• AŞURE TARİFİ İÇİN MALZEMELER
    - 700 gram buğday
    - 2 su bardağı nohut
    - 2 su bardağı fasulye
    - 1 su bardağı kuru üzüm
    - 200 gram kuru incir
    - 200 gram kuru kayısı
    - 3,5 su bardağı şeker
    - Bir fiske tuz
    - 2 litre su
    SÜSLEMEK İÇİN:
    - 1 adet nar
    - 3 yemek kaşığı kuş üzümü
    - 2 yemek kaşığı tarçın
    - 1 su bardağı fındık
    - 1 su bardağı ceviz
    HAZIRLANIŞI
    Buğday, nohut ve fasulye bir gece önceden ıslanır. Ardından tencereye alınırlar ve yumuşayana kadar kaynatılırlar. Kuru incir ve kuru kayısı doğranır. İncirin aşureyi karartması ve çekirdeklerinin dağılmaması için içi yıkanabilir. Bakliyatlar yumuşayınca içine doğranmış incir, kayısı, üzüm ve şekeri de atılarak 10 dakika kadar daha kaynatılır. Ocaktan alınan aşure, kaselere doldurulur. Soğuduğu zaman üzeri nar, kuş üzümü, fındık ve cevizle süslenir. Afiyet olsun
    AŞURE TARİFİ İÇİN MALZEMELER - 700 gram buğday - 2 su bardağı nohut - 2 su bardağı fasulye - 1 su bardağı kuru üzüm - 200 gram kuru incir - 200 gram kuru kayısı - 3,5 su bardağı şeker - Bir fiske tuz - 2 litre su SÜSLEMEK İÇİN: - 1 adet nar - 3 yemek kaşığı kuş üzümü - 2 yemek kaşığı tarçın - 1 su bardağı fındık - 1 su bardağı ceviz HAZIRLANIŞI Buğday, nohut ve fasulye bir gece önceden ıslanır. Ardından tencereye alınırlar ve yumuşayana kadar kaynatılırlar. Kuru incir ve kuru kayısı doğranır. İncirin aşureyi karartması ve çekirdeklerinin dağılmaması için içi yıkanabilir. Bakliyatlar yumuşayınca içine doğranmış incir, kayısı, üzüm ve şekeri de atılarak 10 dakika kadar daha kaynatılır. Ocaktan alınan aşure, kaselere doldurulur. Soğuduğu zaman üzeri nar, kuş üzümü, fındık ve cevizle süslenir. Afiyet olsun
    0 Σχόλια 0 Μοιράστηκε
  • Gururumuzsunuz..

    #BizimÇocuklar

    @ardaguler
    Gururumuzsunuz..🇹🇷🇹🇷 #BizimÇocuklar @ardaguler
    0 Σχόλια 0 Μοιράστηκε
  • “The meaning of my goal celebration is based on tawakkul, I believe that everything comes from Allah.”
    - @ardaguler

    #ardagüler #realmadrid
    “The meaning of my goal celebration is based on tawakkul, I believe that everything comes from Allah.” - @ardaguler #ardagüler #realmadrid
    0 Σχόλια 0 Μοιράστηκε
  • Ey oruç, diriltici rüzgâr, islâm baharı
    ‎Es insan ruhuna inip yüce ilham dağından
    ‎Kevser içir, âbıhayat boşalt kristal bardağından
    ‎Susamış ufuklara insan kalbinin ufuklarına…

    ‎Sezai Karakoç

    Tüm islam aleminin mübarek Ramazan ayını tebrik ediyor, rahmet ve bereket ayının ülkemiz başta olmak üzere tüm insanlık için hayırlara vesile olmasını diliyorum.

    #11ayınsultanı #Ramazan
    Ey oruç, diriltici rüzgâr, islâm baharı ‎Es insan ruhuna inip yüce ilham dağından ‎Kevser içir, âbıhayat boşalt kristal bardağından ‎Susamış ufuklara insan kalbinin ufuklarına… 🖊️ ‎Sezai Karakoç Tüm islam aleminin mübarek Ramazan ayını tebrik ediyor, rahmet ve bereket ayının ülkemiz başta olmak üzere tüm insanlık için hayırlara vesile olmasını diliyorum. #11ayınsultanı #Ramazan
    0 Σχόλια 0 Μοιράστηκε
  • 40 Milyonu aşkın nüfusuyla Dünya'nın en kalabalık şehri, Tokyo'dur.

    Görselde Tokyo'nun bir bölümünü ve arkada Fuji Yanardağını görüyorsunuz.

    Japonya
    40 Milyonu aşkın nüfusuyla Dünya'nın en kalabalık şehri, Tokyo'dur. Görselde Tokyo'nun bir bölümünü ve arkada Fuji Yanardağını görüyorsunuz. 📍 Japonya
    0 Σχόλια 0 Μοιράστηκε
  • Rize Sahili’nde yer alan Çay Çarşısı’nın içerisindeki 29 metrelik çay bardağı şeklindeki binanın dışına Filistin bayrağı yansıtıldı
    Rize Sahili’nde yer alan Çay Çarşısı’nın içerisindeki 29 metrelik çay bardağı şeklindeki binanın dışına Filistin bayrağı yansıtıldı
    0 Σχόλια 0 Μοιράστηκε
  • "Eşyayı dahi incitme" diyen medeniyetin mensuplarıyız.
    Su içtikleri bardağı öpen Mevlevileri düşünün. Ormana girerken, genç ağaçları korkutmamak için baltanın sapını bezle saran Tahtacıları. Şimdi ise birbirlerinin küçük bir hatasını bekleyen ne çok insan var...

    İbrahim TENEKECİ

    Adamlar dağları tarla yaparken, biz tarlaları betondan dağ yapıyoruz..

    Tayland Pirinç Tarlaları
    "Eşyayı dahi incitme" diyen medeniyetin mensuplarıyız. Su içtikleri bardağı öpen Mevlevileri düşünün. Ormana girerken, genç ağaçları korkutmamak için baltanın sapını bezle saran Tahtacıları. Şimdi ise birbirlerinin küçük bir hatasını bekleyen ne çok insan var... İbrahim TENEKECİ Adamlar dağları tarla yaparken, biz tarlaları betondan dağ yapıyoruz.. Tayland Pirinç Tarlaları
    0 Σχόλια 0 Μοιράστηκε
  • Arda Güler, Real Madrid'de forma giyen 4. Türk oyuncu olacak.

    Nuri Şahin
    Hamit Altintop
    Mesut Ozil
    ️Arda Guler

    #ArdaGüler #RealMadrid #futbol #transfer
    🇹🇷Arda Güler, Real Madrid'de forma giyen 4. Türk oyuncu olacak. ✅Nuri Şahin ✅Hamit Altintop ✅Mesut Ozil ⌛️Arda Guler #ArdaGüler #RealMadrid #futbol #transfer
    0 Σχόλια 0 Μοιράστηκε
  • ÖMER HAYYAM
    (1048-1131)

    Asıl adı Gıyaseddin Ebul Feth Ömer İbni İbrahim el Hayyam olan, 18 Mayıs 1048 yılında Nişabur’da
    doğan, Nizamül Mülk ve Hassan Sabbah ile aynı medresede okuduğu rivayet edilen, Bâtıni ve Mutezili
    mezhebine yakınlığıyla bilinen, gökbilimiyle uğraşan, çok iyi bir matematikçi olup denklemleri konu
    alan kitabında bilinmeyen rakamı Arapça “şey” sözcüğüyle açıklayan, İspanyolcaya çevrilen eserindeki
    “şey” sözcüğü “Xay” olarak çevrilip daha sonra yalnızca “X” olarak kullanılan, böylece matematik
    tarihine X’i bilinmeyen sayı olarak geçmesine vesile olan, binom açılımını ilk kullanan, rubaileriyle
    varlık sırrını kurcalayan, dünyanın boş olduğunu söyleyip "biz sarhoşken henüz üzüm icat
    edilmemişti" sözüyle kendisini ayyaş ve sarhoş gösterenlere gerçekte hakikat sarhoşu olduğunu
    söyleyen, aşkınlığıyla naz makamında Tanrıyla hesaplaşan, kaderi ve ölümü irdeleyen,
    “Ya rabbim güzellik, ihtişam ver,
    Saçları sümbülce uzat
    Sonra günahtır bakma de, anlamı bunun;
    Bardağa su koy dökme fakat”
    diyerek içten üslupla her şeyi sorgulayan, kendisini zındık diye itham edenlere karşılık ömrünün
    sonlarına doğru Hacca gidip namaz kılan, böylece bağnazların şerrinden kurtulan, 1131 yılında vefat
    eden, Batı’nın bize tanıttığı varoluşçu, sorgulayıcı, aşkın rubâiyât şairi Ömer Hayyam seviyorum.
    Mehmet Kurtoğlu
    ÖMER HAYYAM (1048-1131) Asıl adı Gıyaseddin Ebul Feth Ömer İbni İbrahim el Hayyam olan, 18 Mayıs 1048 yılında Nişabur’da doğan, Nizamül Mülk ve Hassan Sabbah ile aynı medresede okuduğu rivayet edilen, Bâtıni ve Mutezili mezhebine yakınlığıyla bilinen, gökbilimiyle uğraşan, çok iyi bir matematikçi olup denklemleri konu alan kitabında bilinmeyen rakamı Arapça “şey” sözcüğüyle açıklayan, İspanyolcaya çevrilen eserindeki “şey” sözcüğü “Xay” olarak çevrilip daha sonra yalnızca “X” olarak kullanılan, böylece matematik tarihine X’i bilinmeyen sayı olarak geçmesine vesile olan, binom açılımını ilk kullanan, rubaileriyle varlık sırrını kurcalayan, dünyanın boş olduğunu söyleyip "biz sarhoşken henüz üzüm icat edilmemişti" sözüyle kendisini ayyaş ve sarhoş gösterenlere gerçekte hakikat sarhoşu olduğunu söyleyen, aşkınlığıyla naz makamında Tanrıyla hesaplaşan, kaderi ve ölümü irdeleyen, “Ya rabbim güzellik, ihtişam ver, Saçları sümbülce uzat Sonra günahtır bakma de, anlamı bunun; Bardağa su koy dökme fakat” diyerek içten üslupla her şeyi sorgulayan, kendisini zındık diye itham edenlere karşılık ömrünün sonlarına doğru Hacca gidip namaz kılan, böylece bağnazların şerrinden kurtulan, 1131 yılında vefat eden, Batı’nın bize tanıttığı varoluşçu, sorgulayıcı, aşkın rubâiyât şairi Ömer Hayyam seviyorum. Mehmet Kurtoğlu
    0 Σχόλια 0 Μοιράστηκε
  • ŞAKA GİBİ GELİYOR AMA İNANIN BUNLARIN HEPSİ GERÇEK

    DÜŞÜNÜN;

    Hava buz gibi.
    Camiye gittiniz.

    Şadırvan da abdest alacaksınız ama buz gibi su içinizi titretiyor.

    Tam o anda elinde ibrik yanınızda bir genç bitiyor.

    “Buyurun Beyefendi” diyor.

    “Abdestinizi sıcak suyla alın”

    Şaşırıyorsunuz.

    Sonra gencin yakasındaki karta ilişiyor gözünüz:

    “Kışın Abdest Alanlara Sıcak Su Temin Etme Vakfı Görevlisi!” yazıyor.

    Ya da tam tersi.

    Ağustos sıcağı, dilinizi damağınıza yapıştırmış.

    “Şöyle buz gibi bir su olsaydı” diye içinizden geçirirken, bir bardak uzanıyor elinize.

    Suyu kana kana içiyorsunuz, içiniz ferahlıyor.

    Teşekkür etmek ve eline üç-beş kuruş tutuşturmak için bardağı uzatan gence dönüyorsunuz.

    Ama o parayı kabul etmiyor.

    Daha da şaşırıyor ve “Sen de kimsin?” diyorsunuz.

    “Ben, Yaz Günleri Soğuk Su Dağıtma Vakfı Görevlisiyim” diyor genç.

    Bitmedi, çok fakirsiniz.

    Evlilik çağına gelmiş bir kızınız var.

    Ama çeyizi bile yok.

    Bir gün akşam karanlığı çökmek üzereyken, kapınız çalıyor.

    Kapıda iki bayan; ellerinde paket paket danteller, el işlemeleri, çeyizlik havlular, saten örtüler.

    Gözünüz yaşlı, sesiniz titrek soruyorsunuz; “Siz de kimsiniz?”

    “Biz” diyorlar. “Fakir Kızlara Çeyiz Hazırlama Vakfı‘ndan geliyoruz”

    Şaka gibi geliyor ama inanın bunların hepsi gerçek.

    Hem de bundan 500 yıl önce bu topraklarda yaşanıyordu.

    Nereden mi biliyorum?

    Vakıflar Genel Müdürlüğü, harika bir çalışma yapmış.

    Osmanlı‘da kurulan vakıfların listesini çıkarmış.

    İnsan okudukça çarpılıyor, tüyleri diken diken oluyor.

    “Yarabbi bu nasıl büyük bir medeniyettir, nasıl üstün bir meziyettir” demekten kendini alamıyor insan.

    Kimisi 15. yüzyılda kurulmuş, kimisi 16. yüzyılda

    İşte Osmanlı’da kurulan vakıflar:

    1. Güzel Yazı Öğretme Vakfı,
    2. Sokak Hayvanlarına Ekmek Verme Vakfı,
    3. Hastalara Evinde Bakma Vakfı,
    4. Kızlara Çeyiz Hazırlama Vakfı,
    5. Duvar Yazılarını Silme Vakfı,
    6. Kadın Sığınma Evi Vakfı,
    7. Sıcak Pide Dağıtma Vakfı,
    8. Yaz Günlerinde Soğuk Su Dağıtma Vakfı,
    9. Kışın Abdest Alanlara Sıcak Su Temin Etme Vakfı,
    10.Sıcakta Sebillere Kar Koyma Vakfı,
    11.Yol Güvenliğini Sağlama Vakfı,
    12.Helalleşme Vakfı,
    13.Hristiyan Esirleri Kurtarma Vakfı,
    14.İlkokul Hocalarına Tütünü Yasaklama Vakfı,
    15.Yoksul Mahkumlara Harçlık Verme Vakfı,
    16.Güvercin hane Yaptırma Vakfı,
    17.Leylekleri Koruma Vakfı,
    18.Dara Düşenlerin Vergisini Ödeme Vakfı,
    19.İflas Eden Tüccarlara Yardım Vakfı,
    20.İlmi Kitapları Bağışlama Vakfı,
    21.Şehit ve Sahabe Türbelerini Tamir Etme Vakfı,
    22.Şehir Estetiğini Koruma Vakfı,
    23.Hayvanlara Mera Açma Vakfı.

    Daha onlarcası var.

    Ama hepsini yazmaya imkan yok..

    Umudumuz ve temennimiz bu tür vakıfların ülkemizde çoğalmasıdır. O zaman bu vatan maddi ve manevi saadetler içinde gül ve güli stana dönecektir, inşallah.
    Prof. Dr. Sıtkı Göksu
    Kaynak: İlginç Vakıflar / Vakıflar Gen. Müdürlüğü Yayını
    ŞAKA GİBİ GELİYOR AMA İNANIN BUNLARIN HEPSİ GERÇEK DÜŞÜNÜN; Hava buz gibi. Camiye gittiniz. Şadırvan da abdest alacaksınız ama buz gibi su içinizi titretiyor. Tam o anda elinde ibrik yanınızda bir genç bitiyor. “Buyurun Beyefendi” diyor. “Abdestinizi sıcak suyla alın” Şaşırıyorsunuz. Sonra gencin yakasındaki karta ilişiyor gözünüz: “Kışın Abdest Alanlara Sıcak Su Temin Etme Vakfı Görevlisi!” yazıyor. Ya da tam tersi. Ağustos sıcağı, dilinizi damağınıza yapıştırmış. “Şöyle buz gibi bir su olsaydı” diye içinizden geçirirken, bir bardak uzanıyor elinize. Suyu kana kana içiyorsunuz, içiniz ferahlıyor. Teşekkür etmek ve eline üç-beş kuruş tutuşturmak için bardağı uzatan gence dönüyorsunuz. Ama o parayı kabul etmiyor. Daha da şaşırıyor ve “Sen de kimsin?” diyorsunuz. “Ben, Yaz Günleri Soğuk Su Dağıtma Vakfı Görevlisiyim” diyor genç. Bitmedi, çok fakirsiniz. Evlilik çağına gelmiş bir kızınız var. Ama çeyizi bile yok. Bir gün akşam karanlığı çökmek üzereyken, kapınız çalıyor. Kapıda iki bayan; ellerinde paket paket danteller, el işlemeleri, çeyizlik havlular, saten örtüler. Gözünüz yaşlı, sesiniz titrek soruyorsunuz; “Siz de kimsiniz?” “Biz” diyorlar. “Fakir Kızlara Çeyiz Hazırlama Vakfı‘ndan geliyoruz” Şaka gibi geliyor ama inanın bunların hepsi gerçek. Hem de bundan 500 yıl önce bu topraklarda yaşanıyordu. Nereden mi biliyorum? Vakıflar Genel Müdürlüğü, harika bir çalışma yapmış. Osmanlı‘da kurulan vakıfların listesini çıkarmış. İnsan okudukça çarpılıyor, tüyleri diken diken oluyor. “Yarabbi bu nasıl büyük bir medeniyettir, nasıl üstün bir meziyettir” demekten kendini alamıyor insan. Kimisi 15. yüzyılda kurulmuş, kimisi 16. yüzyılda İşte Osmanlı’da kurulan vakıflar: 1. Güzel Yazı Öğretme Vakfı, 2. Sokak Hayvanlarına Ekmek Verme Vakfı, 3. Hastalara Evinde Bakma Vakfı, 4. Kızlara Çeyiz Hazırlama Vakfı, 5. Duvar Yazılarını Silme Vakfı, 6. Kadın Sığınma Evi Vakfı, 7. Sıcak Pide Dağıtma Vakfı, 8. Yaz Günlerinde Soğuk Su Dağıtma Vakfı, 9. Kışın Abdest Alanlara Sıcak Su Temin Etme Vakfı, 10.Sıcakta Sebillere Kar Koyma Vakfı, 11.Yol Güvenliğini Sağlama Vakfı, 12.Helalleşme Vakfı, 13.Hristiyan Esirleri Kurtarma Vakfı, 14.İlkokul Hocalarına Tütünü Yasaklama Vakfı, 15.Yoksul Mahkumlara Harçlık Verme Vakfı, 16.Güvercin hane Yaptırma Vakfı, 17.Leylekleri Koruma Vakfı, 18.Dara Düşenlerin Vergisini Ödeme Vakfı, 19.İflas Eden Tüccarlara Yardım Vakfı, 20.İlmi Kitapları Bağışlama Vakfı, 21.Şehit ve Sahabe Türbelerini Tamir Etme Vakfı, 22.Şehir Estetiğini Koruma Vakfı, 23.Hayvanlara Mera Açma Vakfı. Daha onlarcası var. Ama hepsini yazmaya imkan yok.. Umudumuz ve temennimiz bu tür vakıfların ülkemizde çoğalmasıdır. O zaman bu vatan maddi ve manevi saadetler içinde gül ve güli stana dönecektir, inşallah. Prof. Dr. Sıtkı Göksu Kaynak: İlginç Vakıflar / Vakıflar Gen. Müdürlüğü Yayını
    0 Σχόλια 0 Μοιράστηκε
Αναζήτηση αποτελεσμάτων