• My heart is broken by the news coming from Spain. 68 people lost their lives in the train accident in Toledo. I send my love, strength, patience and deepest condolences to all affected families. Spain, we stand with you. İspanya'dan gelen haberle kalbim kırıldı.Toledo'daki tren kazasında 68 kişi hayatını kaybetti. Etkilenen tüm ailelere sevgi, güç, sabır ve en derin taziyelerimi gönderiyorum.İspanya, yanınızdayız.
    😥🇹🇷🇪🇦 My heart is broken by the news coming from Spain. 68 people lost their lives in the train accident in Toledo. I send my love, strength, patience and deepest condolences to all affected families. Spain, we stand with you. 🇪🇸🖤🇹🇷 İspanya'dan gelen haberle kalbim kırıldı.Toledo'daki tren kazasında 68 kişi hayatını kaybetti. Etkilenen tüm ailelere sevgi, güç, sabır ve en derin taziyelerimi gönderiyorum.İspanya, yanınızdayız. 🇪🇸🖤🇹🇷
    0 Commenti 0 condivisioni
  • Dünyanın yeniden inşası, insanın vicdanında başlar.

    Aliya İzzetbegoviç’in hayatı; en zor şartlarda dahi adaletten, merhametten ve insanlık onurundan vazgeçmeden mücadele edebilmenin kıymetli bir örneği.

    Aliya’ya rahmet, sevgi ve minnetle…

    The rebuilding of the world begins in the human conscience.

    The life of Alija Izetbegović is a valuable example of being able to struggle without abandoning justice, compassion, and human dignity, even in the most difficult circumstances.

    Commemorating Alija with mercy, love, and gratitude…
    Dünyanın yeniden inşası, insanın vicdanında başlar. Aliya İzzetbegoviç’in hayatı; en zor şartlarda dahi adaletten, merhametten ve insanlık onurundan vazgeçmeden mücadele edebilmenin kıymetli bir örneği. Aliya’ya rahmet, sevgi ve minnetle… 🇹🇷🇧🇦🌷 The rebuilding of the world begins in the human conscience. The life of Alija Izetbegović is a valuable example of being able to struggle without abandoning justice, compassion, and human dignity, even in the most difficult circumstances. Commemorating Alija with mercy, love, and gratitude… 🇹🇷🇧🇦🌷
    0 Commenti 0 condivisioni
  • 𝗚𝗨𝗥𝗕𝗘𝗧𝗧𝗘 𝗕𝗜𝗥 𝗖𝗔𝗠𝗜𝗗𝗘𝗡 𝗗𝗔𝗛𝗔 𝗙𝗔𝗭𝗟𝗔𝗦𝗜: 𝗜𝗡𝗚𝗢𝗟𝗦𝗧𝗔𝗗𝗧 𝗞𝗢𝗖𝗔𝗧𝗘𝗣𝗘 𝗖𝗔𝗠𝗜𝗜

    𝗚𝘂𝗿𝗯𝗲𝘁 𝗯𝗶𝘇𝗶 𝘃𝗮𝘁𝗮𝗻𝗶𝗺𝗶𝘇𝗱𝗮𝗻 𝘂𝘇𝗮𝗸𝗹𝗮𝘀𝘁𝗶𝗿𝗱𝗶 𝗮𝗺𝗮 𝗻𝗲 𝗲𝘇𝗮𝗻𝗶𝗺𝗶𝘇𝗶 𝘂𝗻𝘂𝘁𝘁𝘂𝗿𝗮𝗯𝗶𝗹𝗱𝗶 𝗻𝗲 𝗱𝗲 𝗼𝘇𝘂𝗺𝘂𝘇𝘂!

    Takvimler 1961 yılını gösterdiğinde, binlerce Anadolu insanı ekmek parası kazanmak için Almanya yollarına düştü. Kimi bir bavulla, kimi cebinde birkaç kuruşla, kimi de geride bıraktığı ailesinin hasretiyle geldi.

    Onların bir kısmının yolu, AUDI fabrikasıyla tanınan Ingolstadt şehrine düştü.

    𝗚𝘂𝗻𝗱𝘂𝘇 𝗳𝗮𝗯𝗿𝗶𝗸𝗮𝗱𝗮 𝗮𝗹𝗶𝗻 𝘁𝗲𝗿𝗶 𝗱𝗼𝗸𝘁𝘂𝗹𝗲𝗿, 𝗰𝘂𝗺𝗮 𝗴𝗲𝗹𝗱𝗶𝗴𝗶𝗻𝗱𝗲 𝗶𝘀𝗲 𝗔𝘂𝗱𝗶 𝗳𝗮𝗯𝗿𝗶𝗸𝗮𝘀𝗶𝗻𝗶𝗻 𝗸𝗮𝗻𝘁𝗶𝗻 𝗸𝗼𝘀𝗲𝗹𝗲𝗿𝗶𝗻𝗱𝗲 𝘀𝗮𝗳 𝘁𝘂𝘁𝘂𝗽 𝗻𝗮𝗺𝗮𝘇𝗹𝗮𝗿𝗶𝗻𝗶 𝗸𝗶𝗹𝗱𝗶𝗹𝗮𝗿.

    Ne gösterişli camileri vardı ne de büyük imkânları. Ama kalplerinde iman, dillerinde dua, gönüllerinde memleket sevgisi vardı.

    1970'li yıllarda bayram namazları için büyük salonlar kiraladılar. 1980'li yıllarda evleri mescide dönüştürdüler.

    Yıllar geçti, cemaat büyüdü. Ve o güzel insanlar bir gün dediler ki:

    “𝗕𝗶𝘇 𝗯𝘂 𝘁𝗼𝗽𝗿𝗮𝗸𝗹𝗮𝗿𝗮 𝗰𝗮𝗹𝗶𝘀𝗺𝗮𝘆𝗮 𝗴𝗲𝗹𝗱𝗶𝗸 𝗮𝗺𝗮 𝗰𝗼𝗰𝘂𝗸𝗹𝗮𝗿𝗶𝗺𝗶𝘇𝗮, 𝘁𝗼𝗿𝘂𝗻𝗹𝗮𝗿𝗶𝗺𝗶𝘇𝗮 𝗱𝗶𝗻𝗶𝗺𝗶𝘇𝗶, 𝗸𝘂𝗹𝘁𝘂𝗿𝘂𝗺𝘂𝘇𝘂 𝘃𝗲 𝗱𝗲𝗴𝗲𝗿𝗹𝗲𝗿𝗶𝗺𝗶𝘇𝗶 𝘆𝗮𝘀𝗮𝘁𝗮𝗰𝗮𝗸 𝗯𝗶𝗿 𝗲𝘀𝗲𝗿 𝗱𝗲 𝗯𝗶𝗿𝗮𝗸𝗺𝗮𝗹𝗶𝘆𝗶𝘇!”

    İşte o inançla, o birlik ve beraberlikle Ingolstadt Kocatepe Camii'nin temelleri atıldı.

    𝟮𝟬𝟬𝟴 𝘆𝗶𝗹𝗶𝗻𝗱𝗮𝗻 𝗯𝗲𝗿𝗶 𝗵𝗶𝘇𝗺𝗲𝘁 𝘃𝗲𝗿𝗲𝗻 𝗞𝗼𝗰𝗮𝘁𝗲𝗽𝗲 𝗖𝗮𝗺𝗶𝗶, klasik Osmanlı mimarisinden izler taşıyan kubbeleri ve 27,5 metre yüksekliğindeki iki minaresiyle gurbetçilerimizin emeğinin ve dayanışmasının sembolü oldu.

    Bu güzel eserin hikâyesinde bir de kardeşlik var.

    𝗠𝗮𝗻𝗶𝘀𝗮 𝗶𝗹𝗲 𝗜𝗻𝗴𝗼𝗹𝘀𝘁𝗮𝗱𝘁 𝗮𝗿𝗮𝘀𝗶𝗻𝗱𝗮𝗸𝗶 𝗸𝗮𝗿𝗱𝗲𝘀 𝘀𝗲𝗵𝗶𝗿 𝗱𝗼𝘀𝘁𝗹𝘂𝗴𝘂, caminin bulunduğu caddeye Manisa adının verilmesiyle daha da anlam kazandı. Caminin planlama ve mimari çalışmalarında Manisa'dan gelen destek de bu dostluğun güzel bir hatırası oldu.

    𝗗𝘂𝘀𝘂𝗻𝗲𝗯𝗶𝗹𝗶𝘆𝗼𝗿 𝗺𝘂𝘀𝘂𝗻𝘂𝘇?

    Bir zamanlar fabrika kantinlerinin köşelerinde namaz kılan işçilerin evlatları ve torunları, bugün minarelerinden ezan yükselen bir camide omuz omuza saf tutuyor.

    𝗜𝗦𝗧𝗘 𝗚𝗨𝗥𝗕𝗘𝗧𝗖𝗜 𝗕𝗨𝗗𝗨𝗥!

    Almanya'nın fabrikalarında çalıştı, bu ülkenin kalkınmasına emek verdi. Ama ne vatanını unuttu ne bayrağını ne de inancını!

    Gurbette kök saldı ama köklerini unutmadı.

    𝗔𝗹𝗹𝗮𝗵 𝗯𝘂 𝗰𝗮𝗺𝗶𝗻𝗶𝗻 𝘆𝗮𝗽𝗶𝗺𝗶𝗻𝗱𝗮 𝗯𝗶𝗿 𝘁𝘂𝗴𝗹𝗮 𝗸𝗼𝘆𝗮𝗻𝗱𝗮𝗻, 𝗯𝗶𝗿 𝗸𝘂𝗿𝘂𝘀 𝗯𝗮𝗴𝗶𝘀𝗹𝗮𝘆𝗮𝗻𝗱𝗮𝗻, 𝗲𝗺𝗲𝗴𝗶𝘆𝗹𝗲 𝘃𝗲 𝗱𝘂𝗮𝘀𝗶𝘆𝗹𝗮 𝗱𝗲𝘀𝘁𝗲𝗸 𝗼𝗹𝗮𝗻𝗱𝗮𝗻 𝗿𝗮𝘇𝗶 𝗼𝗹𝘀𝘂𝗻. 𝗔𝗵𝗶𝗿𝗲𝘁𝗲 𝗴𝗼𝗰𝗲𝗻𝗹𝗲𝗿𝗲 𝗿𝗮𝗵𝗺𝗲𝘁, 𝗵𝗮𝘆𝗮𝘁𝘁𝗮 𝗼𝗹𝗮𝗻𝗹𝗮𝗿𝗮 𝘀𝗮𝗴𝗹𝗶𝗸 𝘃𝗲 𝗵𝘂𝘇𝘂𝗿 𝘃𝗲𝗿𝘀𝗶𝗻.

    𝗞𝗼𝗰𝗮𝘁𝗲𝗽𝗲 𝗖𝗮𝗺𝗶𝗶

    Manisa Str. 1, 85057 Ingolstadt, Almanya

    𝗦𝗜𝗠𝗗𝗜 𝗚𝗨𝗥𝗕𝗘𝗧𝗖𝗜 𝗞𝗔𝗥𝗗𝗘𝗦𝗟𝗘𝗥𝗜𝗠𝗘 𝗦𝗢𝗥𝗨𝗬𝗢𝗥𝗨𝗠:

    𝗦𝗶𝘇 𝗔𝗹𝗺𝗮𝗻𝘆𝗮'𝘆𝗮 𝗶𝗹𝗸 𝗴𝗲𝗹𝗱𝗶𝗴𝗶𝗻𝗶𝘇 𝘆𝗶𝗹𝗹𝗮𝗿𝗱𝗮 𝗰𝘂𝗺𝗮 𝘃𝗲 𝗯𝗮𝘆𝗿𝗮𝗺 𝗻𝗮𝗺𝗮𝘇𝗹𝗮𝗿𝗶𝗻𝗶 𝗻𝗲𝗿𝗲𝗱𝗲 𝗸𝗶𝗹𝗶𝘆𝗼𝗿𝗱𝘂𝗻𝘂𝘇️

    𝗢 𝗴𝘂𝗻𝗹𝗲𝗿𝗶 𝗵𝗮𝘁𝗶𝗿𝗹𝗮𝘆𝗮𝗻𝗹𝗮𝗿 𝘆𝗼𝗿𝘂𝗺𝗹𝗮𝗿𝗮 𝘆𝗮𝘇𝘀𝗶𝗻. 𝗚𝗲𝗻𝗰 𝗻𝗲𝘀𝗶𝗹𝗹𝗲𝗿 𝗱𝗲 𝗯𝘂𝘆𝘂𝗸𝗹𝗲𝗿𝗶𝗻𝗶𝗻 𝗻𝗲𝗹𝗲𝗿 𝘆𝗮𝘀𝗮𝗱𝗶𝗴𝗶𝗻𝗶 𝗼𝗴𝗿𝗲𝗻𝘀𝗶𝗻!

    #Gurbetciler #Ingolstadt #KocatepeCamii #AlmanyadakiTurkler #GurbetinHikayesi
    𝗚𝗨𝗥𝗕𝗘𝗧𝗧𝗘 𝗕𝗜𝗥 𝗖𝗔𝗠𝗜𝗗𝗘𝗡 𝗗𝗔𝗛𝗔 𝗙𝗔𝗭𝗟𝗔𝗦𝗜: 𝗜𝗡𝗚𝗢𝗟𝗦𝗧𝗔𝗗𝗧 𝗞𝗢𝗖𝗔𝗧𝗘𝗣𝗘 𝗖𝗔𝗠𝗜𝗜 𝗚𝘂𝗿𝗯𝗲𝘁 𝗯𝗶𝘇𝗶 𝘃𝗮𝘁𝗮𝗻𝗶𝗺𝗶𝘇𝗱𝗮𝗻 𝘂𝘇𝗮𝗸𝗹𝗮𝘀𝘁𝗶𝗿𝗱𝗶 𝗮𝗺𝗮 𝗻𝗲 𝗲𝘇𝗮𝗻𝗶𝗺𝗶𝘇𝗶 𝘂𝗻𝘂𝘁𝘁𝘂𝗿𝗮𝗯𝗶𝗹𝗱𝗶 𝗻𝗲 𝗱𝗲 𝗼𝘇𝘂𝗺𝘂𝘇𝘂! Takvimler 1961 yılını gösterdiğinde, binlerce Anadolu insanı ekmek parası kazanmak için Almanya yollarına düştü. Kimi bir bavulla, kimi cebinde birkaç kuruşla, kimi de geride bıraktığı ailesinin hasretiyle geldi. Onların bir kısmının yolu, AUDI fabrikasıyla tanınan Ingolstadt şehrine düştü. 𝗚𝘂𝗻𝗱𝘂𝘇 𝗳𝗮𝗯𝗿𝗶𝗸𝗮𝗱𝗮 𝗮𝗹𝗶𝗻 𝘁𝗲𝗿𝗶 𝗱𝗼𝗸𝘁𝘂𝗹𝗲𝗿, 𝗰𝘂𝗺𝗮 𝗴𝗲𝗹𝗱𝗶𝗴𝗶𝗻𝗱𝗲 𝗶𝘀𝗲 𝗔𝘂𝗱𝗶 𝗳𝗮𝗯𝗿𝗶𝗸𝗮𝘀𝗶𝗻𝗶𝗻 𝗸𝗮𝗻𝘁𝗶𝗻 𝗸𝗼𝘀𝗲𝗹𝗲𝗿𝗶𝗻𝗱𝗲 𝘀𝗮𝗳 𝘁𝘂𝘁𝘂𝗽 𝗻𝗮𝗺𝗮𝘇𝗹𝗮𝗿𝗶𝗻𝗶 𝗸𝗶𝗹𝗱𝗶𝗹𝗮𝗿. Ne gösterişli camileri vardı ne de büyük imkânları. Ama kalplerinde iman, dillerinde dua, gönüllerinde memleket sevgisi vardı. 1970'li yıllarda bayram namazları için büyük salonlar kiraladılar. 1980'li yıllarda evleri mescide dönüştürdüler. Yıllar geçti, cemaat büyüdü. Ve o güzel insanlar bir gün dediler ki: “𝗕𝗶𝘇 𝗯𝘂 𝘁𝗼𝗽𝗿𝗮𝗸𝗹𝗮𝗿𝗮 𝗰𝗮𝗹𝗶𝘀𝗺𝗮𝘆𝗮 𝗴𝗲𝗹𝗱𝗶𝗸 𝗮𝗺𝗮 𝗰𝗼𝗰𝘂𝗸𝗹𝗮𝗿𝗶𝗺𝗶𝘇𝗮, 𝘁𝗼𝗿𝘂𝗻𝗹𝗮𝗿𝗶𝗺𝗶𝘇𝗮 𝗱𝗶𝗻𝗶𝗺𝗶𝘇𝗶, 𝗸𝘂𝗹𝘁𝘂𝗿𝘂𝗺𝘂𝘇𝘂 𝘃𝗲 𝗱𝗲𝗴𝗲𝗿𝗹𝗲𝗿𝗶𝗺𝗶𝘇𝗶 𝘆𝗮𝘀𝗮𝘁𝗮𝗰𝗮𝗸 𝗯𝗶𝗿 𝗲𝘀𝗲𝗿 𝗱𝗲 𝗯𝗶𝗿𝗮𝗸𝗺𝗮𝗹𝗶𝘆𝗶𝘇!” İşte o inançla, o birlik ve beraberlikle Ingolstadt Kocatepe Camii'nin temelleri atıldı. 𝟮𝟬𝟬𝟴 𝘆𝗶𝗹𝗶𝗻𝗱𝗮𝗻 𝗯𝗲𝗿𝗶 𝗵𝗶𝘇𝗺𝗲𝘁 𝘃𝗲𝗿𝗲𝗻 𝗞𝗼𝗰𝗮𝘁𝗲𝗽𝗲 𝗖𝗮𝗺𝗶𝗶, klasik Osmanlı mimarisinden izler taşıyan kubbeleri ve 27,5 metre yüksekliğindeki iki minaresiyle gurbetçilerimizin emeğinin ve dayanışmasının sembolü oldu. Bu güzel eserin hikâyesinde bir de kardeşlik var. 𝗠𝗮𝗻𝗶𝘀𝗮 𝗶𝗹𝗲 𝗜𝗻𝗴𝗼𝗹𝘀𝘁𝗮𝗱𝘁 𝗮𝗿𝗮𝘀𝗶𝗻𝗱𝗮𝗸𝗶 𝗸𝗮𝗿𝗱𝗲𝘀 𝘀𝗲𝗵𝗶𝗿 𝗱𝗼𝘀𝘁𝗹𝘂𝗴𝘂, caminin bulunduğu caddeye Manisa adının verilmesiyle daha da anlam kazandı. Caminin planlama ve mimari çalışmalarında Manisa'dan gelen destek de bu dostluğun güzel bir hatırası oldu. 𝗗𝘂𝘀𝘂𝗻𝗲𝗯𝗶𝗹𝗶𝘆𝗼𝗿 𝗺𝘂𝘀𝘂𝗻𝘂𝘇? Bir zamanlar fabrika kantinlerinin köşelerinde namaz kılan işçilerin evlatları ve torunları, bugün minarelerinden ezan yükselen bir camide omuz omuza saf tutuyor. 𝗜𝗦𝗧𝗘 𝗚𝗨𝗥𝗕𝗘𝗧𝗖𝗜 𝗕𝗨𝗗𝗨𝗥! Almanya'nın fabrikalarında çalıştı, bu ülkenin kalkınmasına emek verdi. Ama ne vatanını unuttu ne bayrağını ne de inancını! Gurbette kök saldı ama köklerini unutmadı. 🤲 𝗔𝗹𝗹𝗮𝗵 𝗯𝘂 𝗰𝗮𝗺𝗶𝗻𝗶𝗻 𝘆𝗮𝗽𝗶𝗺𝗶𝗻𝗱𝗮 𝗯𝗶𝗿 𝘁𝘂𝗴𝗹𝗮 𝗸𝗼𝘆𝗮𝗻𝗱𝗮𝗻, 𝗯𝗶𝗿 𝗸𝘂𝗿𝘂𝘀 𝗯𝗮𝗴𝗶𝘀𝗹𝗮𝘆𝗮𝗻𝗱𝗮𝗻, 𝗲𝗺𝗲𝗴𝗶𝘆𝗹𝗲 𝘃𝗲 𝗱𝘂𝗮𝘀𝗶𝘆𝗹𝗮 𝗱𝗲𝘀𝘁𝗲𝗸 𝗼𝗹𝗮𝗻𝗱𝗮𝗻 𝗿𝗮𝘇𝗶 𝗼𝗹𝘀𝘂𝗻. 𝗔𝗵𝗶𝗿𝗲𝘁𝗲 𝗴𝗼𝗰𝗲𝗻𝗹𝗲𝗿𝗲 𝗿𝗮𝗵𝗺𝗲𝘁, 𝗵𝗮𝘆𝗮𝘁𝘁𝗮 𝗼𝗹𝗮𝗻𝗹𝗮𝗿𝗮 𝘀𝗮𝗴𝗹𝗶𝗸 𝘃𝗲 𝗵𝘂𝘇𝘂𝗿 𝘃𝗲𝗿𝘀𝗶𝗻. 📍 𝗞𝗼𝗰𝗮𝘁𝗲𝗽𝗲 𝗖𝗮𝗺𝗶𝗶 Manisa Str. 1, 85057 Ingolstadt, Almanya 𝗦𝗜𝗠𝗗𝗜 𝗚𝗨𝗥𝗕𝗘𝗧𝗖𝗜 𝗞𝗔𝗥𝗗𝗘𝗦𝗟𝗘𝗥𝗜𝗠𝗘 𝗦𝗢𝗥𝗨𝗬𝗢𝗥𝗨𝗠: 𝗦𝗶𝘇 𝗔𝗹𝗺𝗮𝗻𝘆𝗮'𝘆𝗮 𝗶𝗹𝗸 𝗴𝗲𝗹𝗱𝗶𝗴𝗶𝗻𝗶𝘇 𝘆𝗶𝗹𝗹𝗮𝗿𝗱𝗮 𝗰𝘂𝗺𝗮 𝘃𝗲 𝗯𝗮𝘆𝗿𝗮𝗺 𝗻𝗮𝗺𝗮𝘇𝗹𝗮𝗿𝗶𝗻𝗶 𝗻𝗲𝗿𝗲𝗱𝗲 𝗸𝗶𝗹𝗶𝘆𝗼𝗿𝗱𝘂𝗻𝘂𝘇❓️ 𝗢 𝗴𝘂𝗻𝗹𝗲𝗿𝗶 𝗵𝗮𝘁𝗶𝗿𝗹𝗮𝘆𝗮𝗻𝗹𝗮𝗿 𝘆𝗼𝗿𝘂𝗺𝗹𝗮𝗿𝗮 𝘆𝗮𝘇𝘀𝗶𝗻. 𝗚𝗲𝗻𝗰 𝗻𝗲𝘀𝗶𝗹𝗹𝗲𝗿 𝗱𝗲 𝗯𝘂𝘆𝘂𝗸𝗹𝗲𝗿𝗶𝗻𝗶𝗻 𝗻𝗲𝗹𝗲𝗿 𝘆𝗮𝘀𝗮𝗱𝗶𝗴𝗶𝗻𝗶 𝗼𝗴𝗿𝗲𝗻𝘀𝗶𝗻! #Gurbetciler #Ingolstadt #KocatepeCamii #AlmanyadakiTurkler #GurbetinHikayesi
    0 Commenti 0 condivisioni
  • Arakan’daki zulümden kaçmak zorunda kalan Muhammed Eyüp, yürümekte zorlanan anne ve babasını geride bırakmadı.

    Myanmar’dan Bangladeş’e ulaşmaya çalışan Eyüp, kendi yaptığı ve iki yanında sepet bulunan düzenekle anne ve babasını aynı anda taşıdı. Yaklaşık 7 gün süren zorlu yolculuk boyunca dağlardan, tepelerden ve bataklıklardan yalın ayak geçerek ailesini güvenli bir yere ulaştırmaya çalıştı.

    Eyüp’ün bu mücadelesini gösteren fotoğraf karesi, Arakan’da yaşanan insanlık dramının sembollerinden biri haline geldi. Daha sonra Bangladeş’in Cox’s Bazar kentindeki Kutupalong mülteci kampında yaşayan Eyüp ve ailesine insani yardım ulaştırıldı. Felçli annesi Asya Hatun tedavi edilirken kendisine tekerlekli sandalye de verildi.

    Muhammed Eyüp’ün babası ise Bangladeş’e ulaştıktan yaklaşık iki ay sonra hayatını kaybetti.

    Bir evlat, dünyanın en zorlu yollarından birinde anne ve babasını sırtında taşıdı. O görüntü, yıllar geçse de evlat sevgisinin ve insanlık dramının unutulmayan karelerinden biri olarak kaldı. 🏻

    #Rohingya #EvlatSevgisi #İnsanlık
    Arakan’daki zulümden kaçmak zorunda kalan Muhammed Eyüp, yürümekte zorlanan anne ve babasını geride bırakmadı. Myanmar’dan Bangladeş’e ulaşmaya çalışan Eyüp, kendi yaptığı ve iki yanında sepet bulunan düzenekle anne ve babasını aynı anda taşıdı. Yaklaşık 7 gün süren zorlu yolculuk boyunca dağlardan, tepelerden ve bataklıklardan yalın ayak geçerek ailesini güvenli bir yere ulaştırmaya çalıştı. Eyüp’ün bu mücadelesini gösteren fotoğraf karesi, Arakan’da yaşanan insanlık dramının sembollerinden biri haline geldi. Daha sonra Bangladeş’in Cox’s Bazar kentindeki Kutupalong mülteci kampında yaşayan Eyüp ve ailesine insani yardım ulaştırıldı. Felçli annesi Asya Hatun tedavi edilirken kendisine tekerlekli sandalye de verildi. Muhammed Eyüp’ün babası ise Bangladeş’e ulaştıktan yaklaşık iki ay sonra hayatını kaybetti. Bir evlat, dünyanın en zorlu yollarından birinde anne ve babasını sırtında taşıdı. O görüntü, yıllar geçse de evlat sevgisinin ve insanlık dramının unutulmayan karelerinden biri olarak kaldı. 🤲🏻❤️ #Rohingya #EvlatSevgisi #İnsanlık
    0 Commenti 0 condivisioni
  • Happy Mother’s Day to all the amazing mothers in Türkiye and around the world.

    A mother is every child’s first hero. No matter how old you are, if your mother is still alive, know that you are truly lucky.

    Mothers do not ask for expensive gifts or grand surprises. Sometimes, simply remembering them, hugging them, and showing love means more than anything else.

    In Turkish culture, we celebrate this special day by kissing our mothers’ hands and embracing them with love and respect. As the page admin, I kiss my mother’s hands with love and give her the biggest hug today.

    Please don’t forget to hug your mother today. Mothers always have a special place above our heads and deep in our hearts.

    Did you hug your mother today?

    #MothersDay #HappyMothersDay #Anne #AnneSevgisi #MotherLove #Family #Turkiye #Love #Respect #Mom #AnnelerGunu #TurkishCulture #FamilyFirst #MotherAndChild #Blessed
    Happy Mother’s Day to all the amazing mothers in Türkiye and around the world. 🌸 A mother is every child’s first hero. No matter how old you are, if your mother is still alive, know that you are truly lucky. Mothers do not ask for expensive gifts or grand surprises. Sometimes, simply remembering them, hugging them, and showing love means more than anything else. In Turkish culture, we celebrate this special day by kissing our mothers’ hands and embracing them with love and respect. As the page admin, I kiss my mother’s hands with love and give her the biggest hug today. ❤️ Please don’t forget to hug your mother today. Mothers always have a special place above our heads and deep in our hearts. ❓Did you hug your mother today? #MothersDay #HappyMothersDay #Anne #AnneSevgisi #MotherLove #Family #Turkiye #Love #Respect #Mom #AnnelerGunu #TurkishCulture #FamilyFirst #MotherAndChild #Blessed
    0 Commenti 0 condivisioni
  • Özlemiştik Dünya Kupası'nı...

    Ülkemizi dünya arenasında temsil etmeye hak kazanan #BizimÇocuklar'ı yürekten tebrik ediyor, Evlad-ı Fatihan Kosovalı kardeşlerimize de sevgilerimi iletiyoruz.🏻
    Özlemiştik Dünya Kupası'nı... 🇹🇷🏆 Ülkemizi dünya arenasında temsil etmeye hak kazanan #BizimÇocuklar'ı yürekten tebrik ediyor, Evlad-ı Fatihan Kosovalı kardeşlerimize de sevgilerimi iletiyoruz.🌷👏🏻
    0 Commenti 0 condivisioni
  • Şanlıurfa’da güzel bir gelenek: Hacı kapıları
    Hacca gidenlerin dönüşünde evlerinin kapıları süslenir, mahalleye sevinç ve bereket yayılır.
    Bu kapılar sadece bir evin değil, bir topluluğun duasıdır.

    @trtavaz

    #Şanlıurfa #HacıKapısı #UrfaGelenekleri #UrfaKültürü #Hac #HacSevinci #HacıDönüşü #BereketKapısı #UrfaMahallesi #AnadoluKültürü #KutsalYolculuk #UrfaSevgi #UrfaTarihi #UrfaYaşamı #ŞanlıurfaKültürü #UrfaSokakları #MahalleKültürü #HacHatırası #UrfaFotoğraf #UrfaMirası
    ✨ Şanlıurfa’da güzel bir gelenek: Hacı kapıları ✨ Hacca gidenlerin dönüşünde evlerinin kapıları süslenir, mahalleye sevinç ve bereket yayılır. 💚 Bu kapılar sadece bir evin değil, bir topluluğun duasıdır. @trtavaz #Şanlıurfa #HacıKapısı #UrfaGelenekleri #UrfaKültürü #Hac #HacSevinci #HacıDönüşü #BereketKapısı #UrfaMahallesi #AnadoluKültürü #KutsalYolculuk #UrfaSevgi #UrfaTarihi #UrfaYaşamı #ŞanlıurfaKültürü #UrfaSokakları #MahalleKültürü #HacHatırası #UrfaFotoğraf #UrfaMirası
    0 Commenti 0 condivisioni
  • Yûsuf'u öldürmek istediler, ölmedi.
    Onu babasından uzak tuttular,
    Sevgisi arttı.
    Köle olarak sattılar, hükümdâr oldu.!

    İnsanların kurnazlığına ve önlemlerine üzülmeyin.

    Emin olun, Allah'ın irâdesi,
    Herkesin irâdesinin üstündedir.!
    Yûsuf'u öldürmek istediler, ölmedi. Onu babasından uzak tuttular, Sevgisi arttı. Köle olarak sattılar, hükümdâr oldu.! İnsanların kurnazlığına ve önlemlerine üzülmeyin. Emin olun, Allah'ın irâdesi, Herkesin irâdesinin üstündedir.!
    0 Commenti 0 condivisioni
  • Cuma Hutbesi: "Yâsîn Sûresi: Kur’an’ın Kalbi"

    “Her şeyin bir kalbi vardır. Kur’an’ın kalbi ise Yâsîn sûresidir.” (Tirmizî, Fezâilü’l-Kur’an, 7)

    Muhterem Müslümanlar!

    Yüce kitabımız Kur’an-ı Kerim’de yer alan sûrelerden biri de Yâsîn sûresidir. Yâsîn sûresi; insanın aklına ve vicdanına seslenen, kâinatın bir denge ve ahenk üzere yaratıldığını hatırlatan, hayatı anlamlandıran, kalpleri dirilten, hak ve hakikati öğreten bir sûredir. Sevgili Peygamberimiz (s.a.s), “Her şeyin bir kalbi vardır. Kur’an’ın kalbi ise Yâsîn sûresidir.”[1] buyurarak bu sûreden övgüyle bahsetmiştir. Anadolu irfanıyla yoğrulan aziz milletimiz; doğumdan ölüme, sevinçten hüzne, sağlıktan hastalığa farklı zamanlarda Yâsîn sûresini okumayı alışkanlık haline getirmiştir. Ancak bu sûreyi okumaktan maksat; sadece onu tilavet etmek değil, onun manasını tefekkür etmek ve mesajlarını hayatımıza aktarmaktır.

    Aziz Müminler!

    Yâsîn sûresi; insanlığa hayat rehberi olarak gönderilen Kur’an’a yeminle başlayarak, dünya ve ahiret huzurunun ancak onun emirlerine tabi olmaktan geçtiğine dikkat çekmektedir.

    Yâsîn sûresi, وَاَنِ اعْبُدُون۪يۜ هٰذَا صِرَاطٌ مُسْتَق۪يمٌ “Bana kulluk edin. İşte dosdoğru yol budur.”[2] beyanıyla bizleri; yalnız Allah’a kul olmaya, istikamet üzere bir ömür sürmeye davet etmektedir. Bu istikamet; tevhitle başlayan, ibadetlerle güçlenen, güzel ahlakla kemale eren, İslam’ın dosdoğru yoludur. Bu yolda olan bir mümin, her işinde ihlası, her davranışında samimiyeti kuşanmalıdır. Riyadan ve gösterişten uzak durmalıdır.

    Yâsîn sûresi, “Sen elbette dosdoğru yol üzere gönderilen peygamberlerdensin.”[3] ayetiyle Allah Resûlü (s.a.s)’in tüm insanlığı, dünyada ve ahirette mutluluğa çağıran kutlu bir elçi olduğunu haber vermektedir. Peygamber Efendimiz (s.a.s); hak ile batılı, doğru ile yanlışı, iyi ile kötüyü, helal ile haramı insanlığa gösteren hidayet rehberidir. Yetim ve öksüzleri sevindirmeyi, komşu ile iyi geçinmeyi, affedici ve bağışlayıcı olmayı öğreten rahmet elçisidir.

    Kıymetli Müslümanlar!

    Yâsîn sûresi; inkarcıların, “Şu çürümüş kemiklere yeniden kim can verecek?” sorusuna, قُلْ يُحْي۪يهَا الَّـذ۪ٓي اَنْشَاَهَٓا اَوَّلَ مَرَّةٍۜ “Onları ilk başta yaratmış olan Allah diriltecektir.”[4] fermanıyla cevap vermektedir.

    Sevgili Peygamberimiz (s.a.s), vefat eden müminlere Yâsîn sûresini okumamızı tavsiye etmiştir.[5] Bu tavsiye bizlere; her nefsin ölümü tadacağını, ölmeden önce ahiret için hazırlık yapmamız gerektiğini, söylediklerimizden ve yaptıklarımızdan tek tek hesaba çekileceğimizi öğretmektedir. Yâsîn sûresi bu hususta bizleri şöyle uyarmaktadır: “O gün, onların ağızlarını mühürleriz; yapmış olduklarını elleri bize anlatır, ayakları da şahitlik eder.”[6] Bu bilince sahip olan bir Müslüman; yaratılış gayesi olan iyilikten, ibadetten, güzel ahlaktan uzak durmamalıdır. Kötülüklere asla yeltenmemelidir. Ölüm, ahiret, hesap, sorgu sual yokmuş gibi yaşamamalıdır. Rabbine, kendisine, ailesine, topluma ve çevresine karşı sorumluluklarını yerine getirmelidir. Bütün imkansızlıklara rağmen; vatanı ve mukaddesatı uğruna siyonist zalimlere ve işbirlikçilerine karşı destansı bir mücadele veren Gazzeli kardeşlerimiz başta olmak üzere daima mazlumun ve mağdurun yanında olmalıdır. Hiçbir insani ve ahlaki ilke tanımayan bu canilerle maddi ve manevi olarak mücadele etmelidir.

    Değerli Müminler!

    Yâsîn sûresi, müminleri şöyle müjdelemektedir: اِنَّ اَصْحَابَ الْجَنَّةِ الْيَوْمَ ف۪ي شُغُلٍ فَاكِهُونَۚ “O gün cennetlikler, nimetler içinde safa sürerler.”[7] سَلَامٌ قَوْلاً مِنْ رَبٍّ رَح۪يمٍ “Onlara merhamet sahibi Rabbin söylediği selam vardır.”[8] Şeytanın esiri olan günahkarları da şöyle ikaz etmektedir: هٰذِه۪ جَهَنَّمُ الَّت۪ي كُنْتُمْ تُوعَدُونَ “İşte size haber verilen cehennem budur!” اِصْلَوْهَا الْيَوْمَ بِمَا كُنْتُمْ تَكْفُرُونَ “İnkar ettiğinizden dolayı bugün girin oraya!”[9]

    Aziz Müslümanlar!

    Zilhicce ayının içindeyiz. Bu mübarek günleri; ibadetlerimizi arttırmak, hatalarımızı gözden geçirmek, günahlarımıza tövbe etmek için bir fırsat bilelim. Hesap günü gelmeden önce kendimizi hesaba çekmeye vesile kılalım.

    Hutbemi Yâsîn sûresinin son ayeti ile bitiriyorum: فَسُبْحَانَ الَّذ۪ي بِيَدِه۪ مَلَكُوتُ كُلِّ شَيْءٍ وَاِلَيْهِ تُرْجَعُونَ “Her şeyin hükümranlığı elinde olan Allah’ın şanı ne yücedir! Hepiniz O’na döndürüleceksiniz.”[10]



    [1] Tirmizî, Fezâilü’l-Kur’an, 7.

    [2] Yâsîn, 36/61.

    [3] Yâsîn, 36/3, 4.

    [4] Yâsîn, 36/78, 79.

    [5] Ebû Dâvûd, Cenâiz, 19, 20.

    [6] Yâsîn, 36/65.

    [7] Yâsîn, 36/55.

    [8] Yâsîn, 36/58.

    [9] Yâsîn, 36/63, 64.

    [10] Yâsîn, 36/83.

    https://diyanet.gov.tr/tr-TR/Kurumsal/Detay/37709/cuma-hutbesi-ysn-sresi-kuranin-kalbi
    Cuma Hutbesi: "Yâsîn Sûresi: Kur’an’ın Kalbi" “Her şeyin bir kalbi vardır. Kur’an’ın kalbi ise Yâsîn sûresidir.” (Tirmizî, Fezâilü’l-Kur’an, 7) Muhterem Müslümanlar! Yüce kitabımız Kur’an-ı Kerim’de yer alan sûrelerden biri de Yâsîn sûresidir. Yâsîn sûresi; insanın aklına ve vicdanına seslenen, kâinatın bir denge ve ahenk üzere yaratıldığını hatırlatan, hayatı anlamlandıran, kalpleri dirilten, hak ve hakikati öğreten bir sûredir. Sevgili Peygamberimiz (s.a.s), “Her şeyin bir kalbi vardır. Kur’an’ın kalbi ise Yâsîn sûresidir.”[1] buyurarak bu sûreden övgüyle bahsetmiştir. Anadolu irfanıyla yoğrulan aziz milletimiz; doğumdan ölüme, sevinçten hüzne, sağlıktan hastalığa farklı zamanlarda Yâsîn sûresini okumayı alışkanlık haline getirmiştir. Ancak bu sûreyi okumaktan maksat; sadece onu tilavet etmek değil, onun manasını tefekkür etmek ve mesajlarını hayatımıza aktarmaktır. Aziz Müminler! Yâsîn sûresi; insanlığa hayat rehberi olarak gönderilen Kur’an’a yeminle başlayarak, dünya ve ahiret huzurunun ancak onun emirlerine tabi olmaktan geçtiğine dikkat çekmektedir. Yâsîn sûresi, وَاَنِ اعْبُدُون۪يۜ هٰذَا صِرَاطٌ مُسْتَق۪يمٌ “Bana kulluk edin. İşte dosdoğru yol budur.”[2] beyanıyla bizleri; yalnız Allah’a kul olmaya, istikamet üzere bir ömür sürmeye davet etmektedir. Bu istikamet; tevhitle başlayan, ibadetlerle güçlenen, güzel ahlakla kemale eren, İslam’ın dosdoğru yoludur. Bu yolda olan bir mümin, her işinde ihlası, her davranışında samimiyeti kuşanmalıdır. Riyadan ve gösterişten uzak durmalıdır. Yâsîn sûresi, “Sen elbette dosdoğru yol üzere gönderilen peygamberlerdensin.”[3] ayetiyle Allah Resûlü (s.a.s)’in tüm insanlığı, dünyada ve ahirette mutluluğa çağıran kutlu bir elçi olduğunu haber vermektedir. Peygamber Efendimiz (s.a.s); hak ile batılı, doğru ile yanlışı, iyi ile kötüyü, helal ile haramı insanlığa gösteren hidayet rehberidir. Yetim ve öksüzleri sevindirmeyi, komşu ile iyi geçinmeyi, affedici ve bağışlayıcı olmayı öğreten rahmet elçisidir. Kıymetli Müslümanlar! Yâsîn sûresi; inkarcıların, “Şu çürümüş kemiklere yeniden kim can verecek?” sorusuna, قُلْ يُحْي۪يهَا الَّـذ۪ٓي اَنْشَاَهَٓا اَوَّلَ مَرَّةٍۜ “Onları ilk başta yaratmış olan Allah diriltecektir.”[4] fermanıyla cevap vermektedir. Sevgili Peygamberimiz (s.a.s), vefat eden müminlere Yâsîn sûresini okumamızı tavsiye etmiştir.[5] Bu tavsiye bizlere; her nefsin ölümü tadacağını, ölmeden önce ahiret için hazırlık yapmamız gerektiğini, söylediklerimizden ve yaptıklarımızdan tek tek hesaba çekileceğimizi öğretmektedir. Yâsîn sûresi bu hususta bizleri şöyle uyarmaktadır: “O gün, onların ağızlarını mühürleriz; yapmış olduklarını elleri bize anlatır, ayakları da şahitlik eder.”[6] Bu bilince sahip olan bir Müslüman; yaratılış gayesi olan iyilikten, ibadetten, güzel ahlaktan uzak durmamalıdır. Kötülüklere asla yeltenmemelidir. Ölüm, ahiret, hesap, sorgu sual yokmuş gibi yaşamamalıdır. Rabbine, kendisine, ailesine, topluma ve çevresine karşı sorumluluklarını yerine getirmelidir. Bütün imkansızlıklara rağmen; vatanı ve mukaddesatı uğruna siyonist zalimlere ve işbirlikçilerine karşı destansı bir mücadele veren Gazzeli kardeşlerimiz başta olmak üzere daima mazlumun ve mağdurun yanında olmalıdır. Hiçbir insani ve ahlaki ilke tanımayan bu canilerle maddi ve manevi olarak mücadele etmelidir. Değerli Müminler! Yâsîn sûresi, müminleri şöyle müjdelemektedir: اِنَّ اَصْحَابَ الْجَنَّةِ الْيَوْمَ ف۪ي شُغُلٍ فَاكِهُونَۚ “O gün cennetlikler, nimetler içinde safa sürerler.”[7] سَلَامٌ قَوْلاً مِنْ رَبٍّ رَح۪يمٍ “Onlara merhamet sahibi Rabbin söylediği selam vardır.”[8] Şeytanın esiri olan günahkarları da şöyle ikaz etmektedir: هٰذِه۪ جَهَنَّمُ الَّت۪ي كُنْتُمْ تُوعَدُونَ “İşte size haber verilen cehennem budur!” اِصْلَوْهَا الْيَوْمَ بِمَا كُنْتُمْ تَكْفُرُونَ “İnkar ettiğinizden dolayı bugün girin oraya!”[9] Aziz Müslümanlar! Zilhicce ayının içindeyiz. Bu mübarek günleri; ibadetlerimizi arttırmak, hatalarımızı gözden geçirmek, günahlarımıza tövbe etmek için bir fırsat bilelim. Hesap günü gelmeden önce kendimizi hesaba çekmeye vesile kılalım. Hutbemi Yâsîn sûresinin son ayeti ile bitiriyorum: فَسُبْحَانَ الَّذ۪ي بِيَدِه۪ مَلَكُوتُ كُلِّ شَيْءٍ وَاِلَيْهِ تُرْجَعُونَ “Her şeyin hükümranlığı elinde olan Allah’ın şanı ne yücedir! Hepiniz O’na döndürüleceksiniz.”[10] [1] Tirmizî, Fezâilü’l-Kur’an, 7. [2] Yâsîn, 36/61. [3] Yâsîn, 36/3, 4. [4] Yâsîn, 36/78, 79. [5] Ebû Dâvûd, Cenâiz, 19, 20. [6] Yâsîn, 36/65. [7] Yâsîn, 36/55. [8] Yâsîn, 36/58. [9] Yâsîn, 36/63, 64. [10] Yâsîn, 36/83. https://diyanet.gov.tr/tr-TR/Kurumsal/Detay/37709/cuma-hutbesi-ysn-sresi-kuranin-kalbi
    0 Commenti 0 condivisioni
  • Cuma Hutbesi: "Alın Teri Mukaddestir"

    “İnsan için ancak çalıştığının karşılığı vardır ve çalıştığını da görecektir.” (Necm 53/39,40)

    Muhterem Müslümanlar!

    Bir gün Sevgili Peygamberimiz (s.a.s) ashabıyla sohbet ederken yanlarından güçlü ve heybetli bir adam geçti. Adamın bu görüntüsünden etkilenen sahabeden bazıları, “Ey Allah’ın Resûlü! Keşke bu adam, gücünü Allah yolunda kullansa!” dediler. Bunun üzerine Peygamber Efendimiz (s.a.s) şöyle buyurdu: “Eğer bu kişi, ailesinin ve çocuklarının geçimini sağlamak için çalışıyorsa, Allah yolundadır. Anne ve babasının ihtiyaçlarını gidermek için çalışıyorsa, Allah yolundadır. Kendi izzet ve onurunu korumak için çalışıyorsa yine Allah yolundadır.”[1]

    Aziz Müminler!

    Yüce dinimiz İslam, kişinin; Allah’ın emirlerine ve yasaklarına riayet ederek kendisinin ve ailesinin rızkını helal ve meşru yollardan temin etmesini, kimseye yük olmadan çalışmasını bir ibadet olarak görmüştür. El emeğini ve alın terini mukaddes kabul etmiştir. Tembelliği, miskinliği, dilenmeyi, zamanı ve hayatı israf etmeyi ise yasaklamıştır. Cenâb-ı Hak, “İnsan için ancak çalıştığının karşılığı vardır ve çalıştığını da görecektir.”[2] buyurarak bizlere; dünya ve ahiret huzurunu elde etmek için çalışmayı öğütlemiştir.

    Kıymetli Müslümanlar!

    Dinimiz, kazancın helal olması kadar, kazanç yollarının meşru olmasına da önem vermektedir. Bu sebeple; çalışmanın, işyeri açmanın, kazanç elde etmenin kuralları ve âdâbı vardır. Allah’ın haram kıldığı şeylerin alınıp satılması meşru değildir. Dolayısıyla Müslüman; akıl ve iradeyi yok eden, kazaların yaşanmasına, cinayetlerin işlenmesine sebep olan alkolü üretemez, alamaz, satamaz, kullanamaz ve kullanılmasına katkıda bulunamaz. Yuvaları dağıtan, toplumsal hayatta kapanmaz yaralar açan kumarı oynayamaz, oynatamaz ve oynanmasına imkân sağlayamaz. Malın ve ömrün bereketini götüren, emeğin ve alın terinin düşmanı olan faizi alamaz, veremez, ona aracı olamaz. Toplumsal barışı bozan karaborsacılık, tefecilik ve stokçuluk gibi haramları işleyemez, bunlardan kazanç elde edemez.

    Değerli Müminler!

    İslam’a göre işçi olmanın da bir takım sorumlulukları vardır. İşçi; rızkını temin ettiği işyerini ve orada bulunan malzemeleri bir emanet olarak bilmeli, onlara asla zarar vermemelidir. İşyerindeki hiçbir eşyayı şahsi ihtiyaçları için kullanmamalı, özel bilgileri başkalarıyla paylaşmamalıdır. İşçi; çalışma saatlerine riayet etmeli, işini aksatmamalıdır. Beraber çalıştığı arkadaşlarına karşı saygılı olmalı, onların haklarını kendi hakkı gibi gözetmeli, onlara zarar verecek davranışlardan şiddetle kaçınmalıdır.

    Aziz Müslümanlar!

    İslam, işverene de birçok vazife yüklemiştir. İşveren; Peygamber Efendimiz (s.a.s)’in, “Çalışana ücretini, teri kurumadan verin.”[3] uyarısını dikkate alarak işçiye hakkını tam ve zamanında vermekle yükümlüdür. Dolayısıyla işveren; ucuz iş gücü adına, işçiyi; ağır şartlarda, az bir ücretle çalıştıramaz, onu sosyal haklarından mahrum bırakamaz.

    İşveren, aynı zamanda işçinin insanî ihtiyaç ve haklarını kullanmasını sağlamakla sorumludur. Bu sebepledir ki, işveren; Cenâb-ı Hakk’ın, “…Namaz, müminler için vakitleri belirlenmiş farz bir ibadettir.”[4] ayeti apaçık ortadayken, işçinin; beş vakit namaz ve Cuma namazını vaktinde eda etmesine; oruç tutmasına; Allah’ın emri, müminin süsü olan tesettürü kuşanmasına engel olamaz. Ayrıca işveren, işçinin; dinlenme saatlerini, haftalık veya yıllık izinlerini kullanmasını da kısıtlayamaz.

    İşveren; Yüce Rabbimizin, فَلَا تَتَّبِعُوا الْهَوٰٓى اَنْ تَعْدِلُواۚ “…Heva ve hevesinize kapılıp adaletten sapmayın…”[5] emrine uyarak işçinin, hak ve hukukunu da korumakla mükelleftir. Bu nedenledir ki, işçiye, sistematik bir baskı uygulayamaz. Onun; onur ve iffetini, şeref ve haysiyetini zedeleyecek söz, tutum ve davranışlarda bulunamaz. Onu, haksız şekilde işten çıkaramaz, ailesini ve çocuklarını mağdur edemez.

    İşveren; işyerinin güvenliğinin sağlanmasından, işçinin sağlıklı bir iş ortamında çalışmasından da mesuldür. Hiçbir işçi; canının tehlikeye gireceği, akıl, beden ve ruh sağlığının bozulacağı bir işte istihdam edilemez. Nitekim Peygamber Efendimiz (s.a.s)’in uyarısı gayet açıktır: “Kim insanlara zarar verirse Allah da ona zarar verir. Kim insanlara zorluk çıkarırsa, Allah da ona zorluk çıkarır.”[6]

    Kıymetli Müminler!

    Allah katında işçi ya da işveren olmanın bir üstünlüğü yoktur. Üstünlük, takvadadır; yani Allah’tan hakkıyla sakınmak, O’nun emirlerini yerine getirmek, yasaklarından kaçınmaktır. Öyleyse, Rabbimizin rızasını, adaleti, hakkaniyeti, dürüstlüğü ve gönül kazanmayı tüm kazançların üstünde görelim. Unutmayalım ki, huzur ve mutluluk; sadece tüketmek ve biriktirmekte değil, paylaşmakta ve kanaat göstermektedir.

    Hutbemi Sevgili Peygamberimiz (s.a.s)’in şu hadisiyle bitiriyorum: “….Hiç kimse Allah’ın kendisine takdir ettiği rızkı er ya da geç elde etmeden ölmeyecektir. Öyleyse Allah’tan hakkıyla sakının ve rızkınızı güzel yollardan isteyin. Helal olanı alın. Haramdan kaçının.”[7]

    1 Taberânî, el-Mu’cemû’l-evsat, VII, 56.

    [2] Necm 53/39,40.

    [3] İbn Mâce, Rühûn, 4.

    [4] Nisâ, 4/103.

    [5] Nisâ, 4/135.

    [6] Ebû Dâvûd, Kadâ’ (Akdiye), 31.

    [7] İbn Mâce, Ticâret, 2.

    https://www.diyanet.gov.tr/tr-TR/Kurumsal/Detay/37580/cuma-hutbesi-alin-teri-mukaddestir
    Cuma Hutbesi: "Alın Teri Mukaddestir" “İnsan için ancak çalıştığının karşılığı vardır ve çalıştığını da görecektir.” (Necm 53/39,40) Muhterem Müslümanlar! Bir gün Sevgili Peygamberimiz (s.a.s) ashabıyla sohbet ederken yanlarından güçlü ve heybetli bir adam geçti. Adamın bu görüntüsünden etkilenen sahabeden bazıları, “Ey Allah’ın Resûlü! Keşke bu adam, gücünü Allah yolunda kullansa!” dediler. Bunun üzerine Peygamber Efendimiz (s.a.s) şöyle buyurdu: “Eğer bu kişi, ailesinin ve çocuklarının geçimini sağlamak için çalışıyorsa, Allah yolundadır. Anne ve babasının ihtiyaçlarını gidermek için çalışıyorsa, Allah yolundadır. Kendi izzet ve onurunu korumak için çalışıyorsa yine Allah yolundadır.”[1] Aziz Müminler! Yüce dinimiz İslam, kişinin; Allah’ın emirlerine ve yasaklarına riayet ederek kendisinin ve ailesinin rızkını helal ve meşru yollardan temin etmesini, kimseye yük olmadan çalışmasını bir ibadet olarak görmüştür. El emeğini ve alın terini mukaddes kabul etmiştir. Tembelliği, miskinliği, dilenmeyi, zamanı ve hayatı israf etmeyi ise yasaklamıştır. Cenâb-ı Hak, “İnsan için ancak çalıştığının karşılığı vardır ve çalıştığını da görecektir.”[2] buyurarak bizlere; dünya ve ahiret huzurunu elde etmek için çalışmayı öğütlemiştir. Kıymetli Müslümanlar! Dinimiz, kazancın helal olması kadar, kazanç yollarının meşru olmasına da önem vermektedir. Bu sebeple; çalışmanın, işyeri açmanın, kazanç elde etmenin kuralları ve âdâbı vardır. Allah’ın haram kıldığı şeylerin alınıp satılması meşru değildir. Dolayısıyla Müslüman; akıl ve iradeyi yok eden, kazaların yaşanmasına, cinayetlerin işlenmesine sebep olan alkolü üretemez, alamaz, satamaz, kullanamaz ve kullanılmasına katkıda bulunamaz. Yuvaları dağıtan, toplumsal hayatta kapanmaz yaralar açan kumarı oynayamaz, oynatamaz ve oynanmasına imkân sağlayamaz. Malın ve ömrün bereketini götüren, emeğin ve alın terinin düşmanı olan faizi alamaz, veremez, ona aracı olamaz. Toplumsal barışı bozan karaborsacılık, tefecilik ve stokçuluk gibi haramları işleyemez, bunlardan kazanç elde edemez. Değerli Müminler! İslam’a göre işçi olmanın da bir takım sorumlulukları vardır. İşçi; rızkını temin ettiği işyerini ve orada bulunan malzemeleri bir emanet olarak bilmeli, onlara asla zarar vermemelidir. İşyerindeki hiçbir eşyayı şahsi ihtiyaçları için kullanmamalı, özel bilgileri başkalarıyla paylaşmamalıdır. İşçi; çalışma saatlerine riayet etmeli, işini aksatmamalıdır. Beraber çalıştığı arkadaşlarına karşı saygılı olmalı, onların haklarını kendi hakkı gibi gözetmeli, onlara zarar verecek davranışlardan şiddetle kaçınmalıdır. Aziz Müslümanlar! İslam, işverene de birçok vazife yüklemiştir. İşveren; Peygamber Efendimiz (s.a.s)’in, “Çalışana ücretini, teri kurumadan verin.”[3] uyarısını dikkate alarak işçiye hakkını tam ve zamanında vermekle yükümlüdür. Dolayısıyla işveren; ucuz iş gücü adına, işçiyi; ağır şartlarda, az bir ücretle çalıştıramaz, onu sosyal haklarından mahrum bırakamaz. İşveren, aynı zamanda işçinin insanî ihtiyaç ve haklarını kullanmasını sağlamakla sorumludur. Bu sebepledir ki, işveren; Cenâb-ı Hakk’ın, “…Namaz, müminler için vakitleri belirlenmiş farz bir ibadettir.”[4] ayeti apaçık ortadayken, işçinin; beş vakit namaz ve Cuma namazını vaktinde eda etmesine; oruç tutmasına; Allah’ın emri, müminin süsü olan tesettürü kuşanmasına engel olamaz. Ayrıca işveren, işçinin; dinlenme saatlerini, haftalık veya yıllık izinlerini kullanmasını da kısıtlayamaz. İşveren; Yüce Rabbimizin, فَلَا تَتَّبِعُوا الْهَوٰٓى اَنْ تَعْدِلُواۚ “…Heva ve hevesinize kapılıp adaletten sapmayın…”[5] emrine uyarak işçinin, hak ve hukukunu da korumakla mükelleftir. Bu nedenledir ki, işçiye, sistematik bir baskı uygulayamaz. Onun; onur ve iffetini, şeref ve haysiyetini zedeleyecek söz, tutum ve davranışlarda bulunamaz. Onu, haksız şekilde işten çıkaramaz, ailesini ve çocuklarını mağdur edemez. İşveren; işyerinin güvenliğinin sağlanmasından, işçinin sağlıklı bir iş ortamında çalışmasından da mesuldür. Hiçbir işçi; canının tehlikeye gireceği, akıl, beden ve ruh sağlığının bozulacağı bir işte istihdam edilemez. Nitekim Peygamber Efendimiz (s.a.s)’in uyarısı gayet açıktır: “Kim insanlara zarar verirse Allah da ona zarar verir. Kim insanlara zorluk çıkarırsa, Allah da ona zorluk çıkarır.”[6] Kıymetli Müminler! Allah katında işçi ya da işveren olmanın bir üstünlüğü yoktur. Üstünlük, takvadadır; yani Allah’tan hakkıyla sakınmak, O’nun emirlerini yerine getirmek, yasaklarından kaçınmaktır. Öyleyse, Rabbimizin rızasını, adaleti, hakkaniyeti, dürüstlüğü ve gönül kazanmayı tüm kazançların üstünde görelim. Unutmayalım ki, huzur ve mutluluk; sadece tüketmek ve biriktirmekte değil, paylaşmakta ve kanaat göstermektedir. Hutbemi Sevgili Peygamberimiz (s.a.s)’in şu hadisiyle bitiriyorum: “….Hiç kimse Allah’ın kendisine takdir ettiği rızkı er ya da geç elde etmeden ölmeyecektir. Öyleyse Allah’tan hakkıyla sakının ve rızkınızı güzel yollardan isteyin. Helal olanı alın. Haramdan kaçının.”[7] 1 Taberânî, el-Mu’cemû’l-evsat, VII, 56. [2] Necm 53/39,40. [3] İbn Mâce, Rühûn, 4. [4] Nisâ, 4/103. [5] Nisâ, 4/135. [6] Ebû Dâvûd, Kadâ’ (Akdiye), 31. [7] İbn Mâce, Ticâret, 2. https://www.diyanet.gov.tr/tr-TR/Kurumsal/Detay/37580/cuma-hutbesi-alin-teri-mukaddestir
    0 Commenti 0 condivisioni
Pagine in Evidenza