• Selam News İstanbul Türkiye

    Welcome to Selam News
    Selâm, Merhaba, Hello, أهلاً بك, Hola, Привет, Bonjour, Halla, नमस्ते, Salam, Hallo, 你好呀,

    Haberini paylaş Dünyaya sesini duyur.
    Share your news and make the world hear your voice.

    10 Aralık Dünya İnsan Hakları Günü
    Dünyanın dört bir yanında yaşanan insan hakları ihlallerinin ve bunlara gösterilen iki yüzlü yaklaşımların son bulmasını diliyoruz!
    Madde 1: Bütün insanlar özgür, onur ve haklar bakımından eşit doğarlar. Akıl ve vicdana sahiptirler, birbirlerine karşı kardeşlik anlayışıyla davranmalıdırlar
    İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi 72 yaşında

    #10AralıkDünyaİnsanHaklarıGün
    10 December World Human Rights Day
    We hope that the human rights violations and the two-sided approaches to them will come to an end!
    Article 1: All people are born free, equal in dignity and rights. They have reason and conscience, they should treat each other with a sense of brotherhood.
    Universal Declaration of Human Rights 72 years old

    Selam News
    https://selamnews.com/

    #News #people #sosyalmedya #socialmedia
    #Islamic #Muslim #Muslims #Salaam #Selam #Salam #SelamNews
    #İstanbul #Turkey #Türkiye #World
    #10DecemberWorldHumanRightsDay
    #world #people #News #Haber #selam #SelamNews
    ☪️ Selam News 🌍 İstanbul Türkiye 🌐 🇹🇷 Welcome to Selam News Selâm, Merhaba, Hello, أهلاً بك, Hola, Привет, Bonjour, Halla, नमस्ते, Salam, Hallo, 你好呀, Haberini paylaş Dünyaya sesini duyur. Share your news and make the world hear your voice. 📣 10 Aralık Dünya İnsan Hakları Günü Dünyanın dört bir yanında yaşanan insan hakları ihlallerinin ve bunlara gösterilen iki yüzlü yaklaşımların son bulmasını diliyoruz! Madde 1: Bütün insanlar özgür, onur ve haklar bakımından eşit doğarlar. Akıl ve vicdana sahiptirler, birbirlerine karşı kardeşlik anlayışıyla davranmalıdırlar İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi 72 yaşında #10AralıkDünyaİnsanHaklarıGün 10 December World Human Rights Day We hope that the human rights violations and the two-sided approaches to them will come to an end! Article 1: All people are born free, equal in dignity and rights. They have reason and conscience, they should treat each other with a sense of brotherhood. Universal Declaration of Human Rights 72 years old ☪️ Selam News 🌍 https://selamnews.com/ #News #people 🌙 #sosyalmedya #socialmedia #Islamic #Muslim #Muslims #Salaam #Selam #Salam #SelamNews #İstanbul #Turkey #Türkiye #World #10DecemberWorldHumanRightsDay #world #people #News #Haber #selam #SelamNews
    1
    0 Comments 0 Shares 4
  • RUSYA
    Rusya dünyanın en büyük ülkesidir, kültürlerin, antik gelenekler, anıtsal mimarinin ve nefes kesen doğal manzaranın gerçek bir mozaiğidir. Uçsuz bucaksız bozkırlardan acımasız kışlara, rafine sanatlardan canlı şehirlere - Rusya'yı ziyaret etmek, kendinizi tarihteki en dikkat çekici medeniyetlerden birine sürüklemektir.

    Nüfus: Yaklaşık 146 milyon kişi (belirli tartışmalı bölgeler hariç)
    Resmi dil: Rusça
    Arazi alanı: yaklaşık 17.098,246 km2
    Başkent: Moskova
    İkinci en büyük şehir: Saint Petersburg

    Rusya hakkında inanılmaz gerçekler:
    Gezegenin en büyük ülkesi
    Rusya, hem Avrupa hem de Asya'nın bazı bölgelerini kapsayan 11 zaman dilimini kapsıyor, etkileyici iklim ve manzara çeşitliliğiyle.

    Büyük sanat ve edebiyatın beşiği
    Leo Tolstoy'dan Fyodor Dostoyevski'ye ve dünyaca ünlü Rus balesine kadar ülke dünya edebiyatı, müzik ve sahne sanatlarını derinden etkilemiştir.

    Trans-Sibirya Demiryolu
    9,200 kilometreden fazla uzanan bu efsanevi demiryolu batıdaki Moskova'yı uzak doğuda Vladivostok'a bağlıyor. Dünyanın faaliyet gösteren en uzun sürekli demiryolu hattıdır.

    Baykal Gölü
    Sibirya'da yer alan en derin ve en eski tatlı su gölleri arasında - yaklaşık 25 milyon yaşında. Maksimum derinliği yaklaşık 1,620-1,640 metredir ve dünyanın dondurulmamış tatlı yüzey suyunun yaklaşık %20'sini tutar.

    Tarihi ve kültürel semboller
    Renkli kubbeleriyle Kızıl Meydan, Kremlin ve Saint Basil Katedrali, Rusya'nın tarihi, siyasi ve mimari mirasını temsil eden simgeler.

    Bilimsel ve uzay gücü
    Rusya (eski Sovyetler Birliği'nin bir parçası) uzay keşfinde öncülük eden, ilk yapay uydu Sputnik'i fırlattı ve ilk insan Yuri Gagarin'i 1961'de uzaya gönderdi.

    Aşırı kışlar ve donmuş manzaralar
    Sibirya gibi bölgeler gezegendeki en düşük sıcaklıklardan bazılarını yaşıyor; Oymyakon gibi yerlerde kış sıcaklıkları yaklaşık −70°C'ye düşebilir.

    Coğrafya Kaderdir
    RUSYA 🇷🇺 Rusya dünyanın en büyük ülkesidir, kültürlerin, antik gelenekler, anıtsal mimarinin ve nefes kesen doğal manzaranın gerçek bir mozaiğidir. Uçsuz bucaksız bozkırlardan acımasız kışlara, rafine sanatlardan canlı şehirlere - Rusya'yı ziyaret etmek, kendinizi tarihteki en dikkat çekici medeniyetlerden birine sürüklemektir. 🍀 Nüfus: Yaklaşık 146 milyon kişi (belirli tartışmalı bölgeler hariç) 🍀 Resmi dil: Rusça 🍀 Arazi alanı: yaklaşık 17.098,246 km2 🍀 Başkent: Moskova 🍀 İkinci en büyük şehir: Saint Petersburg 📌 Rusya hakkında inanılmaz gerçekler: 🔸 🌍 Gezegenin en büyük ülkesi Rusya, hem Avrupa hem de Asya'nın bazı bölgelerini kapsayan 11 zaman dilimini kapsıyor, etkileyici iklim ve manzara çeşitliliğiyle. 🔸 🎭 Büyük sanat ve edebiyatın beşiği Leo Tolstoy'dan Fyodor Dostoyevski'ye ve dünyaca ünlü Rus balesine kadar ülke dünya edebiyatı, müzik ve sahne sanatlarını derinden etkilemiştir. 🔸 🚂 Trans-Sibirya Demiryolu 9,200 kilometreden fazla uzanan bu efsanevi demiryolu batıdaki Moskova'yı uzak doğuda Vladivostok'a bağlıyor. Dünyanın faaliyet gösteren en uzun sürekli demiryolu hattıdır. 🔸 ❄️ Baykal Gölü Sibirya'da yer alan en derin ve en eski tatlı su gölleri arasında - yaklaşık 25 milyon yaşında. Maksimum derinliği yaklaşık 1,620-1,640 metredir ve dünyanın dondurulmamış tatlı yüzey suyunun yaklaşık %20'sini tutar. 🔸 🏰Tarihi ve kültürel semboller Renkli kubbeleriyle Kızıl Meydan, Kremlin ve Saint Basil Katedrali, Rusya'nın tarihi, siyasi ve mimari mirasını temsil eden simgeler. 🔸 🛰️ Bilimsel ve uzay gücü Rusya (eski Sovyetler Birliği'nin bir parçası) uzay keşfinde öncülük eden, ilk yapay uydu Sputnik'i fırlattı ve ilk insan Yuri Gagarin'i 1961'de uzaya gönderdi. 🔸 🧊 Aşırı kışlar ve donmuş manzaralar Sibirya gibi bölgeler gezegendeki en düşük sıcaklıklardan bazılarını yaşıyor; Oymyakon gibi yerlerde kış sıcaklıkları yaklaşık −70°C'ye düşebilir. Coğrafya Kaderdir
    0 Comments 0 Shares
  • Uzaydan İnsanlığa Bir Ders

    178 gün boyunca Uluslararası Uzay İstasyonu’nda kalan astronot Ron Garan, dünyaya bambaşka bir bakış açısıyla döndü:

    Yörüngeden bakıldığında Dünya; sınırları olmayan, ışıldayan mavi bir küre… karanlıkta kırılgan bir gemi gibi görünüyordu.
    Atmosferin ince bir örtü olduğunu, şimşeklerin stroboskop ışıkları gibi çaktığını, kutuplarda ise kuzey ve güney ışıklarının dans ettiğini gördü.

    Ama yeryüzünde biz hâlâ bölünmüş durumdayız: sınırlar, politikalar, çatışmalar…
    Garan’ın mesajı çok net:

    Önceliklerimiz şöyle olmalı:
    Önce gezegen
    Sonra toplum
    En sonda ekonomi

    Dünya bizim ortak uzay gemimizdir. Hepimiz mürettebatız, yolcu değil.
    Geleceğimiz, bizi bölen değil bizi birleştiren şeylere odaklanmamıza bağlı.

    #Bilim #Uzay #Gezegenimiz
    🔭✨ Uzaydan İnsanlığa Bir Ders 178 gün boyunca Uluslararası Uzay İstasyonu’nda kalan astronot Ron Garan, dünyaya bambaşka bir bakış açısıyla döndü: 🌍 Yörüngeden bakıldığında Dünya; sınırları olmayan, ışıldayan mavi bir küre… karanlıkta kırılgan bir gemi gibi görünüyordu. 🌌 Atmosferin ince bir örtü olduğunu, şimşeklerin stroboskop ışıkları gibi çaktığını, kutuplarda ise kuzey ve güney ışıklarının dans ettiğini gördü. Ama yeryüzünde biz hâlâ bölünmüş durumdayız: sınırlar, politikalar, çatışmalar… Garan’ın mesajı çok net: 🔑 Önceliklerimiz şöyle olmalı: 1️⃣ Önce gezegen 🌍 2️⃣ Sonra toplum 🤝 3️⃣ En sonda ekonomi 💰 ⚡ Dünya bizim ortak uzay gemimizdir. Hepimiz mürettebatız, yolcu değil. Geleceğimiz, bizi bölen değil bizi birleştiren şeylere odaklanmamıza bağlı. #Bilim #Uzay #Gezegenimiz
    0 Comments 0 Shares
  • Countries With the Most Muslims (% Population)

    1. Indonesia - 242M (87.0%)
    2. Pakistan - 235M (96.3%)
    3. India - 213M (15.3%)
    4. Bangladesh - 150M (91.0%)
    5. Nigeria - 124M (53.5%)
    6. Egypt - 104M (95%)
    7. Iran - 88M (99.8%)
    8. Turkey - 84M (97%)
    9. Sudan - 46M (99%)
    10. Algeria - 43M (98.0%)
    11. Iraq - 40M (98%)
    12. Afghanistan - 39M (99.7%)
    13. Ethiopia - 37M (31.3%)
    14. Morocco - 37M (99.0%)
    15. Yemen - 31M (99.1%)
    16. Saudi Arabia - 29M (92.7%)
    17. Uzbekistan - 28M (88.0%)
    18. China - 25M (1.4%)
    19. Nigér - 25M (99.3%)
    20. Tanzania - 22M (34.1%)
    21. Malaysia - 21M (63.5%)
    22. Mali - 20M (93.9%)
    23. Syria - 20M (87.0%)
    24. Somalia - 13M (99.8%)

    The data comes from two complementary sources: Pew Research, which tracks global religious affiliation, and the CIA World Factbook, which publishes national demographic splits.

    Countries With the Largest Muslim Populations: Islam is the world’s second-largest religion, with 1.8 billion Muslims dispersed across every continent. Due to data constraints, the most recent figures between 2020–2023 have been utilized, depending on availability per country. Africa is home to some of the fastest-growing Muslim populations. Nigeria, already the continent’s most populous country, now counts over 124 million Muslims, comprising more than half its citizens. In North Africa, Egypt and Algeria each report that roughly 95-98% of their inhabitants identify as Muslim, reflecting centuries-old cultural and religious continuity.
    🕌 Countries With the Most Muslims (% Population) 1. 🇮🇩 Indonesia - 242M (87.0%) 2. 🇵🇰 Pakistan - 235M (96.3%) 3. 🇮🇳 India - 213M (15.3%) 4. 🇧🇩 Bangladesh - 150M (91.0%) 5. 🇳🇬 Nigeria - 124M (53.5%) 6. 🇪🇬 Egypt - 104M (95%) 7. 🇮🇷 Iran - 88M (99.8%) 8. 🇹🇷 Turkey - 84M (97%) 9. 🇸🇩 Sudan - 46M (99%) 10. 🇩🇿 Algeria - 43M (98.0%) 11. 🇮🇶 Iraq - 40M (98%) 12. 🇦🇫 Afghanistan - 39M (99.7%) 13. 🇪🇹 Ethiopia - 37M (31.3%) 14. 🇲🇦 Morocco - 37M (99.0%) 15. 🇾🇪 Yemen - 31M (99.1%) 16. 🇸🇦 Saudi Arabia - 29M (92.7%) 17. 🇺🇿 Uzbekistan - 28M (88.0%) 18. 🇨🇳 China - 25M (1.4%) 19. 🇳🇪 Nigér - 25M (99.3%) 20. 🇹🇿 Tanzania - 22M (34.1%) 21. 🇲🇾 Malaysia - 21M (63.5%) 22. 🇲🇱 Mali - 20M (93.9%) 23. 🇸🇾 Syria - 20M (87.0%) 24. 🇸🇴 Somalia - 13M (99.8%) 📌 The data comes from two complementary sources: Pew Research, which tracks global religious affiliation, and the CIA World Factbook, which publishes national demographic splits. Countries With the Largest Muslim Populations: Islam is the world’s second-largest religion, with 1.8 billion Muslims dispersed across every continent. Due to data constraints, the most recent figures between 2020–2023 have been utilized, depending on availability per country. Africa is home to some of the fastest-growing Muslim populations. Nigeria, already the continent’s most populous country, now counts over 124 million Muslims, comprising more than half its citizens. In North Africa, Egypt and Algeria each report that roughly 95-98% of their inhabitants identify as Muslim, reflecting centuries-old cultural and religious continuity.
    0 Comments 0 Shares
  • Bu, yarım milyon Afrikalının susuzluğunu gidermeyi başaran bir çocuğun hikâyesidir.
    Adı Ryan. Mayıs 1991’de Kanada’da doğdu.

    Henüz altı yaşındayken öğretmeni, sınıfta Afrika’daki çocukların yaşam koşullarını anlattı. Ryan, musluğu açtığında berrak su içebilmesine rağmen bazı insanların susuzluktan ölmesine derinden üzüldü. Bunun üzerine öğretmenine, Afrika’daki insanlara su ulaştırmanın ne kadara mal olacağını sordu. Öğretmeni ona, yaklaşık 70 dolara bir kuyu inşa edebilen WaterCan adlı bir kuruluştan bahsetti.

    Ryan eve gider gitmez annesi Susan’a koştu ve Afrikalı çocuklar için bir kuyu yaptırmak amacıyla 70 dolara ihtiyacı olduğunu söyledi. Annesi, bu parayı kendi çabasıyla kazanması gerektiğini belirtti ve ona haftalık birkaç dolar kazandıran ev işleri verdi.

    Ryan yavaş yavaş 70 dolar biriktirmeyi başardı ve WaterCan’a gitti. Ancak orada, bir kuyunun gerçek maliyetinin aslında 2000 dolar olduğunu öğrendi. Annesi bu miktarı veremeyeceğini açıkça söyledi. Fakat Ryan kararlıydı. Gereken tüm parayı toplayacağına söz verdi.

    Böylece, mahallede yaptığı küçük işlerle fon toplamaya devam etti. Onun azmi, kardeşlerine, komşularına ve arkadaşlarına da ilham verdi. Hep birlikte gerekli 2000 doları toplamayı başardılar. Ocak 1999’da, Kuzey Uganda’daki bir köyde ilk kuyu açıldı.

    Kuyunun tamamlanmasının ardından Ryan’ın okulu da sürece dâhil oldu ve kuyunun bulunduğu köyle kardeş okul ilişkisi kurdu. Ryan, burada, su almak için her gün uzun yollar yürüyen Akana ile tanıştı. Onun hikâyesinden çok etkilenen Ryan, ailesinden kendisini Afrika’ya götürmelerini istedi. 2000 yılında köye vardığında yüzlerce insan tarafından coşkuyla karşılandı. İnsanlar onur çiti oluşturmuş, adını hep bir ağızdan haykırıyordu.

    Şaşkınlıkla “Adımı biliyorlar mı?” diye sordu Ryan.
    Rehber ise, “Yüz kilometre içindeki herkes seni tanıyor” dedi.

    Bugün Ryan 33 yaşında. Kendi vakfını yönetiyor ve Afrika’da 400’den fazla kuyu açmış durumda. Sadece kuyu yapmakla kalmıyor; aynı zamanda kuyuların bakımını, suyun nasıl korunup yönetileceğini de öğretiyor.

    Gündelik hayatın önemsiz detayları arasında kaybolsak da, gerçek bir kahramana saygı göstermekten daha anlamlı bir şey yoktur.

    Helal sana Ryan kutluyorum ve alkışlıyorum.
    Bu, yarım milyon Afrikalının susuzluğunu gidermeyi başaran bir çocuğun hikâyesidir. Adı Ryan. Mayıs 1991’de Kanada’da doğdu. Henüz altı yaşındayken öğretmeni, sınıfta Afrika’daki çocukların yaşam koşullarını anlattı. Ryan, musluğu açtığında berrak su içebilmesine rağmen bazı insanların susuzluktan ölmesine derinden üzüldü. Bunun üzerine öğretmenine, Afrika’daki insanlara su ulaştırmanın ne kadara mal olacağını sordu. Öğretmeni ona, yaklaşık 70 dolara bir kuyu inşa edebilen WaterCan adlı bir kuruluştan bahsetti. Ryan eve gider gitmez annesi Susan’a koştu ve Afrikalı çocuklar için bir kuyu yaptırmak amacıyla 70 dolara ihtiyacı olduğunu söyledi. Annesi, bu parayı kendi çabasıyla kazanması gerektiğini belirtti ve ona haftalık birkaç dolar kazandıran ev işleri verdi. Ryan yavaş yavaş 70 dolar biriktirmeyi başardı ve WaterCan’a gitti. Ancak orada, bir kuyunun gerçek maliyetinin aslında 2000 dolar olduğunu öğrendi. Annesi bu miktarı veremeyeceğini açıkça söyledi. Fakat Ryan kararlıydı. Gereken tüm parayı toplayacağına söz verdi. Böylece, mahallede yaptığı küçük işlerle fon toplamaya devam etti. Onun azmi, kardeşlerine, komşularına ve arkadaşlarına da ilham verdi. Hep birlikte gerekli 2000 doları toplamayı başardılar. Ocak 1999’da, Kuzey Uganda’daki bir köyde ilk kuyu açıldı. Kuyunun tamamlanmasının ardından Ryan’ın okulu da sürece dâhil oldu ve kuyunun bulunduğu köyle kardeş okul ilişkisi kurdu. Ryan, burada, su almak için her gün uzun yollar yürüyen Akana ile tanıştı. Onun hikâyesinden çok etkilenen Ryan, ailesinden kendisini Afrika’ya götürmelerini istedi. 2000 yılında köye vardığında yüzlerce insan tarafından coşkuyla karşılandı. İnsanlar onur çiti oluşturmuş, adını hep bir ağızdan haykırıyordu. Şaşkınlıkla “Adımı biliyorlar mı?” diye sordu Ryan. Rehber ise, “Yüz kilometre içindeki herkes seni tanıyor” dedi. Bugün Ryan 33 yaşında. Kendi vakfını yönetiyor ve Afrika’da 400’den fazla kuyu açmış durumda. Sadece kuyu yapmakla kalmıyor; aynı zamanda kuyuların bakımını, suyun nasıl korunup yönetileceğini de öğretiyor. Gündelik hayatın önemsiz detayları arasında kaybolsak da, gerçek bir kahramana saygı göstermekten daha anlamlı bir şey yoktur. Helal sana Ryan kutluyorum ve alkışlıyorum.👏👏👏
    0 Comments 0 Shares
  • Şanlıurfa’da kurutmalık sezonu başladı!
    Balkonlar, damlar yine renk cümbüşüne bürünüyor.

    @ibrahimsimsek.art

    #sanliurfa #kurutmalık #patlıcan #domates #biber #geleneksel #yöresel #yöresellezzetler #yöreselyemekler
    Şanlıurfa’da kurutmalık sezonu başladı! Balkonlar, damlar yine renk cümbüşüne bürünüyor. 🍆🌶️🍅 @ibrahimsimsek.art #sanliurfa #kurutmalık #patlıcan #domates #biber #geleneksel #yöresel #yöresellezzetler #yöreselyemekler
    0 Comments 0 Shares
  • Bu acil bir çağrıdır: İki milyarlık İslâm alemi artık tek kutup olmalı Recep Tayyip Erdoğan
    Devasa güç: https://ysafak.com/4720496/p/f
    Bu acil bir çağrıdır: İki milyarlık İslâm alemi artık tek kutup olmalı Recep Tayyip Erdoğan Devasa güç: https://ysafak.com/4720496/p/f
    0 Comments 0 Shares
  • Cuma Hutbesi: "Yâsîn Sûresi: Kur’an’ın Kalbi"

    “Her şeyin bir kalbi vardır. Kur’an’ın kalbi ise Yâsîn sûresidir.” (Tirmizî, Fezâilü’l-Kur’an, 7)

    Muhterem Müslümanlar!

    Yüce kitabımız Kur’an-ı Kerim’de yer alan sûrelerden biri de Yâsîn sûresidir. Yâsîn sûresi; insanın aklına ve vicdanına seslenen, kâinatın bir denge ve ahenk üzere yaratıldığını hatırlatan, hayatı anlamlandıran, kalpleri dirilten, hak ve hakikati öğreten bir sûredir. Sevgili Peygamberimiz (s.a.s), “Her şeyin bir kalbi vardır. Kur’an’ın kalbi ise Yâsîn sûresidir.”[1] buyurarak bu sûreden övgüyle bahsetmiştir. Anadolu irfanıyla yoğrulan aziz milletimiz; doğumdan ölüme, sevinçten hüzne, sağlıktan hastalığa farklı zamanlarda Yâsîn sûresini okumayı alışkanlık haline getirmiştir. Ancak bu sûreyi okumaktan maksat; sadece onu tilavet etmek değil, onun manasını tefekkür etmek ve mesajlarını hayatımıza aktarmaktır.

    Aziz Müminler!

    Yâsîn sûresi; insanlığa hayat rehberi olarak gönderilen Kur’an’a yeminle başlayarak, dünya ve ahiret huzurunun ancak onun emirlerine tabi olmaktan geçtiğine dikkat çekmektedir.

    Yâsîn sûresi, وَاَنِ اعْبُدُون۪يۜ هٰذَا صِرَاطٌ مُسْتَق۪يمٌ “Bana kulluk edin. İşte dosdoğru yol budur.”[2] beyanıyla bizleri; yalnız Allah’a kul olmaya, istikamet üzere bir ömür sürmeye davet etmektedir. Bu istikamet; tevhitle başlayan, ibadetlerle güçlenen, güzel ahlakla kemale eren, İslam’ın dosdoğru yoludur. Bu yolda olan bir mümin, her işinde ihlası, her davranışında samimiyeti kuşanmalıdır. Riyadan ve gösterişten uzak durmalıdır.

    Yâsîn sûresi, “Sen elbette dosdoğru yol üzere gönderilen peygamberlerdensin.”[3] ayetiyle Allah Resûlü (s.a.s)’in tüm insanlığı, dünyada ve ahirette mutluluğa çağıran kutlu bir elçi olduğunu haber vermektedir. Peygamber Efendimiz (s.a.s); hak ile batılı, doğru ile yanlışı, iyi ile kötüyü, helal ile haramı insanlığa gösteren hidayet rehberidir. Yetim ve öksüzleri sevindirmeyi, komşu ile iyi geçinmeyi, affedici ve bağışlayıcı olmayı öğreten rahmet elçisidir.

    Kıymetli Müslümanlar!

    Yâsîn sûresi; inkarcıların, “Şu çürümüş kemiklere yeniden kim can verecek?” sorusuna, قُلْ يُحْي۪يهَا الَّـذ۪ٓي اَنْشَاَهَٓا اَوَّلَ مَرَّةٍۜ “Onları ilk başta yaratmış olan Allah diriltecektir.”[4] fermanıyla cevap vermektedir.

    Sevgili Peygamberimiz (s.a.s), vefat eden müminlere Yâsîn sûresini okumamızı tavsiye etmiştir.[5] Bu tavsiye bizlere; her nefsin ölümü tadacağını, ölmeden önce ahiret için hazırlık yapmamız gerektiğini, söylediklerimizden ve yaptıklarımızdan tek tek hesaba çekileceğimizi öğretmektedir. Yâsîn sûresi bu hususta bizleri şöyle uyarmaktadır: “O gün, onların ağızlarını mühürleriz; yapmış olduklarını elleri bize anlatır, ayakları da şahitlik eder.”[6] Bu bilince sahip olan bir Müslüman; yaratılış gayesi olan iyilikten, ibadetten, güzel ahlaktan uzak durmamalıdır. Kötülüklere asla yeltenmemelidir. Ölüm, ahiret, hesap, sorgu sual yokmuş gibi yaşamamalıdır. Rabbine, kendisine, ailesine, topluma ve çevresine karşı sorumluluklarını yerine getirmelidir. Bütün imkansızlıklara rağmen; vatanı ve mukaddesatı uğruna siyonist zalimlere ve işbirlikçilerine karşı destansı bir mücadele veren Gazzeli kardeşlerimiz başta olmak üzere daima mazlumun ve mağdurun yanında olmalıdır. Hiçbir insani ve ahlaki ilke tanımayan bu canilerle maddi ve manevi olarak mücadele etmelidir.

    Değerli Müminler!

    Yâsîn sûresi, müminleri şöyle müjdelemektedir: اِنَّ اَصْحَابَ الْجَنَّةِ الْيَوْمَ ف۪ي شُغُلٍ فَاكِهُونَۚ “O gün cennetlikler, nimetler içinde safa sürerler.”[7] سَلَامٌ قَوْلاً مِنْ رَبٍّ رَح۪يمٍ “Onlara merhamet sahibi Rabbin söylediği selam vardır.”[8] Şeytanın esiri olan günahkarları da şöyle ikaz etmektedir: هٰذِه۪ جَهَنَّمُ الَّت۪ي كُنْتُمْ تُوعَدُونَ “İşte size haber verilen cehennem budur!” اِصْلَوْهَا الْيَوْمَ بِمَا كُنْتُمْ تَكْفُرُونَ “İnkar ettiğinizden dolayı bugün girin oraya!”[9]

    Aziz Müslümanlar!

    Zilhicce ayının içindeyiz. Bu mübarek günleri; ibadetlerimizi arttırmak, hatalarımızı gözden geçirmek, günahlarımıza tövbe etmek için bir fırsat bilelim. Hesap günü gelmeden önce kendimizi hesaba çekmeye vesile kılalım.

    Hutbemi Yâsîn sûresinin son ayeti ile bitiriyorum: فَسُبْحَانَ الَّذ۪ي بِيَدِه۪ مَلَكُوتُ كُلِّ شَيْءٍ وَاِلَيْهِ تُرْجَعُونَ “Her şeyin hükümranlığı elinde olan Allah’ın şanı ne yücedir! Hepiniz O’na döndürüleceksiniz.”[10]



    [1] Tirmizî, Fezâilü’l-Kur’an, 7.

    [2] Yâsîn, 36/61.

    [3] Yâsîn, 36/3, 4.

    [4] Yâsîn, 36/78, 79.

    [5] Ebû Dâvûd, Cenâiz, 19, 20.

    [6] Yâsîn, 36/65.

    [7] Yâsîn, 36/55.

    [8] Yâsîn, 36/58.

    [9] Yâsîn, 36/63, 64.

    [10] Yâsîn, 36/83.

    https://diyanet.gov.tr/tr-TR/Kurumsal/Detay/37709/cuma-hutbesi-ysn-sresi-kuranin-kalbi
    Cuma Hutbesi: "Yâsîn Sûresi: Kur’an’ın Kalbi" “Her şeyin bir kalbi vardır. Kur’an’ın kalbi ise Yâsîn sûresidir.” (Tirmizî, Fezâilü’l-Kur’an, 7) Muhterem Müslümanlar! Yüce kitabımız Kur’an-ı Kerim’de yer alan sûrelerden biri de Yâsîn sûresidir. Yâsîn sûresi; insanın aklına ve vicdanına seslenen, kâinatın bir denge ve ahenk üzere yaratıldığını hatırlatan, hayatı anlamlandıran, kalpleri dirilten, hak ve hakikati öğreten bir sûredir. Sevgili Peygamberimiz (s.a.s), “Her şeyin bir kalbi vardır. Kur’an’ın kalbi ise Yâsîn sûresidir.”[1] buyurarak bu sûreden övgüyle bahsetmiştir. Anadolu irfanıyla yoğrulan aziz milletimiz; doğumdan ölüme, sevinçten hüzne, sağlıktan hastalığa farklı zamanlarda Yâsîn sûresini okumayı alışkanlık haline getirmiştir. Ancak bu sûreyi okumaktan maksat; sadece onu tilavet etmek değil, onun manasını tefekkür etmek ve mesajlarını hayatımıza aktarmaktır. Aziz Müminler! Yâsîn sûresi; insanlığa hayat rehberi olarak gönderilen Kur’an’a yeminle başlayarak, dünya ve ahiret huzurunun ancak onun emirlerine tabi olmaktan geçtiğine dikkat çekmektedir. Yâsîn sûresi, وَاَنِ اعْبُدُون۪يۜ هٰذَا صِرَاطٌ مُسْتَق۪يمٌ “Bana kulluk edin. İşte dosdoğru yol budur.”[2] beyanıyla bizleri; yalnız Allah’a kul olmaya, istikamet üzere bir ömür sürmeye davet etmektedir. Bu istikamet; tevhitle başlayan, ibadetlerle güçlenen, güzel ahlakla kemale eren, İslam’ın dosdoğru yoludur. Bu yolda olan bir mümin, her işinde ihlası, her davranışında samimiyeti kuşanmalıdır. Riyadan ve gösterişten uzak durmalıdır. Yâsîn sûresi, “Sen elbette dosdoğru yol üzere gönderilen peygamberlerdensin.”[3] ayetiyle Allah Resûlü (s.a.s)’in tüm insanlığı, dünyada ve ahirette mutluluğa çağıran kutlu bir elçi olduğunu haber vermektedir. Peygamber Efendimiz (s.a.s); hak ile batılı, doğru ile yanlışı, iyi ile kötüyü, helal ile haramı insanlığa gösteren hidayet rehberidir. Yetim ve öksüzleri sevindirmeyi, komşu ile iyi geçinmeyi, affedici ve bağışlayıcı olmayı öğreten rahmet elçisidir. Kıymetli Müslümanlar! Yâsîn sûresi; inkarcıların, “Şu çürümüş kemiklere yeniden kim can verecek?” sorusuna, قُلْ يُحْي۪يهَا الَّـذ۪ٓي اَنْشَاَهَٓا اَوَّلَ مَرَّةٍۜ “Onları ilk başta yaratmış olan Allah diriltecektir.”[4] fermanıyla cevap vermektedir. Sevgili Peygamberimiz (s.a.s), vefat eden müminlere Yâsîn sûresini okumamızı tavsiye etmiştir.[5] Bu tavsiye bizlere; her nefsin ölümü tadacağını, ölmeden önce ahiret için hazırlık yapmamız gerektiğini, söylediklerimizden ve yaptıklarımızdan tek tek hesaba çekileceğimizi öğretmektedir. Yâsîn sûresi bu hususta bizleri şöyle uyarmaktadır: “O gün, onların ağızlarını mühürleriz; yapmış olduklarını elleri bize anlatır, ayakları da şahitlik eder.”[6] Bu bilince sahip olan bir Müslüman; yaratılış gayesi olan iyilikten, ibadetten, güzel ahlaktan uzak durmamalıdır. Kötülüklere asla yeltenmemelidir. Ölüm, ahiret, hesap, sorgu sual yokmuş gibi yaşamamalıdır. Rabbine, kendisine, ailesine, topluma ve çevresine karşı sorumluluklarını yerine getirmelidir. Bütün imkansızlıklara rağmen; vatanı ve mukaddesatı uğruna siyonist zalimlere ve işbirlikçilerine karşı destansı bir mücadele veren Gazzeli kardeşlerimiz başta olmak üzere daima mazlumun ve mağdurun yanında olmalıdır. Hiçbir insani ve ahlaki ilke tanımayan bu canilerle maddi ve manevi olarak mücadele etmelidir. Değerli Müminler! Yâsîn sûresi, müminleri şöyle müjdelemektedir: اِنَّ اَصْحَابَ الْجَنَّةِ الْيَوْمَ ف۪ي شُغُلٍ فَاكِهُونَۚ “O gün cennetlikler, nimetler içinde safa sürerler.”[7] سَلَامٌ قَوْلاً مِنْ رَبٍّ رَح۪يمٍ “Onlara merhamet sahibi Rabbin söylediği selam vardır.”[8] Şeytanın esiri olan günahkarları da şöyle ikaz etmektedir: هٰذِه۪ جَهَنَّمُ الَّت۪ي كُنْتُمْ تُوعَدُونَ “İşte size haber verilen cehennem budur!” اِصْلَوْهَا الْيَوْمَ بِمَا كُنْتُمْ تَكْفُرُونَ “İnkar ettiğinizden dolayı bugün girin oraya!”[9] Aziz Müslümanlar! Zilhicce ayının içindeyiz. Bu mübarek günleri; ibadetlerimizi arttırmak, hatalarımızı gözden geçirmek, günahlarımıza tövbe etmek için bir fırsat bilelim. Hesap günü gelmeden önce kendimizi hesaba çekmeye vesile kılalım. Hutbemi Yâsîn sûresinin son ayeti ile bitiriyorum: فَسُبْحَانَ الَّذ۪ي بِيَدِه۪ مَلَكُوتُ كُلِّ شَيْءٍ وَاِلَيْهِ تُرْجَعُونَ “Her şeyin hükümranlığı elinde olan Allah’ın şanı ne yücedir! Hepiniz O’na döndürüleceksiniz.”[10] [1] Tirmizî, Fezâilü’l-Kur’an, 7. [2] Yâsîn, 36/61. [3] Yâsîn, 36/3, 4. [4] Yâsîn, 36/78, 79. [5] Ebû Dâvûd, Cenâiz, 19, 20. [6] Yâsîn, 36/65. [7] Yâsîn, 36/55. [8] Yâsîn, 36/58. [9] Yâsîn, 36/63, 64. [10] Yâsîn, 36/83. https://diyanet.gov.tr/tr-TR/Kurumsal/Detay/37709/cuma-hutbesi-ysn-sresi-kuranin-kalbi
    0 Comments 0 Shares
  • Türk üretimi savaş uçağı: HÜRJET

    1.4 Mach Hız
    Ses hızını aşan üstün performans!

    Düşük Maliyet
    F-16’nın yalnızca 3’te 1’i kadar maliyetle!

    Çok Amaçlı Kullanım
    Eğitim, akrobatik gösteri ve hafif taarruz görevlerinde etkili!

    Dünyada Sayılı Rakibi Var
    Bu alanda dünya çapında çok az sayıda uçak var.

    Jet Eğitim Uçağı
    🇹🇷 Türk üretimi savaş uçağı: HÜRJET 🚀 1.4 Mach Hız Ses hızını aşan üstün performans! 💰 Düşük Maliyet F-16’nın yalnızca 3’te 1’i kadar maliyetle! 🎯 Çok Amaçlı Kullanım Eğitim, akrobatik gösteri ve hafif taarruz görevlerinde etkili! 🌍 Dünyada Sayılı Rakibi Var Bu alanda dünya çapında çok az sayıda uçak var. ✈️ Jet Eğitim Uçağı
    0 Comments 0 Shares
  • Cuma Hutbesi: "Alın Teri Mukaddestir"

    “İnsan için ancak çalıştığının karşılığı vardır ve çalıştığını da görecektir.” (Necm 53/39,40)

    Muhterem Müslümanlar!

    Bir gün Sevgili Peygamberimiz (s.a.s) ashabıyla sohbet ederken yanlarından güçlü ve heybetli bir adam geçti. Adamın bu görüntüsünden etkilenen sahabeden bazıları, “Ey Allah’ın Resûlü! Keşke bu adam, gücünü Allah yolunda kullansa!” dediler. Bunun üzerine Peygamber Efendimiz (s.a.s) şöyle buyurdu: “Eğer bu kişi, ailesinin ve çocuklarının geçimini sağlamak için çalışıyorsa, Allah yolundadır. Anne ve babasının ihtiyaçlarını gidermek için çalışıyorsa, Allah yolundadır. Kendi izzet ve onurunu korumak için çalışıyorsa yine Allah yolundadır.”[1]

    Aziz Müminler!

    Yüce dinimiz İslam, kişinin; Allah’ın emirlerine ve yasaklarına riayet ederek kendisinin ve ailesinin rızkını helal ve meşru yollardan temin etmesini, kimseye yük olmadan çalışmasını bir ibadet olarak görmüştür. El emeğini ve alın terini mukaddes kabul etmiştir. Tembelliği, miskinliği, dilenmeyi, zamanı ve hayatı israf etmeyi ise yasaklamıştır. Cenâb-ı Hak, “İnsan için ancak çalıştığının karşılığı vardır ve çalıştığını da görecektir.”[2] buyurarak bizlere; dünya ve ahiret huzurunu elde etmek için çalışmayı öğütlemiştir.

    Kıymetli Müslümanlar!

    Dinimiz, kazancın helal olması kadar, kazanç yollarının meşru olmasına da önem vermektedir. Bu sebeple; çalışmanın, işyeri açmanın, kazanç elde etmenin kuralları ve âdâbı vardır. Allah’ın haram kıldığı şeylerin alınıp satılması meşru değildir. Dolayısıyla Müslüman; akıl ve iradeyi yok eden, kazaların yaşanmasına, cinayetlerin işlenmesine sebep olan alkolü üretemez, alamaz, satamaz, kullanamaz ve kullanılmasına katkıda bulunamaz. Yuvaları dağıtan, toplumsal hayatta kapanmaz yaralar açan kumarı oynayamaz, oynatamaz ve oynanmasına imkân sağlayamaz. Malın ve ömrün bereketini götüren, emeğin ve alın terinin düşmanı olan faizi alamaz, veremez, ona aracı olamaz. Toplumsal barışı bozan karaborsacılık, tefecilik ve stokçuluk gibi haramları işleyemez, bunlardan kazanç elde edemez.

    Değerli Müminler!

    İslam’a göre işçi olmanın da bir takım sorumlulukları vardır. İşçi; rızkını temin ettiği işyerini ve orada bulunan malzemeleri bir emanet olarak bilmeli, onlara asla zarar vermemelidir. İşyerindeki hiçbir eşyayı şahsi ihtiyaçları için kullanmamalı, özel bilgileri başkalarıyla paylaşmamalıdır. İşçi; çalışma saatlerine riayet etmeli, işini aksatmamalıdır. Beraber çalıştığı arkadaşlarına karşı saygılı olmalı, onların haklarını kendi hakkı gibi gözetmeli, onlara zarar verecek davranışlardan şiddetle kaçınmalıdır.

    Aziz Müslümanlar!

    İslam, işverene de birçok vazife yüklemiştir. İşveren; Peygamber Efendimiz (s.a.s)’in, “Çalışana ücretini, teri kurumadan verin.”[3] uyarısını dikkate alarak işçiye hakkını tam ve zamanında vermekle yükümlüdür. Dolayısıyla işveren; ucuz iş gücü adına, işçiyi; ağır şartlarda, az bir ücretle çalıştıramaz, onu sosyal haklarından mahrum bırakamaz.

    İşveren, aynı zamanda işçinin insanî ihtiyaç ve haklarını kullanmasını sağlamakla sorumludur. Bu sebepledir ki, işveren; Cenâb-ı Hakk’ın, “…Namaz, müminler için vakitleri belirlenmiş farz bir ibadettir.”[4] ayeti apaçık ortadayken, işçinin; beş vakit namaz ve Cuma namazını vaktinde eda etmesine; oruç tutmasına; Allah’ın emri, müminin süsü olan tesettürü kuşanmasına engel olamaz. Ayrıca işveren, işçinin; dinlenme saatlerini, haftalık veya yıllık izinlerini kullanmasını da kısıtlayamaz.

    İşveren; Yüce Rabbimizin, فَلَا تَتَّبِعُوا الْهَوٰٓى اَنْ تَعْدِلُواۚ “…Heva ve hevesinize kapılıp adaletten sapmayın…”[5] emrine uyarak işçinin, hak ve hukukunu da korumakla mükelleftir. Bu nedenledir ki, işçiye, sistematik bir baskı uygulayamaz. Onun; onur ve iffetini, şeref ve haysiyetini zedeleyecek söz, tutum ve davranışlarda bulunamaz. Onu, haksız şekilde işten çıkaramaz, ailesini ve çocuklarını mağdur edemez.

    İşveren; işyerinin güvenliğinin sağlanmasından, işçinin sağlıklı bir iş ortamında çalışmasından da mesuldür. Hiçbir işçi; canının tehlikeye gireceği, akıl, beden ve ruh sağlığının bozulacağı bir işte istihdam edilemez. Nitekim Peygamber Efendimiz (s.a.s)’in uyarısı gayet açıktır: “Kim insanlara zarar verirse Allah da ona zarar verir. Kim insanlara zorluk çıkarırsa, Allah da ona zorluk çıkarır.”[6]

    Kıymetli Müminler!

    Allah katında işçi ya da işveren olmanın bir üstünlüğü yoktur. Üstünlük, takvadadır; yani Allah’tan hakkıyla sakınmak, O’nun emirlerini yerine getirmek, yasaklarından kaçınmaktır. Öyleyse, Rabbimizin rızasını, adaleti, hakkaniyeti, dürüstlüğü ve gönül kazanmayı tüm kazançların üstünde görelim. Unutmayalım ki, huzur ve mutluluk; sadece tüketmek ve biriktirmekte değil, paylaşmakta ve kanaat göstermektedir.

    Hutbemi Sevgili Peygamberimiz (s.a.s)’in şu hadisiyle bitiriyorum: “….Hiç kimse Allah’ın kendisine takdir ettiği rızkı er ya da geç elde etmeden ölmeyecektir. Öyleyse Allah’tan hakkıyla sakının ve rızkınızı güzel yollardan isteyin. Helal olanı alın. Haramdan kaçının.”[7]

    1 Taberânî, el-Mu’cemû’l-evsat, VII, 56.

    [2] Necm 53/39,40.

    [3] İbn Mâce, Rühûn, 4.

    [4] Nisâ, 4/103.

    [5] Nisâ, 4/135.

    [6] Ebû Dâvûd, Kadâ’ (Akdiye), 31.

    [7] İbn Mâce, Ticâret, 2.

    https://www.diyanet.gov.tr/tr-TR/Kurumsal/Detay/37580/cuma-hutbesi-alin-teri-mukaddestir
    Cuma Hutbesi: "Alın Teri Mukaddestir" “İnsan için ancak çalıştığının karşılığı vardır ve çalıştığını da görecektir.” (Necm 53/39,40) Muhterem Müslümanlar! Bir gün Sevgili Peygamberimiz (s.a.s) ashabıyla sohbet ederken yanlarından güçlü ve heybetli bir adam geçti. Adamın bu görüntüsünden etkilenen sahabeden bazıları, “Ey Allah’ın Resûlü! Keşke bu adam, gücünü Allah yolunda kullansa!” dediler. Bunun üzerine Peygamber Efendimiz (s.a.s) şöyle buyurdu: “Eğer bu kişi, ailesinin ve çocuklarının geçimini sağlamak için çalışıyorsa, Allah yolundadır. Anne ve babasının ihtiyaçlarını gidermek için çalışıyorsa, Allah yolundadır. Kendi izzet ve onurunu korumak için çalışıyorsa yine Allah yolundadır.”[1] Aziz Müminler! Yüce dinimiz İslam, kişinin; Allah’ın emirlerine ve yasaklarına riayet ederek kendisinin ve ailesinin rızkını helal ve meşru yollardan temin etmesini, kimseye yük olmadan çalışmasını bir ibadet olarak görmüştür. El emeğini ve alın terini mukaddes kabul etmiştir. Tembelliği, miskinliği, dilenmeyi, zamanı ve hayatı israf etmeyi ise yasaklamıştır. Cenâb-ı Hak, “İnsan için ancak çalıştığının karşılığı vardır ve çalıştığını da görecektir.”[2] buyurarak bizlere; dünya ve ahiret huzurunu elde etmek için çalışmayı öğütlemiştir. Kıymetli Müslümanlar! Dinimiz, kazancın helal olması kadar, kazanç yollarının meşru olmasına da önem vermektedir. Bu sebeple; çalışmanın, işyeri açmanın, kazanç elde etmenin kuralları ve âdâbı vardır. Allah’ın haram kıldığı şeylerin alınıp satılması meşru değildir. Dolayısıyla Müslüman; akıl ve iradeyi yok eden, kazaların yaşanmasına, cinayetlerin işlenmesine sebep olan alkolü üretemez, alamaz, satamaz, kullanamaz ve kullanılmasına katkıda bulunamaz. Yuvaları dağıtan, toplumsal hayatta kapanmaz yaralar açan kumarı oynayamaz, oynatamaz ve oynanmasına imkân sağlayamaz. Malın ve ömrün bereketini götüren, emeğin ve alın terinin düşmanı olan faizi alamaz, veremez, ona aracı olamaz. Toplumsal barışı bozan karaborsacılık, tefecilik ve stokçuluk gibi haramları işleyemez, bunlardan kazanç elde edemez. Değerli Müminler! İslam’a göre işçi olmanın da bir takım sorumlulukları vardır. İşçi; rızkını temin ettiği işyerini ve orada bulunan malzemeleri bir emanet olarak bilmeli, onlara asla zarar vermemelidir. İşyerindeki hiçbir eşyayı şahsi ihtiyaçları için kullanmamalı, özel bilgileri başkalarıyla paylaşmamalıdır. İşçi; çalışma saatlerine riayet etmeli, işini aksatmamalıdır. Beraber çalıştığı arkadaşlarına karşı saygılı olmalı, onların haklarını kendi hakkı gibi gözetmeli, onlara zarar verecek davranışlardan şiddetle kaçınmalıdır. Aziz Müslümanlar! İslam, işverene de birçok vazife yüklemiştir. İşveren; Peygamber Efendimiz (s.a.s)’in, “Çalışana ücretini, teri kurumadan verin.”[3] uyarısını dikkate alarak işçiye hakkını tam ve zamanında vermekle yükümlüdür. Dolayısıyla işveren; ucuz iş gücü adına, işçiyi; ağır şartlarda, az bir ücretle çalıştıramaz, onu sosyal haklarından mahrum bırakamaz. İşveren, aynı zamanda işçinin insanî ihtiyaç ve haklarını kullanmasını sağlamakla sorumludur. Bu sebepledir ki, işveren; Cenâb-ı Hakk’ın, “…Namaz, müminler için vakitleri belirlenmiş farz bir ibadettir.”[4] ayeti apaçık ortadayken, işçinin; beş vakit namaz ve Cuma namazını vaktinde eda etmesine; oruç tutmasına; Allah’ın emri, müminin süsü olan tesettürü kuşanmasına engel olamaz. Ayrıca işveren, işçinin; dinlenme saatlerini, haftalık veya yıllık izinlerini kullanmasını da kısıtlayamaz. İşveren; Yüce Rabbimizin, فَلَا تَتَّبِعُوا الْهَوٰٓى اَنْ تَعْدِلُواۚ “…Heva ve hevesinize kapılıp adaletten sapmayın…”[5] emrine uyarak işçinin, hak ve hukukunu da korumakla mükelleftir. Bu nedenledir ki, işçiye, sistematik bir baskı uygulayamaz. Onun; onur ve iffetini, şeref ve haysiyetini zedeleyecek söz, tutum ve davranışlarda bulunamaz. Onu, haksız şekilde işten çıkaramaz, ailesini ve çocuklarını mağdur edemez. İşveren; işyerinin güvenliğinin sağlanmasından, işçinin sağlıklı bir iş ortamında çalışmasından da mesuldür. Hiçbir işçi; canının tehlikeye gireceği, akıl, beden ve ruh sağlığının bozulacağı bir işte istihdam edilemez. Nitekim Peygamber Efendimiz (s.a.s)’in uyarısı gayet açıktır: “Kim insanlara zarar verirse Allah da ona zarar verir. Kim insanlara zorluk çıkarırsa, Allah da ona zorluk çıkarır.”[6] Kıymetli Müminler! Allah katında işçi ya da işveren olmanın bir üstünlüğü yoktur. Üstünlük, takvadadır; yani Allah’tan hakkıyla sakınmak, O’nun emirlerini yerine getirmek, yasaklarından kaçınmaktır. Öyleyse, Rabbimizin rızasını, adaleti, hakkaniyeti, dürüstlüğü ve gönül kazanmayı tüm kazançların üstünde görelim. Unutmayalım ki, huzur ve mutluluk; sadece tüketmek ve biriktirmekte değil, paylaşmakta ve kanaat göstermektedir. Hutbemi Sevgili Peygamberimiz (s.a.s)’in şu hadisiyle bitiriyorum: “….Hiç kimse Allah’ın kendisine takdir ettiği rızkı er ya da geç elde etmeden ölmeyecektir. Öyleyse Allah’tan hakkıyla sakının ve rızkınızı güzel yollardan isteyin. Helal olanı alın. Haramdan kaçının.”[7] 1 Taberânî, el-Mu’cemû’l-evsat, VII, 56. [2] Necm 53/39,40. [3] İbn Mâce, Rühûn, 4. [4] Nisâ, 4/103. [5] Nisâ, 4/135. [6] Ebû Dâvûd, Kadâ’ (Akdiye), 31. [7] İbn Mâce, Ticâret, 2. https://www.diyanet.gov.tr/tr-TR/Kurumsal/Detay/37580/cuma-hutbesi-alin-teri-mukaddestir
    0 Comments 0 Shares
More Results