• 29 Ekim Cumhuriyet Bayramımız vesilesiyle, Doha’nın sembolik binaları şanlı bayrağımızla ışıl ışıl aydınlatıldı.

    Cumhuriyetimizin 103. yılında Türkiye-Katar dostluk ve kardeşliğini yansıtan bu anlamlı dayanışma için başta Katar Emiri Şeyh Temim bin Hamad Ali Sani olmak üzere tüm Katar halkına içten teşekkürlerimizi sunarız

    Al Jaber Twin Tower

    Power International Holding

    thetorchdoha

    Sheraton Grand Doha

    Years of Culture
    29 Ekim Cumhuriyet Bayramımız vesilesiyle, Doha’nın sembolik binaları şanlı bayrağımızla ışıl ışıl aydınlatıldı. Cumhuriyetimizin 103. yılında Türkiye-Katar dostluk ve kardeşliğini yansıtan bu anlamlı dayanışma için başta Katar Emiri Şeyh Temim bin Hamad Ali Sani olmak üzere tüm Katar halkına içten teşekkürlerimizi sunarız🇹🇷🇶🇦 Al Jaber Twin Tower Power International Holding thetorchdoha Sheraton Grand Doha Years of Culture
    0 Commentarios 0 Acciones
  • Türkiye'nin İslamabad Büyükelçiliğinde 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı dolayısıyla resepsiyon düzenlendi

    Resepsiyona katılan Pakistan Başbakanı Şahbaz Şerif, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın, Türk hükümetinin ve Türk halkının Cumhuriyet Bayramı'nı kutladı

    Pakistan Başbakanı Şahbaz Şerif

    — Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın ileri görüşlü liderliğinde Türkiye, küresel sahnede etkileyici bir güç olarak ortaya çıktı, ekonomik bir güç merkezi, savunma teknolojisinde öncü, modern altyapı geliştirmede lider ve ihtiyaç sahiplerine insani yardım sağlama konusunda dünyanın en cömert uluslarından biri

    — İki ruh, tek kalp. Pakistan-Türkiye dostluğunun özünü bundan daha doğru bir şekilde ifade eden başka bir söz yoktu

    Şerif, konuşmasını Türkçe, “Cumhuriyet Bayramı'nız kutlu olsun” ve “Yaşasın Türkiye-Pakistan kardeşliği ve dostluğu” sözleriyle tamamladı

    https://v.aa.com.tr/4104651
    Türkiye'nin İslamabad Büyükelçiliğinde 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı dolayısıyla resepsiyon düzenlendi 🇹🇷 Resepsiyona katılan Pakistan Başbakanı Şahbaz Şerif, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın, Türk hükümetinin ve Türk halkının Cumhuriyet Bayramı'nı kutladı Pakistan Başbakanı Şahbaz Şerif ⤵️ — Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın ileri görüşlü liderliğinde Türkiye, küresel sahnede etkileyici bir güç olarak ortaya çıktı, ekonomik bir güç merkezi, savunma teknolojisinde öncü, modern altyapı geliştirmede lider ve ihtiyaç sahiplerine insani yardım sağlama konusunda dünyanın en cömert uluslarından biri — İki ruh, tek kalp. Pakistan-Türkiye dostluğunun özünü bundan daha doğru bir şekilde ifade eden başka bir söz yoktu ➡️ Şerif, konuşmasını Türkçe, “Cumhuriyet Bayramı'nız kutlu olsun” ve “Yaşasın Türkiye-Pakistan kardeşliği ve dostluğu” sözleriyle tamamladı https://v.aa.com.tr/4104651
    0 Commentarios 0 Acciones
  • Mimar Sinan'ın inşaa ettiği en küçük külliye İstanbul Üsküdar sahilinde denize sıfır konumda olan Şemsipaşa Külliyesi yada halk arasında Kuşkonmaz Camii olarak bilinir
    1580 yılında Vezir Şemsi Ahmed Paşa'nın emriyle mimar Sinan'a yaptırılmıştır ♥️
    Mimar Sinan'ın inşaa ettiği en küçük külliye İstanbul Üsküdar sahilinde denize sıfır konumda olan Şemsipaşa Külliyesi yada halk arasında Kuşkonmaz Camii olarak bilinir 1580 yılında Vezir Şemsi Ahmed Paşa'nın emriyle mimar Sinan'a yaptırılmıştır ♥️
    0 Commentarios 0 Acciones
  • 135 YILLIK VEFA HİKÂYESİ: JAPONYA TÜRK DENİZCİLERİ KURTARDI, TÜRKİYE YILLAR SONRA JAPONLARI UNUTMADI!

    Bazı dostluklar anlaşmalarla değil, zor zamanlarda uzatılan yardım elleriyle kurulur. Türkiye ile Japonya arasındaki bağın hafızalara kazınan en etkileyici örneklerinden biri, 1890’da yaşanan Ertuğrul Fırkateyni faciası ve yıllar sonra İran’da gerçekleştirilen tahliye operasyonudur.

    1890: Japon balıkçıların hayat kurtardığı gece

    Osmanlı İmparatorluğu’na ait Ertuğrul Fırkateyni, Japonya ziyaretinin ardından dönüş yolundayken 16 Eylül 1890’da şiddetli bir tayfuna yakalandı. Gemi, Japonya’nın Kii Yarımadası açıklarında, Kushimoto yakınlarındaki kayalıklara çarparak battı.

    Faciada 500’den fazla Osmanlı denizcisi hayatını kaybetti. Bölgedeki Japon halkı ise fırtınaya rağmen yardıma koştu; denizden çıkarabildikleri denizcilere yiyecek ve barınak sağladı.

    Kazadan 69 denizci kurtuldu. Yaralılar, Japonya’da tedavi edildikten sonra Japon donanmasına ait gemilerle ülkelerine gönderildi. Bu dayanışma, iki ülke arasındaki dostluğun simgelerinden biri hâline geldi.

    1985: Bu kez Türkiye, Japon vatandaşlarının yardımına koştu

    Aradan yaklaşık 95 yıl geçti. Mart 1985’te İran-Irak Savaşı sırasında Irak, belirli bir süreden sonra İran hava sahasındaki uçakları vuracağını duyurdu. Tahran’da bulunan 215 Japon vatandaşı için zaman daralıyordu.

    Japonya’nın o dönemde kendi vatandaşlarını tahliye etmekte yaşadığı güçlükler üzerine Türkiye devreye girdi. Türk Hava Yollarına ait iki uçak Tahran’a gönderildi ve Japon vatandaşları güvenli biçimde tahliye edildi.

    Bu olay, yıllar boyunca Ertuğrul Fırkateyni faciasıyla ilişkilendirildi. İki olay arasında doğrudan bir karşılık verme kararı bulunduğuna ilişkin anlatımlar olsa da, tahliye kararının bütün ayrıntılarını yalnızca bu hikâyeye bağlamak doğru olmaz.

    Kuşimoto’da hâlâ yaşayan bir hatıra

    Bugün Japonya’nın Kuşimoto kentinde Ertuğrul Fırkateyni’nde hayatını kaybeden Osmanlı denizcileri için bir anıt ve anma etkinlikleri bulunuyor. Bu hatıra, iki ülkenin zor zamanlarda kurduğu insani bağın sembolü olarak yaşatılıyor.

    Dostluk, yıllar geçse de unutulmayan iyiliklerle büyür.

    1890’da Japon halkının Türk denizcilerine uzattığı yardım eli ve 1985’te Türkiye’nin Japon vatandaşlarını tahliye etmesi, insanlığın sınırları aşabildiğini gösteren iki önemli tarihî olaydır.

    Kaynaklar
    Türkiye Cumhuriyeti Dışişleri Bakanlığı — Türkiye-Japonya ilişkileri
    Japonya Dışişleri Bakanlığı — Japonya-Türkiye ilişkilerinin tarihçesi
    Japonya Sahil Güvenlik ve Kuşimoto’daki Ertuğrul Fırkateyni anıtına ilişkin tarihî kayıtlar
    Türk Hava Yolları — Kurumsal tarihçe ve 1985 Tahran tahliyesine ilişkin anlatımlar
    🇹🇷🇯🇵 135 YILLIK VEFA HİKÂYESİ: JAPONYA TÜRK DENİZCİLERİ KURTARDI, TÜRKİYE YILLAR SONRA JAPONLARI UNUTMADI! Bazı dostluklar anlaşmalarla değil, zor zamanlarda uzatılan yardım elleriyle kurulur. Türkiye ile Japonya arasındaki bağın hafızalara kazınan en etkileyici örneklerinden biri, 1890’da yaşanan Ertuğrul Fırkateyni faciası ve yıllar sonra İran’da gerçekleştirilen tahliye operasyonudur. 🇹🇷❤️🇯🇵 🌊 1890: Japon balıkçıların hayat kurtardığı gece Osmanlı İmparatorluğu’na ait Ertuğrul Fırkateyni, Japonya ziyaretinin ardından dönüş yolundayken 16 Eylül 1890’da şiddetli bir tayfuna yakalandı. Gemi, Japonya’nın Kii Yarımadası açıklarında, Kushimoto yakınlarındaki kayalıklara çarparak battı. Faciada 500’den fazla Osmanlı denizcisi hayatını kaybetti. Bölgedeki Japon halkı ise fırtınaya rağmen yardıma koştu; denizden çıkarabildikleri denizcilere yiyecek ve barınak sağladı. Kazadan 69 denizci kurtuldu. Yaralılar, Japonya’da tedavi edildikten sonra Japon donanmasına ait gemilerle ülkelerine gönderildi. Bu dayanışma, iki ülke arasındaki dostluğun simgelerinden biri hâline geldi. ✈️ 1985: Bu kez Türkiye, Japon vatandaşlarının yardımına koştu Aradan yaklaşık 95 yıl geçti. Mart 1985’te İran-Irak Savaşı sırasında Irak, belirli bir süreden sonra İran hava sahasındaki uçakları vuracağını duyurdu. Tahran’da bulunan 215 Japon vatandaşı için zaman daralıyordu. Japonya’nın o dönemde kendi vatandaşlarını tahliye etmekte yaşadığı güçlükler üzerine Türkiye devreye girdi. Türk Hava Yollarına ait iki uçak Tahran’a gönderildi ve Japon vatandaşları güvenli biçimde tahliye edildi. Bu olay, yıllar boyunca Ertuğrul Fırkateyni faciasıyla ilişkilendirildi. İki olay arasında doğrudan bir karşılık verme kararı bulunduğuna ilişkin anlatımlar olsa da, tahliye kararının bütün ayrıntılarını yalnızca bu hikâyeye bağlamak doğru olmaz. 🕊️ Kuşimoto’da hâlâ yaşayan bir hatıra Bugün Japonya’nın Kuşimoto kentinde Ertuğrul Fırkateyni’nde hayatını kaybeden Osmanlı denizcileri için bir anıt ve anma etkinlikleri bulunuyor. Bu hatıra, iki ülkenin zor zamanlarda kurduğu insani bağın sembolü olarak yaşatılıyor. ❤️ Dostluk, yıllar geçse de unutulmayan iyiliklerle büyür. 1890’da Japon halkının Türk denizcilerine uzattığı yardım eli ve 1985’te Türkiye’nin Japon vatandaşlarını tahliye etmesi, insanlığın sınırları aşabildiğini gösteren iki önemli tarihî olaydır. 📚 Kaynaklar Türkiye Cumhuriyeti Dışişleri Bakanlığı — Türkiye-Japonya ilişkileri Japonya Dışişleri Bakanlığı — Japonya-Türkiye ilişkilerinin tarihçesi Japonya Sahil Güvenlik ve Kuşimoto’daki Ertuğrul Fırkateyni anıtına ilişkin tarihî kayıtlar Türk Hava Yolları — Kurumsal tarihçe ve 1985 Tahran tahliyesine ilişkin anlatımlar
    0 Commentarios 0 Acciones
  • Kırk Belik: Türk Kültüründe Saç Örgüsünün Hikâyesi

    Anadolu'da eskiden kız çocuklarının saçları ince ince örülür, kimi zaman bu örgülerin sayısı kırka kadar ulaşırdı. Bu saç biçimine kırk belik denirdi. Belik, bugün de bazı yörelerde saç örgüsü anlamında kullanılan eski bir sözcük.

    Türk kültüründe saç örmek yalnızca bir süslenme biçimi değildi. Saçın uzunluğu, örgülerin sayısı ve bağlanış şekli kimi topluluklarda yaş, medeni durum ve toplumsal kimlikle ilişkilendirilirdi.

    Örneğin Hakas Türklerinde evlilik töreninin önemli bir parçası olan saç toyu sırasında genç kızın çok sayıdaki örgüsü çözülür, saçları iki belik hâlinde yeniden örülürdü. Bu değişim, genç kızın evli bir kadın olarak hayatının yeni dönemine geçişini simgelerdi. Benzer uygulamalara Kırgız Türklerinin geleneklerinde de rastlanır.

    Saçın Türk mitolojisinde de özel bir yeri vardı. Saç, iplik ve örgü arasında kurulan sembolik ilişkiler; yaşamın sürekliliği, kader ve insanın doğayla bağlantısı gibi düşüncelerle ilişkilendirilmiştir. Bu nedenle saçın örülmesi, çözülmesi veya kesilmesi bazı inanış ve törenlerde gündelik bir hareketin ötesinde anlamlar kazanmıştır.

    Anadolu'da özellikle Yörük ve Türkmen topluluklarında belikler, renkli iplerle, boncuklarla ve çeşitli süslerle tamamlanırdı. Çukurova Yörükleri üzerine yapılan derlemelerde genç kızların saçlarını kırka kadar belik hâlinde ördükleri, örgülerin uçlarını saç bağı denilen iplerle bağladıkları anlatılır.

    Nevşehir ve çevresinde de kırk belik, yakın geçmişe kadar özellikle kız çocuklarının ve genç kızların saçlarında görülen geleneksel bir modeldi. Örgüler kimi zaman birbirine bağlanır, mavi boncuklarla süslenirdi.

    Günümüzde kırk belik, Anadolu'da geçmişteki kadar yaygın olmasa da geleneksel giyim kültüründe, halk oyunlarında ve kültürel etkinliklerde yaşatılan saç biçimlerinden biridir.

    Bir zamanlar annelerin, ninelerin sabırla ördüğü bu ince belikler, Türk kültüründe saçın yalnızca güzellikle değil, geleneklerle ve hayatın farklı dönemleriyle de nasıl ilişkilendirildiğini hatırlatıyor.

    Sizin ailenizde veya yörenizde kırk belik geleneğini hatırlayan var mı? Hangi yörede kullanıldığını yorumlarda paylaşabilirsiniz.
    Kırk Belik: Türk Kültüründe Saç Örgüsünün Hikâyesi Anadolu'da eskiden kız çocuklarının saçları ince ince örülür, kimi zaman bu örgülerin sayısı kırka kadar ulaşırdı. Bu saç biçimine kırk belik denirdi. Belik, bugün de bazı yörelerde saç örgüsü anlamında kullanılan eski bir sözcük. Türk kültüründe saç örmek yalnızca bir süslenme biçimi değildi. Saçın uzunluğu, örgülerin sayısı ve bağlanış şekli kimi topluluklarda yaş, medeni durum ve toplumsal kimlikle ilişkilendirilirdi. Örneğin Hakas Türklerinde evlilik töreninin önemli bir parçası olan saç toyu sırasında genç kızın çok sayıdaki örgüsü çözülür, saçları iki belik hâlinde yeniden örülürdü. Bu değişim, genç kızın evli bir kadın olarak hayatının yeni dönemine geçişini simgelerdi. Benzer uygulamalara Kırgız Türklerinin geleneklerinde de rastlanır. Saçın Türk mitolojisinde de özel bir yeri vardı. Saç, iplik ve örgü arasında kurulan sembolik ilişkiler; yaşamın sürekliliği, kader ve insanın doğayla bağlantısı gibi düşüncelerle ilişkilendirilmiştir. Bu nedenle saçın örülmesi, çözülmesi veya kesilmesi bazı inanış ve törenlerde gündelik bir hareketin ötesinde anlamlar kazanmıştır. Anadolu'da özellikle Yörük ve Türkmen topluluklarında belikler, renkli iplerle, boncuklarla ve çeşitli süslerle tamamlanırdı. Çukurova Yörükleri üzerine yapılan derlemelerde genç kızların saçlarını kırka kadar belik hâlinde ördükleri, örgülerin uçlarını saç bağı denilen iplerle bağladıkları anlatılır. Nevşehir ve çevresinde de kırk belik, yakın geçmişe kadar özellikle kız çocuklarının ve genç kızların saçlarında görülen geleneksel bir modeldi. Örgüler kimi zaman birbirine bağlanır, mavi boncuklarla süslenirdi. Günümüzde kırk belik, Anadolu'da geçmişteki kadar yaygın olmasa da geleneksel giyim kültüründe, halk oyunlarında ve kültürel etkinliklerde yaşatılan saç biçimlerinden biridir. Bir zamanlar annelerin, ninelerin sabırla ördüğü bu ince belikler, Türk kültüründe saçın yalnızca güzellikle değil, geleneklerle ve hayatın farklı dönemleriyle de nasıl ilişkilendirildiğini hatırlatıyor. Sizin ailenizde veya yörenizde kırk belik geleneğini hatırlayan var mı? Hangi yörede kullanıldığını yorumlarda paylaşabilirsiniz.
    0 Commentarios 0 Acciones
  • GAZZE HALKI YALNIZ DEĞİLDİR”

    İstanbul’da yüzbinlerce kişi #Gazze için Ayasofya Meydanı’nı doldurdu.. Filistin için adalet, insanlık için özgürlük #ÖzgürlüğeYürüyoruz

    Bizler Gazze’de kısılan insanlığın sesiyiz. Her zaman her şartta mazlum Filistin’in, çocukların sesi olmaya devam edeceğiz.

    İstanbul

    #GazzeKararlılıkYürüyüşü #Gazze #Filistin
    GAZZE HALKI YALNIZ DEĞİLDİR” İstanbul’da yüzbinlerce kişi #Gazze için Ayasofya Meydanı’nı doldurdu.. Filistin için adalet, insanlık için özgürlük🇵🇸 #ÖzgürlüğeYürüyoruz 🇹🇷 Bizler Gazze’de kısılan insanlığın sesiyiz. Her zaman her şartta mazlum Filistin’in, çocukların sesi olmaya devam edeceğiz. 📍 İstanbul #GazzeKararlılıkYürüyüşü #Gazze #Filistin
    0 Commentarios 0 Acciones
  • Dünya'dan 350 milyon ışık yolu uzakta olan bir galaksiyi keşfeden Burçin Mutlu Pakdil

    Dünyadan yaklaşık 359 milyon ışık yılı uzaklıkta gökbilimcilerin sık gözlemleyemediği ve günümüzde eşine pek rastlanmamış çift halkalı bir galaksi özelliği Burçin Mutlu Pakdil Tarafından keşfedildi. Bu araştırma, nadiren gözlenen Hoag tipi galaksilerin bir sınıfına ait iki dairesel halkayla çevrelenmiş halde eliptik bir çekirdeğin incelenmesinden oluşuyor. Bu çalışmayı da önemli ve farklı kılan, yıllar sonra ilk defa Hoag tipi galaksi keşfinin yanı sıra, bu kadar iyi bir eliptik çekirdek gözlenmesidir.

    Burcin Mutlu-Pakdil ve arkadaşları Şili dağlarında geniş çaplı bir teleskop kullanarak sadece Güney Yarımküre’de kolayca gözlemlenen galaksinin çoklu dalga boyu gözlemini yaptılar ve bu görüntülerin farklı dalga boylarında olmasının farklı oluşum zamanlarına rastladığını keşfettiler. Kırmızı ve daha eski (5.5 milyar yıl) merkezi çekirdeği çevreleyen mavi ve genç (0.13 milyar yıl) dış halka bulan araştırmacılar, orta gövde çevresinde de bir halka bulunca şaşırdılar. Bu ikinci halkayı belgelemek istedikten sonra çalışmalarını bu yönde sürdüren ekip, yoğun uğraşlarından sonra ikinci bir halka keşfini yapmış oldular.

    Burçin Mutlu Pakdil’in Heykeli, NorthPark Center’da Diğer Bilim İnsanları İle Beraber Sergilenmektedir.
    Dünya'dan 350 milyon ışık yolu uzakta olan bir galaksiyi keşfeden Burçin Mutlu Pakdil Dünyadan yaklaşık 359 milyon ışık yılı uzaklıkta gökbilimcilerin sık gözlemleyemediği ve günümüzde eşine pek rastlanmamış çift halkalı bir galaksi özelliği Burçin Mutlu Pakdil Tarafından keşfedildi. Bu araştırma, nadiren gözlenen Hoag tipi galaksilerin bir sınıfına ait iki dairesel halkayla çevrelenmiş halde eliptik bir çekirdeğin incelenmesinden oluşuyor. Bu çalışmayı da önemli ve farklı kılan, yıllar sonra ilk defa Hoag tipi galaksi keşfinin yanı sıra, bu kadar iyi bir eliptik çekirdek gözlenmesidir. Burcin Mutlu-Pakdil ve arkadaşları Şili dağlarında geniş çaplı bir teleskop kullanarak sadece Güney Yarımküre’de kolayca gözlemlenen galaksinin çoklu dalga boyu gözlemini yaptılar ve bu görüntülerin farklı dalga boylarında olmasının farklı oluşum zamanlarına rastladığını keşfettiler. Kırmızı ve daha eski (5.5 milyar yıl) merkezi çekirdeği çevreleyen mavi ve genç (0.13 milyar yıl) dış halka bulan araştırmacılar, orta gövde çevresinde de bir halka bulunca şaşırdılar. Bu ikinci halkayı belgelemek istedikten sonra çalışmalarını bu yönde sürdüren ekip, yoğun uğraşlarından sonra ikinci bir halka keşfini yapmış oldular. Burçin Mutlu Pakdil’in Heykeli, NorthPark Center’da Diğer Bilim İnsanları İle Beraber Sergilenmektedir.
    0 Commentarios 0 Acciones
  • Dünya halkları soykırıma tepkili..

    Dünyanın her yerinden vicdan sahipleri akın akın konvoya katılıyor.

    Allah’ın izniyle Siyonistlerin kafasına kürek vurulacak!
    Dünya halkları soykırıma tepkili.. Dünyanın her yerinden vicdan sahipleri akın akın konvoya katılıyor. Allah’ın izniyle Siyonistlerin kafasına kürek vurulacak!
    0 Commentarios 0 Acciones
  • Manisa Büyükşehir Belediye Başkanı Ferdi Zeyrek
    Manisa halkı onu bu kadar çok seviyorsa Allah'ın sevdiği bi kulu imiş.
    Faydalı bir insanmış dürüst hakkaniyet sahibi güzel insan..
    Allah rahmet eylesin Mekanı cennet olsun inşallah Allah sabr-ı cemil ihsan eylesin Ailesinin, sevenlerinin ve Manisaların başı sağ olsun.
    Manisa Büyükşehir Belediye Başkanı Ferdi Zeyrek Manisa halkı onu bu kadar çok seviyorsa Allah'ın sevdiği bi kulu imiş. Faydalı bir insanmış dürüst hakkaniyet sahibi güzel insan.. Allah rahmet eylesin Mekanı cennet olsun inşallah Allah sabr-ı cemil ihsan eylesin Ailesinin, sevenlerinin ve Manisaların başı sağ olsun.
    1
    0 Commentarios 0 Acciones
  • Muhammed İkbal, cümle küffar bir olup anadoluya saldırdığında halkını bu hayasız akınlara karşı örgütlemek üzere bir meydanda toplayıp onlara şu konuşmayı yaptı;
    “Ruzi Mahşer’de Rasulullahın huzuruna çıkınca çok mahçup halde ona diyeceğim ki, ‘Ya Rasulallah, iftiharla sana sunacağımız bir amelimiz yoktur. Elimdeki kâsede, Trablusgarp’ta, Galiçya’da, Balkanlarda, Kafkaslarda, yedi düvele karşı Din-î Mübin İslam için çarpışan Türklerin Kanı var, bunu kabul buyur’

    İkbal’in bu çağrısıyla kadınlar altınlarını, genç kızlar çeyizlerini, yaşlılar kıyafetlerini çoraplarını anadolu için bağışta bulundu.
    Niceleri sefer için yola koyuldu.

    Bugün Muhammed İkbal’in evlatları ateş altında.
    Biz, 100 yıl geçse de bize yapılan kardeşliği unutmayız.
    Muhammed İkbal, cümle küffar bir olup anadoluya saldırdığında halkını bu hayasız akınlara karşı örgütlemek üzere bir meydanda toplayıp onlara şu konuşmayı yaptı; “Ruzi Mahşer’de Rasulullahın huzuruna çıkınca çok mahçup halde ona diyeceğim ki, ‘Ya Rasulallah, iftiharla sana sunacağımız bir amelimiz yoktur. Elimdeki kâsede, Trablusgarp’ta, Galiçya’da, Balkanlarda, Kafkaslarda, yedi düvele karşı Din-î Mübin İslam için çarpışan Türklerin Kanı var, bunu kabul buyur’ İkbal’in bu çağrısıyla kadınlar altınlarını, genç kızlar çeyizlerini, yaşlılar kıyafetlerini çoraplarını anadolu için bağışta bulundu. Niceleri sefer için yola koyuldu. Bugün Muhammed İkbal’in evlatları ateş altında. Biz, 100 yıl geçse de bize yapılan kardeşliği unutmayız.
    0 Commentarios 0 Acciones
Resultados de la búsqueda