• The 13th Summit of the Organization of Turkic States (OTS) was held on 30 October 2026 in Ankara, Türkiye, hosted by H.E. Recep Tayyip Erdoğan, President of the Republic of Türkiye, under the theme “Turkic Century: Unity in Language, Thought and Deed.”

    Türk Dövlətləri Təşkilatının (TDT) 13-cü Zirvə Görüşü 30 oktyabr 2026-cı il tarixində Türkiyə Respublikasının Prezidenti Recep Tayyip Erdoğan’ın ev sahibliyi ilə Türkiyənin Ankara şəhərində “Türk Əsri: Dildə, Fikirdə, Əməldə Birlik” mövzusu altında keçirilib.

    2026 жылғы 30 қазанда Түркия Республикасының Президенті Режеп Тайип Ердоғанның төрағалығымен «Түркі ғасыры: Тілде, ойда және істе бірлік» тақырыбымен Түркі мемлекеттері ұйымының (ТМҰ) 13-саммит Анкара қаласында өтті.

    Түрк мамлекеттер уюмунун (ТМУ) 13-саммити 2026-жылдын 30-октябрында Анкарада «Түрк кылымы: тилде, пикирде, иште биримдик» деген темада өттү. Саммитти Түркия Республикасынын Президенти Режеп Таййип Эрдоган кабыл алды.

    Türk Devletleri Teşkilatı (TDT) 13. Zirvesi, Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın ev sahipliğinde, “Türk Yüzyılı: Dilde, Fikirde, İşte Birlik” temasıyla 30 Ekim 2026 tarihinde Ankara’da gerçekleştirildi.

    Turkiy davlatlar taşkilotining (TDT) 13-sammiti 2026-yil 30-oktabr kuni Turkiya Respublikasi Prezidenti Rajab Toyyib Erdöğon mezbonligida Anqara şahrida “Turkiy asr: til, fikr va işda birlik” şiori ostida bölib ötdi.
    The 13th Summit of the Organization of Turkic States (OTS) was held on 30 October 2026 in Ankara, Türkiye, hosted by H.E. Recep Tayyip Erdoğan, President of the Republic of Türkiye, under the theme “Turkic Century: Unity in Language, Thought and Deed.” 🇦🇿 Türk Dövlətləri Təşkilatının (TDT) 13-cü Zirvə Görüşü 30 oktyabr 2026-cı il tarixində Türkiyə Respublikasının Prezidenti Recep Tayyip Erdoğan’ın ev sahibliyi ilə Türkiyənin Ankara şəhərində “Türk Əsri: Dildə, Fikirdə, Əməldə Birlik” mövzusu altında keçirilib. 🇰🇿 2026 жылғы 30 қазанда Түркия Республикасының Президенті Режеп Тайип Ердоғанның төрағалығымен «Түркі ғасыры: Тілде, ойда және істе бірлік» тақырыбымен Түркі мемлекеттері ұйымының (ТМҰ) 13-саммит Анкара қаласында өтті. 🇰🇬 Түрк мамлекеттер уюмунун (ТМУ) 13-саммити 2026-жылдын 30-октябрында Анкарада «Түрк кылымы: тилде, пикирде, иште биримдик» деген темада өттү. Саммитти Түркия Республикасынын Президенти Режеп Таййип Эрдоган кабыл алды. 🇹🇷 Türk Devletleri Teşkilatı (TDT) 13. Zirvesi, Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın ev sahipliğinde, “Türk Yüzyılı: Dilde, Fikirde, İşte Birlik” temasıyla 30 Ekim 2026 tarihinde Ankara’da gerçekleştirildi. 🇺🇿 Turkiy davlatlar taşkilotining (TDT) 13-sammiti 2026-yil 30-oktabr kuni Turkiya Respublikasi Prezidenti Rajab Toyyib Erdöğon mezbonligida Anqara şahrida “Turkiy asr: til, fikr va işda birlik” şiori ostida bölib ötdi.
    0 Commenti 0 condivisioni
  • Fransa'da tır şoförlüğü yapan ve 6 Şubat depremlerinde tek başına tırıyla 4 günde 6 ülke geçip 4.400 km yapıp toplanan yardımları deprem bölgesine ulaştıran tır şoförü Gülfem. Sen iyilikle yaşadın, adını duyurmak da bize düşüyor.

    Fransa’da yaşayan 24 yaşındaki tır şoförü Gülfem Zengin, 6 Şubat 2023’te meydana gelen Kahramanmaraş merkezli depremlerin ardından Fransa’da toplanan yardım malzemelerini deprem bölgesine ulaştırmak için yola çıktı.

    Kullandığı tırla 4 günde 6 ülke geçerek yaklaşık 4 bin 300 kilometre yol kat eden Zengin, yardım malzemelerini Kahramanmaraş’a ulaştırdı. Taşıdığı yardımlar arasında gıda, giysi, battaniye ve temel ihtiyaç malzemeleri de bulunuyordu. Gülfem Zengin’in bu çabası, depremzedeler için uluslararası dayanışmanın anlamlı örneklerinden biri oldu.
    Fransa'da tır şoförlüğü yapan ve 6 Şubat depremlerinde tek başına tırıyla 4 günde 6 ülke geçip 4.400 km yapıp toplanan yardımları deprem bölgesine ulaştıran tır şoförü Gülfem. Sen iyilikle yaşadın, adını duyurmak da bize düşüyor. Fransa’da yaşayan 24 yaşındaki tır şoförü Gülfem Zengin, 6 Şubat 2023’te meydana gelen Kahramanmaraş merkezli depremlerin ardından Fransa’da toplanan yardım malzemelerini deprem bölgesine ulaştırmak için yola çıktı. Kullandığı tırla 4 günde 6 ülke geçerek yaklaşık 4 bin 300 kilometre yol kat eden Zengin, yardım malzemelerini Kahramanmaraş’a ulaştırdı. Taşıdığı yardımlar arasında gıda, giysi, battaniye ve temel ihtiyaç malzemeleri de bulunuyordu. Gülfem Zengin’in bu çabası, depremzedeler için uluslararası dayanışmanın anlamlı örneklerinden biri oldu.
    0 Commenti 0 condivisioni
  • DÜNYAYA ÖRNEK BİR İYİLİK! TÜRKİYE'DE ARACI BOZULAN ALMAN GEZGİNİ TÜRK AİLE 11 GÜN MİSAFİR ETTİ!

    Almanya'dan Türkiye'yi gezmeye gelen Tanja isimli genç kadının aracı Sivas'ta bozuldu.

    Hiç tanımadığı Türk bir aile, zor durumda kalan genç kadına evinin kapılarını açtı.

    TAM 11 GÜN BOYUNCA MİSAFİR ETTİLER!

    Sivas'ın Divriği ilçesinde yaşayan Güngör Durgun ve ailesi, Alman gezgini tam 11 gün boyunca kendi evlatları gibi ağırladı.

    VEDA EDERKEN GÖZYAŞLARINI TUTAMADI!

    Ayrılık zamanı geldiğinde genç kadın, kendisine gösterilen misafirperverlik karşısında duygusal anlar yaşadı.

    “BU NASIL BİR İYİLİK, BU NASIL BİR ÜLKE?”

    Yaşadığı mutluluğu bu sözlerle dile getiren Tanja, kendisine kapılarını açan Türk aileye teşekkür etti.

    Anadolu insanının misafirperverliğini gösteren bu güzel hikâye yürekleri ısıttı.

    Güngör Durgun ve ailesinin güzel yüreğine sağlık!

    #Sivas #Divriği #TürkMisafirperverliği #AlmanGezgin #Kapıkule
    ❤️🇹🇷🇩🇪 DÜNYAYA ÖRNEK BİR İYİLİK! TÜRKİYE'DE ARACI BOZULAN ALMAN GEZGİNİ TÜRK AİLE 11 GÜN MİSAFİR ETTİ! 🚐 Almanya'dan Türkiye'yi gezmeye gelen Tanja isimli genç kadının aracı Sivas'ta bozuldu. Hiç tanımadığı Türk bir aile, zor durumda kalan genç kadına evinin kapılarını açtı. 🏡 TAM 11 GÜN BOYUNCA MİSAFİR ETTİLER! 🇹🇷 Sivas'ın Divriği ilçesinde yaşayan Güngör Durgun ve ailesi, Alman gezgini tam 11 gün boyunca kendi evlatları gibi ağırladı. VEDA EDERKEN GÖZYAŞLARINI TUTAMADI! 💔 Ayrılık zamanı geldiğinde genç kadın, kendisine gösterilen misafirperverlik karşısında duygusal anlar yaşadı. “BU NASIL BİR İYİLİK, BU NASIL BİR ÜLKE?” 👏 Yaşadığı mutluluğu bu sözlerle dile getiren Tanja, kendisine kapılarını açan Türk aileye teşekkür etti. 🇹🇷 Anadolu insanının misafirperverliğini gösteren bu güzel hikâye yürekleri ısıttı. Güngör Durgun ve ailesinin güzel yüreğine sağlık! #Sivas #Divriği #TürkMisafirperverliği #AlmanGezgin #Kapıkule
    0 Commenti 0 condivisioni
  • 135 YILLIK VEFA HİKÂYESİ: JAPONYA TÜRK DENİZCİLERİ KURTARDI, TÜRKİYE YILLAR SONRA JAPONLARI UNUTMADI!

    Bazı dostluklar anlaşmalarla değil, zor zamanlarda uzatılan yardım elleriyle kurulur. Türkiye ile Japonya arasındaki bağın hafızalara kazınan en etkileyici örneklerinden biri, 1890’da yaşanan Ertuğrul Fırkateyni faciası ve yıllar sonra İran’da gerçekleştirilen tahliye operasyonudur.

    1890: Japon balıkçıların hayat kurtardığı gece

    Osmanlı İmparatorluğu’na ait Ertuğrul Fırkateyni, Japonya ziyaretinin ardından dönüş yolundayken 16 Eylül 1890’da şiddetli bir tayfuna yakalandı. Gemi, Japonya’nın Kii Yarımadası açıklarında, Kushimoto yakınlarındaki kayalıklara çarparak battı.

    Faciada 500’den fazla Osmanlı denizcisi hayatını kaybetti. Bölgedeki Japon halkı ise fırtınaya rağmen yardıma koştu; denizden çıkarabildikleri denizcilere yiyecek ve barınak sağladı.

    Kazadan 69 denizci kurtuldu. Yaralılar, Japonya’da tedavi edildikten sonra Japon donanmasına ait gemilerle ülkelerine gönderildi. Bu dayanışma, iki ülke arasındaki dostluğun simgelerinden biri hâline geldi.

    1985: Bu kez Türkiye, Japon vatandaşlarının yardımına koştu

    Aradan yaklaşık 95 yıl geçti. Mart 1985’te İran-Irak Savaşı sırasında Irak, belirli bir süreden sonra İran hava sahasındaki uçakları vuracağını duyurdu. Tahran’da bulunan 215 Japon vatandaşı için zaman daralıyordu.

    Japonya’nın o dönemde kendi vatandaşlarını tahliye etmekte yaşadığı güçlükler üzerine Türkiye devreye girdi. Türk Hava Yollarına ait iki uçak Tahran’a gönderildi ve Japon vatandaşları güvenli biçimde tahliye edildi.

    Bu olay, yıllar boyunca Ertuğrul Fırkateyni faciasıyla ilişkilendirildi. İki olay arasında doğrudan bir karşılık verme kararı bulunduğuna ilişkin anlatımlar olsa da, tahliye kararının bütün ayrıntılarını yalnızca bu hikâyeye bağlamak doğru olmaz.

    Kuşimoto’da hâlâ yaşayan bir hatıra

    Bugün Japonya’nın Kuşimoto kentinde Ertuğrul Fırkateyni’nde hayatını kaybeden Osmanlı denizcileri için bir anıt ve anma etkinlikleri bulunuyor. Bu hatıra, iki ülkenin zor zamanlarda kurduğu insani bağın sembolü olarak yaşatılıyor.

    Dostluk, yıllar geçse de unutulmayan iyiliklerle büyür.

    1890’da Japon halkının Türk denizcilerine uzattığı yardım eli ve 1985’te Türkiye’nin Japon vatandaşlarını tahliye etmesi, insanlığın sınırları aşabildiğini gösteren iki önemli tarihî olaydır.

    Kaynaklar
    Türkiye Cumhuriyeti Dışişleri Bakanlığı — Türkiye-Japonya ilişkileri
    Japonya Dışişleri Bakanlığı — Japonya-Türkiye ilişkilerinin tarihçesi
    Japonya Sahil Güvenlik ve Kuşimoto’daki Ertuğrul Fırkateyni anıtına ilişkin tarihî kayıtlar
    Türk Hava Yolları — Kurumsal tarihçe ve 1985 Tahran tahliyesine ilişkin anlatımlar
    🇹🇷🇯🇵 135 YILLIK VEFA HİKÂYESİ: JAPONYA TÜRK DENİZCİLERİ KURTARDI, TÜRKİYE YILLAR SONRA JAPONLARI UNUTMADI! Bazı dostluklar anlaşmalarla değil, zor zamanlarda uzatılan yardım elleriyle kurulur. Türkiye ile Japonya arasındaki bağın hafızalara kazınan en etkileyici örneklerinden biri, 1890’da yaşanan Ertuğrul Fırkateyni faciası ve yıllar sonra İran’da gerçekleştirilen tahliye operasyonudur. 🇹🇷❤️🇯🇵 🌊 1890: Japon balıkçıların hayat kurtardığı gece Osmanlı İmparatorluğu’na ait Ertuğrul Fırkateyni, Japonya ziyaretinin ardından dönüş yolundayken 16 Eylül 1890’da şiddetli bir tayfuna yakalandı. Gemi, Japonya’nın Kii Yarımadası açıklarında, Kushimoto yakınlarındaki kayalıklara çarparak battı. Faciada 500’den fazla Osmanlı denizcisi hayatını kaybetti. Bölgedeki Japon halkı ise fırtınaya rağmen yardıma koştu; denizden çıkarabildikleri denizcilere yiyecek ve barınak sağladı. Kazadan 69 denizci kurtuldu. Yaralılar, Japonya’da tedavi edildikten sonra Japon donanmasına ait gemilerle ülkelerine gönderildi. Bu dayanışma, iki ülke arasındaki dostluğun simgelerinden biri hâline geldi. ✈️ 1985: Bu kez Türkiye, Japon vatandaşlarının yardımına koştu Aradan yaklaşık 95 yıl geçti. Mart 1985’te İran-Irak Savaşı sırasında Irak, belirli bir süreden sonra İran hava sahasındaki uçakları vuracağını duyurdu. Tahran’da bulunan 215 Japon vatandaşı için zaman daralıyordu. Japonya’nın o dönemde kendi vatandaşlarını tahliye etmekte yaşadığı güçlükler üzerine Türkiye devreye girdi. Türk Hava Yollarına ait iki uçak Tahran’a gönderildi ve Japon vatandaşları güvenli biçimde tahliye edildi. Bu olay, yıllar boyunca Ertuğrul Fırkateyni faciasıyla ilişkilendirildi. İki olay arasında doğrudan bir karşılık verme kararı bulunduğuna ilişkin anlatımlar olsa da, tahliye kararının bütün ayrıntılarını yalnızca bu hikâyeye bağlamak doğru olmaz. 🕊️ Kuşimoto’da hâlâ yaşayan bir hatıra Bugün Japonya’nın Kuşimoto kentinde Ertuğrul Fırkateyni’nde hayatını kaybeden Osmanlı denizcileri için bir anıt ve anma etkinlikleri bulunuyor. Bu hatıra, iki ülkenin zor zamanlarda kurduğu insani bağın sembolü olarak yaşatılıyor. ❤️ Dostluk, yıllar geçse de unutulmayan iyiliklerle büyür. 1890’da Japon halkının Türk denizcilerine uzattığı yardım eli ve 1985’te Türkiye’nin Japon vatandaşlarını tahliye etmesi, insanlığın sınırları aşabildiğini gösteren iki önemli tarihî olaydır. 📚 Kaynaklar Türkiye Cumhuriyeti Dışişleri Bakanlığı — Türkiye-Japonya ilişkileri Japonya Dışişleri Bakanlığı — Japonya-Türkiye ilişkilerinin tarihçesi Japonya Sahil Güvenlik ve Kuşimoto’daki Ertuğrul Fırkateyni anıtına ilişkin tarihî kayıtlar Türk Hava Yolları — Kurumsal tarihçe ve 1985 Tahran tahliyesine ilişkin anlatımlar
    0 Commenti 0 condivisioni
  • Kırk Belik: Türk Kültüründe Saç Örgüsünün Hikâyesi

    Anadolu'da eskiden kız çocuklarının saçları ince ince örülür, kimi zaman bu örgülerin sayısı kırka kadar ulaşırdı. Bu saç biçimine kırk belik denirdi. Belik, bugün de bazı yörelerde saç örgüsü anlamında kullanılan eski bir sözcük.

    Türk kültüründe saç örmek yalnızca bir süslenme biçimi değildi. Saçın uzunluğu, örgülerin sayısı ve bağlanış şekli kimi topluluklarda yaş, medeni durum ve toplumsal kimlikle ilişkilendirilirdi.

    Örneğin Hakas Türklerinde evlilik töreninin önemli bir parçası olan saç toyu sırasında genç kızın çok sayıdaki örgüsü çözülür, saçları iki belik hâlinde yeniden örülürdü. Bu değişim, genç kızın evli bir kadın olarak hayatının yeni dönemine geçişini simgelerdi. Benzer uygulamalara Kırgız Türklerinin geleneklerinde de rastlanır.

    Saçın Türk mitolojisinde de özel bir yeri vardı. Saç, iplik ve örgü arasında kurulan sembolik ilişkiler; yaşamın sürekliliği, kader ve insanın doğayla bağlantısı gibi düşüncelerle ilişkilendirilmiştir. Bu nedenle saçın örülmesi, çözülmesi veya kesilmesi bazı inanış ve törenlerde gündelik bir hareketin ötesinde anlamlar kazanmıştır.

    Anadolu'da özellikle Yörük ve Türkmen topluluklarında belikler, renkli iplerle, boncuklarla ve çeşitli süslerle tamamlanırdı. Çukurova Yörükleri üzerine yapılan derlemelerde genç kızların saçlarını kırka kadar belik hâlinde ördükleri, örgülerin uçlarını saç bağı denilen iplerle bağladıkları anlatılır.

    Nevşehir ve çevresinde de kırk belik, yakın geçmişe kadar özellikle kız çocuklarının ve genç kızların saçlarında görülen geleneksel bir modeldi. Örgüler kimi zaman birbirine bağlanır, mavi boncuklarla süslenirdi.

    Günümüzde kırk belik, Anadolu'da geçmişteki kadar yaygın olmasa da geleneksel giyim kültüründe, halk oyunlarında ve kültürel etkinliklerde yaşatılan saç biçimlerinden biridir.

    Bir zamanlar annelerin, ninelerin sabırla ördüğü bu ince belikler, Türk kültüründe saçın yalnızca güzellikle değil, geleneklerle ve hayatın farklı dönemleriyle de nasıl ilişkilendirildiğini hatırlatıyor.

    Sizin ailenizde veya yörenizde kırk belik geleneğini hatırlayan var mı? Hangi yörede kullanıldığını yorumlarda paylaşabilirsiniz.
    Kırk Belik: Türk Kültüründe Saç Örgüsünün Hikâyesi Anadolu'da eskiden kız çocuklarının saçları ince ince örülür, kimi zaman bu örgülerin sayısı kırka kadar ulaşırdı. Bu saç biçimine kırk belik denirdi. Belik, bugün de bazı yörelerde saç örgüsü anlamında kullanılan eski bir sözcük. Türk kültüründe saç örmek yalnızca bir süslenme biçimi değildi. Saçın uzunluğu, örgülerin sayısı ve bağlanış şekli kimi topluluklarda yaş, medeni durum ve toplumsal kimlikle ilişkilendirilirdi. Örneğin Hakas Türklerinde evlilik töreninin önemli bir parçası olan saç toyu sırasında genç kızın çok sayıdaki örgüsü çözülür, saçları iki belik hâlinde yeniden örülürdü. Bu değişim, genç kızın evli bir kadın olarak hayatının yeni dönemine geçişini simgelerdi. Benzer uygulamalara Kırgız Türklerinin geleneklerinde de rastlanır. Saçın Türk mitolojisinde de özel bir yeri vardı. Saç, iplik ve örgü arasında kurulan sembolik ilişkiler; yaşamın sürekliliği, kader ve insanın doğayla bağlantısı gibi düşüncelerle ilişkilendirilmiştir. Bu nedenle saçın örülmesi, çözülmesi veya kesilmesi bazı inanış ve törenlerde gündelik bir hareketin ötesinde anlamlar kazanmıştır. Anadolu'da özellikle Yörük ve Türkmen topluluklarında belikler, renkli iplerle, boncuklarla ve çeşitli süslerle tamamlanırdı. Çukurova Yörükleri üzerine yapılan derlemelerde genç kızların saçlarını kırka kadar belik hâlinde ördükleri, örgülerin uçlarını saç bağı denilen iplerle bağladıkları anlatılır. Nevşehir ve çevresinde de kırk belik, yakın geçmişe kadar özellikle kız çocuklarının ve genç kızların saçlarında görülen geleneksel bir modeldi. Örgüler kimi zaman birbirine bağlanır, mavi boncuklarla süslenirdi. Günümüzde kırk belik, Anadolu'da geçmişteki kadar yaygın olmasa da geleneksel giyim kültüründe, halk oyunlarında ve kültürel etkinliklerde yaşatılan saç biçimlerinden biridir. Bir zamanlar annelerin, ninelerin sabırla ördüğü bu ince belikler, Türk kültüründe saçın yalnızca güzellikle değil, geleneklerle ve hayatın farklı dönemleriyle de nasıl ilişkilendirildiğini hatırlatıyor. Sizin ailenizde veya yörenizde kırk belik geleneğini hatırlayan var mı? Hangi yörede kullanıldığını yorumlarda paylaşabilirsiniz.
    0 Commenti 0 condivisioni
  • Maşallah Kardeşlerimize..

    Türk olmaktan gurur duyuyorlar..

    Bize “Türk değilsiniz” diyenler, önce kendi kimliklerine ve tarihlerine bakmalı. Biz bu topraklarda yüzyıllardır var olan, bayrağına, vatanına ve Cumhuriyetine sahip çıkan büyük bir milletin evlatlarıyız.

    Türk olmak bizim için sadece bir söz değil; tarihtir, kültürdür, ortak bir gelecek ve güçlü bir aidiyettir.

    “Yegor Borisov’a atfedilen söz”

    Dünyanın dört bir yanında yaşayan tüm Türk kardeşlerimize gönülden selam olsun. Ortak tarihimizin, kültürümüzün ve kardeşlik bağlarımızın nesilden nesile güçlenerek devam etmesini diliyoruz.
    Birliğimiz daim, gönüllerimiz bir, yarınlarımız aydınlık olsun.
    Maşallah Kardeşlerimize.. Türk olmaktan gurur duyuyorlar.. Bize “Türk değilsiniz” diyenler, önce kendi kimliklerine ve tarihlerine bakmalı. Biz bu topraklarda yüzyıllardır var olan, bayrağına, vatanına ve Cumhuriyetine sahip çıkan büyük bir milletin evlatlarıyız. Türk olmak bizim için sadece bir söz değil; tarihtir, kültürdür, ortak bir gelecek ve güçlü bir aidiyettir. 🇹🇷 “Yegor Borisov’a atfedilen söz” Dünyanın dört bir yanında yaşayan tüm Türk kardeşlerimize gönülden selam olsun. 🇹🇷 Ortak tarihimizin, kültürümüzün ve kardeşlik bağlarımızın nesilden nesile güçlenerek devam etmesini diliyoruz. Birliğimiz daim, gönüllerimiz bir, yarınlarımız aydınlık olsun. ✨🇹🇷
    0 Commenti 0 condivisioni
  • Recep Tayyip Erdoğan Teknofest Şanlıurfa
    Akılla emeği, zekâyla bilgiyi, fikirle projeyi buluşturan dünyanın en büyük havacılık, uzay ve teknoloji festivali #TEKNOFESTGüneydoğu
    Recep Tayyip Erdoğan Teknofest Şanlıurfa Akılla emeği, zekâyla bilgiyi, fikirle projeyi buluşturan dünyanın en büyük havacılık, uzay ve teknoloji festivali #TEKNOFESTGüneydoğu 🚀🇹🇷
    0 Commenti 0 condivisioni
  • Faydalı bir bilgi daha gelsin !

    KÖY YORGANI VE PSKOLOJİ
    Köy yorganlarını bilirsiniz. Parlak renkli, işlemeli ve ağırdır. Sizi sarmalar. Uyurken üzerinizden düşmesi de pek kolay değildir. Yapılan araştırmalarda bu tarz ağır yorganların psikolojimize olumlu etki ettiği tespit edildi.
    Son zamanlarda uluslararası deneylerde yapılan gözlemler ağır yorgan altında yatmanın stres bozuklukları, anksiyete, uykusuzluk sorunları ve daha birçok psikolojik hastalığa gerçekten de yarar sağladığını bilimsel olarak kanıtlanmış durumda.
    Konu üzerinde araştırma yapan bilim insanlarına göre, özellikle uyku öncesi vücut üzerinde hissedilen ve rahatsız edici olmayan bir kuvvet insanı oldukça hızlı bir şekilde sakinleştiriyor.
    Bu etkinin çalışma prensibinin sarılma ile benzer olduğunu dile getiren araştırmacılar, anne kucağındayken sıkıca sarılan bebeklerin ağlamayı kesmenin altında yatan bilimsel nedeninin bu etki olduğunu söylüyorlar.
    Işte bu noktada özellikle bebekken ağır bir yorganın altında yatarken huzurlu hissetmenizin nedeni ortaya çıkıyor. Yorganın üzerinizde yaptığı kuvvet ve sarılma hissi, anne kucağındaki güveni hatırlattığı için beyinde oksitosin salımını çoğaltarak size kendinizi huzurlu ve güvenli hissettiriyor.
    Birbirinden bağımsız olarak yapılan araştırmalara göre vücut ağırlığının yüzde onu kadar ağırlıktaki bir yorganla yatmak gerçek manada parasempatik sinir sistemini harekete geçirerek güvenlik ve sakinlik hissi yaratarak stres, korku, sinir gibi duyguları azaltıyor.
    Yani ortalama 60 kilo ağırlığında bir kişinin 6 kiloluk bir yorganla yatması depresyonu azaltıp sinir sistemine fayda sağlayacak etkiler ortaya çıkartabiliyor.
    Eskiden yün çırpar yorgan dikerdi annelerimiz...
    Dişi koyun yününde olan maddî ve mânevî hassalar diğer yünlerde yoktur. Koyunların üzerine güneş doğmaz.
    Koyun yünü sinyal ve radyasyon emicidir. Evimizde yoğun kullandığımız, cep telefonu, modem, kumanda gibi elektronik cihazların yaydığı radyasyonu emerek vücudumuza zarar vermesine mani olur yün. Bunun için bilhassa yorgan, yastık ve döşeğimizin koyun yününden olmasına itina göstermeliyiz.
    Koyun yünü dinlendiricidir ve rahat uyku sağlar. Çünkü koyun yünü, vücutta biriken statik negatif enerjiyi alır. Böylece bedenimizde oluşan yorgunluk ve rehavet üzerimizden kalkmış olur.
    Koyun yünü ısıyı dengeleyicidir.
    Soğuğu geçirmez. Koyun yününden yapılan ürünler yazın serin, kışın sıcak tutma hususiyetine sahiptir. Yün yanmaz. Ateşe, aleve karşı dirençli ve dayanıklıdır. Alerjik değildir ve alerjik ortamların oluşmasına fırsat vermez. Yün terletmez, teri emer, ter yapmaz.
    Ağrıları alır. Bir çok romatizma ağrılarına iyi gelir.
    Yün elektiriği ref eder. Yünden elektrik cereyanı geçmez, yalıtkandır. Çobanlar kepenek içinde yağmurdan, doludan, kardan, her türlü soğuktan müteessir olmadıkları gibi kepenek içinde iken yıldırım isabet etmez.
    NETİCE
    Yün yatakta yatamıyor, yün yorganla örtünemiyorsanız en azından; yün çorap, fânile, gömlek giymeli, yün eldiven takmalı. Yün kuşak muhakkak kullanılmalı.
    Faydalı bir bilgi daha gelsin ! KÖY YORGANI VE PSKOLOJİ Köy yorganlarını bilirsiniz. Parlak renkli, işlemeli ve ağırdır. Sizi sarmalar. Uyurken üzerinizden düşmesi de pek kolay değildir. Yapılan araştırmalarda bu tarz ağır yorganların psikolojimize olumlu etki ettiği tespit edildi. Son zamanlarda uluslararası deneylerde yapılan gözlemler ağır yorgan altında yatmanın stres bozuklukları, anksiyete, uykusuzluk sorunları ve daha birçok psikolojik hastalığa gerçekten de yarar sağladığını bilimsel olarak kanıtlanmış durumda. Konu üzerinde araştırma yapan bilim insanlarına göre, özellikle uyku öncesi vücut üzerinde hissedilen ve rahatsız edici olmayan bir kuvvet insanı oldukça hızlı bir şekilde sakinleştiriyor. Bu etkinin çalışma prensibinin sarılma ile benzer olduğunu dile getiren araştırmacılar, anne kucağındayken sıkıca sarılan bebeklerin ağlamayı kesmenin altında yatan bilimsel nedeninin bu etki olduğunu söylüyorlar. Işte bu noktada özellikle bebekken ağır bir yorganın altında yatarken huzurlu hissetmenizin nedeni ortaya çıkıyor. Yorganın üzerinizde yaptığı kuvvet ve sarılma hissi, anne kucağındaki güveni hatırlattığı için beyinde oksitosin salımını çoğaltarak size kendinizi huzurlu ve güvenli hissettiriyor. Birbirinden bağımsız olarak yapılan araştırmalara göre vücut ağırlığının yüzde onu kadar ağırlıktaki bir yorganla yatmak gerçek manada parasempatik sinir sistemini harekete geçirerek güvenlik ve sakinlik hissi yaratarak stres, korku, sinir gibi duyguları azaltıyor. Yani ortalama 60 kilo ağırlığında bir kişinin 6 kiloluk bir yorganla yatması depresyonu azaltıp sinir sistemine fayda sağlayacak etkiler ortaya çıkartabiliyor. Eskiden yün çırpar yorgan dikerdi annelerimiz... Dişi koyun yününde olan maddî ve mânevî hassalar diğer yünlerde yoktur. Koyunların üzerine güneş doğmaz. Koyun yünü sinyal ve radyasyon emicidir. Evimizde yoğun kullandığımız, cep telefonu, modem, kumanda gibi elektronik cihazların yaydığı radyasyonu emerek vücudumuza zarar vermesine mani olur yün. Bunun için bilhassa yorgan, yastık ve döşeğimizin koyun yününden olmasına itina göstermeliyiz. Koyun yünü dinlendiricidir ve rahat uyku sağlar. Çünkü koyun yünü, vücutta biriken statik negatif enerjiyi alır. Böylece bedenimizde oluşan yorgunluk ve rehavet üzerimizden kalkmış olur. Koyun yünü ısıyı dengeleyicidir. Soğuğu geçirmez. Koyun yününden yapılan ürünler yazın serin, kışın sıcak tutma hususiyetine sahiptir. Yün yanmaz. Ateşe, aleve karşı dirençli ve dayanıklıdır. Alerjik değildir ve alerjik ortamların oluşmasına fırsat vermez. Yün terletmez, teri emer, ter yapmaz. Ağrıları alır. Bir çok romatizma ağrılarına iyi gelir. Yün elektiriği ref eder. Yünden elektrik cereyanı geçmez, yalıtkandır. Çobanlar kepenek içinde yağmurdan, doludan, kardan, her türlü soğuktan müteessir olmadıkları gibi kepenek içinde iken yıldırım isabet etmez. NETİCE 👇 Yün yatakta yatamıyor, yün yorganla örtünemiyorsanız en azından; yün çorap, fânile, gömlek giymeli, yün eldiven takmalı. Yün kuşak muhakkak kullanılmalı.
    0 Commenti 0 condivisioni
  • ŞİŞENİ ATMA, 1 TL’Nİ AL: 2 AYDA 205 MİLYON AMBALAJ TOPLANDI!

    Türkiye’de depozito sistemi hızla büyüyor. 1 Temmuz’da ulusal entegrasyon süreci başlayan DOA sistemiyle 5 Eylül’e kadar tam 205 milyon 709 bin 303 içecek ambalajı toplanarak geri dönüşüme kazandırıldı.

    Sistemin çalışma mantığı oldukça basit:

    PET, cam veya alüminyum içecek ambalajınızı alın.

    DOA sistemine teslim edin.

    Ambalaj başına 1 TL teşvik bedeli kazanın.

    Açıklanan verilere göre sisteme kayıtlı kullanıcı sayısı da 3 milyon 214 bin kişiyi geçti.

    En fazla ambalaj toplanan iller ise:

    Antalya: 46,7 milyon

    İstanbul: 38,7 milyon

    İzmir: 24,3 milyon

    Ardından Adana 18,7 milyon ve Ankara 16,7 milyon ambalajla geliyor.

    Ancak sistemin asıl ölçeği önümüzdeki dönemde ortaya çıkabilir.

    HEDEF: HER YIL 25 MİLYAR AMBALAJ!

    DOA sistemiyle yılda 25 milyar ambalajın toplanması ve geri dönüşüm sayesinde Türkiye ekonomisine 30 milyar TL katkı sağlanması hedefleniyor.

    Böylece çöpe gidecek milyarlarca şişe ve kutu yeniden ekonominin hammaddesine dönüşebilecek.

    Aslında ortaya çıkan model çok net:

    Atık

    Toplama

    Vatandaşa teşvik

    Geri dönüşüm

    Yeniden hammadde

    Ekonomik değer

    Girişimcilik açısından bakıldığında ise milyarlarca ambalajın toplanacağı böylesine büyük bir sistem; geri dönüşüm teknolojileri, toplama makineleri, lojistik, ayrıştırma ve geri dönüştürülmüş hammadde tarafında da yeni bir ekonomi oluşturabilir.

    Sizce ambalaj başına 1 TL teşvik, Türkiye’de geri dönüşüm alışkanlığını değiştirmeye yeter mi?
    ♻️💰 ŞİŞENİ ATMA, 1 TL’Nİ AL: 2 AYDA 205 MİLYON AMBALAJ TOPLANDI! 💥 Türkiye’de depozito sistemi hızla büyüyor. 1 Temmuz’da ulusal entegrasyon süreci başlayan DOA sistemiyle 5 Eylül’e kadar tam 205 milyon 709 bin 303 içecek ambalajı toplanarak geri dönüşüme kazandırıldı. Sistemin çalışma mantığı oldukça basit: 🥤 PET, cam veya alüminyum içecek ambalajınızı alın. ♻️ DOA sistemine teslim edin. 💰 Ambalaj başına 1 TL teşvik bedeli kazanın. Açıklanan verilere göre sisteme kayıtlı kullanıcı sayısı da 3 milyon 214 bin kişiyi geçti. En fazla ambalaj toplanan iller ise: 🥇 Antalya: 46,7 milyon 🥈 İstanbul: 38,7 milyon 🥉 İzmir: 24,3 milyon Ardından Adana 18,7 milyon ve Ankara 16,7 milyon ambalajla geliyor. Ancak sistemin asıl ölçeği önümüzdeki dönemde ortaya çıkabilir. 🇹🇷 HEDEF: HER YIL 25 MİLYAR AMBALAJ! DOA sistemiyle yılda 25 milyar ambalajın toplanması ve geri dönüşüm sayesinde Türkiye ekonomisine 30 milyar TL katkı sağlanması hedefleniyor. Böylece çöpe gidecek milyarlarca şişe ve kutu yeniden ekonominin hammaddesine dönüşebilecek. Aslında ortaya çıkan model çok net: Atık ⬇️ ♻️ Toplama ⬇️ 💰 Vatandaşa teşvik ⬇️ 🏭 Geri dönüşüm ⬇️ 📦 Yeniden hammadde ⬇️ 🇹🇷 Ekonomik değer Girişimcilik açısından bakıldığında ise milyarlarca ambalajın toplanacağı böylesine büyük bir sistem; geri dönüşüm teknolojileri, toplama makineleri, lojistik, ayrıştırma ve geri dönüştürülmüş hammadde tarafında da yeni bir ekonomi oluşturabilir. 📢 Sizce ambalaj başına 1 TL teşvik, Türkiye’de geri dönüşüm alışkanlığını değiştirmeye yeter mi?
    0 Commenti 0 condivisioni
  • 🥹 Çok üzgünüz! Ömrümüzde böyle seli nadir görürüz, Rabbim ülkemizi korusun!
    Sele karşı sizce biz hazır mıyız?
    Artık dünyada iklimsel felaketler artıyor.
    Nepal'i çok ciddi sel felaketi vurdu.
    Koca kasaba resmen yok oldu, yüzlerce kişi vefat etti.
    Rabbim bizlere ve tüm dünyaya Sonbahar'da bu afet acılarından korusun.
    🥹 Çok üzgünüz! Ömrümüzde böyle seli nadir görürüz, Rabbim ülkemizi korusun! ❓ Sele karşı sizce biz hazır mıyız? ⚠️ Artık dünyada iklimsel felaketler artıyor. ✍️ Nepal'i çok ciddi sel felaketi vurdu. 🚨 Koca kasaba resmen yok oldu, yüzlerce kişi vefat etti. 🤗 Rabbim bizlere ve tüm dünyaya Sonbahar'da bu afet acılarından korusun.
    0 Commenti 0 condivisioni
Pagine in Evidenza