• SelamNews İstanbul Türkiye

    Urfa Halil-ür Rahman Gölü Rızvaniye Câmi Mosque Türkiye

    #Cuma #juma #Mosque #Urfa #Şanlıurfa #Göbeklitepe #Türkiye #Turkey #world #Anadolu
    #Islamic #Muslim #Muslims #İstanbul #Salaam #Selam #SelamNews #RızvaniyeCami
    #HayırlıCumalar
    ☪️ SelamNews 🌍 İstanbul Türkiye 🌐 🇹🇷 Urfa Halil-ür Rahman Gölü Rızvaniye Câmi 🤲 Mosque 🕌 🇹🇷 Türkiye #Cuma #juma #Mosque🌙 #Urfa #Şanlıurfa #Göbeklitepe #Türkiye #Turkey #world #Anadolu #Islamic #Muslim #Muslims #İstanbul #Salaam #Selam #SelamNews #RızvaniyeCami #HayırlıCumalar
    1
    0 Comments 0 Shares
  • Urfa’nın kurtuluşunun 102.Yılı kutlu olsun..

    Türk Yıldızları Urfa semalarında
    11 Nisan 1920 Urfa Kurtuluşu Bayramı
    #11nisan #türkyıldızları
    #Urfa #Şanlıurfa #Göbeklitepe #Türkiye #Turkey #world #Anadolu #Anatolia #Mesopotamia
    Urfa’nın kurtuluşunun 102.Yılı kutlu olsun.. Türk Yıldızları Urfa semalarında 11 Nisan 1920 Urfa Kurtuluşu Bayramı #11nisan #türkyıldızları #Urfa #Şanlıurfa #Göbeklitepe #Türkiye #Turkey #world #Anadolu #Anatolia #Mesopotamia
    1
    0 Comments 0 Shares
  • URFA TÜRKİYE

    Begdilli Baydilli Badıllı Badilli Karageçili Şenlikleri / Yerel Takı Ve Kıyafetleriyle Türkmen Kızları.
    URFA TÜRKİYE Begdilli Baydilli Badıllı Badilli Karageçili Şenlikleri / Yerel Takı Ve Kıyafetleriyle Türkmen Kızları.
    1
    0 Comments 0 Shares
  • Halfeti Urfa Türkiye

    Kara Gül Efsanesi (Aşk) ♥️
    Dünyada Sadece Urfa Halfeti'de yetişen karagül ile ilgili efsane.

    Efsaneye göre; "Halfeti'de sular altında kalan Ulu Camisi'nin Ermeni ustası Adır'ın 'Gülkız' anlamına gelen 'Vartuhi' adında güzel bir kızı varmış. Vartuhi evlerinin avlusunda Halfeti'nin en güzel kırmızı güllerini yetiştiriyormuş. Annesi doğarken ölen Vartuhi, Adır ustanın dünyadaki tek varlığıymış.

    Nehrin karşı kıyısında güvercin ve keklik yetiştiren Fırat adında kimsesiz bir delikanlı varmış. Bir gün kaçan güvercinin peşinden Vartuhi'nin güllerinin bulunduğu Adır ustanın avlusuna gelen Fırat, burada genç kızı görmüş ve iki genç birbirine aşık olmuş. Vartuhi'nin babası 'her şeyi' olarak gördüğü kızının evlenmesine karşı çıkınca kavuşamayan iki genç, Fırat'ın sularına atlayarak intihar etmiş. Derler ki; iki gencin ölümünde sonra Halfeti’deki tüm kırmızı güller siyaha dönüşmüş.Artık bu güller Halfeti’den başka yerde yetişmezmiş.

    #Halfeti #SiyahGül #gül #Roza #MonaRoza #Aşk #love #Urfa #Şanlıurfa #Anadolu #Edessa #Ruha #Göbeklitepe #Anatolia #Mesopotamia #Türkiye #Turkey #world
    Halfeti Urfa Türkiye Kara Gül Efsanesi (Aşk) 💕 🌹♥️💙 🌹 Dünyada Sadece Urfa Halfeti'de yetişen karagül ile ilgili efsane. 🌹 💕 💕 💕 Efsaneye göre; "Halfeti'de sular altında kalan Ulu Camisi'nin Ermeni ustası Adır'ın 'Gülkız' anlamına gelen 'Vartuhi' adında güzel bir kızı varmış. Vartuhi evlerinin avlusunda Halfeti'nin en güzel kırmızı güllerini yetiştiriyormuş. Annesi doğarken ölen Vartuhi, Adır ustanın dünyadaki tek varlığıymış. 🌹 💕 💕 💕 Nehrin karşı kıyısında güvercin ve keklik yetiştiren Fırat adında kimsesiz bir delikanlı varmış. Bir gün kaçan güvercinin peşinden Vartuhi'nin güllerinin bulunduğu Adır ustanın avlusuna gelen Fırat, burada genç kızı görmüş ve iki genç birbirine aşık olmuş. Vartuhi'nin babası 'her şeyi' olarak gördüğü kızının evlenmesine karşı çıkınca kavuşamayan iki genç, Fırat'ın sularına atlayarak intihar etmiş. Derler ki; iki gencin ölümünde sonra Halfeti’deki tüm kırmızı güller siyaha dönüşmüş.Artık bu güller Halfeti’den başka yerde yetişmezmiş. 🌹 💕 💕 💕 #Halfeti #SiyahGül #gül #Roza #MonaRoza #Aşk #love #Urfa #Şanlıurfa #Anadolu #Edessa #Ruha #Göbeklitepe #Anatolia #Mesopotamia #Türkiye #Turkey #world
    1
    0 Comments 0 Shares
  • Müslümanlıkla yoğrulan yurdu, Müslümansız bırakma, Allah'ım!
    Amin
    Türkiye Urfa Peygamberler şehri
    Hz.İbrahim makâmı Halil-ü Rahman gölü #Urfa #Şanlıurfa
    #Islamic #Muslim #Muslims #Turkey #World #Salaam #Selam #SelamNews
    Müslümanlıkla yoğrulan yurdu, Müslümansız bırakma, Allah'ım! Amin 🤲🤲🤲 Türkiye Urfa Peygamberler şehri 🌙 Hz.İbrahim makâmı Halil-ü Rahman gölü #Urfa #Şanlıurfa #Islamic #Muslim #Muslims #Turkey #World #Salaam #Selam #SelamNews
    1
    0 Comments 0 Shares
  • Happy Mother's Day! ‍‍
    Anneler Gününüz Kutlu Olsun عيد أم سعيد - С днем матери
    #annelergünü #mothersday #annelergünükutluolsun #happymothersday
    #Urfa #Şanlıurfa #Turkey #Türkiye
    Happy Mother's Day! 👩‍👧‍👦 ❤️🌹 Anneler Gününüz Kutlu Olsun عيد أم سعيد - С днем матери #annelergünü #mothersday #annelergünükutluolsun #happymothersday #Urfa #Şanlıurfa #Turkey #Türkiye
    1
    0 Comments 0 Shares
  • URFA TÜRKİYE
    HARRAN KALE VE ŞEHİR SURLARI

    Urfa, MS.2.yy. ile 5.yy arasında Yahudi, Hıristiyan, Müslüman ve Sabii âlimlerin ders verdiği Urfa Akademisi ve MS.6.yy. ile 13.yy.arasında önemli bir ilim ve bilim merkezi olan Harran Okulu ile dünyaya nam salmıştır. Batı medeniyetinin oluşumunda Latince ve Süryanice'den Arapça'ya yaptığı çevirilerle önemli katkı sağlayan Harran, Süryani dili, yazısı ve edebiyatının doğduğu şehirdir. Sahip olduğu bu zengin kültür mirasından dolayı "Kültür Şehri Urfa" olarak da anılır.
    Kentin kuruluşuyla ilgili ilk rivayet Tufan'dan sonra ilk kurulan kentlerden olduğudur. İkinci rivayet ise Nuh Peygamber'in torunlarından Kaynan veya İbrahim Peygamber'in kardeşi
    Ârân tarafından kurulduğu yönündedir . Harran, Tevrat'ta İbrahim
    Peygamber ile ilgili olarak adı sık sık geçmektedir. Aynı zamanda Hz.
    İbrahim'in aşiretiyle birlikte Ur'dan Harran'a geldiği ve oturduğu belirtilmektedir. Bu nedenle Harran, "İbrahim' in şehri" olarak kabul
    edilmektedir. İbrahim Peygamber Filistin'e gitmeden önce bu şehirde
    veya yine Harran sınırları içinde yer alan Tarah'ta oturmuştur.
    Harran'da Hz. İbrahim'in adını taşıyan bir mescit, onun oturduğunda yaslandığı bir taşın varlığından bahsedilir. Günümüze Harran surları büyük ölçüde yıkılmış olarak gelmiş, yalnızca Halep Kapısı ayakta kalabilmiştir. İbn-i Cübeyr Harran’ın büyük bir şehir olduğunu belirttikten sonra çevresinin yontma taşlardan son derece sağlam bir surla çevrili olduğunu yazmıştır. İbn-i Şeddad ise surlarla ilgili daha ayrıntılı bilgi vermektedir:
    ”Çok müstahkem bir suru vardı. Surların sekiz kapısı bulunuyordu. Bunlar saatin yelkovanı yönünde güneyden başlayarak Rakka Kapısı, Büyük Kapı (Halep Kapısı), Niyar Kapısı, Yesit Kapısı, Fedan Kapısı, Küçük Kapı, Gizli Kapı ve Su Kapısı’dır. Rivayete göre Su Kapısı üzerinde bakırdan yapılmış iki yılan tılsımı vardı. Bunlar şehre yılanların zarar vermemesi için yapılmıştı.”
    Şanlıurfa Harran ilçesindeki elips şeklindeki Eski Harran şehrini kuşatan surların yapım tarihi kesinlik kazanamamıştır.
    Bunun yanı sıra İbn-i Şeddad şehrin dış mahallesinin de şehir suruna bitişik ayrı bir surla çevrili olduğunu belirtmiştir. R.A.Chesney ilk defa Halep kapısı’nın gravürünü 1850 yılında çizerek yayınlamıştır. Bu kapı yakın tarihlerde Kültür Bakanlığı tarafından restore edilmiştir. Bu kapı üzerindeki bir kitabede Selahattin Eyyubi’nin kardeşi El Melik El Adil tarafından 1192’de yapıldığı yazılıdır.
    Harran’ın güneydoğusundaki kalenin bulunduğu yerde kaynaklar Sabi-i Mabedi’nin olduğundan söz etmektedir. İslam kaynaklarından El Mukaddes-i X. yüzyılda bu kalenin Emevi hükümdarı II. Mervan’ın yaptırmış olduğu sarayın da burada olduğu ileri sürülmüştür. İbn-i Cübeyr Harran Kalesinden de ayrıca söz etmiştir:
    ”Şehrin doğusunda, boş bir arsa ile ayrılmış müstahkem bir kalesi vardır. Bu kalenin etrafına döşenmiş taşlarla yapılmış derin ve geniş bir hendek bulunur. Bu hendek şehir suru ve kaleyi birbirinden ayırır. Hendeğin suru da çok sağlamdır.” Kalesi gibi taştan yapıldığından söz etmiştir.
    XVII. yüzyılın ortasında Harran’a gelen Evliya Çelebi de bu kaleye değinmiştir: ”Urfa’dan güney tarafında dokuz saat giderek Harran Kalesine geldik. Burayı da Nemrud yapmıştır. Çöl içinde gayet sağlam bir kaledir. Beşgen şeklinde olup, sanki usta elinden yeni çıkmış gibidir.”
    Harran Kalesi ile ilgili incelemeyi Llyod ve Brice detaylı olarak yapmıştır. Kalenin rölöve ve kesitlerini çıkarmış, kalenin 90.00x130.00 m. ölçüsünde üç katlı olduğunu, içerisinde tonozlu 150 oda bulunduğunu belirtmişlerdir.
    Harran Kalesi’nde Dr.Nurettin Yardımcı’nın yapmış olduğu kazılar sırasında yapı kalıntılarının dışında madeni kaplar, kazanlar bulunmuş olup, bunların büyük bir kısmı Urfa Arkeoloji Müzesi’nde bulunmaktadır. Kazılarda ortaya çıkarılan çok sayıda oda ve koridorlar üzerindeki çalışmalar devam etmektedir.
    HARRAN ULU CAMİ
    Harran höyüğünün kuzey doğu eteğinde yer alan Ulu Cami, Anadolu'nun ilk anıtsal camii, ilk revaklı avlulu ve şadırvanlı camii, en zengin taş süslemeli camii olma gibi daha birçok önemli özelliklere sahiptir. Çeşitli kaynaklarda "Cami el-Firdevs (Cennet Camii) veya "Cuma Camii" adlarıyla geçen Harran Ulu Camii ile ilgili en eski bilgileri, İbni Cübeyr bizlere şu cümlelerle aktarmaktadır. "Cami ağaç direklerle ve kemerlerle tavanlanmıştır. Direklerin uzunluğu 15 adım tutar ve mermer döşemenin üstünde boydan boya uzanır. Bu camiden daha geniş kemerli olan cami görmedim. Camiye giriş sahnının duvarlarının her tarafından kapılar açılmıştır. Bunlardan dokuzu ana kapının sağında, dokuzu solundadır. Ondokuzuncu kapı olan ana kapı ortada olup büyük kemerlidir. Bu kapı sanki şehir kapıları gibi heybetli ve güzeldir. Bu caminin kapılarının hepsi ağaçtan olup son derece süslü ve ustaca yapılmış kilitleri vardır. Bu caminin yapısında ve ona bitişen çarşıların planlanmasında şehirde nadir görülen bir güzellik ve intizam gördük". Harran Ulu Camiinin örtü sisteminin nasıl olduğu sorusuna İbni Şeddad: "Cami, 15 adım uzunluğunda ağaç direklerle ve kemerlerle tavanlanmıştır" cümlesiyle açıklık getirmektedir. Dr. Nurettin Yardımcı'nın kazılarında, kubbe ya da tonoz örtüsünde kullanılan taş-tuğla malzemeye rastlanılmayışına karşılık, yanmış vaziyette süslemeli ağaç elemanlara rastlanılmış olması İbni Şeddad'ı doğrulamaktadır.
    İbni Şeddad, caminin esasının Sabiilerin büyük Ay Mabedi (Sin Tapınağı) olduğunu, Hz. Ömer zamanında İslâm orduları komutanlarından İyaz b. Ganem 640 yılında şehri alınca bu mabedi camiye çevirdiğini, Sabiilere kendi mabedlerini yapmaları için başka bir yer verdiğini söylemektedir. Rice tarafından caminin üç avlu kapısının girişinde bulunan ve Babil Kralı Nabonid dönemine tarihlenen (M.Ö. V. yüzyıl) biri Ay Tanrısı Sin, diğeri Güneş Tanrısı Şamaş'ı temsil eden (üçüncünün mahiyeti bilinmiyor) üç stele dayanarak İbni Şeddad'ın bu görüşüne itibar etmek mümkündür. İbni Şeddad ayrıca, caminin Nureddin Mahmud b. Zengi tarafından XII. asrın ortalarında restore edilip genişletildiğini ve süslendiğini bildirmektedir. Bu tamirle ilgili olarak, caminin doğu cephesinde yer alan kitabe, İbni Şeddad'ı doğrular mahiyettedir.
    HARRAN ÜNİVERSİTESİ
    İlk Çağ'dan beri varlığı bilinen ve miladi 718-913 tarihleri arasında (İslâmi dönem) bilim ve sanatta doruk noktaya ulaşan Harran Okulu'nun (Üniversite) İslâm öncesi ve İslâmi dönemdeki yeri, bugünkü kalıntılar arasında tespit edilememiştir.
    Tarihi Harran Üniversitesi'nin kuruluşu hakkında elimizde yeterli kaynak bulunmamaktadır. Assur ve Babil dönemlerinden (M.Ö. II. bin) İslâmi döneme kadar (M.S. VII. yy) devam eden ve gezegenleri temsil eden gelişmiş bir Tanrılar Kültü'nün Harran'da yaşamış olması, M.Ö. II. binde buradan astronomi biliminin ileri bir düzeyde olduğunu göstermekte ve bu bilimin ancak bir okulda sistematik bir şekilde öğretilmiş olabileceğini akla getirmektedir. Bu görüşe dayanarak, Harran Okulu'nun temellerinin Assur ve Babil dönemlerinde atıldığını söylemek mümkündür.
    M.S. II. ve III. yüzyıllarda Antik dünyanın eğitim merkezi sayılan İskenderiye ve Atina okullarından ikincisinin 529 yılında Iustinianus tarafından kapatılması üzerine, bu okulun hocalarının Roma-İran arasında yer alan Elcezire bölgesindeki okullara dağıldıkları ve bu hocalardan Simplicius'un Harran'da kalarak Harran Okulu'na çeki düzen verdiği bilinmektedir. Ancak Harran Okulu'nun bu tarihten önceki durumu ve alimleri hakkındaki bilgiler henüz karanlıktadır. Ömer b. Abdülaziz'in 634-644 yılları arasındaki halifeliği döneminde, Antakya ve Harran okulları ilmi araştırmaların merkezi yapılmıştır. M.S. 718 yılında İskenderiye Okulu da kapatılınca, buradaki hocalar Antakya ve Harran okullarına gitmişlerdir. Emeviler devrinde (660-750) Elcezire bölgesindeki okullar ve bilhassa Harran Okulu, büyük bir gelişme göstermiş ve VII. yüzyılın ortaları ile VIII. yüzyılın ilk yarısında Harran'da çeviri çalışmaları hızlanmıştır. Bu dönemde Harran Okulu'nda Paganist, Sabii, Hıristiyan ve Müslüman alimler rahat bir ortamda serbestçe çalışıyorlar ve ilkçağ Yunan aydınlarının çoğu Anadolu'da bulunan eski yazmalarını ve Süryani yazmalarını Arapça'ya çeviriyorlardı. Bu çeviriler arasında ilkçağ bilgin ve bilgelerinden Öklid, Thales, Pisagor ve Arşimed'in eserleri de yer alıyordu.
    Bilindiği kadarıyla düşünce ve bilim tarihinde önemli bir dönemi ve evreyi teşkil eden İskenderiye'den Harran'a uzanan öğretim merkezleri zinciri içerisinde öncelik İskenderiye'ye aitti. Öğretim merkezi olma durumu İskenderiye'den Antakya'ya, oradan Harran'a, Harran'dan Bağdat'a geçmiştir. Harran Okulu'nda yetişmiş alimlerle ilgili bilgiler, VIII. yüzyıldan itibaren bize ulaşmakta, daha öncekiler hakkında yeterli kaynak bulunmamaktadır.
    Dünyanın ilk İslam Üniversitesi’nde yetişen bilim adamlarının bazıları şunlardır:
    -El- Battani 858-929 -İbn-i Teymiye 1263-1328 -Sabit Bin Kurra 821-901 -Harranlı El Muaddil -Cabir Bin Hayyan -Ebu İshak -Sinan Bin Sabit -Ümmül Hayr ve daha yüzlerce bilim adamı bu üniversitede yetişmişlerdir.
    URFA TÜRKİYE HARRAN KALE VE ŞEHİR SURLARI Urfa, MS.2.yy. ile 5.yy arasında Yahudi, Hıristiyan, Müslüman ve Sabii âlimlerin ders verdiği Urfa Akademisi ve MS.6.yy. ile 13.yy.arasında önemli bir ilim ve bilim merkezi olan Harran Okulu ile dünyaya nam salmıştır. Batı medeniyetinin oluşumunda Latince ve Süryanice'den Arapça'ya yaptığı çevirilerle önemli katkı sağlayan Harran, Süryani dili, yazısı ve edebiyatının doğduğu şehirdir. Sahip olduğu bu zengin kültür mirasından dolayı "Kültür Şehri Urfa" olarak da anılır. Kentin kuruluşuyla ilgili ilk rivayet Tufan'dan sonra ilk kurulan kentlerden olduğudur. İkinci rivayet ise Nuh Peygamber'in torunlarından Kaynan veya İbrahim Peygamber'in kardeşi Ârân tarafından kurulduğu yönündedir . Harran, Tevrat'ta İbrahim Peygamber ile ilgili olarak adı sık sık geçmektedir. Aynı zamanda Hz. İbrahim'in aşiretiyle birlikte Ur'dan Harran'a geldiği ve oturduğu belirtilmektedir. Bu nedenle Harran, "İbrahim' in şehri" olarak kabul edilmektedir. İbrahim Peygamber Filistin'e gitmeden önce bu şehirde veya yine Harran sınırları içinde yer alan Tarah'ta oturmuştur. Harran'da Hz. İbrahim'in adını taşıyan bir mescit, onun oturduğunda yaslandığı bir taşın varlığından bahsedilir. Günümüze Harran surları büyük ölçüde yıkılmış olarak gelmiş, yalnızca Halep Kapısı ayakta kalabilmiştir. İbn-i Cübeyr Harran’ın büyük bir şehir olduğunu belirttikten sonra çevresinin yontma taşlardan son derece sağlam bir surla çevrili olduğunu yazmıştır. İbn-i Şeddad ise surlarla ilgili daha ayrıntılı bilgi vermektedir: ”Çok müstahkem bir suru vardı. Surların sekiz kapısı bulunuyordu. Bunlar saatin yelkovanı yönünde güneyden başlayarak Rakka Kapısı, Büyük Kapı (Halep Kapısı), Niyar Kapısı, Yesit Kapısı, Fedan Kapısı, Küçük Kapı, Gizli Kapı ve Su Kapısı’dır. Rivayete göre Su Kapısı üzerinde bakırdan yapılmış iki yılan tılsımı vardı. Bunlar şehre yılanların zarar vermemesi için yapılmıştı.” Şanlıurfa Harran ilçesindeki elips şeklindeki Eski Harran şehrini kuşatan surların yapım tarihi kesinlik kazanamamıştır. Bunun yanı sıra İbn-i Şeddad şehrin dış mahallesinin de şehir suruna bitişik ayrı bir surla çevrili olduğunu belirtmiştir. R.A.Chesney ilk defa Halep kapısı’nın gravürünü 1850 yılında çizerek yayınlamıştır. Bu kapı yakın tarihlerde Kültür Bakanlığı tarafından restore edilmiştir. Bu kapı üzerindeki bir kitabede Selahattin Eyyubi’nin kardeşi El Melik El Adil tarafından 1192’de yapıldığı yazılıdır. Harran’ın güneydoğusundaki kalenin bulunduğu yerde kaynaklar Sabi-i Mabedi’nin olduğundan söz etmektedir. İslam kaynaklarından El Mukaddes-i X. yüzyılda bu kalenin Emevi hükümdarı II. Mervan’ın yaptırmış olduğu sarayın da burada olduğu ileri sürülmüştür. İbn-i Cübeyr Harran Kalesinden de ayrıca söz etmiştir: ”Şehrin doğusunda, boş bir arsa ile ayrılmış müstahkem bir kalesi vardır. Bu kalenin etrafına döşenmiş taşlarla yapılmış derin ve geniş bir hendek bulunur. Bu hendek şehir suru ve kaleyi birbirinden ayırır. Hendeğin suru da çok sağlamdır.” Kalesi gibi taştan yapıldığından söz etmiştir. XVII. yüzyılın ortasında Harran’a gelen Evliya Çelebi de bu kaleye değinmiştir: ”Urfa’dan güney tarafında dokuz saat giderek Harran Kalesine geldik. Burayı da Nemrud yapmıştır. Çöl içinde gayet sağlam bir kaledir. Beşgen şeklinde olup, sanki usta elinden yeni çıkmış gibidir.” Harran Kalesi ile ilgili incelemeyi Llyod ve Brice detaylı olarak yapmıştır. Kalenin rölöve ve kesitlerini çıkarmış, kalenin 90.00x130.00 m. ölçüsünde üç katlı olduğunu, içerisinde tonozlu 150 oda bulunduğunu belirtmişlerdir. Harran Kalesi’nde Dr.Nurettin Yardımcı’nın yapmış olduğu kazılar sırasında yapı kalıntılarının dışında madeni kaplar, kazanlar bulunmuş olup, bunların büyük bir kısmı Urfa Arkeoloji Müzesi’nde bulunmaktadır. Kazılarda ortaya çıkarılan çok sayıda oda ve koridorlar üzerindeki çalışmalar devam etmektedir. HARRAN ULU CAMİ Harran höyüğünün kuzey doğu eteğinde yer alan Ulu Cami, Anadolu'nun ilk anıtsal camii, ilk revaklı avlulu ve şadırvanlı camii, en zengin taş süslemeli camii olma gibi daha birçok önemli özelliklere sahiptir. Çeşitli kaynaklarda "Cami el-Firdevs (Cennet Camii) veya "Cuma Camii" adlarıyla geçen Harran Ulu Camii ile ilgili en eski bilgileri, İbni Cübeyr bizlere şu cümlelerle aktarmaktadır. "Cami ağaç direklerle ve kemerlerle tavanlanmıştır. Direklerin uzunluğu 15 adım tutar ve mermer döşemenin üstünde boydan boya uzanır. Bu camiden daha geniş kemerli olan cami görmedim. Camiye giriş sahnının duvarlarının her tarafından kapılar açılmıştır. Bunlardan dokuzu ana kapının sağında, dokuzu solundadır. Ondokuzuncu kapı olan ana kapı ortada olup büyük kemerlidir. Bu kapı sanki şehir kapıları gibi heybetli ve güzeldir. Bu caminin kapılarının hepsi ağaçtan olup son derece süslü ve ustaca yapılmış kilitleri vardır. Bu caminin yapısında ve ona bitişen çarşıların planlanmasında şehirde nadir görülen bir güzellik ve intizam gördük". Harran Ulu Camiinin örtü sisteminin nasıl olduğu sorusuna İbni Şeddad: "Cami, 15 adım uzunluğunda ağaç direklerle ve kemerlerle tavanlanmıştır" cümlesiyle açıklık getirmektedir. Dr. Nurettin Yardımcı'nın kazılarında, kubbe ya da tonoz örtüsünde kullanılan taş-tuğla malzemeye rastlanılmayışına karşılık, yanmış vaziyette süslemeli ağaç elemanlara rastlanılmış olması İbni Şeddad'ı doğrulamaktadır. İbni Şeddad, caminin esasının Sabiilerin büyük Ay Mabedi (Sin Tapınağı) olduğunu, Hz. Ömer zamanında İslâm orduları komutanlarından İyaz b. Ganem 640 yılında şehri alınca bu mabedi camiye çevirdiğini, Sabiilere kendi mabedlerini yapmaları için başka bir yer verdiğini söylemektedir. Rice tarafından caminin üç avlu kapısının girişinde bulunan ve Babil Kralı Nabonid dönemine tarihlenen (M.Ö. V. yüzyıl) biri Ay Tanrısı Sin, diğeri Güneş Tanrısı Şamaş'ı temsil eden (üçüncünün mahiyeti bilinmiyor) üç stele dayanarak İbni Şeddad'ın bu görüşüne itibar etmek mümkündür. İbni Şeddad ayrıca, caminin Nureddin Mahmud b. Zengi tarafından XII. asrın ortalarında restore edilip genişletildiğini ve süslendiğini bildirmektedir. Bu tamirle ilgili olarak, caminin doğu cephesinde yer alan kitabe, İbni Şeddad'ı doğrular mahiyettedir. HARRAN ÜNİVERSİTESİ İlk Çağ'dan beri varlığı bilinen ve miladi 718-913 tarihleri arasında (İslâmi dönem) bilim ve sanatta doruk noktaya ulaşan Harran Okulu'nun (Üniversite) İslâm öncesi ve İslâmi dönemdeki yeri, bugünkü kalıntılar arasında tespit edilememiştir. Tarihi Harran Üniversitesi'nin kuruluşu hakkında elimizde yeterli kaynak bulunmamaktadır. Assur ve Babil dönemlerinden (M.Ö. II. bin) İslâmi döneme kadar (M.S. VII. yy) devam eden ve gezegenleri temsil eden gelişmiş bir Tanrılar Kültü'nün Harran'da yaşamış olması, M.Ö. II. binde buradan astronomi biliminin ileri bir düzeyde olduğunu göstermekte ve bu bilimin ancak bir okulda sistematik bir şekilde öğretilmiş olabileceğini akla getirmektedir. Bu görüşe dayanarak, Harran Okulu'nun temellerinin Assur ve Babil dönemlerinde atıldığını söylemek mümkündür. M.S. II. ve III. yüzyıllarda Antik dünyanın eğitim merkezi sayılan İskenderiye ve Atina okullarından ikincisinin 529 yılında Iustinianus tarafından kapatılması üzerine, bu okulun hocalarının Roma-İran arasında yer alan Elcezire bölgesindeki okullara dağıldıkları ve bu hocalardan Simplicius'un Harran'da kalarak Harran Okulu'na çeki düzen verdiği bilinmektedir. Ancak Harran Okulu'nun bu tarihten önceki durumu ve alimleri hakkındaki bilgiler henüz karanlıktadır. Ömer b. Abdülaziz'in 634-644 yılları arasındaki halifeliği döneminde, Antakya ve Harran okulları ilmi araştırmaların merkezi yapılmıştır. M.S. 718 yılında İskenderiye Okulu da kapatılınca, buradaki hocalar Antakya ve Harran okullarına gitmişlerdir. Emeviler devrinde (660-750) Elcezire bölgesindeki okullar ve bilhassa Harran Okulu, büyük bir gelişme göstermiş ve VII. yüzyılın ortaları ile VIII. yüzyılın ilk yarısında Harran'da çeviri çalışmaları hızlanmıştır. Bu dönemde Harran Okulu'nda Paganist, Sabii, Hıristiyan ve Müslüman alimler rahat bir ortamda serbestçe çalışıyorlar ve ilkçağ Yunan aydınlarının çoğu Anadolu'da bulunan eski yazmalarını ve Süryani yazmalarını Arapça'ya çeviriyorlardı. Bu çeviriler arasında ilkçağ bilgin ve bilgelerinden Öklid, Thales, Pisagor ve Arşimed'in eserleri de yer alıyordu. Bilindiği kadarıyla düşünce ve bilim tarihinde önemli bir dönemi ve evreyi teşkil eden İskenderiye'den Harran'a uzanan öğretim merkezleri zinciri içerisinde öncelik İskenderiye'ye aitti. Öğretim merkezi olma durumu İskenderiye'den Antakya'ya, oradan Harran'a, Harran'dan Bağdat'a geçmiştir. Harran Okulu'nda yetişmiş alimlerle ilgili bilgiler, VIII. yüzyıldan itibaren bize ulaşmakta, daha öncekiler hakkında yeterli kaynak bulunmamaktadır. Dünyanın ilk İslam Üniversitesi’nde yetişen bilim adamlarının bazıları şunlardır: -El- Battani 858-929 -İbn-i Teymiye 1263-1328 -Sabit Bin Kurra 821-901 -Harranlı El Muaddil -Cabir Bin Hayyan -Ebu İshak -Sinan Bin Sabit -Ümmül Hayr ve daha yüzlerce bilim adamı bu üniversitede yetişmişlerdir.
    1
    0 Comments 0 Shares
  • Çiğköfte Urfa Türkiye

    Efsaneye göre geçmişi Hz. İbrahim dönemine kadar uzanan çiğ köfte günümüzde popülerliğini hala sürdüren bir Urfa yemeğidir. Bereketli Harran ovasında yetiştirilen bulgur, Urfa isotu (pul biber), çiğ kırmızı et ve salça karışımı ile yoğrularak yapılan bir yemektir. Et yerine yumurtalı olarakta yapılan bu eşsiz lezzet ; ayran, turşu ve mevsimine göre marul, turp, nane, kuzu kulağı vb. çeşitli sebze ve salatalarla servis edilir.

    According to legend, Çiğköfte (raw meat balls mixed wit much isot), which have a history dating back to the time of the Prophet Abraham, is still a popular Urfa dish. Çiğköfte is made by kneading Bulgur (cracked wheat), Urfa isot (chili pepper), raw red meat and tomato sauce. This unique flavor which also can be made with eggs instead of meat is served with ayran, pickles, lettuce, radish, mint, lamb ears and various vegetables and salads according to the season.

    #şanlıurfa #visitworld #goturkey #Urfa #Çiğköfte #Edessa #Ruha #World #Anadolu #Anatolia #Mesopotamia #Mezopotamya #Şanlıurfa #Göbeklitepe #Türkiye #Turkey #world
    Çiğköfte Urfa Türkiye Efsaneye göre geçmişi Hz. İbrahim dönemine kadar uzanan çiğ köfte günümüzde popülerliğini hala sürdüren bir Urfa yemeğidir. Bereketli Harran ovasında yetiştirilen bulgur, Urfa isotu (pul biber), çiğ kırmızı et ve salça karışımı ile yoğrularak yapılan bir yemektir. Et yerine yumurtalı olarakta yapılan bu eşsiz lezzet ; ayran, turşu ve mevsimine göre marul, turp, nane, kuzu kulağı vb. çeşitli sebze ve salatalarla servis edilir. According to legend, Çiğköfte (raw meat balls mixed wit much isot), which have a history dating back to the time of the Prophet Abraham, is still a popular Urfa dish. Çiğköfte is made by kneading Bulgur (cracked wheat), Urfa isot (chili pepper), raw red meat and tomato sauce. This unique flavor which also can be made with eggs instead of meat is served with ayran, pickles, lettuce, radish, mint, lamb ears and various vegetables and salads according to the season. #şanlıurfa #visitworld #goturkey #Urfa #Çiğköfte #Edessa #Ruha #World #Anadolu #Anatolia #Mesopotamia #Mezopotamya #Şanlıurfa #Göbeklitepe #Türkiye #Turkey #world
    1
    0 Comments 0 Shares
  • GÖBEKLİTEPE URFA TÜRKİYE
    Bazı tarih öncesi kültürler gök cisimlerine taparken, diğerleri hayvanları putlaştırdı. Eski İnsanların nasıl olduğu tam bilinmese de nerede ve ne zaman ibadet ettiği nihayet cevaplanmıştır.
    Her şey, medeniyet anlayışımızı değiştiren 12.000 yıllık tapınak Göbekli Tepe'de başladı. Türkiye'yi ve Şanlıurfa’yı keşfedin.
    Misafirimiz olun!

    GÖBEKLİTEPE URFA TURKEY
    Some prehistoric cultures worshipped celestial objects while others idolized animals. The reason why man started to worship at all is still a mystery, but the where and the when have finally been answered. It all began in Göbekli Tepe, the 12,000 year-old temple that altered our understanding of civilization. Discover Turkey and Sanliurfa.
    Be our guest!

    #Göbeklitepe #Gobeklitepe #SANLIURFA #UNESCO #2019TheYearOfGobeklitepe #BC10000 #MÖ10000 #Since12000years #OldestTempleInTheWorld #BeforeTheStonehenge #BeforeThePyramidsOfEgypt #HaraldHAUPTMANN #KlausSCHMIDT #goturkey #visiturfa #urfa
    #şanlıurfailkültürveturizm #necmikarul #urfamuzesi #karahantepe #neolitik
    GÖBEKLİTEPE URFA TÜRKİYE Bazı tarih öncesi kültürler gök cisimlerine taparken, diğerleri hayvanları putlaştırdı. Eski İnsanların nasıl olduğu tam bilinmese de nerede ve ne zaman ibadet ettiği nihayet cevaplanmıştır. Her şey, medeniyet anlayışımızı değiştiren 12.000 yıllık tapınak Göbekli Tepe'de başladı. Türkiye'yi ve Şanlıurfa’yı keşfedin. Misafirimiz olun! GÖBEKLİTEPE URFA TURKEY Some prehistoric cultures worshipped celestial objects while others idolized animals. The reason why man started to worship at all is still a mystery, but the where and the when have finally been answered. It all began in Göbekli Tepe, the 12,000 year-old temple that altered our understanding of civilization. Discover Turkey and Sanliurfa. Be our guest! #Göbeklitepe #Gobeklitepe #SANLIURFA #UNESCO #2019TheYearOfGobeklitepe #BC10000 #MÖ10000 #Since12000years #OldestTempleInTheWorld #BeforeTheStonehenge #BeforeThePyramidsOfEgypt #HaraldHAUPTMANN #KlausSCHMIDT #goturkey #visiturfa #urfa #şanlıurfailkültürveturizm #necmikarul #urfamuzesi #karahantepe #neolitik
    1
    0 Comments 0 Shares
  • Urfa Türkiye
    Dakk veya dekk, Şanlıurfa'nın Arapça veya Kürtçe dillerinin konuşulduğu bölgelerde dövmeye verilen isimdir. Dövme, Deri üzerine iğne gibi sivri cisimlerle çizilmek ve içine renk veren maddeler konulmak suretiyle yapılan çıkmaz resim veya yazılardır. İlkel dövmeler yapılırken, is, sürme, mürekkep, kına ve çivit gibi doğal boyalar kullanılırdı: boyayı elde etmek için genellikle duman, hayvan safrası ve anne sütü gibi malzemeler kullanılır: dövme uzmanları, bir annenin anne sütünden beri bir kız çocuğu doğumu açık mavi renkteyse, bu süt daha iyi olur. Harran, dövme kültürü ve geleneği olan dakk'ın yoğun olarak bulunduğu yerdir. Harran’da dolaşırken daha çok belli bir yaşın üzerindeki kadınların yüzlerinde ve ellerinde dövmeler görürsünüz. Bu dövmeler daha çok alt dudak ve çene civarındadır. Dövmeler ceylan, tarak, ay, yıldız, Güneş, Çiçek ve kırkayak simgelerini içerir. Bu simgeler çocuklar daha genç yaştayken yapılır. Dövme boyasını elde etmek için genelde is, hayvan ödü ve anne sütü kullanılır. Bu işi yapan yaşlı uzmanlar kız çözük doğuran annenin sütünün daha açık bir renk verdiği için daha iyi olacağını söylerler. Dövmelerin yapılan kişiye şans getireceği inanılır. Öte yandan dövme bir tür süslenme, yani makyaj yöntemidir. Eskiden kadınlar evlenmeden önce eşlerine güzel görünmek için düğünden önce dövme yaptırırlarmış. Yine el içine yapılan dövmelerin o eller tarafından yapılan yemeğin bereketini ve lezzetini arttırdığına inanılır. Kız çocuklarının yüzüne yapılan nokta şeklindeki dövmeler ise kızları nazardan korur. Artık Harran’da çoğu genç dövme yaptırmıyor, dövmenin modası geçmiş bir gelenek olduğu düşünülüyor ve hatta dövme yapmanın ‘’haram’’ olduğuna inanılıyor.

    #visitturkey #travelgram #instagram #travelphotography #instago #ötesinikesfet #Urfa #şanlıurfa #travelling #instagram #apple #instatravel #spi_collective #hcsc_street #photography #amazing #visitworld #followme #keşfet #kesfet #dövme #Anatolia #Türkiye #Turkey
    Urfa Türkiye Dakk veya dekk, Şanlıurfa'nın Arapça veya Kürtçe dillerinin konuşulduğu bölgelerde dövmeye verilen isimdir. Dövme, Deri üzerine iğne gibi sivri cisimlerle çizilmek ve içine renk veren maddeler konulmak suretiyle yapılan çıkmaz resim veya yazılardır. İlkel dövmeler yapılırken, is, sürme, mürekkep, kına ve çivit gibi doğal boyalar kullanılırdı: boyayı elde etmek için genellikle duman, hayvan safrası ve anne sütü gibi malzemeler kullanılır: dövme uzmanları, bir annenin anne sütünden beri bir kız çocuğu doğumu açık mavi renkteyse, bu süt daha iyi olur. Harran, dövme kültürü ve geleneği olan dakk'ın yoğun olarak bulunduğu yerdir. Harran’da dolaşırken daha çok belli bir yaşın üzerindeki kadınların yüzlerinde ve ellerinde dövmeler görürsünüz. Bu dövmeler daha çok alt dudak ve çene civarındadır. Dövmeler ceylan, tarak, ay, yıldız, Güneş, Çiçek ve kırkayak simgelerini içerir. Bu simgeler çocuklar daha genç yaştayken yapılır. Dövme boyasını elde etmek için genelde is, hayvan ödü ve anne sütü kullanılır. Bu işi yapan yaşlı uzmanlar kız çözük doğuran annenin sütünün daha açık bir renk verdiği için daha iyi olacağını söylerler. Dövmelerin yapılan kişiye şans getireceği inanılır. Öte yandan dövme bir tür süslenme, yani makyaj yöntemidir. Eskiden kadınlar evlenmeden önce eşlerine güzel görünmek için düğünden önce dövme yaptırırlarmış. Yine el içine yapılan dövmelerin o eller tarafından yapılan yemeğin bereketini ve lezzetini arttırdığına inanılır. Kız çocuklarının yüzüne yapılan nokta şeklindeki dövmeler ise kızları nazardan korur. Artık Harran’da çoğu genç dövme yaptırmıyor, dövmenin modası geçmiş bir gelenek olduğu düşünülüyor ve hatta dövme yapmanın ‘’haram’’ olduğuna inanılıyor. #visitturkey #travelgram #instagram #travelphotography #instago #ötesinikesfet #Urfa #şanlıurfa #travelling #instagram #apple #instatravel #spi_collective #hcsc_street #photography #amazing #visitworld #followme #keşfet #kesfet #dövme #Anatolia #Türkiye #Turkey
    1
    0 Comments 0 Shares