• 135 YILLIK VEFA HİKÂYESİ: JAPONYA TÜRK DENİZCİLERİ KURTARDI, TÜRKİYE YILLAR SONRA JAPONLARI UNUTMADI!

    Bazı dostluklar anlaşmalarla değil, zor zamanlarda uzatılan yardım elleriyle kurulur. Türkiye ile Japonya arasındaki bağın hafızalara kazınan en etkileyici örneklerinden biri, 1890’da yaşanan Ertuğrul Fırkateyni faciası ve yıllar sonra İran’da gerçekleştirilen tahliye operasyonudur.

    1890: Japon balıkçıların hayat kurtardığı gece

    Osmanlı İmparatorluğu’na ait Ertuğrul Fırkateyni, Japonya ziyaretinin ardından dönüş yolundayken 16 Eylül 1890’da şiddetli bir tayfuna yakalandı. Gemi, Japonya’nın Kii Yarımadası açıklarında, Kushimoto yakınlarındaki kayalıklara çarparak battı.

    Faciada 500’den fazla Osmanlı denizcisi hayatını kaybetti. Bölgedeki Japon halkı ise fırtınaya rağmen yardıma koştu; denizden çıkarabildikleri denizcilere yiyecek ve barınak sağladı.

    Kazadan 69 denizci kurtuldu. Yaralılar, Japonya’da tedavi edildikten sonra Japon donanmasına ait gemilerle ülkelerine gönderildi. Bu dayanışma, iki ülke arasındaki dostluğun simgelerinden biri hâline geldi.

    1985: Bu kez Türkiye, Japon vatandaşlarının yardımına koştu

    Aradan yaklaşık 95 yıl geçti. Mart 1985’te İran-Irak Savaşı sırasında Irak, belirli bir süreden sonra İran hava sahasındaki uçakları vuracağını duyurdu. Tahran’da bulunan 215 Japon vatandaşı için zaman daralıyordu.

    Japonya’nın o dönemde kendi vatandaşlarını tahliye etmekte yaşadığı güçlükler üzerine Türkiye devreye girdi. Türk Hava Yollarına ait iki uçak Tahran’a gönderildi ve Japon vatandaşları güvenli biçimde tahliye edildi.

    Bu olay, yıllar boyunca Ertuğrul Fırkateyni faciasıyla ilişkilendirildi. İki olay arasında doğrudan bir karşılık verme kararı bulunduğuna ilişkin anlatımlar olsa da, tahliye kararının bütün ayrıntılarını yalnızca bu hikâyeye bağlamak doğru olmaz.

    Kuşimoto’da hâlâ yaşayan bir hatıra

    Bugün Japonya’nın Kuşimoto kentinde Ertuğrul Fırkateyni’nde hayatını kaybeden Osmanlı denizcileri için bir anıt ve anma etkinlikleri bulunuyor. Bu hatıra, iki ülkenin zor zamanlarda kurduğu insani bağın sembolü olarak yaşatılıyor.

    Dostluk, yıllar geçse de unutulmayan iyiliklerle büyür.

    1890’da Japon halkının Türk denizcilerine uzattığı yardım eli ve 1985’te Türkiye’nin Japon vatandaşlarını tahliye etmesi, insanlığın sınırları aşabildiğini gösteren iki önemli tarihî olaydır.

    Kaynaklar
    Türkiye Cumhuriyeti Dışişleri Bakanlığı — Türkiye-Japonya ilişkileri
    Japonya Dışişleri Bakanlığı — Japonya-Türkiye ilişkilerinin tarihçesi
    Japonya Sahil Güvenlik ve Kuşimoto’daki Ertuğrul Fırkateyni anıtına ilişkin tarihî kayıtlar
    Türk Hava Yolları — Kurumsal tarihçe ve 1985 Tahran tahliyesine ilişkin anlatımlar
    🇹🇷🇯🇵 135 YILLIK VEFA HİKÂYESİ: JAPONYA TÜRK DENİZCİLERİ KURTARDI, TÜRKİYE YILLAR SONRA JAPONLARI UNUTMADI! Bazı dostluklar anlaşmalarla değil, zor zamanlarda uzatılan yardım elleriyle kurulur. Türkiye ile Japonya arasındaki bağın hafızalara kazınan en etkileyici örneklerinden biri, 1890’da yaşanan Ertuğrul Fırkateyni faciası ve yıllar sonra İran’da gerçekleştirilen tahliye operasyonudur. 🇹🇷❤️🇯🇵 🌊 1890: Japon balıkçıların hayat kurtardığı gece Osmanlı İmparatorluğu’na ait Ertuğrul Fırkateyni, Japonya ziyaretinin ardından dönüş yolundayken 16 Eylül 1890’da şiddetli bir tayfuna yakalandı. Gemi, Japonya’nın Kii Yarımadası açıklarında, Kushimoto yakınlarındaki kayalıklara çarparak battı. Faciada 500’den fazla Osmanlı denizcisi hayatını kaybetti. Bölgedeki Japon halkı ise fırtınaya rağmen yardıma koştu; denizden çıkarabildikleri denizcilere yiyecek ve barınak sağladı. Kazadan 69 denizci kurtuldu. Yaralılar, Japonya’da tedavi edildikten sonra Japon donanmasına ait gemilerle ülkelerine gönderildi. Bu dayanışma, iki ülke arasındaki dostluğun simgelerinden biri hâline geldi. ✈️ 1985: Bu kez Türkiye, Japon vatandaşlarının yardımına koştu Aradan yaklaşık 95 yıl geçti. Mart 1985’te İran-Irak Savaşı sırasında Irak, belirli bir süreden sonra İran hava sahasındaki uçakları vuracağını duyurdu. Tahran’da bulunan 215 Japon vatandaşı için zaman daralıyordu. Japonya’nın o dönemde kendi vatandaşlarını tahliye etmekte yaşadığı güçlükler üzerine Türkiye devreye girdi. Türk Hava Yollarına ait iki uçak Tahran’a gönderildi ve Japon vatandaşları güvenli biçimde tahliye edildi. Bu olay, yıllar boyunca Ertuğrul Fırkateyni faciasıyla ilişkilendirildi. İki olay arasında doğrudan bir karşılık verme kararı bulunduğuna ilişkin anlatımlar olsa da, tahliye kararının bütün ayrıntılarını yalnızca bu hikâyeye bağlamak doğru olmaz. 🕊️ Kuşimoto’da hâlâ yaşayan bir hatıra Bugün Japonya’nın Kuşimoto kentinde Ertuğrul Fırkateyni’nde hayatını kaybeden Osmanlı denizcileri için bir anıt ve anma etkinlikleri bulunuyor. Bu hatıra, iki ülkenin zor zamanlarda kurduğu insani bağın sembolü olarak yaşatılıyor. ❤️ Dostluk, yıllar geçse de unutulmayan iyiliklerle büyür. 1890’da Japon halkının Türk denizcilerine uzattığı yardım eli ve 1985’te Türkiye’nin Japon vatandaşlarını tahliye etmesi, insanlığın sınırları aşabildiğini gösteren iki önemli tarihî olaydır. 📚 Kaynaklar Türkiye Cumhuriyeti Dışişleri Bakanlığı — Türkiye-Japonya ilişkileri Japonya Dışişleri Bakanlığı — Japonya-Türkiye ilişkilerinin tarihçesi Japonya Sahil Güvenlik ve Kuşimoto’daki Ertuğrul Fırkateyni anıtına ilişkin tarihî kayıtlar Türk Hava Yolları — Kurumsal tarihçe ve 1985 Tahran tahliyesine ilişkin anlatımlar
    0 Commenti 0 condivisioni
  • GEÇMİŞ OLSUN İSTANBUL TÜRKİYE

    İstanbul'daki etkili olan şiddetli yağışların yol açtığı sel ve su baskınlarından etkilenen tüm vatandaşlarımıza geçmiş olsun dileklerimi iletiyorum. Sahada fedakârca görev yapan tüm ekiplere kolaylıklar diliyorum. Allah milletimizi her türlü afetten ve felaketten muhafaza eylesin.
    GEÇMİŞ OLSUN İSTANBUL TÜRKİYE İstanbul'daki etkili olan şiddetli yağışların yol açtığı sel ve su baskınlarından etkilenen tüm vatandaşlarımıza geçmiş olsun dileklerimi iletiyorum. Sahada fedakârca görev yapan tüm ekiplere kolaylıklar diliyorum. Allah milletimizi her türlü afetten ve felaketten muhafaza eylesin.
    1
    0 Commenti 0 condivisioni
  • 𝗚𝗨𝗥𝗕𝗘𝗧𝗧𝗘 𝗕𝗜𝗥 𝗖𝗔𝗠𝗜𝗗𝗘𝗡 𝗗𝗔𝗛𝗔 𝗙𝗔𝗭𝗟𝗔𝗦𝗜: 𝗜𝗡𝗚𝗢𝗟𝗦𝗧𝗔𝗗𝗧 𝗞𝗢𝗖𝗔𝗧𝗘𝗣𝗘 𝗖𝗔𝗠𝗜𝗜

    𝗚𝘂𝗿𝗯𝗲𝘁 𝗯𝗶𝘇𝗶 𝘃𝗮𝘁𝗮𝗻𝗶𝗺𝗶𝘇𝗱𝗮𝗻 𝘂𝘇𝗮𝗸𝗹𝗮𝘀𝘁𝗶𝗿𝗱𝗶 𝗮𝗺𝗮 𝗻𝗲 𝗲𝘇𝗮𝗻𝗶𝗺𝗶𝘇𝗶 𝘂𝗻𝘂𝘁𝘁𝘂𝗿𝗮𝗯𝗶𝗹𝗱𝗶 𝗻𝗲 𝗱𝗲 𝗼𝘇𝘂𝗺𝘂𝘇𝘂!

    Takvimler 1961 yılını gösterdiğinde, binlerce Anadolu insanı ekmek parası kazanmak için Almanya yollarına düştü. Kimi bir bavulla, kimi cebinde birkaç kuruşla, kimi de geride bıraktığı ailesinin hasretiyle geldi.

    Onların bir kısmının yolu, AUDI fabrikasıyla tanınan Ingolstadt şehrine düştü.

    𝗚𝘂𝗻𝗱𝘂𝘇 𝗳𝗮𝗯𝗿𝗶𝗸𝗮𝗱𝗮 𝗮𝗹𝗶𝗻 𝘁𝗲𝗿𝗶 𝗱𝗼𝗸𝘁𝘂𝗹𝗲𝗿, 𝗰𝘂𝗺𝗮 𝗴𝗲𝗹𝗱𝗶𝗴𝗶𝗻𝗱𝗲 𝗶𝘀𝗲 𝗔𝘂𝗱𝗶 𝗳𝗮𝗯𝗿𝗶𝗸𝗮𝘀𝗶𝗻𝗶𝗻 𝗸𝗮𝗻𝘁𝗶𝗻 𝗸𝗼𝘀𝗲𝗹𝗲𝗿𝗶𝗻𝗱𝗲 𝘀𝗮𝗳 𝘁𝘂𝘁𝘂𝗽 𝗻𝗮𝗺𝗮𝘇𝗹𝗮𝗿𝗶𝗻𝗶 𝗸𝗶𝗹𝗱𝗶𝗹𝗮𝗿.

    Ne gösterişli camileri vardı ne de büyük imkânları. Ama kalplerinde iman, dillerinde dua, gönüllerinde memleket sevgisi vardı.

    1970'li yıllarda bayram namazları için büyük salonlar kiraladılar. 1980'li yıllarda evleri mescide dönüştürdüler.

    Yıllar geçti, cemaat büyüdü. Ve o güzel insanlar bir gün dediler ki:

    “𝗕𝗶𝘇 𝗯𝘂 𝘁𝗼𝗽𝗿𝗮𝗸𝗹𝗮𝗿𝗮 𝗰𝗮𝗹𝗶𝘀𝗺𝗮𝘆𝗮 𝗴𝗲𝗹𝗱𝗶𝗸 𝗮𝗺𝗮 𝗰𝗼𝗰𝘂𝗸𝗹𝗮𝗿𝗶𝗺𝗶𝘇𝗮, 𝘁𝗼𝗿𝘂𝗻𝗹𝗮𝗿𝗶𝗺𝗶𝘇𝗮 𝗱𝗶𝗻𝗶𝗺𝗶𝘇𝗶, 𝗸𝘂𝗹𝘁𝘂𝗿𝘂𝗺𝘂𝘇𝘂 𝘃𝗲 𝗱𝗲𝗴𝗲𝗿𝗹𝗲𝗿𝗶𝗺𝗶𝘇𝗶 𝘆𝗮𝘀𝗮𝘁𝗮𝗰𝗮𝗸 𝗯𝗶𝗿 𝗲𝘀𝗲𝗿 𝗱𝗲 𝗯𝗶𝗿𝗮𝗸𝗺𝗮𝗹𝗶𝘆𝗶𝘇!”

    İşte o inançla, o birlik ve beraberlikle Ingolstadt Kocatepe Camii'nin temelleri atıldı.

    𝟮𝟬𝟬𝟴 𝘆𝗶𝗹𝗶𝗻𝗱𝗮𝗻 𝗯𝗲𝗿𝗶 𝗵𝗶𝘇𝗺𝗲𝘁 𝘃𝗲𝗿𝗲𝗻 𝗞𝗼𝗰𝗮𝘁𝗲𝗽𝗲 𝗖𝗮𝗺𝗶𝗶, klasik Osmanlı mimarisinden izler taşıyan kubbeleri ve 27,5 metre yüksekliğindeki iki minaresiyle gurbetçilerimizin emeğinin ve dayanışmasının sembolü oldu.

    Bu güzel eserin hikâyesinde bir de kardeşlik var.

    𝗠𝗮𝗻𝗶𝘀𝗮 𝗶𝗹𝗲 𝗜𝗻𝗴𝗼𝗹𝘀𝘁𝗮𝗱𝘁 𝗮𝗿𝗮𝘀𝗶𝗻𝗱𝗮𝗸𝗶 𝗸𝗮𝗿𝗱𝗲𝘀 𝘀𝗲𝗵𝗶𝗿 𝗱𝗼𝘀𝘁𝗹𝘂𝗴𝘂, caminin bulunduğu caddeye Manisa adının verilmesiyle daha da anlam kazandı. Caminin planlama ve mimari çalışmalarında Manisa'dan gelen destek de bu dostluğun güzel bir hatırası oldu.

    𝗗𝘂𝘀𝘂𝗻𝗲𝗯𝗶𝗹𝗶𝘆𝗼𝗿 𝗺𝘂𝘀𝘂𝗻𝘂𝘇?

    Bir zamanlar fabrika kantinlerinin köşelerinde namaz kılan işçilerin evlatları ve torunları, bugün minarelerinden ezan yükselen bir camide omuz omuza saf tutuyor.

    𝗜𝗦𝗧𝗘 𝗚𝗨𝗥𝗕𝗘𝗧𝗖𝗜 𝗕𝗨𝗗𝗨𝗥!

    Almanya'nın fabrikalarında çalıştı, bu ülkenin kalkınmasına emek verdi. Ama ne vatanını unuttu ne bayrağını ne de inancını!

    Gurbette kök saldı ama köklerini unutmadı.

    𝗔𝗹𝗹𝗮𝗵 𝗯𝘂 𝗰𝗮𝗺𝗶𝗻𝗶𝗻 𝘆𝗮𝗽𝗶𝗺𝗶𝗻𝗱𝗮 𝗯𝗶𝗿 𝘁𝘂𝗴𝗹𝗮 𝗸𝗼𝘆𝗮𝗻𝗱𝗮𝗻, 𝗯𝗶𝗿 𝗸𝘂𝗿𝘂𝘀 𝗯𝗮𝗴𝗶𝘀𝗹𝗮𝘆𝗮𝗻𝗱𝗮𝗻, 𝗲𝗺𝗲𝗴𝗶𝘆𝗹𝗲 𝘃𝗲 𝗱𝘂𝗮𝘀𝗶𝘆𝗹𝗮 𝗱𝗲𝘀𝘁𝗲𝗸 𝗼𝗹𝗮𝗻𝗱𝗮𝗻 𝗿𝗮𝘇𝗶 𝗼𝗹𝘀𝘂𝗻. 𝗔𝗵𝗶𝗿𝗲𝘁𝗲 𝗴𝗼𝗰𝗲𝗻𝗹𝗲𝗿𝗲 𝗿𝗮𝗵𝗺𝗲𝘁, 𝗵𝗮𝘆𝗮𝘁𝘁𝗮 𝗼𝗹𝗮𝗻𝗹𝗮𝗿𝗮 𝘀𝗮𝗴𝗹𝗶𝗸 𝘃𝗲 𝗵𝘂𝘇𝘂𝗿 𝘃𝗲𝗿𝘀𝗶𝗻.

    𝗞𝗼𝗰𝗮𝘁𝗲𝗽𝗲 𝗖𝗮𝗺𝗶𝗶

    Manisa Str. 1, 85057 Ingolstadt, Almanya

    𝗦𝗜𝗠𝗗𝗜 𝗚𝗨𝗥𝗕𝗘𝗧𝗖𝗜 𝗞𝗔𝗥𝗗𝗘𝗦𝗟𝗘𝗥𝗜𝗠𝗘 𝗦𝗢𝗥𝗨𝗬𝗢𝗥𝗨𝗠:

    𝗦𝗶𝘇 𝗔𝗹𝗺𝗮𝗻𝘆𝗮'𝘆𝗮 𝗶𝗹𝗸 𝗴𝗲𝗹𝗱𝗶𝗴𝗶𝗻𝗶𝘇 𝘆𝗶𝗹𝗹𝗮𝗿𝗱𝗮 𝗰𝘂𝗺𝗮 𝘃𝗲 𝗯𝗮𝘆𝗿𝗮𝗺 𝗻𝗮𝗺𝗮𝘇𝗹𝗮𝗿𝗶𝗻𝗶 𝗻𝗲𝗿𝗲𝗱𝗲 𝗸𝗶𝗹𝗶𝘆𝗼𝗿𝗱𝘂𝗻𝘂𝘇️

    𝗢 𝗴𝘂𝗻𝗹𝗲𝗿𝗶 𝗵𝗮𝘁𝗶𝗿𝗹𝗮𝘆𝗮𝗻𝗹𝗮𝗿 𝘆𝗼𝗿𝘂𝗺𝗹𝗮𝗿𝗮 𝘆𝗮𝘇𝘀𝗶𝗻. 𝗚𝗲𝗻𝗰 𝗻𝗲𝘀𝗶𝗹𝗹𝗲𝗿 𝗱𝗲 𝗯𝘂𝘆𝘂𝗸𝗹𝗲𝗿𝗶𝗻𝗶𝗻 𝗻𝗲𝗹𝗲𝗿 𝘆𝗮𝘀𝗮𝗱𝗶𝗴𝗶𝗻𝗶 𝗼𝗴𝗿𝗲𝗻𝘀𝗶𝗻!

    #Gurbetciler #Ingolstadt #KocatepeCamii #AlmanyadakiTurkler #GurbetinHikayesi
    𝗚𝗨𝗥𝗕𝗘𝗧𝗧𝗘 𝗕𝗜𝗥 𝗖𝗔𝗠𝗜𝗗𝗘𝗡 𝗗𝗔𝗛𝗔 𝗙𝗔𝗭𝗟𝗔𝗦𝗜: 𝗜𝗡𝗚𝗢𝗟𝗦𝗧𝗔𝗗𝗧 𝗞𝗢𝗖𝗔𝗧𝗘𝗣𝗘 𝗖𝗔𝗠𝗜𝗜 𝗚𝘂𝗿𝗯𝗲𝘁 𝗯𝗶𝘇𝗶 𝘃𝗮𝘁𝗮𝗻𝗶𝗺𝗶𝘇𝗱𝗮𝗻 𝘂𝘇𝗮𝗸𝗹𝗮𝘀𝘁𝗶𝗿𝗱𝗶 𝗮𝗺𝗮 𝗻𝗲 𝗲𝘇𝗮𝗻𝗶𝗺𝗶𝘇𝗶 𝘂𝗻𝘂𝘁𝘁𝘂𝗿𝗮𝗯𝗶𝗹𝗱𝗶 𝗻𝗲 𝗱𝗲 𝗼𝘇𝘂𝗺𝘂𝘇𝘂! Takvimler 1961 yılını gösterdiğinde, binlerce Anadolu insanı ekmek parası kazanmak için Almanya yollarına düştü. Kimi bir bavulla, kimi cebinde birkaç kuruşla, kimi de geride bıraktığı ailesinin hasretiyle geldi. Onların bir kısmının yolu, AUDI fabrikasıyla tanınan Ingolstadt şehrine düştü. 𝗚𝘂𝗻𝗱𝘂𝘇 𝗳𝗮𝗯𝗿𝗶𝗸𝗮𝗱𝗮 𝗮𝗹𝗶𝗻 𝘁𝗲𝗿𝗶 𝗱𝗼𝗸𝘁𝘂𝗹𝗲𝗿, 𝗰𝘂𝗺𝗮 𝗴𝗲𝗹𝗱𝗶𝗴𝗶𝗻𝗱𝗲 𝗶𝘀𝗲 𝗔𝘂𝗱𝗶 𝗳𝗮𝗯𝗿𝗶𝗸𝗮𝘀𝗶𝗻𝗶𝗻 𝗸𝗮𝗻𝘁𝗶𝗻 𝗸𝗼𝘀𝗲𝗹𝗲𝗿𝗶𝗻𝗱𝗲 𝘀𝗮𝗳 𝘁𝘂𝘁𝘂𝗽 𝗻𝗮𝗺𝗮𝘇𝗹𝗮𝗿𝗶𝗻𝗶 𝗸𝗶𝗹𝗱𝗶𝗹𝗮𝗿. Ne gösterişli camileri vardı ne de büyük imkânları. Ama kalplerinde iman, dillerinde dua, gönüllerinde memleket sevgisi vardı. 1970'li yıllarda bayram namazları için büyük salonlar kiraladılar. 1980'li yıllarda evleri mescide dönüştürdüler. Yıllar geçti, cemaat büyüdü. Ve o güzel insanlar bir gün dediler ki: “𝗕𝗶𝘇 𝗯𝘂 𝘁𝗼𝗽𝗿𝗮𝗸𝗹𝗮𝗿𝗮 𝗰𝗮𝗹𝗶𝘀𝗺𝗮𝘆𝗮 𝗴𝗲𝗹𝗱𝗶𝗸 𝗮𝗺𝗮 𝗰𝗼𝗰𝘂𝗸𝗹𝗮𝗿𝗶𝗺𝗶𝘇𝗮, 𝘁𝗼𝗿𝘂𝗻𝗹𝗮𝗿𝗶𝗺𝗶𝘇𝗮 𝗱𝗶𝗻𝗶𝗺𝗶𝘇𝗶, 𝗸𝘂𝗹𝘁𝘂𝗿𝘂𝗺𝘂𝘇𝘂 𝘃𝗲 𝗱𝗲𝗴𝗲𝗿𝗹𝗲𝗿𝗶𝗺𝗶𝘇𝗶 𝘆𝗮𝘀𝗮𝘁𝗮𝗰𝗮𝗸 𝗯𝗶𝗿 𝗲𝘀𝗲𝗿 𝗱𝗲 𝗯𝗶𝗿𝗮𝗸𝗺𝗮𝗹𝗶𝘆𝗶𝘇!” İşte o inançla, o birlik ve beraberlikle Ingolstadt Kocatepe Camii'nin temelleri atıldı. 𝟮𝟬𝟬𝟴 𝘆𝗶𝗹𝗶𝗻𝗱𝗮𝗻 𝗯𝗲𝗿𝗶 𝗵𝗶𝘇𝗺𝗲𝘁 𝘃𝗲𝗿𝗲𝗻 𝗞𝗼𝗰𝗮𝘁𝗲𝗽𝗲 𝗖𝗮𝗺𝗶𝗶, klasik Osmanlı mimarisinden izler taşıyan kubbeleri ve 27,5 metre yüksekliğindeki iki minaresiyle gurbetçilerimizin emeğinin ve dayanışmasının sembolü oldu. Bu güzel eserin hikâyesinde bir de kardeşlik var. 𝗠𝗮𝗻𝗶𝘀𝗮 𝗶𝗹𝗲 𝗜𝗻𝗴𝗼𝗹𝘀𝘁𝗮𝗱𝘁 𝗮𝗿𝗮𝘀𝗶𝗻𝗱𝗮𝗸𝗶 𝗸𝗮𝗿𝗱𝗲𝘀 𝘀𝗲𝗵𝗶𝗿 𝗱𝗼𝘀𝘁𝗹𝘂𝗴𝘂, caminin bulunduğu caddeye Manisa adının verilmesiyle daha da anlam kazandı. Caminin planlama ve mimari çalışmalarında Manisa'dan gelen destek de bu dostluğun güzel bir hatırası oldu. 𝗗𝘂𝘀𝘂𝗻𝗲𝗯𝗶𝗹𝗶𝘆𝗼𝗿 𝗺𝘂𝘀𝘂𝗻𝘂𝘇? Bir zamanlar fabrika kantinlerinin köşelerinde namaz kılan işçilerin evlatları ve torunları, bugün minarelerinden ezan yükselen bir camide omuz omuza saf tutuyor. 𝗜𝗦𝗧𝗘 𝗚𝗨𝗥𝗕𝗘𝗧𝗖𝗜 𝗕𝗨𝗗𝗨𝗥! Almanya'nın fabrikalarında çalıştı, bu ülkenin kalkınmasına emek verdi. Ama ne vatanını unuttu ne bayrağını ne de inancını! Gurbette kök saldı ama köklerini unutmadı. 🤲 𝗔𝗹𝗹𝗮𝗵 𝗯𝘂 𝗰𝗮𝗺𝗶𝗻𝗶𝗻 𝘆𝗮𝗽𝗶𝗺𝗶𝗻𝗱𝗮 𝗯𝗶𝗿 𝘁𝘂𝗴𝗹𝗮 𝗸𝗼𝘆𝗮𝗻𝗱𝗮𝗻, 𝗯𝗶𝗿 𝗸𝘂𝗿𝘂𝘀 𝗯𝗮𝗴𝗶𝘀𝗹𝗮𝘆𝗮𝗻𝗱𝗮𝗻, 𝗲𝗺𝗲𝗴𝗶𝘆𝗹𝗲 𝘃𝗲 𝗱𝘂𝗮𝘀𝗶𝘆𝗹𝗮 𝗱𝗲𝘀𝘁𝗲𝗸 𝗼𝗹𝗮𝗻𝗱𝗮𝗻 𝗿𝗮𝘇𝗶 𝗼𝗹𝘀𝘂𝗻. 𝗔𝗵𝗶𝗿𝗲𝘁𝗲 𝗴𝗼𝗰𝗲𝗻𝗹𝗲𝗿𝗲 𝗿𝗮𝗵𝗺𝗲𝘁, 𝗵𝗮𝘆𝗮𝘁𝘁𝗮 𝗼𝗹𝗮𝗻𝗹𝗮𝗿𝗮 𝘀𝗮𝗴𝗹𝗶𝗸 𝘃𝗲 𝗵𝘂𝘇𝘂𝗿 𝘃𝗲𝗿𝘀𝗶𝗻. 📍 𝗞𝗼𝗰𝗮𝘁𝗲𝗽𝗲 𝗖𝗮𝗺𝗶𝗶 Manisa Str. 1, 85057 Ingolstadt, Almanya 𝗦𝗜𝗠𝗗𝗜 𝗚𝗨𝗥𝗕𝗘𝗧𝗖𝗜 𝗞𝗔𝗥𝗗𝗘𝗦𝗟𝗘𝗥𝗜𝗠𝗘 𝗦𝗢𝗥𝗨𝗬𝗢𝗥𝗨𝗠: 𝗦𝗶𝘇 𝗔𝗹𝗺𝗮𝗻𝘆𝗮'𝘆𝗮 𝗶𝗹𝗸 𝗴𝗲𝗹𝗱𝗶𝗴𝗶𝗻𝗶𝘇 𝘆𝗶𝗹𝗹𝗮𝗿𝗱𝗮 𝗰𝘂𝗺𝗮 𝘃𝗲 𝗯𝗮𝘆𝗿𝗮𝗺 𝗻𝗮𝗺𝗮𝘇𝗹𝗮𝗿𝗶𝗻𝗶 𝗻𝗲𝗿𝗲𝗱𝗲 𝗸𝗶𝗹𝗶𝘆𝗼𝗿𝗱𝘂𝗻𝘂𝘇❓️ 𝗢 𝗴𝘂𝗻𝗹𝗲𝗿𝗶 𝗵𝗮𝘁𝗶𝗿𝗹𝗮𝘆𝗮𝗻𝗹𝗮𝗿 𝘆𝗼𝗿𝘂𝗺𝗹𝗮𝗿𝗮 𝘆𝗮𝘇𝘀𝗶𝗻. 𝗚𝗲𝗻𝗰 𝗻𝗲𝘀𝗶𝗹𝗹𝗲𝗿 𝗱𝗲 𝗯𝘂𝘆𝘂𝗸𝗹𝗲𝗿𝗶𝗻𝗶𝗻 𝗻𝗲𝗹𝗲𝗿 𝘆𝗮𝘀𝗮𝗱𝗶𝗴𝗶𝗻𝗶 𝗼𝗴𝗿𝗲𝗻𝘀𝗶𝗻! #Gurbetciler #Ingolstadt #KocatepeCamii #AlmanyadakiTurkler #GurbetinHikayesi
    0 Commenti 0 condivisioni
  • Maşallah Kardeşlerimize..

    Türk olmaktan gurur duyuyorlar..

    Bize “Türk değilsiniz” diyenler, önce kendi kimliklerine ve tarihlerine bakmalı. Biz bu topraklarda yüzyıllardır var olan, bayrağına, vatanına ve Cumhuriyetine sahip çıkan büyük bir milletin evlatlarıyız.

    Türk olmak bizim için sadece bir söz değil; tarihtir, kültürdür, ortak bir gelecek ve güçlü bir aidiyettir.

    “Yegor Borisov’a atfedilen söz”

    Dünyanın dört bir yanında yaşayan tüm Türk kardeşlerimize gönülden selam olsun. Ortak tarihimizin, kültürümüzün ve kardeşlik bağlarımızın nesilden nesile güçlenerek devam etmesini diliyoruz.
    Birliğimiz daim, gönüllerimiz bir, yarınlarımız aydınlık olsun.
    Maşallah Kardeşlerimize.. Türk olmaktan gurur duyuyorlar.. Bize “Türk değilsiniz” diyenler, önce kendi kimliklerine ve tarihlerine bakmalı. Biz bu topraklarda yüzyıllardır var olan, bayrağına, vatanına ve Cumhuriyetine sahip çıkan büyük bir milletin evlatlarıyız. Türk olmak bizim için sadece bir söz değil; tarihtir, kültürdür, ortak bir gelecek ve güçlü bir aidiyettir. 🇹🇷 “Yegor Borisov’a atfedilen söz” Dünyanın dört bir yanında yaşayan tüm Türk kardeşlerimize gönülden selam olsun. 🇹🇷 Ortak tarihimizin, kültürümüzün ve kardeşlik bağlarımızın nesilden nesile güçlenerek devam etmesini diliyoruz. Birliğimiz daim, gönüllerimiz bir, yarınlarımız aydınlık olsun. ✨🇹🇷
    0 Commenti 0 condivisioni
  • 2000 yatak kapasiteli Şanlıurfa Şehir Hastanemiz, Şanlıurfalı vatandaşlarımızın sağlığı için hizmet verecek.

    Güçlü teknolojik altyapısı, modern poliklinikleri ve özellikli hizmetleri ile Şanlıurfa’daki sağlık hizmet sunumuna değer katacak.

    Sağlıklı Türkiye Yüzyılı
    2000 yatak kapasiteli Şanlıurfa Şehir Hastanemiz, Şanlıurfalı vatandaşlarımızın sağlığı için hizmet verecek. Güçlü teknolojik altyapısı, modern poliklinikleri ve özellikli hizmetleri ile Şanlıurfa’daki sağlık hizmet sunumuna değer katacak. Sağlıklı Türkiye Yüzyılı 🇹🇷
    0 Commenti 0 condivisioni
  • ŞİŞENİ ATMA, 1 TL’Nİ AL: 2 AYDA 205 MİLYON AMBALAJ TOPLANDI!

    Türkiye’de depozito sistemi hızla büyüyor. 1 Temmuz’da ulusal entegrasyon süreci başlayan DOA sistemiyle 5 Eylül’e kadar tam 205 milyon 709 bin 303 içecek ambalajı toplanarak geri dönüşüme kazandırıldı.

    Sistemin çalışma mantığı oldukça basit:

    PET, cam veya alüminyum içecek ambalajınızı alın.

    DOA sistemine teslim edin.

    Ambalaj başına 1 TL teşvik bedeli kazanın.

    Açıklanan verilere göre sisteme kayıtlı kullanıcı sayısı da 3 milyon 214 bin kişiyi geçti.

    En fazla ambalaj toplanan iller ise:

    Antalya: 46,7 milyon

    İstanbul: 38,7 milyon

    İzmir: 24,3 milyon

    Ardından Adana 18,7 milyon ve Ankara 16,7 milyon ambalajla geliyor.

    Ancak sistemin asıl ölçeği önümüzdeki dönemde ortaya çıkabilir.

    HEDEF: HER YIL 25 MİLYAR AMBALAJ!

    DOA sistemiyle yılda 25 milyar ambalajın toplanması ve geri dönüşüm sayesinde Türkiye ekonomisine 30 milyar TL katkı sağlanması hedefleniyor.

    Böylece çöpe gidecek milyarlarca şişe ve kutu yeniden ekonominin hammaddesine dönüşebilecek.

    Aslında ortaya çıkan model çok net:

    Atık

    Toplama

    Vatandaşa teşvik

    Geri dönüşüm

    Yeniden hammadde

    Ekonomik değer

    Girişimcilik açısından bakıldığında ise milyarlarca ambalajın toplanacağı böylesine büyük bir sistem; geri dönüşüm teknolojileri, toplama makineleri, lojistik, ayrıştırma ve geri dönüştürülmüş hammadde tarafında da yeni bir ekonomi oluşturabilir.

    Sizce ambalaj başına 1 TL teşvik, Türkiye’de geri dönüşüm alışkanlığını değiştirmeye yeter mi?
    ♻️💰 ŞİŞENİ ATMA, 1 TL’Nİ AL: 2 AYDA 205 MİLYON AMBALAJ TOPLANDI! 💥 Türkiye’de depozito sistemi hızla büyüyor. 1 Temmuz’da ulusal entegrasyon süreci başlayan DOA sistemiyle 5 Eylül’e kadar tam 205 milyon 709 bin 303 içecek ambalajı toplanarak geri dönüşüme kazandırıldı. Sistemin çalışma mantığı oldukça basit: 🥤 PET, cam veya alüminyum içecek ambalajınızı alın. ♻️ DOA sistemine teslim edin. 💰 Ambalaj başına 1 TL teşvik bedeli kazanın. Açıklanan verilere göre sisteme kayıtlı kullanıcı sayısı da 3 milyon 214 bin kişiyi geçti. En fazla ambalaj toplanan iller ise: 🥇 Antalya: 46,7 milyon 🥈 İstanbul: 38,7 milyon 🥉 İzmir: 24,3 milyon Ardından Adana 18,7 milyon ve Ankara 16,7 milyon ambalajla geliyor. Ancak sistemin asıl ölçeği önümüzdeki dönemde ortaya çıkabilir. 🇹🇷 HEDEF: HER YIL 25 MİLYAR AMBALAJ! DOA sistemiyle yılda 25 milyar ambalajın toplanması ve geri dönüşüm sayesinde Türkiye ekonomisine 30 milyar TL katkı sağlanması hedefleniyor. Böylece çöpe gidecek milyarlarca şişe ve kutu yeniden ekonominin hammaddesine dönüşebilecek. Aslında ortaya çıkan model çok net: Atık ⬇️ ♻️ Toplama ⬇️ 💰 Vatandaşa teşvik ⬇️ 🏭 Geri dönüşüm ⬇️ 📦 Yeniden hammadde ⬇️ 🇹🇷 Ekonomik değer Girişimcilik açısından bakıldığında ise milyarlarca ambalajın toplanacağı böylesine büyük bir sistem; geri dönüşüm teknolojileri, toplama makineleri, lojistik, ayrıştırma ve geri dönüştürülmüş hammadde tarafında da yeni bir ekonomi oluşturabilir. 📢 Sizce ambalaj başına 1 TL teşvik, Türkiye’de geri dönüşüm alışkanlığını değiştirmeye yeter mi?
    0 Commenti 0 condivisioni
  • Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan rdogan’ın teşrifleriyle, “955’inci Yıl Anadolu’nun Fethi Malazgirt 1071 Anma Programı”

    Büyük komutan Sultan Alparslan’ı, bu toprakları bize vatan kılmak için şehit düşen kahramanlarımızı bir kez daha rahmet ve minnetle anıyorum.

    1071’in ruhu, ilhamı ve mirasıyla Türkiye için her daim daha büyük hayaller kurmaya ve o hayalleri gerçeğe dönüştürmeye devam edeceğiz.

    Malazgirt Zaferi’miz kutlu olsun.
    Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan rdogan’ın teşrifleriyle, “955’inci Yıl Anadolu’nun Fethi Malazgirt 1071 Anma Programı” Büyük komutan Sultan Alparslan’ı, bu toprakları bize vatan kılmak için şehit düşen kahramanlarımızı bir kez daha rahmet ve minnetle anıyorum. 1071’in ruhu, ilhamı ve mirasıyla Türkiye için her daim daha büyük hayaller kurmaya ve o hayalleri gerçeğe dönüştürmeye devam edeceğiz. Malazgirt Zaferi’miz kutlu olsun. 🇹🇷
    0 Commenti 0 condivisioni
  • AB ülkelerine seyehat etmek isteyen AB dışı ülke vatandaşları için dijital pasaport uygulaması bugün itibariyle başladı

    Yeni Giriş/Çıkış Sistemi (EES), Schengen bölgesine seyahat eden AB dışı ülke vatandaşları için biyometrik kayıt zorunluluğu getirdi

    https://www.patronlardunyasi.com/ab-ulkelerine-seyehat-etmek-isteyen-ab-disi-ulke-vatandaslari-icin-dijital-pasaport-uygulamasi-bugun-itibariyle-basladi
    AB ülkelerine seyehat etmek isteyen AB dışı ülke vatandaşları için dijital pasaport uygulaması bugün itibariyle başladı Yeni Giriş/Çıkış Sistemi (EES), Schengen bölgesine seyahat eden AB dışı ülke vatandaşları için biyometrik kayıt zorunluluğu getirdi https://www.patronlardunyasi.com/ab-ulkelerine-seyehat-etmek-isteyen-ab-disi-ulke-vatandaslari-icin-dijital-pasaport-uygulamasi-bugun-itibariyle-basladi
    0 Commenti 0 condivisioni
  • Milletimizin başı sağ olsun.

    6 Şubat 2023’te meydana gelen ve milletimizin hafızasında derin izler bırakan deprem felaketinin 3. yıl dönümünde, hayatını kaybeden vatandaşlarımızı rahmet, saygı ve özlemle anıyoruz.

    Aradan geçen 3 yıla rağmen, depremden etkilenen tüm illerimizde kaybettiğimiz canların acısı yüreğimizdeki tazeliğini korumaktadır.

    Hayatını kaybeden vatandaşlarımıza Allah’tan rahmet, yakınlarına sabır ve başsağlığı diliyoruz.

    #Deprem #Türkiye
    🇹🇷 Milletimizin başı sağ olsun. 🕊️ 6 Şubat 2023’te meydana gelen ve milletimizin hafızasında derin izler bırakan deprem felaketinin 3. yıl dönümünde, hayatını kaybeden vatandaşlarımızı rahmet, saygı ve özlemle anıyoruz. 💔 Aradan geçen 3 yıla rağmen, depremden etkilenen tüm illerimizde kaybettiğimiz canların acısı yüreğimizdeki tazeliğini korumaktadır. 🤲 Hayatını kaybeden vatandaşlarımıza Allah’tan rahmet, yakınlarına sabır ve başsağlığı diliyoruz. #Deprem #Türkiye
    1
    0 Commenti 0 condivisioni
  • Cuma Hutbesi: "Yâsîn Sûresi: Kur’an’ın Kalbi"

    “Her şeyin bir kalbi vardır. Kur’an’ın kalbi ise Yâsîn sûresidir.” (Tirmizî, Fezâilü’l-Kur’an, 7)

    Muhterem Müslümanlar!

    Yüce kitabımız Kur’an-ı Kerim’de yer alan sûrelerden biri de Yâsîn sûresidir. Yâsîn sûresi; insanın aklına ve vicdanına seslenen, kâinatın bir denge ve ahenk üzere yaratıldığını hatırlatan, hayatı anlamlandıran, kalpleri dirilten, hak ve hakikati öğreten bir sûredir. Sevgili Peygamberimiz (s.a.s), “Her şeyin bir kalbi vardır. Kur’an’ın kalbi ise Yâsîn sûresidir.”[1] buyurarak bu sûreden övgüyle bahsetmiştir. Anadolu irfanıyla yoğrulan aziz milletimiz; doğumdan ölüme, sevinçten hüzne, sağlıktan hastalığa farklı zamanlarda Yâsîn sûresini okumayı alışkanlık haline getirmiştir. Ancak bu sûreyi okumaktan maksat; sadece onu tilavet etmek değil, onun manasını tefekkür etmek ve mesajlarını hayatımıza aktarmaktır.

    Aziz Müminler!

    Yâsîn sûresi; insanlığa hayat rehberi olarak gönderilen Kur’an’a yeminle başlayarak, dünya ve ahiret huzurunun ancak onun emirlerine tabi olmaktan geçtiğine dikkat çekmektedir.

    Yâsîn sûresi, وَاَنِ اعْبُدُون۪يۜ هٰذَا صِرَاطٌ مُسْتَق۪يمٌ “Bana kulluk edin. İşte dosdoğru yol budur.”[2] beyanıyla bizleri; yalnız Allah’a kul olmaya, istikamet üzere bir ömür sürmeye davet etmektedir. Bu istikamet; tevhitle başlayan, ibadetlerle güçlenen, güzel ahlakla kemale eren, İslam’ın dosdoğru yoludur. Bu yolda olan bir mümin, her işinde ihlası, her davranışında samimiyeti kuşanmalıdır. Riyadan ve gösterişten uzak durmalıdır.

    Yâsîn sûresi, “Sen elbette dosdoğru yol üzere gönderilen peygamberlerdensin.”[3] ayetiyle Allah Resûlü (s.a.s)’in tüm insanlığı, dünyada ve ahirette mutluluğa çağıran kutlu bir elçi olduğunu haber vermektedir. Peygamber Efendimiz (s.a.s); hak ile batılı, doğru ile yanlışı, iyi ile kötüyü, helal ile haramı insanlığa gösteren hidayet rehberidir. Yetim ve öksüzleri sevindirmeyi, komşu ile iyi geçinmeyi, affedici ve bağışlayıcı olmayı öğreten rahmet elçisidir.

    Kıymetli Müslümanlar!

    Yâsîn sûresi; inkarcıların, “Şu çürümüş kemiklere yeniden kim can verecek?” sorusuna, قُلْ يُحْي۪يهَا الَّـذ۪ٓي اَنْشَاَهَٓا اَوَّلَ مَرَّةٍۜ “Onları ilk başta yaratmış olan Allah diriltecektir.”[4] fermanıyla cevap vermektedir.

    Sevgili Peygamberimiz (s.a.s), vefat eden müminlere Yâsîn sûresini okumamızı tavsiye etmiştir.[5] Bu tavsiye bizlere; her nefsin ölümü tadacağını, ölmeden önce ahiret için hazırlık yapmamız gerektiğini, söylediklerimizden ve yaptıklarımızdan tek tek hesaba çekileceğimizi öğretmektedir. Yâsîn sûresi bu hususta bizleri şöyle uyarmaktadır: “O gün, onların ağızlarını mühürleriz; yapmış olduklarını elleri bize anlatır, ayakları da şahitlik eder.”[6] Bu bilince sahip olan bir Müslüman; yaratılış gayesi olan iyilikten, ibadetten, güzel ahlaktan uzak durmamalıdır. Kötülüklere asla yeltenmemelidir. Ölüm, ahiret, hesap, sorgu sual yokmuş gibi yaşamamalıdır. Rabbine, kendisine, ailesine, topluma ve çevresine karşı sorumluluklarını yerine getirmelidir. Bütün imkansızlıklara rağmen; vatanı ve mukaddesatı uğruna siyonist zalimlere ve işbirlikçilerine karşı destansı bir mücadele veren Gazzeli kardeşlerimiz başta olmak üzere daima mazlumun ve mağdurun yanında olmalıdır. Hiçbir insani ve ahlaki ilke tanımayan bu canilerle maddi ve manevi olarak mücadele etmelidir.

    Değerli Müminler!

    Yâsîn sûresi, müminleri şöyle müjdelemektedir: اِنَّ اَصْحَابَ الْجَنَّةِ الْيَوْمَ ف۪ي شُغُلٍ فَاكِهُونَۚ “O gün cennetlikler, nimetler içinde safa sürerler.”[7] سَلَامٌ قَوْلاً مِنْ رَبٍّ رَح۪يمٍ “Onlara merhamet sahibi Rabbin söylediği selam vardır.”[8] Şeytanın esiri olan günahkarları da şöyle ikaz etmektedir: هٰذِه۪ جَهَنَّمُ الَّت۪ي كُنْتُمْ تُوعَدُونَ “İşte size haber verilen cehennem budur!” اِصْلَوْهَا الْيَوْمَ بِمَا كُنْتُمْ تَكْفُرُونَ “İnkar ettiğinizden dolayı bugün girin oraya!”[9]

    Aziz Müslümanlar!

    Zilhicce ayının içindeyiz. Bu mübarek günleri; ibadetlerimizi arttırmak, hatalarımızı gözden geçirmek, günahlarımıza tövbe etmek için bir fırsat bilelim. Hesap günü gelmeden önce kendimizi hesaba çekmeye vesile kılalım.

    Hutbemi Yâsîn sûresinin son ayeti ile bitiriyorum: فَسُبْحَانَ الَّذ۪ي بِيَدِه۪ مَلَكُوتُ كُلِّ شَيْءٍ وَاِلَيْهِ تُرْجَعُونَ “Her şeyin hükümranlığı elinde olan Allah’ın şanı ne yücedir! Hepiniz O’na döndürüleceksiniz.”[10]



    [1] Tirmizî, Fezâilü’l-Kur’an, 7.

    [2] Yâsîn, 36/61.

    [3] Yâsîn, 36/3, 4.

    [4] Yâsîn, 36/78, 79.

    [5] Ebû Dâvûd, Cenâiz, 19, 20.

    [6] Yâsîn, 36/65.

    [7] Yâsîn, 36/55.

    [8] Yâsîn, 36/58.

    [9] Yâsîn, 36/63, 64.

    [10] Yâsîn, 36/83.

    https://diyanet.gov.tr/tr-TR/Kurumsal/Detay/37709/cuma-hutbesi-ysn-sresi-kuranin-kalbi
    Cuma Hutbesi: "Yâsîn Sûresi: Kur’an’ın Kalbi" “Her şeyin bir kalbi vardır. Kur’an’ın kalbi ise Yâsîn sûresidir.” (Tirmizî, Fezâilü’l-Kur’an, 7) Muhterem Müslümanlar! Yüce kitabımız Kur’an-ı Kerim’de yer alan sûrelerden biri de Yâsîn sûresidir. Yâsîn sûresi; insanın aklına ve vicdanına seslenen, kâinatın bir denge ve ahenk üzere yaratıldığını hatırlatan, hayatı anlamlandıran, kalpleri dirilten, hak ve hakikati öğreten bir sûredir. Sevgili Peygamberimiz (s.a.s), “Her şeyin bir kalbi vardır. Kur’an’ın kalbi ise Yâsîn sûresidir.”[1] buyurarak bu sûreden övgüyle bahsetmiştir. Anadolu irfanıyla yoğrulan aziz milletimiz; doğumdan ölüme, sevinçten hüzne, sağlıktan hastalığa farklı zamanlarda Yâsîn sûresini okumayı alışkanlık haline getirmiştir. Ancak bu sûreyi okumaktan maksat; sadece onu tilavet etmek değil, onun manasını tefekkür etmek ve mesajlarını hayatımıza aktarmaktır. Aziz Müminler! Yâsîn sûresi; insanlığa hayat rehberi olarak gönderilen Kur’an’a yeminle başlayarak, dünya ve ahiret huzurunun ancak onun emirlerine tabi olmaktan geçtiğine dikkat çekmektedir. Yâsîn sûresi, وَاَنِ اعْبُدُون۪يۜ هٰذَا صِرَاطٌ مُسْتَق۪يمٌ “Bana kulluk edin. İşte dosdoğru yol budur.”[2] beyanıyla bizleri; yalnız Allah’a kul olmaya, istikamet üzere bir ömür sürmeye davet etmektedir. Bu istikamet; tevhitle başlayan, ibadetlerle güçlenen, güzel ahlakla kemale eren, İslam’ın dosdoğru yoludur. Bu yolda olan bir mümin, her işinde ihlası, her davranışında samimiyeti kuşanmalıdır. Riyadan ve gösterişten uzak durmalıdır. Yâsîn sûresi, “Sen elbette dosdoğru yol üzere gönderilen peygamberlerdensin.”[3] ayetiyle Allah Resûlü (s.a.s)’in tüm insanlığı, dünyada ve ahirette mutluluğa çağıran kutlu bir elçi olduğunu haber vermektedir. Peygamber Efendimiz (s.a.s); hak ile batılı, doğru ile yanlışı, iyi ile kötüyü, helal ile haramı insanlığa gösteren hidayet rehberidir. Yetim ve öksüzleri sevindirmeyi, komşu ile iyi geçinmeyi, affedici ve bağışlayıcı olmayı öğreten rahmet elçisidir. Kıymetli Müslümanlar! Yâsîn sûresi; inkarcıların, “Şu çürümüş kemiklere yeniden kim can verecek?” sorusuna, قُلْ يُحْي۪يهَا الَّـذ۪ٓي اَنْشَاَهَٓا اَوَّلَ مَرَّةٍۜ “Onları ilk başta yaratmış olan Allah diriltecektir.”[4] fermanıyla cevap vermektedir. Sevgili Peygamberimiz (s.a.s), vefat eden müminlere Yâsîn sûresini okumamızı tavsiye etmiştir.[5] Bu tavsiye bizlere; her nefsin ölümü tadacağını, ölmeden önce ahiret için hazırlık yapmamız gerektiğini, söylediklerimizden ve yaptıklarımızdan tek tek hesaba çekileceğimizi öğretmektedir. Yâsîn sûresi bu hususta bizleri şöyle uyarmaktadır: “O gün, onların ağızlarını mühürleriz; yapmış olduklarını elleri bize anlatır, ayakları da şahitlik eder.”[6] Bu bilince sahip olan bir Müslüman; yaratılış gayesi olan iyilikten, ibadetten, güzel ahlaktan uzak durmamalıdır. Kötülüklere asla yeltenmemelidir. Ölüm, ahiret, hesap, sorgu sual yokmuş gibi yaşamamalıdır. Rabbine, kendisine, ailesine, topluma ve çevresine karşı sorumluluklarını yerine getirmelidir. Bütün imkansızlıklara rağmen; vatanı ve mukaddesatı uğruna siyonist zalimlere ve işbirlikçilerine karşı destansı bir mücadele veren Gazzeli kardeşlerimiz başta olmak üzere daima mazlumun ve mağdurun yanında olmalıdır. Hiçbir insani ve ahlaki ilke tanımayan bu canilerle maddi ve manevi olarak mücadele etmelidir. Değerli Müminler! Yâsîn sûresi, müminleri şöyle müjdelemektedir: اِنَّ اَصْحَابَ الْجَنَّةِ الْيَوْمَ ف۪ي شُغُلٍ فَاكِهُونَۚ “O gün cennetlikler, nimetler içinde safa sürerler.”[7] سَلَامٌ قَوْلاً مِنْ رَبٍّ رَح۪يمٍ “Onlara merhamet sahibi Rabbin söylediği selam vardır.”[8] Şeytanın esiri olan günahkarları da şöyle ikaz etmektedir: هٰذِه۪ جَهَنَّمُ الَّت۪ي كُنْتُمْ تُوعَدُونَ “İşte size haber verilen cehennem budur!” اِصْلَوْهَا الْيَوْمَ بِمَا كُنْتُمْ تَكْفُرُونَ “İnkar ettiğinizden dolayı bugün girin oraya!”[9] Aziz Müslümanlar! Zilhicce ayının içindeyiz. Bu mübarek günleri; ibadetlerimizi arttırmak, hatalarımızı gözden geçirmek, günahlarımıza tövbe etmek için bir fırsat bilelim. Hesap günü gelmeden önce kendimizi hesaba çekmeye vesile kılalım. Hutbemi Yâsîn sûresinin son ayeti ile bitiriyorum: فَسُبْحَانَ الَّذ۪ي بِيَدِه۪ مَلَكُوتُ كُلِّ شَيْءٍ وَاِلَيْهِ تُرْجَعُونَ “Her şeyin hükümranlığı elinde olan Allah’ın şanı ne yücedir! Hepiniz O’na döndürüleceksiniz.”[10] [1] Tirmizî, Fezâilü’l-Kur’an, 7. [2] Yâsîn, 36/61. [3] Yâsîn, 36/3, 4. [4] Yâsîn, 36/78, 79. [5] Ebû Dâvûd, Cenâiz, 19, 20. [6] Yâsîn, 36/65. [7] Yâsîn, 36/55. [8] Yâsîn, 36/58. [9] Yâsîn, 36/63, 64. [10] Yâsîn, 36/83. https://diyanet.gov.tr/tr-TR/Kurumsal/Detay/37709/cuma-hutbesi-ysn-sresi-kuranin-kalbi
    0 Commenti 0 condivisioni
Pagine in Evidenza