zengin’in bu çabası, depremzedeler için uluslararası dayanışmanın anlamlı örneklerinden biri oldu.
    0 Комментарии 0 Поделились
  • ŞANLIURFA’DA FISTIK SEZONU AÇILDI: İLK ÜRÜNÜN KİLOSU 700 TL!

    Türkiye’nin önemli fıstık üretim merkezlerinden Şanlıurfa’da yeni sezon hasadı başladı.

    Sabahın erken saatlerinde tarlalara giren işçiler tarafından toplanan sezonun ilk yaş fıstıkları, tüccarlar aracılığıyla pazarlara ulaştırıldı.

    Yeni mahsulün tezgâhlardaki başlangıç fiyatı ise dikkat çekti:

    Kilogramı 700 TL!

    BU YIL ÜRETİCİNİN BEKLENTİSİ YÜKSEK

    Bölgedeki üreticiler ve satıcılar, bu yıl gerçekleşen yağışların fıstık açısından olumlu olduğunu ve ürünün verimli göründüğünü belirtiyor.

    Şanlıurfa’da fıstık satışı yapan Ramazan Tekatlı da sezonun bereketli geçmesini beklediklerini ifade ediyor.

    Ancak sezonun ilk ürünlerinin piyasaya çıkması nedeniyle fiyatlar şimdilik yüksek seviyede.

    Ürün miktarının artmasıyla birlikte önümüzdeki günlerde fiyatların gerilemesi bekleniyor.

    3 KİLOSU 2.100 TL

    Yaş fıstığın kilogramının 700 TL'den satılmasıyla;

    1 kilogram → 700 TL
    3 kilogram → 2.100 TL
    5 kilogram → 3.500 TL
    10 kilogram → 7.000 TL

    gibi dikkat çekici rakamlar ortaya çıkıyor.

    FISTIK SADECE ÇEREZ DEĞİL

    Fıstık; doğrudan tüketimin yanı sıra;

    Çikolata
    Dondurma
    Baklava ve tatlı
    Pastacılık
    İşlenmiş gıda

    sektörlerinde kullanılan yüksek katma değerli bir tarım ürünü.

    Bu nedenle fıstık üretimi yalnızca çiftçiyi değil; tüccardan işleme tesislerine, tatlı üreticilerinden ihracatçılara kadar geniş bir ekonomik ekosistemi ilgilendiriyor.

    Şanlıurfa’da sezonun ilk fıstıkları 700 TL’den tezgâha çıktı. Şimdi gözler hasat ilerledikçe oluşacak yeni fiyatlarda.
    💰🌱 ŞANLIURFA’DA FISTIK SEZONU AÇILDI: İLK ÜRÜNÜN KİLOSU 700 TL! Türkiye’nin önemli fıstık üretim merkezlerinden Şanlıurfa’da yeni sezon hasadı başladı. Sabahın erken saatlerinde tarlalara giren işçiler tarafından toplanan sezonun ilk yaş fıstıkları, tüccarlar aracılığıyla pazarlara ulaştırıldı. Yeni mahsulün tezgâhlardaki başlangıç fiyatı ise dikkat çekti: 💰 Kilogramı 700 TL! 🌳 BU YIL ÜRETİCİNİN BEKLENTİSİ YÜKSEK Bölgedeki üreticiler ve satıcılar, bu yıl gerçekleşen yağışların fıstık açısından olumlu olduğunu ve ürünün verimli göründüğünü belirtiyor. Şanlıurfa’da fıstık satışı yapan Ramazan Tekatlı da sezonun bereketli geçmesini beklediklerini ifade ediyor. Ancak sezonun ilk ürünlerinin piyasaya çıkması nedeniyle fiyatlar şimdilik yüksek seviyede. Ürün miktarının artmasıyla birlikte önümüzdeki günlerde fiyatların gerilemesi bekleniyor. 💰 3 KİLOSU 2.100 TL Yaş fıstığın kilogramının 700 TL'den satılmasıyla; 🌱 1 kilogram → 700 TL 🌱 3 kilogram → 2.100 TL 🌱 5 kilogram → 3.500 TL 🌱 10 kilogram → 7.000 TL gibi dikkat çekici rakamlar ortaya çıkıyor. 🌍 FISTIK SADECE ÇEREZ DEĞİL Fıstık; doğrudan tüketimin yanı sıra; 🍫 Çikolata 🍨 Dondurma 🥮 Baklava ve tatlı 🍪 Pastacılık 🏭 İşlenmiş gıda sektörlerinde kullanılan yüksek katma değerli bir tarım ürünü. Bu nedenle fıstık üretimi yalnızca çiftçiyi değil; tüccardan işleme tesislerine, tatlı üreticilerinden ihracatçılara kadar geniş bir ekonomik ekosistemi ilgilendiriyor. 🌱🇹🇷 Şanlıurfa’da sezonun ilk fıstıkları 700 TL’den tezgâha çıktı. Şimdi gözler hasat ilerledikçe oluşacak yeni fiyatlarda.
    0 Комментарии 0 Поделились
  • TÜRKİYE’NİN EN UZUN YAPAY NEHRİ: 221 KİLOMETRELİK DEV TARIM HAMLESİ!

    Güneydoğu Anadolu’da tarımın geleceğini değiştiren dev bir su altyapısı bulunuyor:

    Mardin-Ceylanpınar Ana Kanalı

    Tam 221 kilometre uzunluğundaki bu dev kanal, Türkiye’nin en uzun yapay nehri olarak nitelendiriliyor.

    Panama Kanalı’nın yaklaşık 3 katı uzunluğunda.

    Taşıdığı su miktarı, Kızılırmak’ın ortalama debisinden daha fazla.

    Bugün yaklaşık 71 bin futbol sahası büyüklüğündeki tarım arazisinin suyla buluşmasına katkı sağlıyor.

    Tüm sulama şebekeleri tamamlandığında ise bu alanın yaklaşık 349 bin futbol sahasına ulaşması hedefleniyor.

    Ancak bu proje yalnızca tarlalara su taşımıyor.

    Suya erişen her yeni tarım arazisi;

    Daha yüksek tarımsal üretim,
    Yeni tarımsal yatırımlar,
    Tarıma dayalı sanayinin gelişmesi,
    ‍ Bölgesel istihdam,
    ve Türkiye’nin gıda güvenliğinin güçlenmesi anlamına geliyor.

    GAP kapsamında hayata geçirilen Mardin-Ceylanpınar Ana Kanalı, Atatürk Barajı’ndan alınan suyun Şanlıurfa ve Mardin ovalarına ulaştırılmasında kritik rol oynayan Türkiye’nin en büyük sulama altyapılarından biri.

    221 kilometrelik kanalın geçtiği coğrafyada yalnızca su değil, yeni bir tarım ekonomisi de akıyor.

    Sizce Türkiye önümüzdeki dönemde büyük sulama projelerine daha fazla yatırım yapmalı mı?
    🇹🇷💧 TÜRKİYE’NİN EN UZUN YAPAY NEHRİ: 221 KİLOMETRELİK DEV TARIM HAMLESİ! Güneydoğu Anadolu’da tarımın geleceğini değiştiren dev bir su altyapısı bulunuyor: 🌊 Mardin-Ceylanpınar Ana Kanalı Tam 221 kilometre uzunluğundaki bu dev kanal, Türkiye’nin en uzun yapay nehri olarak nitelendiriliyor. 📏 Panama Kanalı’nın yaklaşık 3 katı uzunluğunda. 💦 Taşıdığı su miktarı, Kızılırmak’ın ortalama debisinden daha fazla. 🌾 Bugün yaklaşık 71 bin futbol sahası büyüklüğündeki tarım arazisinin suyla buluşmasına katkı sağlıyor. 🚜 Tüm sulama şebekeleri tamamlandığında ise bu alanın yaklaşık 349 bin futbol sahasına ulaşması hedefleniyor. Ancak bu proje yalnızca tarlalara su taşımıyor. Suya erişen her yeni tarım arazisi; 🌱 Daha yüksek tarımsal üretim, 🚜 Yeni tarımsal yatırımlar, 🏭 Tarıma dayalı sanayinin gelişmesi, 👨‍🌾 Bölgesel istihdam, 🍅 ve Türkiye’nin gıda güvenliğinin güçlenmesi anlamına geliyor. GAP kapsamında hayata geçirilen Mardin-Ceylanpınar Ana Kanalı, Atatürk Barajı’ndan alınan suyun Şanlıurfa ve Mardin ovalarına ulaştırılmasında kritik rol oynayan Türkiye’nin en büyük sulama altyapılarından biri. 221 kilometrelik kanalın geçtiği coğrafyada yalnızca su değil, yeni bir tarım ekonomisi de akıyor. 🇹🇷🌾 👇 Sizce Türkiye önümüzdeki dönemde büyük sulama projelerine daha fazla yatırım yapmalı mı?
    0 Комментарии 0 Поделились
  • Cuma Hutbesi: "Müminin Hayatında Umutsuzluğa Yer Yoktur"

    Muhterem Müslümanlar!

    Yüce Rabbimizin fıtratımıza yerleştirdiği duygulardan biri de umuttur. Umut; tam bir teslimiyetle Cenâb-ı Hakk’a sığınmak, O’nun yardımına ve desteğine sonsuz güvenmektir. Tedbiri tevekkülle, sabrı çabayla birleştirerek, geçmişin muhasebesini yapıp geleceğe kararlılıkla yol almaktır. Umut, kişinin hayata tutunmasını sağlayan, azim ve gayretini arttıran ilahi bir rahmettir. Beden ve ruh sağlığını koruyan manevi bir güçtür.

    Umutsuzluk ise, insanın yaşama sevincini yok eder. Geleceğe dair hayallerini karartır. Kişiyi tembelliğe düşürüp sorumluluktan uzaklaştırır. Yüce Rabbimiz bu hususta bizleri şöyle uyarmaktadır: “De ki: Ey haddi aşarak kendilerine yazık eden kullarım! Allah’ın rahmetinden ümidinizi kesmeyin. Şüphesiz Allah bütün günahları affeder. Çünkü O, çok bağışlayandır, çok merhamet edendir.”[1]

    Aziz Müminler!

    Cenâb-ı Hakk’ın insanlığa gönderdiği bütün peygamberler, en ağır imtihanlar karşısında dahi ümitlerini asla yitirmemişlerdir. Nitekim Hz. Âdem Allah’tan umutla bağışlanma dilemiştir. Hz. Nûh, güzel söz ve tatlı dille evladına nasihat etmiş, “Yavrucuğum! Bizimle beraber sen de gemiye bin, inkârcılarla birlikte olma.”[2] diyerek onun hidayete ermesini ümitle beklemiştir. Hz. Eyyûb, ağır hastalığına rağmen iyileşeceğine dair inancını asla kaybetmemiş, şifa bulmak için bütün tedavi yollarına başvurmuştur. Allah Resûlü (s.a.s) ise, meşakkatler karşısında asla umutsuzluğa düşmemiş, حَسْبِيَ اللّٰهُۘ لَٓا اِلٰهَ اِلَّا هُوَۜ عَلَيْهِ تَوَكَّلْتُ وَهُوَ رَبُّ الْعَرْشِ الْعَظ۪يمِ “...Allah bana yeter. O’ndan başka ilah yoktur. Ben yalnız O’na güvenip dayanırım. O, yüce arşın sahibidir.”[3] diyerek Rabbine sığınmıştır.

    Kıymetli Müslümanlar!

    Bizler de zaman zaman zorluklarla karşılaşabiliriz. Aile, iş ve ticaret hayatımızda, komşuluk ve akrabalık ilişkilerimizde sıkıntılar yaşayabiliriz. Oysaki derdimiz ve sıkıntımız ne kadar büyük olursa olsun, Rabbimizin rahmet ve merhameti her şeyi kuşatmıştır. Yeter ki bizler; Rabbimize, kendimize, ailemize, çevremize ve bütün insanlara karşı sorumluluklarımızı yerine getirelim. Salih ameller ve güzel ahlakla hayatımızı tezyin edelim.

    Değerli Müminler!

    Bugün, dünyayı savaş alanına çevirmek isteyen zalimler, insanlığın umudunu yok etmek için her türlü kötülüğe başvurmaktadırlararndedir. . Başta Filistin ve Gazze olmak üzere dünyanın pek çok yerinde kadın erkek, büyük küçük demeden insanları katletmektedirler. Sağlık ve gıda ihtiyaçlarını dahi engelleyerek onları dünyanın gözü önünde ölüme terk etmektedirler. Diğer taraftan, aklı, fıtratı, ahlakı ve iffeti yok eden sapkın ideolojileri yaygınlaştırarak ailenin ve insanlığın geleceğini tehdit etmektedirler. Alkol, kumar, fuhuş, uyuşturucu maddeler ve zararlı medya içerikleriyle gençliğin hayallerini karartmak, umutlarını çalmak istemektedirler. Ancak bütün planların üzerinde ilahi bir takdir vardır. Ayette de buyrulduğu üzere, وَمَكَرُوا وَمَكَرَ اللّٰهُۜ وَاللّٰهُ خَيْرُ الْمَاكِر۪ينَ۟ “Onlar tuzak kurdular. Allah da onların tuzaklarını başlarına geçirdi. Zira Allah, tuzakları bozanların en hayırlısıdır.”[4]

    Aziz Müslümanlar!

    Kötülüklerin yaygınlaştırılmak istendiği, iyiliğe dair umutların, ideallerin ve hayallerin yok edilmeye çalışıldığı bir dönemde bize düşen, hayatımızda umutsuzluğa asla yer vermemektir. Elimizden gelen bütün imkânları seferber ettikten sonra Yüce Rabbimizin lütuf ve inayetine sığınmaktır. Çocuklarımızın ve gençlerimizin geleceğe dair hayallerine ve ideallerine ulaşmaları noktasında onlara her türlü desteği sağlamaktır. Günaha dalmış, harama bulaşmış; alkol, kumar, fuhuş ve madde bağımlılığı gibi kötü alışkanlıkların esiri olmuş kardeşlerimize şefkat ve merhamet elimizi uzatmak, onları bu durumdan kurtarmak için daha fazla gayret göstermektir.

    Hutbemi Peygamber Efendimiz (s.a.s)’in şu duasıyla bitiriyorum: “…Allah’ım! Sana yöneldim. İşimi sana havale ettim. Umut ve huşu içinde sana sığındım...”[5]

    [1] Zümer, 39/53.
    [2] Hûd, 11/42.
    [3] Tevbe, 9/129.
    [4] Âl-i İmrân, 3/54.
    [5] Buhârî, Vudû’, 75.
    Cuma Hutbesi: "Müminin Hayatında Umutsuzluğa Yer Yoktur" Muhterem Müslümanlar! Yüce Rabbimizin fıtratımıza yerleştirdiği duygulardan biri de umuttur. Umut; tam bir teslimiyetle Cenâb-ı Hakk’a sığınmak, O’nun yardımına ve desteğine sonsuz güvenmektir. Tedbiri tevekkülle, sabrı çabayla birleştirerek, geçmişin muhasebesini yapıp geleceğe kararlılıkla yol almaktır. Umut, kişinin hayata tutunmasını sağlayan, azim ve gayretini arttıran ilahi bir rahmettir. Beden ve ruh sağlığını koruyan manevi bir güçtür. Umutsuzluk ise, insanın yaşama sevincini yok eder. Geleceğe dair hayallerini karartır. Kişiyi tembelliğe düşürüp sorumluluktan uzaklaştırır. Yüce Rabbimiz bu hususta bizleri şöyle uyarmaktadır: “De ki: Ey haddi aşarak kendilerine yazık eden kullarım! Allah’ın rahmetinden ümidinizi kesmeyin. Şüphesiz Allah bütün günahları affeder. Çünkü O, çok bağışlayandır, çok merhamet edendir.”[1] Aziz Müminler! Cenâb-ı Hakk’ın insanlığa gönderdiği bütün peygamberler, en ağır imtihanlar karşısında dahi ümitlerini asla yitirmemişlerdir. Nitekim Hz. Âdem Allah’tan umutla bağışlanma dilemiştir. Hz. Nûh, güzel söz ve tatlı dille evladına nasihat etmiş, “Yavrucuğum! Bizimle beraber sen de gemiye bin, inkârcılarla birlikte olma.”[2] diyerek onun hidayete ermesini ümitle beklemiştir. Hz. Eyyûb, ağır hastalığına rağmen iyileşeceğine dair inancını asla kaybetmemiş, şifa bulmak için bütün tedavi yollarına başvurmuştur. Allah Resûlü (s.a.s) ise, meşakkatler karşısında asla umutsuzluğa düşmemiş, حَسْبِيَ اللّٰهُۘ لَٓا اِلٰهَ اِلَّا هُوَۜ عَلَيْهِ تَوَكَّلْتُ وَهُوَ رَبُّ الْعَرْشِ الْعَظ۪يمِ “...Allah bana yeter. O’ndan başka ilah yoktur. Ben yalnız O’na güvenip dayanırım. O, yüce arşın sahibidir.”[3] diyerek Rabbine sığınmıştır. Kıymetli Müslümanlar! Bizler de zaman zaman zorluklarla karşılaşabiliriz. Aile, iş ve ticaret hayatımızda, komşuluk ve akrabalık ilişkilerimizde sıkıntılar yaşayabiliriz. Oysaki derdimiz ve sıkıntımız ne kadar büyük olursa olsun, Rabbimizin rahmet ve merhameti her şeyi kuşatmıştır. Yeter ki bizler; Rabbimize, kendimize, ailemize, çevremize ve bütün insanlara karşı sorumluluklarımızı yerine getirelim. Salih ameller ve güzel ahlakla hayatımızı tezyin edelim. Değerli Müminler! Bugün, dünyayı savaş alanına çevirmek isteyen zalimler, insanlığın umudunu yok etmek için her türlü kötülüğe başvurmaktadırlararndedir. . Başta Filistin ve Gazze olmak üzere dünyanın pek çok yerinde kadın erkek, büyük küçük demeden insanları katletmektedirler. Sağlık ve gıda ihtiyaçlarını dahi engelleyerek onları dünyanın gözü önünde ölüme terk etmektedirler. Diğer taraftan, aklı, fıtratı, ahlakı ve iffeti yok eden sapkın ideolojileri yaygınlaştırarak ailenin ve insanlığın geleceğini tehdit etmektedirler. Alkol, kumar, fuhuş, uyuşturucu maddeler ve zararlı medya içerikleriyle gençliğin hayallerini karartmak, umutlarını çalmak istemektedirler. Ancak bütün planların üzerinde ilahi bir takdir vardır. Ayette de buyrulduğu üzere, وَمَكَرُوا وَمَكَرَ اللّٰهُۜ وَاللّٰهُ خَيْرُ الْمَاكِر۪ينَ۟ “Onlar tuzak kurdular. Allah da onların tuzaklarını başlarına geçirdi. Zira Allah, tuzakları bozanların en hayırlısıdır.”[4] Aziz Müslümanlar! Kötülüklerin yaygınlaştırılmak istendiği, iyiliğe dair umutların, ideallerin ve hayallerin yok edilmeye çalışıldığı bir dönemde bize düşen, hayatımızda umutsuzluğa asla yer vermemektir. Elimizden gelen bütün imkânları seferber ettikten sonra Yüce Rabbimizin lütuf ve inayetine sığınmaktır. Çocuklarımızın ve gençlerimizin geleceğe dair hayallerine ve ideallerine ulaşmaları noktasında onlara her türlü desteği sağlamaktır. Günaha dalmış, harama bulaşmış; alkol, kumar, fuhuş ve madde bağımlılığı gibi kötü alışkanlıkların esiri olmuş kardeşlerimize şefkat ve merhamet elimizi uzatmak, onları bu durumdan kurtarmak için daha fazla gayret göstermektir. Hutbemi Peygamber Efendimiz (s.a.s)’in şu duasıyla bitiriyorum: “…Allah’ım! Sana yöneldim. İşimi sana havale ettim. Umut ve huşu içinde sana sığındım...”[5] [1] Zümer, 39/53. [2] Hûd, 11/42. [3] Tevbe, 9/129. [4] Âl-i İmrân, 3/54. [5] Buhârî, Vudû’, 75.
    0 Комментарии 0 Поделились
  • Osmanlı imparatorluğunda eğitim kızların küçük yaşta okutulması mühendislik mimarlık tıp kimya ve ilk okul seviyelerini gösteren fotoğraflar aşağıdadır ve hepsinin kıyafetleri çok temiz ve kaliteli.
    Osmanlı imparatorluğunda eğitim kızların küçük yaşta okutulması mühendislik mimarlık tıp kimya ve ilk okul seviyelerini gösteren fotoğraflar aşağıdadır ve hepsinin kıyafetleri çok temiz ve kaliteli.
    1
    0 Комментарии 0 Поделились
  • Kıbrıs haritasına baktığınızda fark etmiş olmanız muhtemel olan bir çıkıntı var. İşte onun hikayesi.
    kıbrıs barış harekatı hatırası olan çıkıntıdır.
    Aşağıda gördüğünüz kıbrıs haritasında, rum kesimine doğru girmiş bir çıkıntı var. fark ettiniz mi? daire içerisinde. daha yakından bakın. Rum kesimine harita üzerinde küfreder gibi haritalı bir mesaj

    Burada kktc'nin akıncılar ilçesini görüyorsunuz. burası kıbrıs rum kesimi topraklarına doğru 9-10 km boyunca girmiş bir bölge. ilginç bir hikayesi var buranın.
    1974 kıbrıs barış harekatı sırasında rum birliklerini ezen türk ordusunun önünde pek bir engel kalmamıştı. ama artık nato bizi tehdit ediyor, durmazsak türkiye'ye müdahale edeceklerinden bahsediliyordu. zaten biz de alacağımızı almış, türkleri rum mezaliminden kurtarmıştık ve bunun üzerine kıbrıs'taki türk ilerleyişinin durmasına karar verildi.
    kıbrıs'taki tüm birliklerimize yerlerinde kalmaları, daha fazla ilerlememeleri emredildi.
    lakin bu akıncılar bölgesindeki zırhlı birliklerimizin başındaki albayımız bu emre uymadı. ilerleyişini sürdürdü.

    bir uyarı, iki uyarı... en son uyarı gelip birliklerimiz durduğunda güney kıbrıs'a doğru 10 kilometre girmişti bile. ve burada durdu.

    aslında larnaka'ya kadar durmayı düşünmüyordu. ama onu durdurdular. zira durmadığı takdirde "hain ilan edileceği ve bizzat bizim uçaklarımız tarafından bombalanacağı" söylendiği için durmak zorunda kaldı...

    işte o günden bugüne elimizde yadigar rum tarafına doğru bu 10 kilometrelik çıkıntı kaldı... Albayımızın mizahi bir yönüde yok değil küfreder gibi sağlam mesaj içeren bir haritaya imza atılmasına sebep olmuş
    ☪︎ ЋץҐИ ☪︎
    Süleyman Efe KOCAZEYBEK .
    Kıbrıs haritasına baktığınızda fark etmiş olmanız muhtemel olan bir çıkıntı var. İşte onun hikayesi. kıbrıs barış harekatı hatırası olan çıkıntıdır. Aşağıda gördüğünüz kıbrıs haritasında, rum kesimine doğru girmiş bir çıkıntı var. fark ettiniz mi? daire içerisinde. daha yakından bakın. Rum kesimine harita üzerinde küfreder gibi haritalı bir mesaj 😊 Burada kktc'nin akıncılar ilçesini görüyorsunuz. burası kıbrıs rum kesimi topraklarına doğru 9-10 km boyunca girmiş bir bölge. ilginç bir hikayesi var buranın. 1974 kıbrıs barış harekatı sırasında rum birliklerini ezen türk ordusunun önünde pek bir engel kalmamıştı. ama artık nato bizi tehdit ediyor, durmazsak türkiye'ye müdahale edeceklerinden bahsediliyordu. zaten biz de alacağımızı almış, türkleri rum mezaliminden kurtarmıştık ve bunun üzerine kıbrıs'taki türk ilerleyişinin durmasına karar verildi. kıbrıs'taki tüm birliklerimize yerlerinde kalmaları, daha fazla ilerlememeleri emredildi. lakin bu akıncılar bölgesindeki zırhlı birliklerimizin başındaki albayımız bu emre uymadı. ilerleyişini sürdürdü. bir uyarı, iki uyarı... en son uyarı gelip birliklerimiz durduğunda güney kıbrıs'a doğru 10 kilometre girmişti bile. ve burada durdu. aslında larnaka'ya kadar durmayı düşünmüyordu. ama onu durdurdular. zira durmadığı takdirde "hain ilan edileceği ve bizzat bizim uçaklarımız tarafından bombalanacağı" söylendiği için durmak zorunda kaldı... işte o günden bugüne elimizde yadigar rum tarafına doğru bu 10 kilometrelik çıkıntı kaldı... Albayımızın mizahi bir yönüde yok değil küfreder gibi sağlam mesaj içeren bir haritaya imza atılmasına sebep olmuş 😊 ☪︎ ЋץҐИ ☪︎ Süleyman Efe KOCAZEYBEK 🇹🇷🇦🇿🇺🇿🇹🇲🇰🇬🇰🇿🇭🇺.
    0 Комментарии 0 Поделились
  • ■ ESKİ KONAKLARDA ÇOCUKLUK, 1890

    [Ahmet Semih Bey 19. yüzyıl sonlarında eski İstanbul konaklarındaki çocukluk dönemini anlatıyor]:

    "Çocukken yemekleri selamlıkta, babamızın sofrasında yedirirlerdi. Sofradan kalkar kalkmaz da: “Haydi çocuklar, hareme!” derlerdi. Büyüklerin arasında bulunmaklığımızın verdiği gururu müteakip duçar olduğumuz bu yüz bulma ile harem dairesine girer girmez gördüğümüz hüsn-ü istikbâl (güzel karşılama) bir çeyrek saat devam edemezdi. Bizi kendi odalarımıza götürür, yataklara sürerlerdi. “Uyku çocuklar için en sıhhî ve mukavvi (kuvvet verici) gıda gibidir!” mealinde de nasihatler verir, ninniler söylerlerdi. Yatırılmak pek hoşumuza gitmezdi ama çaresini bulamazdık.

    Ailemiz ve bize bakanlar asla adamsendecilerden değillerdi. Yakamıza yapışır başımızı boş bırakmazlardı. Her evde çocuğun nasibi böyle olduğu için bize akran misafir çocuklar bulamazdık gerçi fakat büyüklerden ayrılmak gururumuza dokunurdu.

    Bunlardan başka büyüklerin yanlarında bulunmanın yalnız gururu mu yaa! Faydası vardı! Birçok şey öğrenirdik. Öğrenirdik amma sıhhatimizi bu faydalara taksim ederler, vaktinde bizi uyuturlardı. Ve biz ortadan çekildikten sonra istedikleri gibi konuşurlardı. Çünkü çocukların yanında temkinli söyleşmek devrin âdetlerinden biriydi.

    Konakların kalabalığı şöyle bir tarife girebilir: Evvela ev halkı, eve misafir olarak gelip gitmesini bilmeyenler, hakiki dost ile ahbaplar, konu komşu ve ekseriya davetlere gelen davetliler ve bunların arasına kabul edilen gençler.. Bu kalabalıklar çok neşeli olurdu. Neşeli haberlerle güzel sözler ve bazen de sazlar -değil evin- mahallenin havasını tasfiye, gam ve kasâveti def ederdi..

    Böyle günlerde misafirlerin huzurunda yahut sokaktan eve girer girmez duyulmuş fena bir haber varsa onun birdenbire -hele ihtiyarlara- söylenmemesi bize edilen tembihlerin başında gelirdi. Böyle dikkatsizlikler lâ-yecuzdur (câiz değildir) denilirdi.

    Bu kayıtlara rağmen biz gençler ihtiyarların huzurunda asla sıkılmazdık, onları da sıkmazdık. Bu da bize aile topluluklarında dost-ahbap ortasında mütekabil (karşılıklı) hürriyet ve hürmetin gözle görülemeyecek kadar olan inceliklerini tefrik ve temyize temrin olurdu. Bittabi bu dersleri ve örnekleri görenler kabiliyetleri derecesine göre müstefit olurlardı (istifade ederlerdi)."
    ■ ESKİ KONAKLARDA ÇOCUKLUK, 1890 ❤️ [Ahmet Semih Bey 19. yüzyıl sonlarında eski İstanbul konaklarındaki çocukluk dönemini anlatıyor]: "Çocukken yemekleri selamlıkta, babamızın sofrasında yedirirlerdi. Sofradan kalkar kalkmaz da: “Haydi çocuklar, hareme!” derlerdi. Büyüklerin arasında bulunmaklığımızın verdiği gururu müteakip duçar olduğumuz bu yüz bulma ile harem dairesine girer girmez gördüğümüz hüsn-ü istikbâl (güzel karşılama) bir çeyrek saat devam edemezdi. Bizi kendi odalarımıza götürür, yataklara sürerlerdi. “Uyku çocuklar için en sıhhî ve mukavvi (kuvvet verici) gıda gibidir!” mealinde de nasihatler verir, ninniler söylerlerdi. Yatırılmak pek hoşumuza gitmezdi ama çaresini bulamazdık. Ailemiz ve bize bakanlar asla adamsendecilerden değillerdi. Yakamıza yapışır başımızı boş bırakmazlardı. Her evde çocuğun nasibi böyle olduğu için bize akran misafir çocuklar bulamazdık gerçi fakat büyüklerden ayrılmak gururumuza dokunurdu. Bunlardan başka büyüklerin yanlarında bulunmanın yalnız gururu mu yaa! Faydası vardı! Birçok şey öğrenirdik. Öğrenirdik amma sıhhatimizi bu faydalara taksim ederler, vaktinde bizi uyuturlardı. Ve biz ortadan çekildikten sonra istedikleri gibi konuşurlardı. Çünkü çocukların yanında temkinli söyleşmek devrin âdetlerinden biriydi. Konakların kalabalığı şöyle bir tarife girebilir: Evvela ev halkı, eve misafir olarak gelip gitmesini bilmeyenler, hakiki dost ile ahbaplar, konu komşu ve ekseriya davetlere gelen davetliler ve bunların arasına kabul edilen gençler.. Bu kalabalıklar çok neşeli olurdu. Neşeli haberlerle güzel sözler ve bazen de sazlar -değil evin- mahallenin havasını tasfiye, gam ve kasâveti def ederdi.. Böyle günlerde misafirlerin huzurunda yahut sokaktan eve girer girmez duyulmuş fena bir haber varsa onun birdenbire -hele ihtiyarlara- söylenmemesi bize edilen tembihlerin başında gelirdi. Böyle dikkatsizlikler lâ-yecuzdur (câiz değildir) denilirdi. Bu kayıtlara rağmen biz gençler ihtiyarların huzurunda asla sıkılmazdık, onları da sıkmazdık. Bu da bize aile topluluklarında dost-ahbap ortasında mütekabil (karşılıklı) hürriyet ve hürmetin gözle görülemeyecek kadar olan inceliklerini tefrik ve temyize temrin olurdu. Bittabi bu dersleri ve örnekleri görenler kabiliyetleri derecesine göre müstefit olurlardı (istifade ederlerdi)."
    0 Комментарии 0 Поделились
  • Umuda Koşan Derneği
    Togo’da toplumun büyük kısmı her geçen gün temel gıda ürünlerine ulaşmakta dahi zorluklar yaşıyor.

    Destekleriniz ile kardeşlik ayı Ramazan’da erzak ve iftar dağıtımlarımız ile bağlarımızı güçlendirdik ve ihtiyaç sahibi ailelere ulaşarak bereketli bir Ramazan geçirmelerine yardımcı olmak için çalıştık🩷

    #UmudaKosanlar #Ramazan2024 #Ramadan
    Umuda Koşan Derneği Togo’da toplumun büyük kısmı her geçen gün temel gıda ürünlerine ulaşmakta dahi zorluklar yaşıyor. Destekleriniz ile kardeşlik ayı Ramazan’da erzak ve iftar dağıtımlarımız ile bağlarımızı güçlendirdik ve ihtiyaç sahibi ailelere ulaşarak bereketli bir Ramazan geçirmelerine yardımcı olmak için çalıştık🩷 #UmudaKosanlar #Ramazan2024 #Ramadan
    0 Комментарии 0 Поделились
  • SelamNews İstanbul Türkiye

    Ramazan yardımlaşma ve paylaşma ayı, iyilik yaparak fakir fukara ulaşmaktır.

    Ramazan-ı Şerifleriniz Mübârek Olsun ⚘❣Ramadan Mubarak❤ Ramadan Kareem ♥️ Hayırlı Ramazanlar

    #Ramazan #Ramadan #رمضان
    #Islamic #Muslim #Muslims #İstanbul #Türkiye #Turkey #World ❤
    #HayırlıRamazanlar
    #ramazan #yardım #yardımlaşma #paylaşmak #aids #help #gıda #ankara #Allah #cc #peygamber #muhammed #mustafa #sav
    ☪️ SelamNews 🌍 İstanbul Türkiye 🌐 🇹🇷 Ramazan yardımlaşma ve paylaşma ayı, iyilik yaparak fakir fukara ulaşmaktır. 🤲 Ramazan-ı Şerifleriniz Mübârek Olsun 🕌🌙⚘❣Ramadan Mubarak❤ 💕 🌺 Ramadan Kareem ♥️ Hayırlı Ramazanlar #Ramazan #Ramadan #رمضان 🌍 #Islamic #Muslim #Muslims #İstanbul #Türkiye #Turkey #World ❤💙 #HayırlıRamazanlar #ramazan #yardım #yardımlaşma #paylaşmak #aids #help #gıda #ankara #Allah #cc #peygamber #muhammed #mustafa #sav
    0 Комментарии 0 Поделились
Расширенные страницы