• Baharın, bereketin ve umudun müjdecisi #Hıdırellez kutlu olsun!

    Anadolu’nun en eski bayramlarından birini; doğanın uyanışını, toprağın canlanışını, suların akışını ve yaşamın yeniden yeşerişini kutluyoruz.

    İnanışa göre Hızır ile İlyas’ın buluştuğu bu özel gece, bize doğanın kendini yenileme gücünü hatırlatıyor. Her filizde, her kanat sesinde, toprağın altındaki her yaşamda aynı umut saklı: Bahar yeniden gelir, yaşam yeniden başlar.

    Dileriz bu Hıdırellez, doğanın umudunu büyüttüğümüz; onu korumak, onarmak ve onunla uyum içinde yaşamak için yeniden söz verdiğimiz bir başlangıç olsun.
    💐🌱 Baharın, bereketin ve umudun müjdecisi #Hıdırellez kutlu olsun! 🌠 Anadolu’nun en eski bayramlarından birini; doğanın uyanışını, toprağın canlanışını, suların akışını ve yaşamın yeniden yeşerişini kutluyoruz. 🌸 İnanışa göre Hızır ile İlyas’ın buluştuğu bu özel gece, bize doğanın kendini yenileme gücünü hatırlatıyor. Her filizde, her kanat sesinde, toprağın altındaki her yaşamda aynı umut saklı: Bahar yeniden gelir, yaşam yeniden başlar. 💙 Dileriz bu Hıdırellez, doğanın umudunu büyüttüğümüz; onu korumak, onarmak ve onunla uyum içinde yaşamak için yeniden söz verdiğimiz bir başlangıç olsun.
    0 Comentários 0 Compartilhamentos
  • ■ İSTANBUL'DA HIDIRELLEZ MESİRELERİ, 1890'LAR

    [Ahmet Semih Bey 1890'larda Hıdırellez mesirelerini anlatıyor]:

    "Hıdırellez Nisan'ın 23'ünde (Rumî takvim) bütün İstanbul halkını çayırlara bağlardı. Dolmalar, helvalar, marullar, yemişler, kuzular, pilâvlar evlerde hazırlanır, çayırlara taşınırdı.

    Kimi pazar kayıklarında, mavnalarda veya sandallarda, kimi hususî çatanalarda (özel deniz teknelerinde) veya öküz arabalarında gidecekleri yere giderek veya yatlarında (Ahmet İhsan, Ahmet Muhtar, Mustafa Süreyya ve Sakallı Reşit Beyler gibi) kuzu ziyafetleri yaparlar, eş dost arasında zevk-ü safa ederlerdi. Kalabalığı sevmiyenler bu zevki evlerinin bahçelerinde, korularında tatmin ederlerdi.

    HER ŞEY SUDAN UCUZDU

    Adalarda ise ne kadar adam varsa Büyükada'daki Ayayorgi tepesine üşüşerek kuzu ziyafetleri çekerlerdi. Kuşdili, Yoğurtçu, Haydarpaşa, Küçüksu, Beykoz, Paşabahçe Çayırları, Kâğıthane, Veliefendi Çayırları binlerce halkla dolardı. Yerlerdi, içerlerdi ve bunların hepsi, bugünlere nispetle sudan ucuzdu..

    Binaenaleyh o mübarek aile eğlenceleri mebzul (bol) ve fakat müptezel (bolluğu sebebiyle değersiz) olmadığı için, mebrûktü (bereketliydi).."
    ■ İSTANBUL'DA HIDIRELLEZ MESİRELERİ, 1890'LAR ❤️ [Ahmet Semih Bey 1890'larda Hıdırellez mesirelerini anlatıyor]: "Hıdırellez Nisan'ın 23'ünde (Rumî takvim) bütün İstanbul halkını çayırlara bağlardı. Dolmalar, helvalar, marullar, yemişler, kuzular, pilâvlar evlerde hazırlanır, çayırlara taşınırdı. Kimi pazar kayıklarında, mavnalarda veya sandallarda, kimi hususî çatanalarda (özel deniz teknelerinde) veya öküz arabalarında gidecekleri yere giderek veya yatlarında (Ahmet İhsan, Ahmet Muhtar, Mustafa Süreyya ve Sakallı Reşit Beyler gibi) kuzu ziyafetleri yaparlar, eş dost arasında zevk-ü safa ederlerdi. Kalabalığı sevmiyenler bu zevki evlerinin bahçelerinde, korularında tatmin ederlerdi. HER ŞEY SUDAN UCUZDU Adalarda ise ne kadar adam varsa Büyükada'daki Ayayorgi tepesine üşüşerek kuzu ziyafetleri çekerlerdi. Kuşdili, Yoğurtçu, Haydarpaşa, Küçüksu, Beykoz, Paşabahçe Çayırları, Kâğıthane, Veliefendi Çayırları binlerce halkla dolardı. Yerlerdi, içerlerdi ve bunların hepsi, bugünlere nispetle sudan ucuzdu.. Binaenaleyh o mübarek aile eğlenceleri mebzul (bol) ve fakat müptezel (bolluğu sebebiyle değersiz) olmadığı için, mebrûktü (bereketliydi).."
    0 Comentários 0 Compartilhamentos