Recent Updates
  • İstanbul’un tarihi kalbinde, Osmanlı İmparatorluğu’nun asırlar boyunca yönetildiği **Topkapı Sarayı** ve sarayın görkemli ana girişi olan **Babüsselam (Selam Kapısı)**, gün batımının altın ve kızıl tonları altında muazzam bir manzara sunuyor. İki heybetli kule arasında yükselen şanlı bayrağımız, çiçeklerle bezenmiş bakımlı saray bahçeleri ve ortasındaki zarif fıskiye; imparatorluğun o köklü ihtişamını gözler önüne seriyor. Akşam güneşinin tarihi taş surlara ve bahçedeki renklere dokunduğu bu büyüleyici atmosferde bulunmak, insanı tarihin altın sayfalarında masalsı bir yolculuğa çıkarıyor. Bence dünyanın en güzel yeri burası.

    ---

    Standing at the historical heart of Istanbul, **Topkapı Palace** and its majestic monumental entrance, **Babüsselam (The Gate of Salutation)**, present a magnificent view beneath the golden and crimson hues of sunset. The proud national flag fluttering between two imposing towers, manicured palace gardens filled with vibrant flowers, and an elegant stone fountain highlight the deep-rooted grandeur of the Ottoman Empire. Experiencing this enchanting atmosphere as evening sunlight gently touches the historic ramparts offers a deeply inspiring journey through history.
    İstanbul’un tarihi kalbinde, Osmanlı İmparatorluğu’nun asırlar boyunca yönetildiği **Topkapı Sarayı** ve sarayın görkemli ana girişi olan **Babüsselam (Selam Kapısı)**, gün batımının altın ve kızıl tonları altında muazzam bir manzara sunuyor. İki heybetli kule arasında yükselen şanlı bayrağımız, çiçeklerle bezenmiş bakımlı saray bahçeleri ve ortasındaki zarif fıskiye; imparatorluğun o köklü ihtişamını gözler önüne seriyor. Akşam güneşinin tarihi taş surlara ve bahçedeki renklere dokunduğu bu büyüleyici atmosferde bulunmak, insanı tarihin altın sayfalarında masalsı bir yolculuğa çıkarıyor. Bence dünyanın en güzel yeri burası. 🇹🇷 --- 🇬🇧 Standing at the historical heart of Istanbul, **Topkapı Palace** and its majestic monumental entrance, **Babüsselam (The Gate of Salutation)**, present a magnificent view beneath the golden and crimson hues of sunset. The proud national flag fluttering between two imposing towers, manicured palace gardens filled with vibrant flowers, and an elegant stone fountain highlight the deep-rooted grandeur of the Ottoman Empire. Experiencing this enchanting atmosphere as evening sunlight gently touches the historic ramparts offers a deeply inspiring journey through history.
    0 Comments 0 Shares
  • The Malwiya Tower, a 52-meter-high spiral minaret with an anticlockwise ramp, is a notable architectural feature of the Great Mosque of Samarra, which was commissioned by Abbasid Caliph Al-Mutawakkil in 848 CE and completed in 852 CE.

    It was once the largest mosque in the world, spanning 17 hectares. It is primarily made of baked and sun-dried brick, with its design inspired by ancient ziggurats.

    The mosque was significantly damaged during the 1278 invasion by Hulagu Khan, with only the outer walls and the Malwiya Tower remaining unharmed. It is currently a component of the Samarra Archaeological City, a UNESCO World Heritage site.

    Recommended Readings:
    - The Monuments of Samarra: Historical Studies and Archaeological Writings by Alastair Northedge.
    - Early Islamic Art and Architecture by Jonathan M. Bloom.
    - The Art and Architecture of Islam 650–1250 by Richard Ettinghausen, Oleg Grabar, and Marilyn Jenkins-Madina (Yale University Press Pelican History of Art).
    The Malwiya Tower, a 52-meter-high spiral minaret with an anticlockwise ramp, is a notable architectural feature of the Great Mosque of Samarra, which was commissioned by Abbasid Caliph Al-Mutawakkil in 848 CE and completed in 852 CE. It was once the largest mosque in the world, spanning 17 hectares. It is primarily made of baked and sun-dried brick, with its design inspired by ancient ziggurats. The mosque was significantly damaged during the 1278 invasion by Hulagu Khan, with only the outer walls and the Malwiya Tower remaining unharmed. It is currently a component of the Samarra Archaeological City, a UNESCO World Heritage site. Recommended Readings: - The Monuments of Samarra: Historical Studies and Archaeological Writings by Alastair Northedge. - Early Islamic Art and Architecture by Jonathan M. Bloom. - The Art and Architecture of Islam 650–1250 by Richard Ettinghausen, Oleg Grabar, and Marilyn Jenkins-Madina (Yale University Press Pelican History of Art).
    0 Comments 0 Shares
  • Dünyanın yeniden inşası, insanın vicdanında başlar.

    Aliya İzzetbegoviç’in hayatı; en zor şartlarda dahi adaletten, merhametten ve insanlık onurundan vazgeçmeden mücadele edebilmenin kıymetli bir örneği.

    Aliya’ya rahmet, sevgi ve minnetle…

    The rebuilding of the world begins in the human conscience.

    The life of Alija Izetbegović is a valuable example of being able to struggle without abandoning justice, compassion, and human dignity, even in the most difficult circumstances.

    Commemorating Alija with mercy, love, and gratitude…
    Dünyanın yeniden inşası, insanın vicdanında başlar. Aliya İzzetbegoviç’in hayatı; en zor şartlarda dahi adaletten, merhametten ve insanlık onurundan vazgeçmeden mücadele edebilmenin kıymetli bir örneği. Aliya’ya rahmet, sevgi ve minnetle… 🇹🇷🇧🇦🌷 The rebuilding of the world begins in the human conscience. The life of Alija Izetbegović is a valuable example of being able to struggle without abandoning justice, compassion, and human dignity, even in the most difficult circumstances. Commemorating Alija with mercy, love, and gratitude… 🇹🇷🇧🇦🌷
    0 Comments 0 Shares
  • 135 YILLIK VEFA HİKÂYESİ: JAPONYA TÜRK DENİZCİLERİ KURTARDI, TÜRKİYE YILLAR SONRA JAPONLARI UNUTMADI!

    Bazı dostluklar anlaşmalarla değil, zor zamanlarda uzatılan yardım elleriyle kurulur. Türkiye ile Japonya arasındaki bağın hafızalara kazınan en etkileyici örneklerinden biri, 1890’da yaşanan Ertuğrul Fırkateyni faciası ve yıllar sonra İran’da gerçekleştirilen tahliye operasyonudur.

    1890: Japon balıkçıların hayat kurtardığı gece

    Osmanlı İmparatorluğu’na ait Ertuğrul Fırkateyni, Japonya ziyaretinin ardından dönüş yolundayken 16 Eylül 1890’da şiddetli bir tayfuna yakalandı. Gemi, Japonya’nın Kii Yarımadası açıklarında, Kushimoto yakınlarındaki kayalıklara çarparak battı.

    Faciada 500’den fazla Osmanlı denizcisi hayatını kaybetti. Bölgedeki Japon halkı ise fırtınaya rağmen yardıma koştu; denizden çıkarabildikleri denizcilere yiyecek ve barınak sağladı.

    Kazadan 69 denizci kurtuldu. Yaralılar, Japonya’da tedavi edildikten sonra Japon donanmasına ait gemilerle ülkelerine gönderildi. Bu dayanışma, iki ülke arasındaki dostluğun simgelerinden biri hâline geldi.

    1985: Bu kez Türkiye, Japon vatandaşlarının yardımına koştu

    Aradan yaklaşık 95 yıl geçti. Mart 1985’te İran-Irak Savaşı sırasında Irak, belirli bir süreden sonra İran hava sahasındaki uçakları vuracağını duyurdu. Tahran’da bulunan 215 Japon vatandaşı için zaman daralıyordu.

    Japonya’nın o dönemde kendi vatandaşlarını tahliye etmekte yaşadığı güçlükler üzerine Türkiye devreye girdi. Türk Hava Yollarına ait iki uçak Tahran’a gönderildi ve Japon vatandaşları güvenli biçimde tahliye edildi.

    Bu olay, yıllar boyunca Ertuğrul Fırkateyni faciasıyla ilişkilendirildi. İki olay arasında doğrudan bir karşılık verme kararı bulunduğuna ilişkin anlatımlar olsa da, tahliye kararının bütün ayrıntılarını yalnızca bu hikâyeye bağlamak doğru olmaz.

    Kuşimoto’da hâlâ yaşayan bir hatıra

    Bugün Japonya’nın Kuşimoto kentinde Ertuğrul Fırkateyni’nde hayatını kaybeden Osmanlı denizcileri için bir anıt ve anma etkinlikleri bulunuyor. Bu hatıra, iki ülkenin zor zamanlarda kurduğu insani bağın sembolü olarak yaşatılıyor.

    Dostluk, yıllar geçse de unutulmayan iyiliklerle büyür.

    1890’da Japon halkının Türk denizcilerine uzattığı yardım eli ve 1985’te Türkiye’nin Japon vatandaşlarını tahliye etmesi, insanlığın sınırları aşabildiğini gösteren iki önemli tarihî olaydır.

    Kaynaklar
    Türkiye Cumhuriyeti Dışişleri Bakanlığı — Türkiye-Japonya ilişkileri
    Japonya Dışişleri Bakanlığı — Japonya-Türkiye ilişkilerinin tarihçesi
    Japonya Sahil Güvenlik ve Kuşimoto’daki Ertuğrul Fırkateyni anıtına ilişkin tarihî kayıtlar
    Türk Hava Yolları — Kurumsal tarihçe ve 1985 Tahran tahliyesine ilişkin anlatımlar
    🇹🇷🇯🇵 135 YILLIK VEFA HİKÂYESİ: JAPONYA TÜRK DENİZCİLERİ KURTARDI, TÜRKİYE YILLAR SONRA JAPONLARI UNUTMADI! Bazı dostluklar anlaşmalarla değil, zor zamanlarda uzatılan yardım elleriyle kurulur. Türkiye ile Japonya arasındaki bağın hafızalara kazınan en etkileyici örneklerinden biri, 1890’da yaşanan Ertuğrul Fırkateyni faciası ve yıllar sonra İran’da gerçekleştirilen tahliye operasyonudur. 🇹🇷❤️🇯🇵 🌊 1890: Japon balıkçıların hayat kurtardığı gece Osmanlı İmparatorluğu’na ait Ertuğrul Fırkateyni, Japonya ziyaretinin ardından dönüş yolundayken 16 Eylül 1890’da şiddetli bir tayfuna yakalandı. Gemi, Japonya’nın Kii Yarımadası açıklarında, Kushimoto yakınlarındaki kayalıklara çarparak battı. Faciada 500’den fazla Osmanlı denizcisi hayatını kaybetti. Bölgedeki Japon halkı ise fırtınaya rağmen yardıma koştu; denizden çıkarabildikleri denizcilere yiyecek ve barınak sağladı. Kazadan 69 denizci kurtuldu. Yaralılar, Japonya’da tedavi edildikten sonra Japon donanmasına ait gemilerle ülkelerine gönderildi. Bu dayanışma, iki ülke arasındaki dostluğun simgelerinden biri hâline geldi. ✈️ 1985: Bu kez Türkiye, Japon vatandaşlarının yardımına koştu Aradan yaklaşık 95 yıl geçti. Mart 1985’te İran-Irak Savaşı sırasında Irak, belirli bir süreden sonra İran hava sahasındaki uçakları vuracağını duyurdu. Tahran’da bulunan 215 Japon vatandaşı için zaman daralıyordu. Japonya’nın o dönemde kendi vatandaşlarını tahliye etmekte yaşadığı güçlükler üzerine Türkiye devreye girdi. Türk Hava Yollarına ait iki uçak Tahran’a gönderildi ve Japon vatandaşları güvenli biçimde tahliye edildi. Bu olay, yıllar boyunca Ertuğrul Fırkateyni faciasıyla ilişkilendirildi. İki olay arasında doğrudan bir karşılık verme kararı bulunduğuna ilişkin anlatımlar olsa da, tahliye kararının bütün ayrıntılarını yalnızca bu hikâyeye bağlamak doğru olmaz. 🕊️ Kuşimoto’da hâlâ yaşayan bir hatıra Bugün Japonya’nın Kuşimoto kentinde Ertuğrul Fırkateyni’nde hayatını kaybeden Osmanlı denizcileri için bir anıt ve anma etkinlikleri bulunuyor. Bu hatıra, iki ülkenin zor zamanlarda kurduğu insani bağın sembolü olarak yaşatılıyor. ❤️ Dostluk, yıllar geçse de unutulmayan iyiliklerle büyür. 1890’da Japon halkının Türk denizcilerine uzattığı yardım eli ve 1985’te Türkiye’nin Japon vatandaşlarını tahliye etmesi, insanlığın sınırları aşabildiğini gösteren iki önemli tarihî olaydır. 📚 Kaynaklar Türkiye Cumhuriyeti Dışişleri Bakanlığı — Türkiye-Japonya ilişkileri Japonya Dışişleri Bakanlığı — Japonya-Türkiye ilişkilerinin tarihçesi Japonya Sahil Güvenlik ve Kuşimoto’daki Ertuğrul Fırkateyni anıtına ilişkin tarihî kayıtlar Türk Hava Yolları — Kurumsal tarihçe ve 1985 Tahran tahliyesine ilişkin anlatımlar
    0 Comments 0 Shares
  • “Yüreğimin yarısı Mekke'dir, geri kalanı da Medine'dir, üstünde bir tül gibi Kudüs vardır.”

    “Kudüs Şairi”, “Yedi Güzel Adam”ın gönüllerimize iz bırakan usta kalemlerinden Nuri Pakdil’i, vefatının 7. yıl dönümünde rahmetle yâd ediyorum.
    “Yüreğimin yarısı Mekke'dir, geri kalanı da Medine'dir, üstünde bir tül gibi Kudüs vardır.” “Kudüs Şairi”, “Yedi Güzel Adam”ın gönüllerimize iz bırakan usta kalemlerinden Nuri Pakdil’i, vefatının 7. yıl dönümünde rahmetle yâd ediyorum.
    0 Comments 0 Shares
  • Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan
    Dost ve kardeş Azerbaycan’ın Bağımsızlığın Yeniden Sağlanması Günü’nü ülkem ve milletim adına gönülden tebrik ediyorum.

    Azerbaycan Cumhurbaşkanı gardaşım İlham Aliyev'e, tasa ve sevinçte her zaman bir olduğumuz Azerbaycan Türkü kardeşlerime selamlarımı iletiyorum.
    Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan Dost ve kardeş Azerbaycan’ın Bağımsızlığın Yeniden Sağlanması Günü’nü ülkem ve milletim adına gönülden tebrik ediyorum. Azerbaycan Cumhurbaşkanı gardaşım İlham Aliyev'e, tasa ve sevinçte her zaman bir olduğumuz Azerbaycan Türkü kardeşlerime selamlarımı iletiyorum. 🇹🇷🇦🇿
    0 Comments 0 Shares
  • Kardeş Azerbaycan’ın Bağımsızlık Günü'nü kutluyor, Azerbaycan Türkü kardeşlerimizi gönülden selamlıyoruz.

    #MillîSavunmaBakanlığı
    Kardeş Azerbaycan’ın Bağımsızlık Günü'nü kutluyor, Azerbaycan Türkü kardeşlerimizi gönülden selamlıyoruz.🇹🇷🇦🇿 #MillîSavunmaBakanlığı
    0 Comments 0 Shares
  • IN 1890, A JAPANESE FISHING VILLAGE SAVED 69 TURKISH SAILORS. 95 YEARS LATER, TURKEY PAID IT BACK

    September 1890. An Ottoman warship called the Ertugrul was heading home from Japan when a typhoon threw it onto the rocks near Kushimoto, at the southern tip of Japan's main island.

    More than 500 sailors died.

    The people of the small island nearby ran down to the water in the storm and pulled survivors out. By many accounts, they had very little food themselves, and gave the sailors what they had. 69 men survived. Japan sent them home on two of its own warships.

    Japan mostly forgot. Turkey didn't. Generations of Turkish kids learned the story at school.

    March 1985. War between Iran and Iraq. Iraq announced it would shoot down any plane over Iran after a deadline. More than 200 Japanese were stuck in Tehran, and under Japan's laws at the time, its own military planes could not go and get them.

    Turkey sent two Turkish Airlines planes. They flew 215 Japanese out before the deadline.

    When people later asked why, the answer from Turkey kept coming back to one word. Ertugrul.

    Today, Kushimoto still holds a memorial for the sailors, and Turkey still sends people to stand there.
    IN 1890, A JAPANESE FISHING VILLAGE SAVED 69 TURKISH SAILORS. 95 YEARS LATER, TURKEY PAID IT BACK 🇯🇵🇹🇷 September 1890. An Ottoman warship called the Ertugrul was heading home from Japan when a typhoon threw it onto the rocks near Kushimoto, at the southern tip of Japan's main island. More than 500 sailors died. The people of the small island nearby ran down to the water in the storm and pulled survivors out. By many accounts, they had very little food themselves, and gave the sailors what they had. 69 men survived. Japan sent them home on two of its own warships. Japan mostly forgot. Turkey didn't. Generations of Turkish kids learned the story at school. March 1985. War between Iran and Iraq. Iraq announced it would shoot down any plane over Iran after a deadline. More than 200 Japanese were stuck in Tehran, and under Japan's laws at the time, its own military planes could not go and get them. Turkey sent two Turkish Airlines planes. They flew 215 Japanese out before the deadline. When people later asked why, the answer from Turkey kept coming back to one word. Ertugrul. Today, Kushimoto still holds a memorial for the sailors, and Turkey still sends people to stand there.
    0 Comments 0 Shares
  • Kırk Belik: Türk Kültüründe Saç Örgüsünün Hikâyesi

    Anadolu'da eskiden kız çocuklarının saçları ince ince örülür, kimi zaman bu örgülerin sayısı kırka kadar ulaşırdı. Bu saç biçimine kırk belik denirdi. Belik, bugün de bazı yörelerde saç örgüsü anlamında kullanılan eski bir sözcük.

    Türk kültüründe saç örmek yalnızca bir süslenme biçimi değildi. Saçın uzunluğu, örgülerin sayısı ve bağlanış şekli kimi topluluklarda yaş, medeni durum ve toplumsal kimlikle ilişkilendirilirdi.

    Örneğin Hakas Türklerinde evlilik töreninin önemli bir parçası olan saç toyu sırasında genç kızın çok sayıdaki örgüsü çözülür, saçları iki belik hâlinde yeniden örülürdü. Bu değişim, genç kızın evli bir kadın olarak hayatının yeni dönemine geçişini simgelerdi. Benzer uygulamalara Kırgız Türklerinin geleneklerinde de rastlanır.

    Saçın Türk mitolojisinde de özel bir yeri vardı. Saç, iplik ve örgü arasında kurulan sembolik ilişkiler; yaşamın sürekliliği, kader ve insanın doğayla bağlantısı gibi düşüncelerle ilişkilendirilmiştir. Bu nedenle saçın örülmesi, çözülmesi veya kesilmesi bazı inanış ve törenlerde gündelik bir hareketin ötesinde anlamlar kazanmıştır.

    Anadolu'da özellikle Yörük ve Türkmen topluluklarında belikler, renkli iplerle, boncuklarla ve çeşitli süslerle tamamlanırdı. Çukurova Yörükleri üzerine yapılan derlemelerde genç kızların saçlarını kırka kadar belik hâlinde ördükleri, örgülerin uçlarını saç bağı denilen iplerle bağladıkları anlatılır.

    Nevşehir ve çevresinde de kırk belik, yakın geçmişe kadar özellikle kız çocuklarının ve genç kızların saçlarında görülen geleneksel bir modeldi. Örgüler kimi zaman birbirine bağlanır, mavi boncuklarla süslenirdi.

    Günümüzde kırk belik, Anadolu'da geçmişteki kadar yaygın olmasa da geleneksel giyim kültüründe, halk oyunlarında ve kültürel etkinliklerde yaşatılan saç biçimlerinden biridir.

    Bir zamanlar annelerin, ninelerin sabırla ördüğü bu ince belikler, Türk kültüründe saçın yalnızca güzellikle değil, geleneklerle ve hayatın farklı dönemleriyle de nasıl ilişkilendirildiğini hatırlatıyor.

    Sizin ailenizde veya yörenizde kırk belik geleneğini hatırlayan var mı? Hangi yörede kullanıldığını yorumlarda paylaşabilirsiniz.
    Kırk Belik: Türk Kültüründe Saç Örgüsünün Hikâyesi Anadolu'da eskiden kız çocuklarının saçları ince ince örülür, kimi zaman bu örgülerin sayısı kırka kadar ulaşırdı. Bu saç biçimine kırk belik denirdi. Belik, bugün de bazı yörelerde saç örgüsü anlamında kullanılan eski bir sözcük. Türk kültüründe saç örmek yalnızca bir süslenme biçimi değildi. Saçın uzunluğu, örgülerin sayısı ve bağlanış şekli kimi topluluklarda yaş, medeni durum ve toplumsal kimlikle ilişkilendirilirdi. Örneğin Hakas Türklerinde evlilik töreninin önemli bir parçası olan saç toyu sırasında genç kızın çok sayıdaki örgüsü çözülür, saçları iki belik hâlinde yeniden örülürdü. Bu değişim, genç kızın evli bir kadın olarak hayatının yeni dönemine geçişini simgelerdi. Benzer uygulamalara Kırgız Türklerinin geleneklerinde de rastlanır. Saçın Türk mitolojisinde de özel bir yeri vardı. Saç, iplik ve örgü arasında kurulan sembolik ilişkiler; yaşamın sürekliliği, kader ve insanın doğayla bağlantısı gibi düşüncelerle ilişkilendirilmiştir. Bu nedenle saçın örülmesi, çözülmesi veya kesilmesi bazı inanış ve törenlerde gündelik bir hareketin ötesinde anlamlar kazanmıştır. Anadolu'da özellikle Yörük ve Türkmen topluluklarında belikler, renkli iplerle, boncuklarla ve çeşitli süslerle tamamlanırdı. Çukurova Yörükleri üzerine yapılan derlemelerde genç kızların saçlarını kırka kadar belik hâlinde ördükleri, örgülerin uçlarını saç bağı denilen iplerle bağladıkları anlatılır. Nevşehir ve çevresinde de kırk belik, yakın geçmişe kadar özellikle kız çocuklarının ve genç kızların saçlarında görülen geleneksel bir modeldi. Örgüler kimi zaman birbirine bağlanır, mavi boncuklarla süslenirdi. Günümüzde kırk belik, Anadolu'da geçmişteki kadar yaygın olmasa da geleneksel giyim kültüründe, halk oyunlarında ve kültürel etkinliklerde yaşatılan saç biçimlerinden biridir. Bir zamanlar annelerin, ninelerin sabırla ördüğü bu ince belikler, Türk kültüründe saçın yalnızca güzellikle değil, geleneklerle ve hayatın farklı dönemleriyle de nasıl ilişkilendirildiğini hatırlatıyor. Sizin ailenizde veya yörenizde kırk belik geleneğini hatırlayan var mı? Hangi yörede kullanıldığını yorumlarda paylaşabilirsiniz.
    0 Comments 0 Shares
  • Daman Village Community Garden, Mali ⁠
    ⁠
    Alhamdulillah, women in Daman village are tending and nurturing crops supported by your generous donations, bringing fresh, organic produce and food security to families in need.⁠
    ⁠
    From fresh peppers and okra to thriving papayas, this is your sadaqah in action. May Allah (swt) accept it from you and reward you abundantly.
    📍 Daman Village Community Garden, Mali 🇲🇱⁠ ⁠ Alhamdulillah, women in Daman village are tending and nurturing crops supported by your generous donations, bringing fresh, organic produce and food security to families in need.⁠ ⁠ From fresh peppers and okra to thriving papayas, this is your sadaqah in action. May Allah (swt) accept it from you and reward you abundantly.
    0 Comments 0 Shares
More Stories