• Urfa Türkiye
    Tarihin sıfır noktasından ; Kültürel çeşitliliğin yoğun olarak yaşandığı bir coğrafya olan Mezopotamya, tarih boyunca birçok medeniyete ev sahipliği yapmış ve farklı toplumların etkileşim içinde yaşadığı önemli bir bölge olmuştur.

    Bu çok katmanlı yapı, günümüzde de Deq kültürü gibi kadim geleneklerde yaşamaya devam etmektedir. Özellikle beden sanatını, kimlik aktarımını ve toplumsal hafızayı yansıtan Deq kültürü, Mezopotamya’nın kültürel zenginliğinin önemli bir parçası olarak değerlendirilmektedir.

    #deq #kültür #tarih #kulturelmiras
    Urfa Türkiye 📍Tarihin sıfır noktasından ; Kültürel çeşitliliğin yoğun olarak yaşandığı bir coğrafya olan Mezopotamya, tarih boyunca birçok medeniyete ev sahipliği yapmış ve farklı toplumların etkileşim içinde yaşadığı önemli bir bölge olmuştur. Bu çok katmanlı yapı, günümüzde de Deq kültürü gibi kadim geleneklerde yaşamaya devam etmektedir. Özellikle beden sanatını, kimlik aktarımını ve toplumsal hafızayı yansıtan Deq kültürü, Mezopotamya’nın kültürel zenginliğinin önemli bir parçası olarak değerlendirilmektedir. #deq #kültür #tarih #kulturelmiras
    0 Comments 0 Shares
  • Dünya Nüfusu 8.04 Milyara Ulaştı: Büyük Fotoğrafta Dikkat Çeken Değişim

    Birleşmiş Milletler’in son verilerine göre, dünya nüfusu 8 milyar 40 milyona ulaştı. Nüfus dağılımı, yaşam koşulları, eğitim ve teknolojiye erişim gibi alanlarda dikkat çeken dengesizlikler, dünyanın “büyük fotoğrafında” önemli değişimleri gözler önüne seriyor.

    Asya Zirvede, Afrika Yükseliyor
    Dünyadaki 8 milyar insanın %60’ı Asya kıtasında yaşıyor. Afrika %15 ile ikinci sırada yer alırken, Avrupa’nın payı %11, Güney Amerika’nın %9, Kuzey Amerika’nın ise %5 seviyesinde.

    Köyden Kente Geçiş Hızlanıyor
    Küresel ölçekte insanların %51’i şehirlerde, %49’u ise köylerde yaşıyor. Bu oran, kentleşmenin hızla arttığını ve kırsal yaşamın giderek azaldığını gösteriyor.

    Dil Haritası Çeşitliliği Gösteriyor
    Dünyada en çok konuşulan dil %12 ile Çince olurken, onu %5 İspanyolca ve %5 İngilizce takip ediyor. Arapça, Hintçe, Bengalce ve Portekizce gibi dillerin her biri yaklaşık %3’lük paya sahip. Dünyadaki insanların %62’si ise kendi yerel dilinde konuşuyor.

    Barınma, Beslenme ve Suya Erişimde Dengesizlik
    İnsanların %77’sinin konutu bulunurken, %23’ü barınacak bir mekana sahip değil. Nüfusun %25’i yetersiz besleniyor. Buna karşın %87’si temiz içme suyuna ulaşabiliyor.

    Teknolojiye Erişimde Uçurum
    Dünya genelinde insanların %75’inin cep telefonu var, ancak yalnızca %30’unun internet erişimi bulunuyor.

    Eğitimde Farklılıklar
    Dünya nüfusunun %83’ü okuma-yazma biliyor, ancak sadece %7’si üniversite mezunu.

    Dini Dağılım ve İnanç Profili
    Dünyada insanların %33’ü Hristiyan, %22’si Müslüman, %14’ü Hindu, %7’si Budist. %12 farklı dinlere mensupken, %12’sinin ise herhangi bir dini inancı bulunmuyor.

    Yaşam Süresi ve Ölüm Oranları
    Verilere göre insanların %26’sı 15 yaşına ulaşamadan hayatını kaybediyor. 15-64 yaş aralığında ölenlerin oranı %66, 65 yaş ve üzerindekilerin oranı ise yalnızca %8.

    Dünyanın genel tablosu, nüfusun hızla arttığı ancak gelir, eğitim, teknoloji ve yaşam koşulları bakımından büyük farklılıkların devam ettiğini ortaya koyuyor.
    Dünya Nüfusu 8.04 Milyara Ulaştı: Büyük Fotoğrafta Dikkat Çeken Değişim Birleşmiş Milletler’in son verilerine göre, dünya nüfusu 8 milyar 40 milyona ulaştı. Nüfus dağılımı, yaşam koşulları, eğitim ve teknolojiye erişim gibi alanlarda dikkat çeken dengesizlikler, dünyanın “büyük fotoğrafında” önemli değişimleri gözler önüne seriyor. Asya Zirvede, Afrika Yükseliyor Dünyadaki 8 milyar insanın %60’ı Asya kıtasında yaşıyor. Afrika %15 ile ikinci sırada yer alırken, Avrupa’nın payı %11, Güney Amerika’nın %9, Kuzey Amerika’nın ise %5 seviyesinde. Köyden Kente Geçiş Hızlanıyor Küresel ölçekte insanların %51’i şehirlerde, %49’u ise köylerde yaşıyor. Bu oran, kentleşmenin hızla arttığını ve kırsal yaşamın giderek azaldığını gösteriyor. Dil Haritası Çeşitliliği Gösteriyor Dünyada en çok konuşulan dil %12 ile Çince olurken, onu %5 İspanyolca ve %5 İngilizce takip ediyor. Arapça, Hintçe, Bengalce ve Portekizce gibi dillerin her biri yaklaşık %3’lük paya sahip. Dünyadaki insanların %62’si ise kendi yerel dilinde konuşuyor. Barınma, Beslenme ve Suya Erişimde Dengesizlik İnsanların %77’sinin konutu bulunurken, %23’ü barınacak bir mekana sahip değil. Nüfusun %25’i yetersiz besleniyor. Buna karşın %87’si temiz içme suyuna ulaşabiliyor. Teknolojiye Erişimde Uçurum Dünya genelinde insanların %75’inin cep telefonu var, ancak yalnızca %30’unun internet erişimi bulunuyor. Eğitimde Farklılıklar Dünya nüfusunun %83’ü okuma-yazma biliyor, ancak sadece %7’si üniversite mezunu. Dini Dağılım ve İnanç Profili Dünyada insanların %33’ü Hristiyan, %22’si Müslüman, %14’ü Hindu, %7’si Budist. %12 farklı dinlere mensupken, %12’sinin ise herhangi bir dini inancı bulunmuyor. Yaşam Süresi ve Ölüm Oranları Verilere göre insanların %26’sı 15 yaşına ulaşamadan hayatını kaybediyor. 15-64 yaş aralığında ölenlerin oranı %66, 65 yaş ve üzerindekilerin oranı ise yalnızca %8. Dünyanın genel tablosu, nüfusun hızla arttığı ancak gelir, eğitim, teknoloji ve yaşam koşulları bakımından büyük farklılıkların devam ettiğini ortaya koyuyor.
    0 Comments 0 Shares
  • GAZZE HALKI YALNIZ DEĞİLDİR”

    İstanbul’da yüzbinlerce kişi #Gazze için Ayasofya Meydanı’nı doldurdu.. Filistin için adalet, insanlık için özgürlük #ÖzgürlüğeYürüyoruz

    Bizler Gazze’de kısılan insanlığın sesiyiz. Her zaman her şartta mazlum Filistin’in, çocukların sesi olmaya devam edeceğiz.

    İstanbul

    #GazzeKararlılıkYürüyüşü #Gazze #Filistin
    GAZZE HALKI YALNIZ DEĞİLDİR” İstanbul’da yüzbinlerce kişi #Gazze için Ayasofya Meydanı’nı doldurdu.. Filistin için adalet, insanlık için özgürlük🇵🇸 #ÖzgürlüğeYürüyoruz 🇹🇷 Bizler Gazze’de kısılan insanlığın sesiyiz. Her zaman her şartta mazlum Filistin’in, çocukların sesi olmaya devam edeceğiz. 📍 İstanbul #GazzeKararlılıkYürüyüşü #Gazze #Filistin
    0 Comments 0 Shares
  • 2005’ten 2025’e… #UNGA80

    Hakkı savunmaya, adaletsizliğe karşı durmaya, mazlumun sesi olmaya, dünyanın 5’ten büyük olduğunu haykırmaya devam…

    https://nsosyal.com/@rterdogan/115253441468647746
    2005’ten 2025’e… #UNGA80 Hakkı savunmaya, adaletsizliğe karşı durmaya, mazlumun sesi olmaya, dünyanın 5’ten büyük olduğunu haykırmaya devam… 🇹🇷 https://nsosyal.com/@rterdogan/115253441468647746
    0 Comments 0 Shares
  • Bu, yarım milyon Afrikalının susuzluğunu gidermeyi başaran bir çocuğun hikâyesidir.
    Adı Ryan. Mayıs 1991’de Kanada’da doğdu.

    Henüz altı yaşındayken öğretmeni, sınıfta Afrika’daki çocukların yaşam koşullarını anlattı. Ryan, musluğu açtığında berrak su içebilmesine rağmen bazı insanların susuzluktan ölmesine derinden üzüldü. Bunun üzerine öğretmenine, Afrika’daki insanlara su ulaştırmanın ne kadara mal olacağını sordu. Öğretmeni ona, yaklaşık 70 dolara bir kuyu inşa edebilen WaterCan adlı bir kuruluştan bahsetti.

    Ryan eve gider gitmez annesi Susan’a koştu ve Afrikalı çocuklar için bir kuyu yaptırmak amacıyla 70 dolara ihtiyacı olduğunu söyledi. Annesi, bu parayı kendi çabasıyla kazanması gerektiğini belirtti ve ona haftalık birkaç dolar kazandıran ev işleri verdi.

    Ryan yavaş yavaş 70 dolar biriktirmeyi başardı ve WaterCan’a gitti. Ancak orada, bir kuyunun gerçek maliyetinin aslında 2000 dolar olduğunu öğrendi. Annesi bu miktarı veremeyeceğini açıkça söyledi. Fakat Ryan kararlıydı. Gereken tüm parayı toplayacağına söz verdi.

    Böylece, mahallede yaptığı küçük işlerle fon toplamaya devam etti. Onun azmi, kardeşlerine, komşularına ve arkadaşlarına da ilham verdi. Hep birlikte gerekli 2000 doları toplamayı başardılar. Ocak 1999’da, Kuzey Uganda’daki bir köyde ilk kuyu açıldı.

    Kuyunun tamamlanmasının ardından Ryan’ın okulu da sürece dâhil oldu ve kuyunun bulunduğu köyle kardeş okul ilişkisi kurdu. Ryan, burada, su almak için her gün uzun yollar yürüyen Akana ile tanıştı. Onun hikâyesinden çok etkilenen Ryan, ailesinden kendisini Afrika’ya götürmelerini istedi. 2000 yılında köye vardığında yüzlerce insan tarafından coşkuyla karşılandı. İnsanlar onur çiti oluşturmuş, adını hep bir ağızdan haykırıyordu.

    Şaşkınlıkla “Adımı biliyorlar mı?” diye sordu Ryan.
    Rehber ise, “Yüz kilometre içindeki herkes seni tanıyor” dedi.

    Bugün Ryan 33 yaşında. Kendi vakfını yönetiyor ve Afrika’da 400’den fazla kuyu açmış durumda. Sadece kuyu yapmakla kalmıyor; aynı zamanda kuyuların bakımını, suyun nasıl korunup yönetileceğini de öğretiyor.

    Gündelik hayatın önemsiz detayları arasında kaybolsak da, gerçek bir kahramana saygı göstermekten daha anlamlı bir şey yoktur.

    Helal sana Ryan kutluyorum ve alkışlıyorum.
    Bu, yarım milyon Afrikalının susuzluğunu gidermeyi başaran bir çocuğun hikâyesidir. Adı Ryan. Mayıs 1991’de Kanada’da doğdu. Henüz altı yaşındayken öğretmeni, sınıfta Afrika’daki çocukların yaşam koşullarını anlattı. Ryan, musluğu açtığında berrak su içebilmesine rağmen bazı insanların susuzluktan ölmesine derinden üzüldü. Bunun üzerine öğretmenine, Afrika’daki insanlara su ulaştırmanın ne kadara mal olacağını sordu. Öğretmeni ona, yaklaşık 70 dolara bir kuyu inşa edebilen WaterCan adlı bir kuruluştan bahsetti. Ryan eve gider gitmez annesi Susan’a koştu ve Afrikalı çocuklar için bir kuyu yaptırmak amacıyla 70 dolara ihtiyacı olduğunu söyledi. Annesi, bu parayı kendi çabasıyla kazanması gerektiğini belirtti ve ona haftalık birkaç dolar kazandıran ev işleri verdi. Ryan yavaş yavaş 70 dolar biriktirmeyi başardı ve WaterCan’a gitti. Ancak orada, bir kuyunun gerçek maliyetinin aslında 2000 dolar olduğunu öğrendi. Annesi bu miktarı veremeyeceğini açıkça söyledi. Fakat Ryan kararlıydı. Gereken tüm parayı toplayacağına söz verdi. Böylece, mahallede yaptığı küçük işlerle fon toplamaya devam etti. Onun azmi, kardeşlerine, komşularına ve arkadaşlarına da ilham verdi. Hep birlikte gerekli 2000 doları toplamayı başardılar. Ocak 1999’da, Kuzey Uganda’daki bir köyde ilk kuyu açıldı. Kuyunun tamamlanmasının ardından Ryan’ın okulu da sürece dâhil oldu ve kuyunun bulunduğu köyle kardeş okul ilişkisi kurdu. Ryan, burada, su almak için her gün uzun yollar yürüyen Akana ile tanıştı. Onun hikâyesinden çok etkilenen Ryan, ailesinden kendisini Afrika’ya götürmelerini istedi. 2000 yılında köye vardığında yüzlerce insan tarafından coşkuyla karşılandı. İnsanlar onur çiti oluşturmuş, adını hep bir ağızdan haykırıyordu. Şaşkınlıkla “Adımı biliyorlar mı?” diye sordu Ryan. Rehber ise, “Yüz kilometre içindeki herkes seni tanıyor” dedi. Bugün Ryan 33 yaşında. Kendi vakfını yönetiyor ve Afrika’da 400’den fazla kuyu açmış durumda. Sadece kuyu yapmakla kalmıyor; aynı zamanda kuyuların bakımını, suyun nasıl korunup yönetileceğini de öğretiyor. Gündelik hayatın önemsiz detayları arasında kaybolsak da, gerçek bir kahramana saygı göstermekten daha anlamlı bir şey yoktur. Helal sana Ryan kutluyorum ve alkışlıyorum.👏👏👏
    0 Comments 0 Shares
  • 1985'te, Doğu Afrika'nın sakin bir köyünde, Daniel adında bir adam üç kızıyla yalınayak duruyordu. Karısı bir yıl önce doğum sırasında ölmüştü. Bir daha asla evlenmedi. Ne zamanı vardı, ne de yüreği. O bir çiftçi, bir inşaatçı, bir baba ve bir hayalperestti.

    Evlerinde elektrik yoktu. Bazı geceler akşam yemeği sadece haşlanmış kök ve suydu. Ama sahip oldukları şey -Daniel'in her zaman sahip olduklarından emin olduğu şey- onurdu.

    Her sabah gün doğmadan önce kızlarını uyandırır ve onları okula iki mil kadar yürütürdü. Kendi okuyup yazamıyordu ama her gün sınıfın dışında, gölgede oturur, yalnız eve yürümek zorunda kalmasınlar diye beklerdi.

    Bazen kalem alabilmeleri için aç kalırdı.
    Sınav ücretlerini ödeyebilmek için alyansını satardı.
    Hasat mevsiminde sadece ikinci el ders kitapları almak için üç işte çalışırdı -birçok sayfası eksikti.

    İnsanlar gülüyordu.
    "Kız onlar," diyorlardı.
    "Gelecekleri ne?"

    Daniel cevap vermedi.
    Yanlarında yürümeye devam etti.

    Yıllar geçti. Birer birer mezun oldular.
    Birer birer burs kazandılar.
    Ve birer birer… Okyanusları aştılar.

    2025'te, o fotoğrafın çekilmesinden 40 yıl sonra, dünya hiç kimsenin beklemediği bir şey gördü:
    Aynı adamın, bu sefer bir hastanenin önünde, beyaz önlüklü üç kızıyla birlikte gururla durduğu yeni bir görüntü.

    Doktorlar.

    Hepsi.

    Nasıl hissettiği sorulduğunda, Daniel usulca ağladı ve fısıldadı,
    "Onlara asla dünyayı vermedim. Sadece dünyanın umutlarını ellerinden almasına asla izin vermedim."

    Elleriyle ekin yetiştirdi,
    ama kalbiyle doktor yetiştirdi.

    Ve dünyanın hiç tanımadığı bir adamın sessiz gölgesinde,
    üç kız yükseldi… Ve her şeyi değiştirdi.
    1985'te, Doğu Afrika'nın sakin bir köyünde, Daniel adında bir adam üç kızıyla yalınayak duruyordu. Karısı bir yıl önce doğum sırasında ölmüştü. Bir daha asla evlenmedi. Ne zamanı vardı, ne de yüreği. O bir çiftçi, bir inşaatçı, bir baba ve bir hayalperestti. Evlerinde elektrik yoktu. Bazı geceler akşam yemeği sadece haşlanmış kök ve suydu. Ama sahip oldukları şey -Daniel'in her zaman sahip olduklarından emin olduğu şey- onurdu. Her sabah gün doğmadan önce kızlarını uyandırır ve onları okula iki mil kadar yürütürdü. Kendi okuyup yazamıyordu ama her gün sınıfın dışında, gölgede oturur, yalnız eve yürümek zorunda kalmasınlar diye beklerdi. Bazen kalem alabilmeleri için aç kalırdı. Sınav ücretlerini ödeyebilmek için alyansını satardı. Hasat mevsiminde sadece ikinci el ders kitapları almak için üç işte çalışırdı -birçok sayfası eksikti. İnsanlar gülüyordu. "Kız onlar," diyorlardı. "Gelecekleri ne?" Daniel cevap vermedi. Yanlarında yürümeye devam etti. Yıllar geçti. Birer birer mezun oldular. Birer birer burs kazandılar. Ve birer birer… Okyanusları aştılar. 2025'te, o fotoğrafın çekilmesinden 40 yıl sonra, dünya hiç kimsenin beklemediği bir şey gördü: Aynı adamın, bu sefer bir hastanenin önünde, beyaz önlüklü üç kızıyla birlikte gururla durduğu yeni bir görüntü. Doktorlar. Hepsi. Nasıl hissettiği sorulduğunda, Daniel usulca ağladı ve fısıldadı, "Onlara asla dünyayı vermedim. Sadece dünyanın umutlarını ellerinden almasına asla izin vermedim." Elleriyle ekin yetiştirdi, ama kalbiyle doktor yetiştirdi. Ve dünyanın hiç tanımadığı bir adamın sessiz gölgesinde, üç kız yükseldi… Ve her şeyi değiştirdi.
    0 Comments 0 Shares
  • Amerika'nın San Francisco ve New York arasındaki En Uzun Tren Rotası'nın Amerika'da destansı bir yolculuk olduğunu biliyor muydunuz?

    Rotanın önemli noktalarının özeti:
    1. San Francisco'dan Kalkış (Emeryville İstasyonu):
    • Tren doğrudan San Francisco'dan değil, körfezin hemen karşısındaki Emeryville'den kalkıyor. San Francisco'dan Amtrak otobüsüyle kolayca ulaşabilirsiniz.

    2. California Zephyr:
    • Bu tren ülkenin en etkileyici manzaralarından bazılarını geçiyor. Kaliforniya'daki Sierra Nevada'yı ve Colorado'daki Rocky Dağları'nı geçerek dağların, kanyonların ve nehirlerin muhteşem manzaralarını sunuyor.
    • Sacramento, Reno, Salt Lake City, Denver ve Omaha gibi şehirlerden geçiyor.
    • San Francisco ve Chicago arasındaki rota, koşullara bağlı olarak yaklaşık 51-52 saat sürüyor.

    3. Chicago'daki bağlantı:
    • Chicago'da yolcular New York'a devam etmek için tren değiştirmek zorunda. • Chicago'dan, Cleveland, Buffalo ve Albany'den geçerek New York'a varmadan önce Erie Gölü'nün güneyinde bir rota izleyen Lake Shore Limited'ı kullanabilirsiniz.
    • Başka bir seçenek ise Kentucky, Batı Virginia ve Washington D.C.'den daha güneye giden bir rota izleyen Cardinal'dır.

    4. New York'a varış:
    • Chicago'dan New York'a Lake Shore Limited ile yolculuk yaklaşık 20 saat sürer ve toplam yolculuk yaklaşık 70-72 saate çıkar.
    Tam yolculuk, ABD'nin coğrafi çeşitliliğini keşfetmenin mükemmel bir yoludur. UU., Batı'nın dağlarından ve çöllerinden Doğu'nun büyük ovalarına ve şehirlerine kadar.
    Amerika'nın San Francisco ve New York arasındaki En Uzun Tren Rotası'nın Amerika'da destansı bir yolculuk olduğunu biliyor muydunuz? Rotanın önemli noktalarının özeti: 1. San Francisco'dan Kalkış (Emeryville İstasyonu): • Tren doğrudan San Francisco'dan değil, körfezin hemen karşısındaki Emeryville'den kalkıyor. San Francisco'dan Amtrak otobüsüyle kolayca ulaşabilirsiniz. 2. California Zephyr: • Bu tren ülkenin en etkileyici manzaralarından bazılarını geçiyor. Kaliforniya'daki Sierra Nevada'yı ve Colorado'daki Rocky Dağları'nı geçerek dağların, kanyonların ve nehirlerin muhteşem manzaralarını sunuyor. • Sacramento, Reno, Salt Lake City, Denver ve Omaha gibi şehirlerden geçiyor. • San Francisco ve Chicago arasındaki rota, koşullara bağlı olarak yaklaşık 51-52 saat sürüyor. 3. Chicago'daki bağlantı: • Chicago'da yolcular New York'a devam etmek için tren değiştirmek zorunda. • Chicago'dan, Cleveland, Buffalo ve Albany'den geçerek New York'a varmadan önce Erie Gölü'nün güneyinde bir rota izleyen Lake Shore Limited'ı kullanabilirsiniz. • Başka bir seçenek ise Kentucky, Batı Virginia ve Washington D.C.'den daha güneye giden bir rota izleyen Cardinal'dır. 4. New York'a varış: • Chicago'dan New York'a Lake Shore Limited ile yolculuk yaklaşık 20 saat sürer ve toplam yolculuk yaklaşık 70-72 saate çıkar. Tam yolculuk, ABD'nin coğrafi çeşitliliğini keşfetmenin mükemmel bir yoludur. UU., Batı'nın dağlarından ve çöllerinden Doğu'nun büyük ovalarına ve şehirlerine kadar.
    0 Comments 0 Shares
  • 12 Mart İstiklal Marşı'nın kabulü böyle gerçekleşti
    12 Mart 1921 tarihinde kabul edilen İstiklal Marşı, Milli Şairimiz Mehmet Akif Ersoy'un yazdığı dizelerle kayıtlara geçti. İşgal altında geçen yıllarda, halkın ve ordunun moral gücünü arttıracağı düşünülerek marş yarışması düzenlenmiştir. Yarışma sonucunda yazılan dizeleri inceleyen Milli Eğitim Bakanlığı, Bakan Hamdullah Suphi aracılığıyla Mehmet Akif Ersoy'a yarışmaya katılması konusunda teklifte bulunmuştur. Milli Şair Mehmet Akif Ersoy'un İstiklal Marşı karşılığında tek bir şartı vardır; ödül almamak.
    12 Mart İstiklal Marşının kabulü böyle gerçekleşti

    İstiklal Marşı, kayda ilk geçtiği günün üzerinden 97 yıl geçmesinin ardından dizeleriyle ve Mehmet Akif Ersoy'un 'Allah bu millete bir daha İstiklal Marşı yazdırmasın' sözleriyle yürekleri kabartmaya devam ediyor.
    12 Mart İstiklal Marşı'nın kabulü böyle gerçekleşti 12 Mart 1921 tarihinde kabul edilen İstiklal Marşı, Milli Şairimiz Mehmet Akif Ersoy'un yazdığı dizelerle kayıtlara geçti. İşgal altında geçen yıllarda, halkın ve ordunun moral gücünü arttıracağı düşünülerek marş yarışması düzenlenmiştir. Yarışma sonucunda yazılan dizeleri inceleyen Milli Eğitim Bakanlığı, Bakan Hamdullah Suphi aracılığıyla Mehmet Akif Ersoy'a yarışmaya katılması konusunda teklifte bulunmuştur. Milli Şair Mehmet Akif Ersoy'un İstiklal Marşı karşılığında tek bir şartı vardır; ödül almamak. 12 Mart İstiklal Marşının kabulü böyle gerçekleşti İstiklal Marşı, kayda ilk geçtiği günün üzerinden 97 yıl geçmesinin ardından dizeleriyle ve Mehmet Akif Ersoy'un 'Allah bu millete bir daha İstiklal Marşı yazdırmasın' sözleriyle yürekleri kabartmaya devam ediyor.
    0 Comments 0 Shares
  • " Bir kahvenin 40 yıl hatırı var " deyimi Üsküdarlı Bilge Yusuf ile Rum balıkçı Stelyonun hikâyesine dayanır

    1895 Eminönü Yemiş İskelesi , balıkçı kahvesine giren Osmanlı zabiti;
    "Bre Yusuf , herkese benden okkalı bir kahve , ama şurda oturan Rum palikaryasına yok..Ona , kahvem de akçem de haramdır "..der

    Bilge Yusuf kahveleri ikram eder , bir kahve de Palikarya Stelyo nun önüne koyar
    Zabıt adeta kükrer.."Ben , ona haramdır demedim mi Yusuf ?"
    Bilge Yusuf , hiç istifini bozmaz
    "Komutan , o kahve benden , ona da helaldir." der..Stelyo minnetle bakar Yusufa

    1905 olur , Samos ( Sisam ) arasında Rum isyanı başlar.. Damat Ferit Paşa adaya asker çıkarır..Bilge Yusuf da askerdir ve adaya çıkan askerler arasındadır. Ancak ilk çatışmada esir düşer..2 yıl yatar Samos zindanlarında..2 yıl sonunda Rum çeteciler , esir pazarında satışa çıkarır Yusufu

    Mezatda 5 para - 7 para sesleri arasından bir ses yükselir." - O Türke benden 5 kuruş , hemen alıyorum..".Sessizlik hakim olur , Rum alır Yusufu arabasına köyün dışına çıkarır. Denize yakın bir yerde arabasını durdurur , döner Yusufa " - Serbestsin Bilge Yusuf " der

    Yusuf inanamaz duruma , Rum un ellerine kapanır.." - beyim , kimsin necisin, beni neden özgür bırakırsın " der

    Rum döner Yusuf'a " - ben balıkçı Stelyo " der..Yusuf çözemez durumu , adamı tanımaz bile..Rum , uzun uzun anlatır ,12 yıl öncesine , Yemiş iskelesine döner , detaylarıyla o günü anlatır ve;

    "İşte ben , bir fincan kahveyi helal ettiğin balıkçı Stelyo " der. Göz yaşları sel olur. Sarmaş dolar olurlar. Stelyo , Yusufu , kaçak yoldan İstanbul'a gönderir. Bu dostluk 35 yıl devam eder

    Her yıl birbirlerini ziyaret ederler.Her ziyarette bir fincan kahve mutlaka vardır. Çocuklarına , torunlarına anlatırlar dostluklarını ve
    "Bu kahvenin 40 yıl hatırı var " derler..

    Kaynak ( TC Üsküdar Belediyesi
    Kültür Hizm .Arşivi) KAHVE SAATİ.
    " Bir kahvenin 40 yıl hatırı var " deyimi Üsküdarlı Bilge Yusuf ile Rum balıkçı Stelyonun hikâyesine dayanır 1895 Eminönü Yemiş İskelesi , balıkçı kahvesine giren Osmanlı zabiti; "Bre Yusuf , herkese benden okkalı bir kahve , ama şurda oturan Rum palikaryasına yok..Ona , kahvem de akçem de haramdır "..der Bilge Yusuf kahveleri ikram eder , bir kahve de Palikarya Stelyo nun önüne koyar Zabıt adeta kükrer.."Ben , ona haramdır demedim mi Yusuf ?" Bilge Yusuf , hiç istifini bozmaz "Komutan , o kahve benden , ona da helaldir." der..Stelyo minnetle bakar Yusufa 1905 olur , Samos ( Sisam ) arasında Rum isyanı başlar.. Damat Ferit Paşa adaya asker çıkarır..Bilge Yusuf da askerdir ve adaya çıkan askerler arasındadır. Ancak ilk çatışmada esir düşer..2 yıl yatar Samos zindanlarında..2 yıl sonunda Rum çeteciler , esir pazarında satışa çıkarır Yusufu Mezatda 5 para - 7 para sesleri arasından bir ses yükselir." - O Türke benden 5 kuruş , hemen alıyorum..".Sessizlik hakim olur , Rum alır Yusufu arabasına köyün dışına çıkarır. Denize yakın bir yerde arabasını durdurur , döner Yusufa " - Serbestsin Bilge Yusuf " der Yusuf inanamaz duruma , Rum un ellerine kapanır.." - beyim , kimsin necisin, beni neden özgür bırakırsın " der Rum döner Yusuf'a " - ben balıkçı Stelyo " der..Yusuf çözemez durumu , adamı tanımaz bile..Rum , uzun uzun anlatır ,12 yıl öncesine , Yemiş iskelesine döner , detaylarıyla o günü anlatır ve; "İşte ben , bir fincan kahveyi helal ettiğin balıkçı Stelyo " der. Göz yaşları sel olur. Sarmaş dolar olurlar. Stelyo , Yusufu , kaçak yoldan İstanbul'a gönderir. Bu dostluk 35 yıl devam eder Her yıl birbirlerini ziyaret ederler.Her ziyarette bir fincan kahve mutlaka vardır. Çocuklarına , torunlarına anlatırlar dostluklarını ve "Bu kahvenin 40 yıl hatırı var " derler.🙏🙏💖💖. Kaynak ( TC Üsküdar Belediyesi Kültür Hizm .Arşivi) KAHVE SAATİ.☕
    0 Comments 0 Shares
  • Danimarka

    Brabrand Ulu Cami

    Ezanın gönüllere huzur verdiği, secdelerin rahmet kapısı olduğu Brabrand Ulu Camimiz, maneviyatın nurlu ikliminde Danimarka'daki müminleri buluşturmaya devam ediyor.

    🏻 Rabbim bizleri samimi niyet ve salih amel sahiplerinden eylesin.

    #HayırlıCumalar
    📍Danimarka 🕌 Brabrand Ulu Cami ✨ Ezanın gönüllere huzur verdiği, secdelerin rahmet kapısı olduğu Brabrand Ulu Camimiz, maneviyatın nurlu ikliminde Danimarka'daki müminleri buluşturmaya devam ediyor. 🤲🏻 Rabbim bizleri samimi niyet ve salih amel sahiplerinden eylesin. 🌹 #HayırlıCumalar
    0 Comments 0 Shares
More Results