• 29 Ekim’de İstanbul’un sokakları kırmızı ve beyaza bürünüyor!

    Bayraklar, kalabalıklar, motosikletler ve Cumhuriyet Bayramı’nın eşsiz coşkusu…

    29 Ekim’de İstanbul’u yaşamak ister miydiniz?
    🇹🇷 29 Ekim’de İstanbul’un sokakları kırmızı ve beyaza bürünüyor! ❤️🤍 Bayraklar, kalabalıklar, motosikletler ve Cumhuriyet Bayramı’nın eşsiz coşkusu… 🇹🇷✨ 29 Ekim’de İstanbul’u yaşamak ister miydiniz? ❤️👇
    0 Kommentare 0 Anteile
  • Mimar Sinan'ın inşaa ettiği en küçük külliye İstanbul Üsküdar sahilinde denize sıfır konumda olan Şemsipaşa Külliyesi yada halk arasında Kuşkonmaz Camii olarak bilinir
    1580 yılında Vezir Şemsi Ahmed Paşa'nın emriyle mimar Sinan'a yaptırılmıştır ♥️
    Mimar Sinan'ın inşaa ettiği en küçük külliye İstanbul Üsküdar sahilinde denize sıfır konumda olan Şemsipaşa Külliyesi yada halk arasında Kuşkonmaz Camii olarak bilinir 1580 yılında Vezir Şemsi Ahmed Paşa'nın emriyle mimar Sinan'a yaptırılmıştır ♥️
    0 Kommentare 0 Anteile
  • 135 YILLIK VEFA HİKÂYESİ: JAPONYA TÜRK DENİZCİLERİ KURTARDI, TÜRKİYE YILLAR SONRA JAPONLARI UNUTMADI!

    Bazı dostluklar anlaşmalarla değil, zor zamanlarda uzatılan yardım elleriyle kurulur. Türkiye ile Japonya arasındaki bağın hafızalara kazınan en etkileyici örneklerinden biri, 1890’da yaşanan Ertuğrul Fırkateyni faciası ve yıllar sonra İran’da gerçekleştirilen tahliye operasyonudur.

    1890: Japon balıkçıların hayat kurtardığı gece

    Osmanlı İmparatorluğu’na ait Ertuğrul Fırkateyni, Japonya ziyaretinin ardından dönüş yolundayken 16 Eylül 1890’da şiddetli bir tayfuna yakalandı. Gemi, Japonya’nın Kii Yarımadası açıklarında, Kushimoto yakınlarındaki kayalıklara çarparak battı.

    Faciada 500’den fazla Osmanlı denizcisi hayatını kaybetti. Bölgedeki Japon halkı ise fırtınaya rağmen yardıma koştu; denizden çıkarabildikleri denizcilere yiyecek ve barınak sağladı.

    Kazadan 69 denizci kurtuldu. Yaralılar, Japonya’da tedavi edildikten sonra Japon donanmasına ait gemilerle ülkelerine gönderildi. Bu dayanışma, iki ülke arasındaki dostluğun simgelerinden biri hâline geldi.

    1985: Bu kez Türkiye, Japon vatandaşlarının yardımına koştu

    Aradan yaklaşık 95 yıl geçti. Mart 1985’te İran-Irak Savaşı sırasında Irak, belirli bir süreden sonra İran hava sahasındaki uçakları vuracağını duyurdu. Tahran’da bulunan 215 Japon vatandaşı için zaman daralıyordu.

    Japonya’nın o dönemde kendi vatandaşlarını tahliye etmekte yaşadığı güçlükler üzerine Türkiye devreye girdi. Türk Hava Yollarına ait iki uçak Tahran’a gönderildi ve Japon vatandaşları güvenli biçimde tahliye edildi.

    Bu olay, yıllar boyunca Ertuğrul Fırkateyni faciasıyla ilişkilendirildi. İki olay arasında doğrudan bir karşılık verme kararı bulunduğuna ilişkin anlatımlar olsa da, tahliye kararının bütün ayrıntılarını yalnızca bu hikâyeye bağlamak doğru olmaz.

    Kuşimoto’da hâlâ yaşayan bir hatıra

    Bugün Japonya’nın Kuşimoto kentinde Ertuğrul Fırkateyni’nde hayatını kaybeden Osmanlı denizcileri için bir anıt ve anma etkinlikleri bulunuyor. Bu hatıra, iki ülkenin zor zamanlarda kurduğu insani bağın sembolü olarak yaşatılıyor.

    Dostluk, yıllar geçse de unutulmayan iyiliklerle büyür.

    1890’da Japon halkının Türk denizcilerine uzattığı yardım eli ve 1985’te Türkiye’nin Japon vatandaşlarını tahliye etmesi, insanlığın sınırları aşabildiğini gösteren iki önemli tarihî olaydır.

    Kaynaklar
    Türkiye Cumhuriyeti Dışişleri Bakanlığı — Türkiye-Japonya ilişkileri
    Japonya Dışişleri Bakanlığı — Japonya-Türkiye ilişkilerinin tarihçesi
    Japonya Sahil Güvenlik ve Kuşimoto’daki Ertuğrul Fırkateyni anıtına ilişkin tarihî kayıtlar
    Türk Hava Yolları — Kurumsal tarihçe ve 1985 Tahran tahliyesine ilişkin anlatımlar
    🇹🇷🇯🇵 135 YILLIK VEFA HİKÂYESİ: JAPONYA TÜRK DENİZCİLERİ KURTARDI, TÜRKİYE YILLAR SONRA JAPONLARI UNUTMADI! Bazı dostluklar anlaşmalarla değil, zor zamanlarda uzatılan yardım elleriyle kurulur. Türkiye ile Japonya arasındaki bağın hafızalara kazınan en etkileyici örneklerinden biri, 1890’da yaşanan Ertuğrul Fırkateyni faciası ve yıllar sonra İran’da gerçekleştirilen tahliye operasyonudur. 🇹🇷❤️🇯🇵 🌊 1890: Japon balıkçıların hayat kurtardığı gece Osmanlı İmparatorluğu’na ait Ertuğrul Fırkateyni, Japonya ziyaretinin ardından dönüş yolundayken 16 Eylül 1890’da şiddetli bir tayfuna yakalandı. Gemi, Japonya’nın Kii Yarımadası açıklarında, Kushimoto yakınlarındaki kayalıklara çarparak battı. Faciada 500’den fazla Osmanlı denizcisi hayatını kaybetti. Bölgedeki Japon halkı ise fırtınaya rağmen yardıma koştu; denizden çıkarabildikleri denizcilere yiyecek ve barınak sağladı. Kazadan 69 denizci kurtuldu. Yaralılar, Japonya’da tedavi edildikten sonra Japon donanmasına ait gemilerle ülkelerine gönderildi. Bu dayanışma, iki ülke arasındaki dostluğun simgelerinden biri hâline geldi. ✈️ 1985: Bu kez Türkiye, Japon vatandaşlarının yardımına koştu Aradan yaklaşık 95 yıl geçti. Mart 1985’te İran-Irak Savaşı sırasında Irak, belirli bir süreden sonra İran hava sahasındaki uçakları vuracağını duyurdu. Tahran’da bulunan 215 Japon vatandaşı için zaman daralıyordu. Japonya’nın o dönemde kendi vatandaşlarını tahliye etmekte yaşadığı güçlükler üzerine Türkiye devreye girdi. Türk Hava Yollarına ait iki uçak Tahran’a gönderildi ve Japon vatandaşları güvenli biçimde tahliye edildi. Bu olay, yıllar boyunca Ertuğrul Fırkateyni faciasıyla ilişkilendirildi. İki olay arasında doğrudan bir karşılık verme kararı bulunduğuna ilişkin anlatımlar olsa da, tahliye kararının bütün ayrıntılarını yalnızca bu hikâyeye bağlamak doğru olmaz. 🕊️ Kuşimoto’da hâlâ yaşayan bir hatıra Bugün Japonya’nın Kuşimoto kentinde Ertuğrul Fırkateyni’nde hayatını kaybeden Osmanlı denizcileri için bir anıt ve anma etkinlikleri bulunuyor. Bu hatıra, iki ülkenin zor zamanlarda kurduğu insani bağın sembolü olarak yaşatılıyor. ❤️ Dostluk, yıllar geçse de unutulmayan iyiliklerle büyür. 1890’da Japon halkının Türk denizcilerine uzattığı yardım eli ve 1985’te Türkiye’nin Japon vatandaşlarını tahliye etmesi, insanlığın sınırları aşabildiğini gösteren iki önemli tarihî olaydır. 📚 Kaynaklar Türkiye Cumhuriyeti Dışişleri Bakanlığı — Türkiye-Japonya ilişkileri Japonya Dışişleri Bakanlığı — Japonya-Türkiye ilişkilerinin tarihçesi Japonya Sahil Güvenlik ve Kuşimoto’daki Ertuğrul Fırkateyni anıtına ilişkin tarihî kayıtlar Türk Hava Yolları — Kurumsal tarihçe ve 1985 Tahran tahliyesine ilişkin anlatımlar
    0 Kommentare 0 Anteile
  • IN 1890, A JAPANESE FISHING VILLAGE SAVED 69 TURKISH SAILORS. 95 YEARS LATER, TURKEY PAID IT BACK

    September 1890. An Ottoman warship called the Ertugrul was heading home from Japan when a typhoon threw it onto the rocks near Kushimoto, at the southern tip of Japan's main island.

    More than 500 sailors died.

    The people of the small island nearby ran down to the water in the storm and pulled survivors out. By many accounts, they had very little food themselves, and gave the sailors what they had. 69 men survived. Japan sent them home on two of its own warships.

    Japan mostly forgot. Turkey didn't. Generations of Turkish kids learned the story at school.

    March 1985. War between Iran and Iraq. Iraq announced it would shoot down any plane over Iran after a deadline. More than 200 Japanese were stuck in Tehran, and under Japan's laws at the time, its own military planes could not go and get them.

    Turkey sent two Turkish Airlines planes. They flew 215 Japanese out before the deadline.

    When people later asked why, the answer from Turkey kept coming back to one word. Ertugrul.

    Today, Kushimoto still holds a memorial for the sailors, and Turkey still sends people to stand there.
    IN 1890, A JAPANESE FISHING VILLAGE SAVED 69 TURKISH SAILORS. 95 YEARS LATER, TURKEY PAID IT BACK 🇯🇵🇹🇷 September 1890. An Ottoman warship called the Ertugrul was heading home from Japan when a typhoon threw it onto the rocks near Kushimoto, at the southern tip of Japan's main island. More than 500 sailors died. The people of the small island nearby ran down to the water in the storm and pulled survivors out. By many accounts, they had very little food themselves, and gave the sailors what they had. 69 men survived. Japan sent them home on two of its own warships. Japan mostly forgot. Turkey didn't. Generations of Turkish kids learned the story at school. March 1985. War between Iran and Iraq. Iraq announced it would shoot down any plane over Iran after a deadline. More than 200 Japanese were stuck in Tehran, and under Japan's laws at the time, its own military planes could not go and get them. Turkey sent two Turkish Airlines planes. They flew 215 Japanese out before the deadline. When people later asked why, the answer from Turkey kept coming back to one word. Ertugrul. Today, Kushimoto still holds a memorial for the sailors, and Turkey still sends people to stand there.
    0 Kommentare 0 Anteile
  • Etrafına bir bak; fark etmediğin ne çok rızıkla kuşatılmışsın...

    Rabbim bizlere, verdiği tüm görünür ve görünmez rızıkların kıymetini bilmeyi ve şükredenlerden olmayı nasip eylesin.
    Etrafına bir bak; fark etmediğin ne çok rızıkla kuşatılmışsın... Rabbim bizlere, verdiği tüm görünür ve görünmez rızıkların kıymetini bilmeyi ve şükredenlerden olmayı nasip eylesin. 🤲
    1
    0 Kommentare 0 Anteile
  • Faydalı bir bilgi daha gelsin !

    KÖY YORGANI VE PSKOLOJİ
    Köy yorganlarını bilirsiniz. Parlak renkli, işlemeli ve ağırdır. Sizi sarmalar. Uyurken üzerinizden düşmesi de pek kolay değildir. Yapılan araştırmalarda bu tarz ağır yorganların psikolojimize olumlu etki ettiği tespit edildi.
    Son zamanlarda uluslararası deneylerde yapılan gözlemler ağır yorgan altında yatmanın stres bozuklukları, anksiyete, uykusuzluk sorunları ve daha birçok psikolojik hastalığa gerçekten de yarar sağladığını bilimsel olarak kanıtlanmış durumda.
    Konu üzerinde araştırma yapan bilim insanlarına göre, özellikle uyku öncesi vücut üzerinde hissedilen ve rahatsız edici olmayan bir kuvvet insanı oldukça hızlı bir şekilde sakinleştiriyor.
    Bu etkinin çalışma prensibinin sarılma ile benzer olduğunu dile getiren araştırmacılar, anne kucağındayken sıkıca sarılan bebeklerin ağlamayı kesmenin altında yatan bilimsel nedeninin bu etki olduğunu söylüyorlar.
    Işte bu noktada özellikle bebekken ağır bir yorganın altında yatarken huzurlu hissetmenizin nedeni ortaya çıkıyor. Yorganın üzerinizde yaptığı kuvvet ve sarılma hissi, anne kucağındaki güveni hatırlattığı için beyinde oksitosin salımını çoğaltarak size kendinizi huzurlu ve güvenli hissettiriyor.
    Birbirinden bağımsız olarak yapılan araştırmalara göre vücut ağırlığının yüzde onu kadar ağırlıktaki bir yorganla yatmak gerçek manada parasempatik sinir sistemini harekete geçirerek güvenlik ve sakinlik hissi yaratarak stres, korku, sinir gibi duyguları azaltıyor.
    Yani ortalama 60 kilo ağırlığında bir kişinin 6 kiloluk bir yorganla yatması depresyonu azaltıp sinir sistemine fayda sağlayacak etkiler ortaya çıkartabiliyor.
    Eskiden yün çırpar yorgan dikerdi annelerimiz...
    Dişi koyun yününde olan maddî ve mânevî hassalar diğer yünlerde yoktur. Koyunların üzerine güneş doğmaz.
    Koyun yünü sinyal ve radyasyon emicidir. Evimizde yoğun kullandığımız, cep telefonu, modem, kumanda gibi elektronik cihazların yaydığı radyasyonu emerek vücudumuza zarar vermesine mani olur yün. Bunun için bilhassa yorgan, yastık ve döşeğimizin koyun yününden olmasına itina göstermeliyiz.
    Koyun yünü dinlendiricidir ve rahat uyku sağlar. Çünkü koyun yünü, vücutta biriken statik negatif enerjiyi alır. Böylece bedenimizde oluşan yorgunluk ve rehavet üzerimizden kalkmış olur.
    Koyun yünü ısıyı dengeleyicidir.
    Soğuğu geçirmez. Koyun yününden yapılan ürünler yazın serin, kışın sıcak tutma hususiyetine sahiptir. Yün yanmaz. Ateşe, aleve karşı dirençli ve dayanıklıdır. Alerjik değildir ve alerjik ortamların oluşmasına fırsat vermez. Yün terletmez, teri emer, ter yapmaz.
    Ağrıları alır. Bir çok romatizma ağrılarına iyi gelir.
    Yün elektiriği ref eder. Yünden elektrik cereyanı geçmez, yalıtkandır. Çobanlar kepenek içinde yağmurdan, doludan, kardan, her türlü soğuktan müteessir olmadıkları gibi kepenek içinde iken yıldırım isabet etmez.
    NETİCE
    Yün yatakta yatamıyor, yün yorganla örtünemiyorsanız en azından; yün çorap, fânile, gömlek giymeli, yün eldiven takmalı. Yün kuşak muhakkak kullanılmalı.
    Faydalı bir bilgi daha gelsin ! KÖY YORGANI VE PSKOLOJİ Köy yorganlarını bilirsiniz. Parlak renkli, işlemeli ve ağırdır. Sizi sarmalar. Uyurken üzerinizden düşmesi de pek kolay değildir. Yapılan araştırmalarda bu tarz ağır yorganların psikolojimize olumlu etki ettiği tespit edildi. Son zamanlarda uluslararası deneylerde yapılan gözlemler ağır yorgan altında yatmanın stres bozuklukları, anksiyete, uykusuzluk sorunları ve daha birçok psikolojik hastalığa gerçekten de yarar sağladığını bilimsel olarak kanıtlanmış durumda. Konu üzerinde araştırma yapan bilim insanlarına göre, özellikle uyku öncesi vücut üzerinde hissedilen ve rahatsız edici olmayan bir kuvvet insanı oldukça hızlı bir şekilde sakinleştiriyor. Bu etkinin çalışma prensibinin sarılma ile benzer olduğunu dile getiren araştırmacılar, anne kucağındayken sıkıca sarılan bebeklerin ağlamayı kesmenin altında yatan bilimsel nedeninin bu etki olduğunu söylüyorlar. Işte bu noktada özellikle bebekken ağır bir yorganın altında yatarken huzurlu hissetmenizin nedeni ortaya çıkıyor. Yorganın üzerinizde yaptığı kuvvet ve sarılma hissi, anne kucağındaki güveni hatırlattığı için beyinde oksitosin salımını çoğaltarak size kendinizi huzurlu ve güvenli hissettiriyor. Birbirinden bağımsız olarak yapılan araştırmalara göre vücut ağırlığının yüzde onu kadar ağırlıktaki bir yorganla yatmak gerçek manada parasempatik sinir sistemini harekete geçirerek güvenlik ve sakinlik hissi yaratarak stres, korku, sinir gibi duyguları azaltıyor. Yani ortalama 60 kilo ağırlığında bir kişinin 6 kiloluk bir yorganla yatması depresyonu azaltıp sinir sistemine fayda sağlayacak etkiler ortaya çıkartabiliyor. Eskiden yün çırpar yorgan dikerdi annelerimiz... Dişi koyun yününde olan maddî ve mânevî hassalar diğer yünlerde yoktur. Koyunların üzerine güneş doğmaz. Koyun yünü sinyal ve radyasyon emicidir. Evimizde yoğun kullandığımız, cep telefonu, modem, kumanda gibi elektronik cihazların yaydığı radyasyonu emerek vücudumuza zarar vermesine mani olur yün. Bunun için bilhassa yorgan, yastık ve döşeğimizin koyun yününden olmasına itina göstermeliyiz. Koyun yünü dinlendiricidir ve rahat uyku sağlar. Çünkü koyun yünü, vücutta biriken statik negatif enerjiyi alır. Böylece bedenimizde oluşan yorgunluk ve rehavet üzerimizden kalkmış olur. Koyun yünü ısıyı dengeleyicidir. Soğuğu geçirmez. Koyun yününden yapılan ürünler yazın serin, kışın sıcak tutma hususiyetine sahiptir. Yün yanmaz. Ateşe, aleve karşı dirençli ve dayanıklıdır. Alerjik değildir ve alerjik ortamların oluşmasına fırsat vermez. Yün terletmez, teri emer, ter yapmaz. Ağrıları alır. Bir çok romatizma ağrılarına iyi gelir. Yün elektiriği ref eder. Yünden elektrik cereyanı geçmez, yalıtkandır. Çobanlar kepenek içinde yağmurdan, doludan, kardan, her türlü soğuktan müteessir olmadıkları gibi kepenek içinde iken yıldırım isabet etmez. NETİCE 👇 Yün yatakta yatamıyor, yün yorganla örtünemiyorsanız en azından; yün çorap, fânile, gömlek giymeli, yün eldiven takmalı. Yün kuşak muhakkak kullanılmalı.
    0 Kommentare 0 Anteile
  • 1890’lu yıllarda Şanlıurfa Suruçlu Kadınların Zarafeti Objektiflere Yansıdı

    Şanlıurfa’nın Suruç ilçesinde 1890’lı yıllarda çekildiği belirtilen bu tarihi fotoğraf, dönemin kadınlarının geleneksel yaşamını ve kültürel zenginliğini gözler önüne seriyor. Beyaz baş örtüleri, işlemeli üstlükleri, uzun etekleri ve bel kuşaklarıyla dikkat çeken kadınlar, bölgeye özgü giyim kültürünün en önemli örneklerinden birini oluşturuyor. Aradan geçen uzun yıllara rağmen bu kare, Suruç’un tarihine ve kültürel mirasına ışık tutan değerli bir belge olarak önemini koruyor.

    #Şanlıurfa #Suruç #Tarih #History #Heritage
    1890’lu yıllarda Şanlıurfa Suruçlu Kadınların Zarafeti Objektiflere Yansıdı Şanlıurfa’nın Suruç ilçesinde 1890’lı yıllarda çekildiği belirtilen bu tarihi fotoğraf, dönemin kadınlarının geleneksel yaşamını ve kültürel zenginliğini gözler önüne seriyor. Beyaz baş örtüleri, işlemeli üstlükleri, uzun etekleri ve bel kuşaklarıyla dikkat çeken kadınlar, bölgeye özgü giyim kültürünün en önemli örneklerinden birini oluşturuyor. Aradan geçen uzun yıllara rağmen bu kare, Suruç’un tarihine ve kültürel mirasına ışık tutan değerli bir belge olarak önemini koruyor. #Şanlıurfa #Suruç #Tarih #History #Heritage
    0 Kommentare 0 Anteile
  • Asya: Dünyanın En Büyük ve En Çeşitli Kıtası
    Asya, yüzölçümü ve nüfus bakımından dünyanın en büyük kıtasıdır.Dünya kara alanlarının yaklaşık üçte birini kaplar ve insanlığın büyük bölümü burada yaşar.

    Kısa Bilgiler

    • Yüzölçümü: ~44.5 milyon km²
    • Nüfus: 4.5 milyardan fazla
    • En büyük ülke: Rusya
    • En yüksek nokta: Everest Dağı (8.849 m)
    • En alçak nokta: Lut Gölü (-430 m)
    • En uzun nehir: Yangtze Nehri
    • En büyük göl: Hazar Denizi

    Başlıca Coğrafi Özellikler

    1. Himalayalar

    • Dünyanın en yüksek dağ zinciridir
    • Everest Dağı burada bulunur
    • Asya’nın iklimini ve su kaynaklarını etkiler
    • Birçok büyük nehir buradan doğar

    2. Büyük Nehirler ve Havzalar

    Yangtze Nehri
    • Asya’nın en uzun nehri

    Ganj & İndus
    • Tarım ve medeniyetlerin temelini oluşturur

    Mekong
    • Güneydoğu Asya’nın can damarı

    3. Çöller ve Ekstrem Bölgeler

    • Gobi Çölü → Dünyanın en büyük soğuk çöllerinden
    • Arabistan Çölü → En geniş sıcak çöllerden
    • Sibirya → Dünyanın en soğuk yerleşim bölgeleri

    Siyasi Coğrafya

    Asya:
    • 49’dan fazla ülkeden oluşur

    Bölgeler:
    • Doğu Asya: Çin, Japonya, Kore
    • Güney Asya: Hindistan, Pakistan, Bangladeş
    • Güneydoğu Asya: Endonezya, Tayland, Vietnam
    • Orta Asya: Kazakistan, Özbekistan
    • Batı Asya (Orta Doğu): Türkiye, İran, Suudi Arabistan

    Ekonomi ve Kültür

    • Doğal kaynaklar:
    – Petrol (Orta Doğu)
    – Doğalgaz (Rusya)
    – Nadir metaller (Çin)

    • Tarım ürünleri:
    – Pirinç (Çin, Hindistan)
    – Çay (Hindistan, Sri Lanka)
    – Baharatlar

    • Diller:
    – Türkçe, Çince, Hintçe, Arapça
    – Yüzlerce yerel dil

    • Büyük şehirler:
    – Tokyo, Şanghay, Delhi, İstanbul

    Biyolojik Çeşitlilik

    • Kaplan
    • Panda
    • Orangutan
    • Komodo Ejderi

    İlginç Bilgiler

    • Dünya nüfusunun %60’ı burada yaşar
    • En kalabalık ülkeler: Çin ve Hindistan
    • En yüksek dağ + en derin çukur aynı kıtada
    • Volkan ve deprem kuşağı: Pasifik Ateş Çemberi

    Alıntı / Kaynaklar

    • Encyclopaedia Britannica

    • Coğrafya kaynakları

    Asya, tek başına bir dünya gibidir:
    çöller, ormanlar, dağlar, dev şehirler ve binlerce yıllık medeniyetler…
    Asya: Dünyanın En Büyük ve En Çeşitli Kıtası Asya, yüzölçümü ve nüfus bakımından dünyanın en büyük kıtasıdır.Dünya kara alanlarının yaklaşık üçte birini kaplar ve insanlığın büyük bölümü burada yaşar. 📌 Kısa Bilgiler • Yüzölçümü: ~44.5 milyon km² • Nüfus: 4.5 milyardan fazla • En büyük ülke: Rusya • En yüksek nokta: Everest Dağı (8.849 m) • En alçak nokta: Lut Gölü (-430 m) • En uzun nehir: Yangtze Nehri • En büyük göl: Hazar Denizi 🌄 Başlıca Coğrafi Özellikler 1. ⛰️ Himalayalar • Dünyanın en yüksek dağ zinciridir • Everest Dağı burada bulunur • Asya’nın iklimini ve su kaynaklarını etkiler • Birçok büyük nehir buradan doğar 2. 🌏 Büyük Nehirler ve Havzalar 🌊 Yangtze Nehri • Asya’nın en uzun nehri 🌊 Ganj & İndus • Tarım ve medeniyetlerin temelini oluşturur 🌿 Mekong • Güneydoğu Asya’nın can damarı 3. 🏜️ Çöller ve Ekstrem Bölgeler • Gobi Çölü → Dünyanın en büyük soğuk çöllerinden • Arabistan Çölü → En geniş sıcak çöllerden • Sibirya → Dünyanın en soğuk yerleşim bölgeleri 🗺️ Siyasi Coğrafya Asya: • 49’dan fazla ülkeden oluşur Bölgeler: • Doğu Asya: Çin, Japonya, Kore • Güney Asya: Hindistan, Pakistan, Bangladeş • Güneydoğu Asya: Endonezya, Tayland, Vietnam • Orta Asya: Kazakistan, Özbekistan • Batı Asya (Orta Doğu): Türkiye, İran, Suudi Arabistan 💰 Ekonomi ve Kültür • Doğal kaynaklar: – Petrol (Orta Doğu) – Doğalgaz (Rusya) – Nadir metaller (Çin) • Tarım ürünleri: – Pirinç (Çin, Hindistan) – Çay (Hindistan, Sri Lanka) – Baharatlar • Diller: – Türkçe, Çince, Hintçe, Arapça – Yüzlerce yerel dil • Büyük şehirler: – Tokyo, Şanghay, Delhi, İstanbul 🐯 Biyolojik Çeşitlilik • Kaplan 🐅 • Panda 🐼 • Orangutan 🐒 • Komodo Ejderi 🦎 🤯 İlginç Bilgiler • Dünya nüfusunun %60’ı burada yaşar • En kalabalık ülkeler: Çin ve Hindistan • En yüksek dağ + en derin çukur aynı kıtada • Volkan ve deprem kuşağı: Pasifik Ateş Çemberi Alıntı / Kaynaklar • Encyclopaedia Britannica • Coğrafya kaynakları Asya, tek başına bir dünya gibidir: çöller, ormanlar, dağlar, dev şehirler ve binlerce yıllık medeniyetler…
    0 Kommentare 0 Anteile
  • FOTO GALERİ Tadı, rengi ve kokusuyla Şanlıurfa'da birçok yemeğe lezzet katan, çiğ köftenin olmazsa olmazı isot, kavurucu sıcakta uzun ve zahmetli bir sürecin ardından tezgahlardaki yerini alıyor. Şanlıurfa'nın simgelerinden isot, yıl boyunca küçük ev işletmeleri ya da baharatçıların tezgahlarında kalitesine göre kilogramı 30-40 lira arasında alıcı buluyor.
    #Urfa #Şanlıurfa #Turkey #İsot #Türkiye
    FOTO GALERİ 📷 Tadı, rengi ve kokusuyla Şanlıurfa'da birçok yemeğe lezzet katan, çiğ köftenin olmazsa olmazı isot, kavurucu sıcakta uzun ve zahmetli bir sürecin ardından tezgahlardaki yerini alıyor. Şanlıurfa'nın simgelerinden isot, yıl boyunca küçük ev işletmeleri ya da baharatçıların tezgahlarında kalitesine göre kilogramı 30-40 lira arasında alıcı buluyor. #Urfa #Şanlıurfa #Turkey #İsot #Türkiye
    0 Kommentare 0 Anteile
  • Dualarımız Kabul Cumamız Mübarek Olsun

    Kıbledağı Hacı Hafız Yusuf Yılmaz Camii RİZE

    Tarihi bir geçmişi de olan Cami, ilk olarak 1800'lü yıllarda Meşula Mehmet Efendi ve Kuş Ahmed Efendi tarafından inşa ettirildi. 1960 yılında bu ahşap camide yangın çıkması nedeniyle Yusuf Yılmaz Hocaefendi tarafından yapı yeniden taştan yapıldı. Yapı uzun yıllar bir dua ve ibadet merkezi olarak kullanıldı. Bölgeye gelen insanların yaya olarak ulaştıkları camide konaklama imkânı da bulunmaktaydı.
    Güneysu ilçesindeki 1130 rakımlı "Dua Tepesi" olarak isimlendirilmeye başlanan Kıble Dağı'nın zirvesine inşa edilen ve manzarasıyla ziyaretçilerini hayran bırakan Kıbledağı Hacı Hafız Yusuf Yılmaz Camii'nin yapımı 2 yılda tamamlandı. Osmanlı döneminin önemli eserlerinden Üsküdar'daki Şemsi Ahmet Paşa Camisi'nin mimarisi ile yapıldı.
    Dualarımız Kabul Cumamız Mübarek Olsun 🌹 Kıbledağı Hacı Hafız Yusuf Yılmaz Camii RİZE Tarihi bir geçmişi de olan Cami, ilk olarak 1800'lü yıllarda Meşula Mehmet Efendi ve Kuş Ahmed Efendi tarafından inşa ettirildi. 1960 yılında bu ahşap camide yangın çıkması nedeniyle Yusuf Yılmaz Hocaefendi tarafından yapı yeniden taştan yapıldı. Yapı uzun yıllar bir dua ve ibadet merkezi olarak kullanıldı. Bölgeye gelen insanların yaya olarak ulaştıkları camide konaklama imkânı da bulunmaktaydı. Güneysu ilçesindeki 1130 rakımlı "Dua Tepesi" olarak isimlendirilmeye başlanan Kıble Dağı'nın zirvesine inşa edilen ve manzarasıyla ziyaretçilerini hayran bırakan Kıbledağı Hacı Hafız Yusuf Yılmaz Camii'nin yapımı 2 yılda tamamlandı. Osmanlı döneminin önemli eserlerinden Üsküdar'daki Şemsi Ahmet Paşa Camisi'nin mimarisi ile yapıldı.
    0 Kommentare 0 Anteile
Suchergebnis