• Köln Merkez Camii
    Köln - #Almanya

    65 yıl önce Almanya'ya uzanan ilk yolculukların ardından, mütevazı mekânlarda omuz omuza saf tutan büyüklerimizin inancı, emeği ve dayanışması bugün Köln Merkez Camii'nin kubbesinde, minarelerinde ve avlusunda yaşamaya devam ediyor.

    İlk neslin fedakârlıklarıyla temelleri atılan bu köklü miras bugün inancımızın, Türkçemizin, kültürümüzün ve kardeşliğimizin yeni nesillere aktarıldığı güçlü bir buluşma vesilesi.

    Rabbim, 65 yıllık bu yolculuğun bütün emektarlarından razı olsun. Birliğimizi, muhabbetimizi daim; bütün İslam âleminin cumasını hayırlı ve bereketli eylesin.

    #HayırlıCumalar
    #AlmanyaTürkToplumu65Yıl #BirlikteGeleceğe
    🕌 Köln Merkez Camii 📍 Köln - #Almanya 🇩🇪 65 yıl önce Almanya'ya uzanan ilk yolculukların ardından, mütevazı mekânlarda omuz omuza saf tutan büyüklerimizin inancı, emeği ve dayanışması bugün Köln Merkez Camii'nin kubbesinde, minarelerinde ve avlusunda yaşamaya devam ediyor. İlk neslin fedakârlıklarıyla temelleri atılan bu köklü miras bugün inancımızın, Türkçemizin, kültürümüzün ve kardeşliğimizin yeni nesillere aktarıldığı güçlü bir buluşma vesilesi. Rabbim, 65 yıllık bu yolculuğun bütün emektarlarından razı olsun. Birliğimizi, muhabbetimizi daim; bütün İslam âleminin cumasını hayırlı ve bereketli eylesin. #HayırlıCumalar #AlmanyaTürkToplumu65Yıl #BirlikteGeleceğe
    0 Comments 0 Shares
  • In 1890, Sirkeci Station opened its doors — and Istanbul became the grand finale of Europe’s most legendary train journey.

    The Orient Express had already become a symbol of luxury travel.

    By 1889, trains could finally reach Constantinople directly from Europe.

    Then, in 1890, a new terminal opened at Sirkeci.

    Designed by Prussian architect August Jasmund, the station combined European railway architecture with Orientalist details and quickly became one of the great gateways into Istanbul.

    Imagine arriving here at the end of the 19th century.

    Porters carrying trunks.

    Horse-drawn carriages waiting outside.

    Travellers stepping into Istanbul after crossing Europe by rail.

    For us, Sirkeci is historic.

    For them, it was the beginning of a new age of travel.

    Would you have wanted to arrive in Istanbul here in 1890?

    AI historical reconstruction inspired by the period
    In 1890, Sirkeci Station opened its doors — and Istanbul became the grand finale of Europe’s most legendary train journey. The Orient Express had already become a symbol of luxury travel. By 1889, trains could finally reach Constantinople directly from Europe. Then, in 1890, a new terminal opened at Sirkeci. Designed by Prussian architect August Jasmund, the station combined European railway architecture with Orientalist details and quickly became one of the great gateways into Istanbul. Imagine arriving here at the end of the 19th century. Porters carrying trunks. Horse-drawn carriages waiting outside. Travellers stepping into Istanbul after crossing Europe by rail. For us, Sirkeci is historic. For them, it was the beginning of a new age of travel. Would you have wanted to arrive in Istanbul here in 1890? AI historical reconstruction inspired by the period
    0 Comments 0 Shares
  • The Malwiya Tower, a 52-meter-high spiral minaret with an anticlockwise ramp, is a notable architectural feature of the Great Mosque of Samarra, which was commissioned by Abbasid Caliph Al-Mutawakkil in 848 CE and completed in 852 CE.

    It was once the largest mosque in the world, spanning 17 hectares. It is primarily made of baked and sun-dried brick, with its design inspired by ancient ziggurats.

    The mosque was significantly damaged during the 1278 invasion by Hulagu Khan, with only the outer walls and the Malwiya Tower remaining unharmed. It is currently a component of the Samarra Archaeological City, a UNESCO World Heritage site.

    Recommended Readings:
    - The Monuments of Samarra: Historical Studies and Archaeological Writings by Alastair Northedge.
    - Early Islamic Art and Architecture by Jonathan M. Bloom.
    - The Art and Architecture of Islam 650–1250 by Richard Ettinghausen, Oleg Grabar, and Marilyn Jenkins-Madina (Yale University Press Pelican History of Art).
    The Malwiya Tower, a 52-meter-high spiral minaret with an anticlockwise ramp, is a notable architectural feature of the Great Mosque of Samarra, which was commissioned by Abbasid Caliph Al-Mutawakkil in 848 CE and completed in 852 CE. It was once the largest mosque in the world, spanning 17 hectares. It is primarily made of baked and sun-dried brick, with its design inspired by ancient ziggurats. The mosque was significantly damaged during the 1278 invasion by Hulagu Khan, with only the outer walls and the Malwiya Tower remaining unharmed. It is currently a component of the Samarra Archaeological City, a UNESCO World Heritage site. Recommended Readings: - The Monuments of Samarra: Historical Studies and Archaeological Writings by Alastair Northedge. - Early Islamic Art and Architecture by Jonathan M. Bloom. - The Art and Architecture of Islam 650–1250 by Richard Ettinghausen, Oleg Grabar, and Marilyn Jenkins-Madina (Yale University Press Pelican History of Art).
    0 Comments 0 Shares
  • 135 YILLIK VEFA HİKÂYESİ: JAPONYA TÜRK DENİZCİLERİ KURTARDI, TÜRKİYE YILLAR SONRA JAPONLARI UNUTMADI!

    Bazı dostluklar anlaşmalarla değil, zor zamanlarda uzatılan yardım elleriyle kurulur. Türkiye ile Japonya arasındaki bağın hafızalara kazınan en etkileyici örneklerinden biri, 1890’da yaşanan Ertuğrul Fırkateyni faciası ve yıllar sonra İran’da gerçekleştirilen tahliye operasyonudur.

    1890: Japon balıkçıların hayat kurtardığı gece

    Osmanlı İmparatorluğu’na ait Ertuğrul Fırkateyni, Japonya ziyaretinin ardından dönüş yolundayken 16 Eylül 1890’da şiddetli bir tayfuna yakalandı. Gemi, Japonya’nın Kii Yarımadası açıklarında, Kushimoto yakınlarındaki kayalıklara çarparak battı.

    Faciada 500’den fazla Osmanlı denizcisi hayatını kaybetti. Bölgedeki Japon halkı ise fırtınaya rağmen yardıma koştu; denizden çıkarabildikleri denizcilere yiyecek ve barınak sağladı.

    Kazadan 69 denizci kurtuldu. Yaralılar, Japonya’da tedavi edildikten sonra Japon donanmasına ait gemilerle ülkelerine gönderildi. Bu dayanışma, iki ülke arasındaki dostluğun simgelerinden biri hâline geldi.

    1985: Bu kez Türkiye, Japon vatandaşlarının yardımına koştu

    Aradan yaklaşık 95 yıl geçti. Mart 1985’te İran-Irak Savaşı sırasında Irak, belirli bir süreden sonra İran hava sahasındaki uçakları vuracağını duyurdu. Tahran’da bulunan 215 Japon vatandaşı için zaman daralıyordu.

    Japonya’nın o dönemde kendi vatandaşlarını tahliye etmekte yaşadığı güçlükler üzerine Türkiye devreye girdi. Türk Hava Yollarına ait iki uçak Tahran’a gönderildi ve Japon vatandaşları güvenli biçimde tahliye edildi.

    Bu olay, yıllar boyunca Ertuğrul Fırkateyni faciasıyla ilişkilendirildi. İki olay arasında doğrudan bir karşılık verme kararı bulunduğuna ilişkin anlatımlar olsa da, tahliye kararının bütün ayrıntılarını yalnızca bu hikâyeye bağlamak doğru olmaz.

    Kuşimoto’da hâlâ yaşayan bir hatıra

    Bugün Japonya’nın Kuşimoto kentinde Ertuğrul Fırkateyni’nde hayatını kaybeden Osmanlı denizcileri için bir anıt ve anma etkinlikleri bulunuyor. Bu hatıra, iki ülkenin zor zamanlarda kurduğu insani bağın sembolü olarak yaşatılıyor.

    Dostluk, yıllar geçse de unutulmayan iyiliklerle büyür.

    1890’da Japon halkının Türk denizcilerine uzattığı yardım eli ve 1985’te Türkiye’nin Japon vatandaşlarını tahliye etmesi, insanlığın sınırları aşabildiğini gösteren iki önemli tarihî olaydır.

    Kaynaklar
    Türkiye Cumhuriyeti Dışişleri Bakanlığı — Türkiye-Japonya ilişkileri
    Japonya Dışişleri Bakanlığı — Japonya-Türkiye ilişkilerinin tarihçesi
    Japonya Sahil Güvenlik ve Kuşimoto’daki Ertuğrul Fırkateyni anıtına ilişkin tarihî kayıtlar
    Türk Hava Yolları — Kurumsal tarihçe ve 1985 Tahran tahliyesine ilişkin anlatımlar
    🇹🇷🇯🇵 135 YILLIK VEFA HİKÂYESİ: JAPONYA TÜRK DENİZCİLERİ KURTARDI, TÜRKİYE YILLAR SONRA JAPONLARI UNUTMADI! Bazı dostluklar anlaşmalarla değil, zor zamanlarda uzatılan yardım elleriyle kurulur. Türkiye ile Japonya arasındaki bağın hafızalara kazınan en etkileyici örneklerinden biri, 1890’da yaşanan Ertuğrul Fırkateyni faciası ve yıllar sonra İran’da gerçekleştirilen tahliye operasyonudur. 🇹🇷❤️🇯🇵 🌊 1890: Japon balıkçıların hayat kurtardığı gece Osmanlı İmparatorluğu’na ait Ertuğrul Fırkateyni, Japonya ziyaretinin ardından dönüş yolundayken 16 Eylül 1890’da şiddetli bir tayfuna yakalandı. Gemi, Japonya’nın Kii Yarımadası açıklarında, Kushimoto yakınlarındaki kayalıklara çarparak battı. Faciada 500’den fazla Osmanlı denizcisi hayatını kaybetti. Bölgedeki Japon halkı ise fırtınaya rağmen yardıma koştu; denizden çıkarabildikleri denizcilere yiyecek ve barınak sağladı. Kazadan 69 denizci kurtuldu. Yaralılar, Japonya’da tedavi edildikten sonra Japon donanmasına ait gemilerle ülkelerine gönderildi. Bu dayanışma, iki ülke arasındaki dostluğun simgelerinden biri hâline geldi. ✈️ 1985: Bu kez Türkiye, Japon vatandaşlarının yardımına koştu Aradan yaklaşık 95 yıl geçti. Mart 1985’te İran-Irak Savaşı sırasında Irak, belirli bir süreden sonra İran hava sahasındaki uçakları vuracağını duyurdu. Tahran’da bulunan 215 Japon vatandaşı için zaman daralıyordu. Japonya’nın o dönemde kendi vatandaşlarını tahliye etmekte yaşadığı güçlükler üzerine Türkiye devreye girdi. Türk Hava Yollarına ait iki uçak Tahran’a gönderildi ve Japon vatandaşları güvenli biçimde tahliye edildi. Bu olay, yıllar boyunca Ertuğrul Fırkateyni faciasıyla ilişkilendirildi. İki olay arasında doğrudan bir karşılık verme kararı bulunduğuna ilişkin anlatımlar olsa da, tahliye kararının bütün ayrıntılarını yalnızca bu hikâyeye bağlamak doğru olmaz. 🕊️ Kuşimoto’da hâlâ yaşayan bir hatıra Bugün Japonya’nın Kuşimoto kentinde Ertuğrul Fırkateyni’nde hayatını kaybeden Osmanlı denizcileri için bir anıt ve anma etkinlikleri bulunuyor. Bu hatıra, iki ülkenin zor zamanlarda kurduğu insani bağın sembolü olarak yaşatılıyor. ❤️ Dostluk, yıllar geçse de unutulmayan iyiliklerle büyür. 1890’da Japon halkının Türk denizcilerine uzattığı yardım eli ve 1985’te Türkiye’nin Japon vatandaşlarını tahliye etmesi, insanlığın sınırları aşabildiğini gösteren iki önemli tarihî olaydır. 📚 Kaynaklar Türkiye Cumhuriyeti Dışişleri Bakanlığı — Türkiye-Japonya ilişkileri Japonya Dışişleri Bakanlığı — Japonya-Türkiye ilişkilerinin tarihçesi Japonya Sahil Güvenlik ve Kuşimoto’daki Ertuğrul Fırkateyni anıtına ilişkin tarihî kayıtlar Türk Hava Yolları — Kurumsal tarihçe ve 1985 Tahran tahliyesine ilişkin anlatımlar
    0 Comments 0 Shares
  • 𝗚𝗨𝗥𝗕𝗘𝗧𝗧𝗘 𝗕𝗜𝗥 𝗖𝗔𝗠𝗜𝗗𝗘𝗡 𝗗𝗔𝗛𝗔 𝗙𝗔𝗭𝗟𝗔𝗦𝗜: 𝗜𝗡𝗚𝗢𝗟𝗦𝗧𝗔𝗗𝗧 𝗞𝗢𝗖𝗔𝗧𝗘𝗣𝗘 𝗖𝗔𝗠𝗜𝗜

    𝗚𝘂𝗿𝗯𝗲𝘁 𝗯𝗶𝘇𝗶 𝘃𝗮𝘁𝗮𝗻𝗶𝗺𝗶𝘇𝗱𝗮𝗻 𝘂𝘇𝗮𝗸𝗹𝗮𝘀𝘁𝗶𝗿𝗱𝗶 𝗮𝗺𝗮 𝗻𝗲 𝗲𝘇𝗮𝗻𝗶𝗺𝗶𝘇𝗶 𝘂𝗻𝘂𝘁𝘁𝘂𝗿𝗮𝗯𝗶𝗹𝗱𝗶 𝗻𝗲 𝗱𝗲 𝗼𝘇𝘂𝗺𝘂𝘇𝘂!

    Takvimler 1961 yılını gösterdiğinde, binlerce Anadolu insanı ekmek parası kazanmak için Almanya yollarına düştü. Kimi bir bavulla, kimi cebinde birkaç kuruşla, kimi de geride bıraktığı ailesinin hasretiyle geldi.

    Onların bir kısmının yolu, AUDI fabrikasıyla tanınan Ingolstadt şehrine düştü.

    𝗚𝘂𝗻𝗱𝘂𝘇 𝗳𝗮𝗯𝗿𝗶𝗸𝗮𝗱𝗮 𝗮𝗹𝗶𝗻 𝘁𝗲𝗿𝗶 𝗱𝗼𝗸𝘁𝘂𝗹𝗲𝗿, 𝗰𝘂𝗺𝗮 𝗴𝗲𝗹𝗱𝗶𝗴𝗶𝗻𝗱𝗲 𝗶𝘀𝗲 𝗔𝘂𝗱𝗶 𝗳𝗮𝗯𝗿𝗶𝗸𝗮𝘀𝗶𝗻𝗶𝗻 𝗸𝗮𝗻𝘁𝗶𝗻 𝗸𝗼𝘀𝗲𝗹𝗲𝗿𝗶𝗻𝗱𝗲 𝘀𝗮𝗳 𝘁𝘂𝘁𝘂𝗽 𝗻𝗮𝗺𝗮𝘇𝗹𝗮𝗿𝗶𝗻𝗶 𝗸𝗶𝗹𝗱𝗶𝗹𝗮𝗿.

    Ne gösterişli camileri vardı ne de büyük imkânları. Ama kalplerinde iman, dillerinde dua, gönüllerinde memleket sevgisi vardı.

    1970'li yıllarda bayram namazları için büyük salonlar kiraladılar. 1980'li yıllarda evleri mescide dönüştürdüler.

    Yıllar geçti, cemaat büyüdü. Ve o güzel insanlar bir gün dediler ki:

    “𝗕𝗶𝘇 𝗯𝘂 𝘁𝗼𝗽𝗿𝗮𝗸𝗹𝗮𝗿𝗮 𝗰𝗮𝗹𝗶𝘀𝗺𝗮𝘆𝗮 𝗴𝗲𝗹𝗱𝗶𝗸 𝗮𝗺𝗮 𝗰𝗼𝗰𝘂𝗸𝗹𝗮𝗿𝗶𝗺𝗶𝘇𝗮, 𝘁𝗼𝗿𝘂𝗻𝗹𝗮𝗿𝗶𝗺𝗶𝘇𝗮 𝗱𝗶𝗻𝗶𝗺𝗶𝘇𝗶, 𝗸𝘂𝗹𝘁𝘂𝗿𝘂𝗺𝘂𝘇𝘂 𝘃𝗲 𝗱𝗲𝗴𝗲𝗿𝗹𝗲𝗿𝗶𝗺𝗶𝘇𝗶 𝘆𝗮𝘀𝗮𝘁𝗮𝗰𝗮𝗸 𝗯𝗶𝗿 𝗲𝘀𝗲𝗿 𝗱𝗲 𝗯𝗶𝗿𝗮𝗸𝗺𝗮𝗹𝗶𝘆𝗶𝘇!”

    İşte o inançla, o birlik ve beraberlikle Ingolstadt Kocatepe Camii'nin temelleri atıldı.

    𝟮𝟬𝟬𝟴 𝘆𝗶𝗹𝗶𝗻𝗱𝗮𝗻 𝗯𝗲𝗿𝗶 𝗵𝗶𝘇𝗺𝗲𝘁 𝘃𝗲𝗿𝗲𝗻 𝗞𝗼𝗰𝗮𝘁𝗲𝗽𝗲 𝗖𝗮𝗺𝗶𝗶, klasik Osmanlı mimarisinden izler taşıyan kubbeleri ve 27,5 metre yüksekliğindeki iki minaresiyle gurbetçilerimizin emeğinin ve dayanışmasının sembolü oldu.

    Bu güzel eserin hikâyesinde bir de kardeşlik var.

    𝗠𝗮𝗻𝗶𝘀𝗮 𝗶𝗹𝗲 𝗜𝗻𝗴𝗼𝗹𝘀𝘁𝗮𝗱𝘁 𝗮𝗿𝗮𝘀𝗶𝗻𝗱𝗮𝗸𝗶 𝗸𝗮𝗿𝗱𝗲𝘀 𝘀𝗲𝗵𝗶𝗿 𝗱𝗼𝘀𝘁𝗹𝘂𝗴𝘂, caminin bulunduğu caddeye Manisa adının verilmesiyle daha da anlam kazandı. Caminin planlama ve mimari çalışmalarında Manisa'dan gelen destek de bu dostluğun güzel bir hatırası oldu.

    𝗗𝘂𝘀𝘂𝗻𝗲𝗯𝗶𝗹𝗶𝘆𝗼𝗿 𝗺𝘂𝘀𝘂𝗻𝘂𝘇?

    Bir zamanlar fabrika kantinlerinin köşelerinde namaz kılan işçilerin evlatları ve torunları, bugün minarelerinden ezan yükselen bir camide omuz omuza saf tutuyor.

    𝗜𝗦𝗧𝗘 𝗚𝗨𝗥𝗕𝗘𝗧𝗖𝗜 𝗕𝗨𝗗𝗨𝗥!

    Almanya'nın fabrikalarında çalıştı, bu ülkenin kalkınmasına emek verdi. Ama ne vatanını unuttu ne bayrağını ne de inancını!

    Gurbette kök saldı ama köklerini unutmadı.

    𝗔𝗹𝗹𝗮𝗵 𝗯𝘂 𝗰𝗮𝗺𝗶𝗻𝗶𝗻 𝘆𝗮𝗽𝗶𝗺𝗶𝗻𝗱𝗮 𝗯𝗶𝗿 𝘁𝘂𝗴𝗹𝗮 𝗸𝗼𝘆𝗮𝗻𝗱𝗮𝗻, 𝗯𝗶𝗿 𝗸𝘂𝗿𝘂𝘀 𝗯𝗮𝗴𝗶𝘀𝗹𝗮𝘆𝗮𝗻𝗱𝗮𝗻, 𝗲𝗺𝗲𝗴𝗶𝘆𝗹𝗲 𝘃𝗲 𝗱𝘂𝗮𝘀𝗶𝘆𝗹𝗮 𝗱𝗲𝘀𝘁𝗲𝗸 𝗼𝗹𝗮𝗻𝗱𝗮𝗻 𝗿𝗮𝘇𝗶 𝗼𝗹𝘀𝘂𝗻. 𝗔𝗵𝗶𝗿𝗲𝘁𝗲 𝗴𝗼𝗰𝗲𝗻𝗹𝗲𝗿𝗲 𝗿𝗮𝗵𝗺𝗲𝘁, 𝗵𝗮𝘆𝗮𝘁𝘁𝗮 𝗼𝗹𝗮𝗻𝗹𝗮𝗿𝗮 𝘀𝗮𝗴𝗹𝗶𝗸 𝘃𝗲 𝗵𝘂𝘇𝘂𝗿 𝘃𝗲𝗿𝘀𝗶𝗻.

    𝗞𝗼𝗰𝗮𝘁𝗲𝗽𝗲 𝗖𝗮𝗺𝗶𝗶

    Manisa Str. 1, 85057 Ingolstadt, Almanya

    𝗦𝗜𝗠𝗗𝗜 𝗚𝗨𝗥𝗕𝗘𝗧𝗖𝗜 𝗞𝗔𝗥𝗗𝗘𝗦𝗟𝗘𝗥𝗜𝗠𝗘 𝗦𝗢𝗥𝗨𝗬𝗢𝗥𝗨𝗠:

    𝗦𝗶𝘇 𝗔𝗹𝗺𝗮𝗻𝘆𝗮'𝘆𝗮 𝗶𝗹𝗸 𝗴𝗲𝗹𝗱𝗶𝗴𝗶𝗻𝗶𝘇 𝘆𝗶𝗹𝗹𝗮𝗿𝗱𝗮 𝗰𝘂𝗺𝗮 𝘃𝗲 𝗯𝗮𝘆𝗿𝗮𝗺 𝗻𝗮𝗺𝗮𝘇𝗹𝗮𝗿𝗶𝗻𝗶 𝗻𝗲𝗿𝗲𝗱𝗲 𝗸𝗶𝗹𝗶𝘆𝗼𝗿𝗱𝘂𝗻𝘂𝘇️

    𝗢 𝗴𝘂𝗻𝗹𝗲𝗿𝗶 𝗵𝗮𝘁𝗶𝗿𝗹𝗮𝘆𝗮𝗻𝗹𝗮𝗿 𝘆𝗼𝗿𝘂𝗺𝗹𝗮𝗿𝗮 𝘆𝗮𝘇𝘀𝗶𝗻. 𝗚𝗲𝗻𝗰 𝗻𝗲𝘀𝗶𝗹𝗹𝗲𝗿 𝗱𝗲 𝗯𝘂𝘆𝘂𝗸𝗹𝗲𝗿𝗶𝗻𝗶𝗻 𝗻𝗲𝗹𝗲𝗿 𝘆𝗮𝘀𝗮𝗱𝗶𝗴𝗶𝗻𝗶 𝗼𝗴𝗿𝗲𝗻𝘀𝗶𝗻!

    #Gurbetciler #Ingolstadt #KocatepeCamii #AlmanyadakiTurkler #GurbetinHikayesi
    𝗚𝗨𝗥𝗕𝗘𝗧𝗧𝗘 𝗕𝗜𝗥 𝗖𝗔𝗠𝗜𝗗𝗘𝗡 𝗗𝗔𝗛𝗔 𝗙𝗔𝗭𝗟𝗔𝗦𝗜: 𝗜𝗡𝗚𝗢𝗟𝗦𝗧𝗔𝗗𝗧 𝗞𝗢𝗖𝗔𝗧𝗘𝗣𝗘 𝗖𝗔𝗠𝗜𝗜 𝗚𝘂𝗿𝗯𝗲𝘁 𝗯𝗶𝘇𝗶 𝘃𝗮𝘁𝗮𝗻𝗶𝗺𝗶𝘇𝗱𝗮𝗻 𝘂𝘇𝗮𝗸𝗹𝗮𝘀𝘁𝗶𝗿𝗱𝗶 𝗮𝗺𝗮 𝗻𝗲 𝗲𝘇𝗮𝗻𝗶𝗺𝗶𝘇𝗶 𝘂𝗻𝘂𝘁𝘁𝘂𝗿𝗮𝗯𝗶𝗹𝗱𝗶 𝗻𝗲 𝗱𝗲 𝗼𝘇𝘂𝗺𝘂𝘇𝘂! Takvimler 1961 yılını gösterdiğinde, binlerce Anadolu insanı ekmek parası kazanmak için Almanya yollarına düştü. Kimi bir bavulla, kimi cebinde birkaç kuruşla, kimi de geride bıraktığı ailesinin hasretiyle geldi. Onların bir kısmının yolu, AUDI fabrikasıyla tanınan Ingolstadt şehrine düştü. 𝗚𝘂𝗻𝗱𝘂𝘇 𝗳𝗮𝗯𝗿𝗶𝗸𝗮𝗱𝗮 𝗮𝗹𝗶𝗻 𝘁𝗲𝗿𝗶 𝗱𝗼𝗸𝘁𝘂𝗹𝗲𝗿, 𝗰𝘂𝗺𝗮 𝗴𝗲𝗹𝗱𝗶𝗴𝗶𝗻𝗱𝗲 𝗶𝘀𝗲 𝗔𝘂𝗱𝗶 𝗳𝗮𝗯𝗿𝗶𝗸𝗮𝘀𝗶𝗻𝗶𝗻 𝗸𝗮𝗻𝘁𝗶𝗻 𝗸𝗼𝘀𝗲𝗹𝗲𝗿𝗶𝗻𝗱𝗲 𝘀𝗮𝗳 𝘁𝘂𝘁𝘂𝗽 𝗻𝗮𝗺𝗮𝘇𝗹𝗮𝗿𝗶𝗻𝗶 𝗸𝗶𝗹𝗱𝗶𝗹𝗮𝗿. Ne gösterişli camileri vardı ne de büyük imkânları. Ama kalplerinde iman, dillerinde dua, gönüllerinde memleket sevgisi vardı. 1970'li yıllarda bayram namazları için büyük salonlar kiraladılar. 1980'li yıllarda evleri mescide dönüştürdüler. Yıllar geçti, cemaat büyüdü. Ve o güzel insanlar bir gün dediler ki: “𝗕𝗶𝘇 𝗯𝘂 𝘁𝗼𝗽𝗿𝗮𝗸𝗹𝗮𝗿𝗮 𝗰𝗮𝗹𝗶𝘀𝗺𝗮𝘆𝗮 𝗴𝗲𝗹𝗱𝗶𝗸 𝗮𝗺𝗮 𝗰𝗼𝗰𝘂𝗸𝗹𝗮𝗿𝗶𝗺𝗶𝘇𝗮, 𝘁𝗼𝗿𝘂𝗻𝗹𝗮𝗿𝗶𝗺𝗶𝘇𝗮 𝗱𝗶𝗻𝗶𝗺𝗶𝘇𝗶, 𝗸𝘂𝗹𝘁𝘂𝗿𝘂𝗺𝘂𝘇𝘂 𝘃𝗲 𝗱𝗲𝗴𝗲𝗿𝗹𝗲𝗿𝗶𝗺𝗶𝘇𝗶 𝘆𝗮𝘀𝗮𝘁𝗮𝗰𝗮𝗸 𝗯𝗶𝗿 𝗲𝘀𝗲𝗿 𝗱𝗲 𝗯𝗶𝗿𝗮𝗸𝗺𝗮𝗹𝗶𝘆𝗶𝘇!” İşte o inançla, o birlik ve beraberlikle Ingolstadt Kocatepe Camii'nin temelleri atıldı. 𝟮𝟬𝟬𝟴 𝘆𝗶𝗹𝗶𝗻𝗱𝗮𝗻 𝗯𝗲𝗿𝗶 𝗵𝗶𝘇𝗺𝗲𝘁 𝘃𝗲𝗿𝗲𝗻 𝗞𝗼𝗰𝗮𝘁𝗲𝗽𝗲 𝗖𝗮𝗺𝗶𝗶, klasik Osmanlı mimarisinden izler taşıyan kubbeleri ve 27,5 metre yüksekliğindeki iki minaresiyle gurbetçilerimizin emeğinin ve dayanışmasının sembolü oldu. Bu güzel eserin hikâyesinde bir de kardeşlik var. 𝗠𝗮𝗻𝗶𝘀𝗮 𝗶𝗹𝗲 𝗜𝗻𝗴𝗼𝗹𝘀𝘁𝗮𝗱𝘁 𝗮𝗿𝗮𝘀𝗶𝗻𝗱𝗮𝗸𝗶 𝗸𝗮𝗿𝗱𝗲𝘀 𝘀𝗲𝗵𝗶𝗿 𝗱𝗼𝘀𝘁𝗹𝘂𝗴𝘂, caminin bulunduğu caddeye Manisa adının verilmesiyle daha da anlam kazandı. Caminin planlama ve mimari çalışmalarında Manisa'dan gelen destek de bu dostluğun güzel bir hatırası oldu. 𝗗𝘂𝘀𝘂𝗻𝗲𝗯𝗶𝗹𝗶𝘆𝗼𝗿 𝗺𝘂𝘀𝘂𝗻𝘂𝘇? Bir zamanlar fabrika kantinlerinin köşelerinde namaz kılan işçilerin evlatları ve torunları, bugün minarelerinden ezan yükselen bir camide omuz omuza saf tutuyor. 𝗜𝗦𝗧𝗘 𝗚𝗨𝗥𝗕𝗘𝗧𝗖𝗜 𝗕𝗨𝗗𝗨𝗥! Almanya'nın fabrikalarında çalıştı, bu ülkenin kalkınmasına emek verdi. Ama ne vatanını unuttu ne bayrağını ne de inancını! Gurbette kök saldı ama köklerini unutmadı. 🤲 𝗔𝗹𝗹𝗮𝗵 𝗯𝘂 𝗰𝗮𝗺𝗶𝗻𝗶𝗻 𝘆𝗮𝗽𝗶𝗺𝗶𝗻𝗱𝗮 𝗯𝗶𝗿 𝘁𝘂𝗴𝗹𝗮 𝗸𝗼𝘆𝗮𝗻𝗱𝗮𝗻, 𝗯𝗶𝗿 𝗸𝘂𝗿𝘂𝘀 𝗯𝗮𝗴𝗶𝘀𝗹𝗮𝘆𝗮𝗻𝗱𝗮𝗻, 𝗲𝗺𝗲𝗴𝗶𝘆𝗹𝗲 𝘃𝗲 𝗱𝘂𝗮𝘀𝗶𝘆𝗹𝗮 𝗱𝗲𝘀𝘁𝗲𝗸 𝗼𝗹𝗮𝗻𝗱𝗮𝗻 𝗿𝗮𝘇𝗶 𝗼𝗹𝘀𝘂𝗻. 𝗔𝗵𝗶𝗿𝗲𝘁𝗲 𝗴𝗼𝗰𝗲𝗻𝗹𝗲𝗿𝗲 𝗿𝗮𝗵𝗺𝗲𝘁, 𝗵𝗮𝘆𝗮𝘁𝘁𝗮 𝗼𝗹𝗮𝗻𝗹𝗮𝗿𝗮 𝘀𝗮𝗴𝗹𝗶𝗸 𝘃𝗲 𝗵𝘂𝘇𝘂𝗿 𝘃𝗲𝗿𝘀𝗶𝗻. 📍 𝗞𝗼𝗰𝗮𝘁𝗲𝗽𝗲 𝗖𝗮𝗺𝗶𝗶 Manisa Str. 1, 85057 Ingolstadt, Almanya 𝗦𝗜𝗠𝗗𝗜 𝗚𝗨𝗥𝗕𝗘𝗧𝗖𝗜 𝗞𝗔𝗥𝗗𝗘𝗦𝗟𝗘𝗥𝗜𝗠𝗘 𝗦𝗢𝗥𝗨𝗬𝗢𝗥𝗨𝗠: 𝗦𝗶𝘇 𝗔𝗹𝗺𝗮𝗻𝘆𝗮'𝘆𝗮 𝗶𝗹𝗸 𝗴𝗲𝗹𝗱𝗶𝗴𝗶𝗻𝗶𝘇 𝘆𝗶𝗹𝗹𝗮𝗿𝗱𝗮 𝗰𝘂𝗺𝗮 𝘃𝗲 𝗯𝗮𝘆𝗿𝗮𝗺 𝗻𝗮𝗺𝗮𝘇𝗹𝗮𝗿𝗶𝗻𝗶 𝗻𝗲𝗿𝗲𝗱𝗲 𝗸𝗶𝗹𝗶𝘆𝗼𝗿𝗱𝘂𝗻𝘂𝘇❓️ 𝗢 𝗴𝘂𝗻𝗹𝗲𝗿𝗶 𝗵𝗮𝘁𝗶𝗿𝗹𝗮𝘆𝗮𝗻𝗹𝗮𝗿 𝘆𝗼𝗿𝘂𝗺𝗹𝗮𝗿𝗮 𝘆𝗮𝘇𝘀𝗶𝗻. 𝗚𝗲𝗻𝗰 𝗻𝗲𝘀𝗶𝗹𝗹𝗲𝗿 𝗱𝗲 𝗯𝘂𝘆𝘂𝗸𝗹𝗲𝗿𝗶𝗻𝗶𝗻 𝗻𝗲𝗹𝗲𝗿 𝘆𝗮𝘀𝗮𝗱𝗶𝗴𝗶𝗻𝗶 𝗼𝗴𝗿𝗲𝗻𝘀𝗶𝗻! #Gurbetciler #Ingolstadt #KocatepeCamii #AlmanyadakiTurkler #GurbetinHikayesi
    0 Comments 0 Shares
  • “Teknoloji geleceği inşa eder, bordo bereliler o geleceğin teminatıdır. Şanlıurfa’da gökyüzü TEKNOFEST’le, meydanlar çelik iradeyle buluşuyor. Bazı duruşlar anlatılmaz, sadece hissedilir. ”
    “Teknoloji geleceği inşa eder, bordo bereliler o geleceğin teminatıdır. Şanlıurfa’da gökyüzü TEKNOFEST’le, meydanlar çelik iradeyle buluşuyor. Bazı duruşlar anlatılmaz, sadece hissedilir. 🇹🇷”
    0 Comments 0 Shares
  • DÜNYANIN EN KALABALIK 25 ŞEHRİ!

    Dünyanın en büyük şehirlerinde milyonlarca insan aynı anda yaşıyor. Peki 2025 verilerine göre dünyanın en kalabalık şehirleri hangileri?

    Birleşmiş Milletler’in World Urbanization Prospects 2025 verilerine göre listenin zirvesinde Endonezya’nın başkenti Cakarta bulunuyor.

    Cakarta — 41,9 milyon
    Dakka — 36,6 milyon
    Tokyo — 33,4 milyon
    Yeni Delhi — 30,2 milyon
    Şanghay — 29,6 milyon
    Guangzhou — 27,6 milyon
    Kahire — 25,6 milyon
    Manila — 24,7 milyon
    Kalküta — 22,6 milyon
    Seul — 22,5 milyon

    Listenin devamında ise;

    Karaçi — 21,4 milyon
    Mumbai — 20,2 milyon
    São Paulo — 18,9 milyon
    Bangkok — 18,2 milyon
    Meksiko — 17,7 milyon
    Pekin — 17,0 milyon
    Lahor — 15,2 milyon
    İstanbul — 15,0 milyon
    Moskova — 14,5 milyon
    Ho Chi Minh Kenti — 14,1 milyon
    Buenos Aires — 14,0 milyon
    New York — 13,9 milyon
    Shenzhen — 13,9 milyon
    Bengaluru — 13,2 milyon
    Osaka — 13,0 milyon

    DİKKAT ÇEKEN BİR DETAY!

    İlk 10 şehrin 9’u Asya’da bulunuyor. İlk 25’te de Asya şehirleri açık ara çoğunlukta. BM’ye göre 2025 yılında dünya genelinde 10 milyon veya daha fazla nüfusa sahip 33 megakent bulunuyor ve bunların 19’u Asya’da.

    Cakarta ise yaklaşık 41,9 milyonluk nüfusuyla dünyanın en kalabalık şehri konumunda.

    Ama gelecek yıllarda sıralama değişebilir.

    BM projeksiyonlarına göre 2050’de Dakka’nın yaklaşık 52,1 milyon nüfusa ulaşarak Cakarta’yı (51,8 milyon) geçmesi bekleniyor. Aynı dönemde Şanghay’ın da yaklaşık 34,9 milyon nüfusla üçüncü sıraya yükselmesi öngörülüyor.

    Dünyanın nüfusu giderek daha fazla şehirlerde yoğunlaşıyor. BM’ye göre 2025 yılında dünya nüfusunun yaklaşık %45’i şehirlerde yaşıyor ve 2050’ye kadar küresel nüfus artışının yaklaşık üçte ikisinin şehirlerde gerçekleşmesi bekleniyor.

    Not: Bu rakamlar belediye sınırları içindeki nüfusu değil, BM’nin 2025’te kullandığı karşılaştırılabilir “şehir” tanımına göre hesaplanan nüfus tahminlerini ifade ediyor. Bu nedenle bazı şehirlerin yerel kaynaklarda verilen nüfuslarıyla farklılık gösterebilir.

    Kaynaklar:

    • Birleşmiş Milletler (UN DESA) — World Urbanization Prospects 2025: Summary of Results
    • Birleşmiş Milletler — The World’s Cities in 2025: Data Booklet
    • Birleşmiş Milletler — World Urbanization Prospects 2025
    🌍🏙️ DÜNYANIN EN KALABALIK 25 ŞEHRİ! Dünyanın en büyük şehirlerinde milyonlarca insan aynı anda yaşıyor. Peki 2025 verilerine göre dünyanın en kalabalık şehirleri hangileri? 👀 Birleşmiş Milletler’in World Urbanization Prospects 2025 verilerine göre listenin zirvesinde Endonezya’nın başkenti Cakarta bulunuyor. 🥇 🇮🇩 Cakarta — 41,9 milyon 🥈 🇧🇩 Dakka — 36,6 milyon 🥉 🇯🇵 Tokyo — 33,4 milyon 4️⃣ 🇮🇳 Yeni Delhi — 30,2 milyon 5️⃣ 🇨🇳 Şanghay — 29,6 milyon 6️⃣ 🇨🇳 Guangzhou — 27,6 milyon 7️⃣ 🇪🇬 Kahire — 25,6 milyon 8️⃣ 🇵🇭 Manila — 24,7 milyon 9️⃣ 🇮🇳 Kalküta — 22,6 milyon 🔟 🇰🇷 Seul — 22,5 milyon Listenin devamında ise; 🇵🇰 Karaçi — 21,4 milyon 🇮🇳 Mumbai — 20,2 milyon 🇧🇷 São Paulo — 18,9 milyon 🇹🇭 Bangkok — 18,2 milyon 🇲🇽 Meksiko — 17,7 milyon 🇨🇳 Pekin — 17,0 milyon 🇵🇰 Lahor — 15,2 milyon 🇹🇷 İstanbul — 15,0 milyon 🇷🇺 Moskova — 14,5 milyon 🇻🇳 Ho Chi Minh Kenti — 14,1 milyon 🇦🇷 Buenos Aires — 14,0 milyon 🇺🇸 New York — 13,9 milyon 🇨🇳 Shenzhen — 13,9 milyon 🇮🇳 Bengaluru — 13,2 milyon 🇯🇵 Osaka — 13,0 milyon 🌏 DİKKAT ÇEKEN BİR DETAY! İlk 10 şehrin 9’u Asya’da bulunuyor. İlk 25’te de Asya şehirleri açık ara çoğunlukta. BM’ye göre 2025 yılında dünya genelinde 10 milyon veya daha fazla nüfusa sahip 33 megakent bulunuyor ve bunların 19’u Asya’da. 🇮🇩 Cakarta ise yaklaşık 41,9 milyonluk nüfusuyla dünyanın en kalabalık şehri konumunda. Ama gelecek yıllarda sıralama değişebilir. 🔮 BM projeksiyonlarına göre 2050’de Dakka’nın yaklaşık 52,1 milyon nüfusa ulaşarak Cakarta’yı (51,8 milyon) geçmesi bekleniyor. Aynı dönemde Şanghay’ın da yaklaşık 34,9 milyon nüfusla üçüncü sıraya yükselmesi öngörülüyor. 🏙️ Dünyanın nüfusu giderek daha fazla şehirlerde yoğunlaşıyor. BM’ye göre 2025 yılında dünya nüfusunun yaklaşık %45’i şehirlerde yaşıyor ve 2050’ye kadar küresel nüfus artışının yaklaşık üçte ikisinin şehirlerde gerçekleşmesi bekleniyor. 📌 Not: Bu rakamlar belediye sınırları içindeki nüfusu değil, BM’nin 2025’te kullandığı karşılaştırılabilir “şehir” tanımına göre hesaplanan nüfus tahminlerini ifade ediyor. Bu nedenle bazı şehirlerin yerel kaynaklarda verilen nüfuslarıyla farklılık gösterebilir. 📚 Kaynaklar: • Birleşmiş Milletler (UN DESA) — World Urbanization Prospects 2025: Summary of Results • Birleşmiş Milletler — The World’s Cities in 2025: Data Booklet • Birleşmiş Milletler — World Urbanization Prospects 2025
    0 Comments 0 Shares
  • 179 MİLYON NÜFUS, 2,11 TRİLYON DOLARLIK EKONOMİ: TÜRK DÜNYASININ TİCARET HACMİ 1,13 TRİLYON DOLARA ULAŞTI

    Türk Devletleri Teşkilatı üyesi ve gözlemci ülkelerin oluşturduğu ekonomik coğrafyanın ulaştığı büyüklük dikkat çekiyor.

    Azerbaycan Ekonomik Reformların Analizi ve İletişim Merkezi tarafından hazırlanan analiz raporuna göre TDT bünyesindeki ülkelerin toplam nüfusu 178,8 milyona, toplam Gayri Safi Yurt İçi Hasılası ise 2,11 trilyon dolara ulaştı.

    Ancak belki de daha dikkat çekici rakam ticarette ortaya çıkıyor.

    TDT üyesi ve gözlemci ülkelerin dünyayla gerçekleştirdiği toplam ticaret hacmi 1,13 trilyon dolar seviyesinde. Rapora göre bu rakam dünya ticaretinin yaklaşık %3,6’sına karşılık geliyor.

    TDT ülkeleri toplam 4,82 milyon kilometrekarelik geniş bir coğrafyaya yayılıyor ve dünya nüfusunun yaklaşık %2,8’ini barındırıyor. Ekonomilerinin küresel ekonomideki toplam payı ise yaklaşık %2 seviyesinde.

    TİCARETTE TÜRKİYE ÖNE ÇIKIYOR

    Raporda Türk devletleri arasındaki ekonomik ilişkilerin yalnızca klasik ithalat-ihracat modelinden çıkarak daha entegre bir ekonomik yapıya doğru ilerlediği değerlendiriliyor.

    Bu yapı içerisinde Türkiye ticari ilişkilerde, Azerbaycan ise doğrudan yabancı yatırımlar alanında öne çıkıyor.

    Ancak Türk dünyasının ekonomik potansiyelini yalnızca toplam GSYH veya ticaret rakamları belirlemiyor. Türkiye’den Orta Asya’ya uzanan coğrafi konum, enerji kaynakları, üretim kapasitesi ve özellikle Avrupa ile Asya arasındaki lojistik bağlantılar giderek daha önemli hale geliyor.

    ORTA KORİDOR’DA HAREKETLİLİK ARTIYOR

    Raporda Doğu-Batı yönündeki demiryolu transit geçişlerinin %12 arttığı belirtiliyor. Bu noktada Çin ve Orta Asya’dan Hazar Denizi, Kafkasya ve Türkiye üzerinden Avrupa’ya uzanan Orta Koridor, bölgenin ekonomik entegrasyonu açısından kritik bir lojistik hat olarak öne çıkıyor.

    Bu nedenle Türk devletleri arasındaki ekonomik yakınlaşma yalnızca birbirlerine daha fazla ürün satmaları anlamına gelmiyor. Lojistik ağların güçlenmesiyle birlikte üretimden depolamaya, demiryolundan limanlara, e-ticaretten teknolojiye kadar çok daha geniş bir ekonomik ekosistem ortaya çıkabilir.

    GİRİŞİM PORT AÇISINDAN ASIL DİKKAT ÇEKİCİ NOKTA İSE PAZARIN ÖLÇEĞİ.

    Yaklaşık 179 milyon tüketicinin, 2,11 trilyon dolarlık ekonominin ve 1,13 trilyon dolarlık toplam ticaret hacminin bulunduğu geniş bir coğrafyadan bahsediyoruz.

    Türkiye açısından da bu coğrafya yalnızca ihracat yapılabilecek ülkeler topluluğu değil; lojistik, üretim, enerji, teknoloji, e-ticaret, yatırım ve ortak girişimler açısından değerlendirilebilecek büyük bir ekonomik alan.

    178,8 MİLYON NÜFUS → 2,11 TRİLYON $ GSYH → 1,13 TRİLYON $ TİCARET → 4,82 MİLYON KM² COĞRAFYA

    Türk dünyasının önündeki asıl soru artık ekonomik büyüklüğün ne kadar olduğu kadar, bu büyük coğrafyanın kendi içerisindeki ticareti, yatırımı ve lojistik bağlantıları ne kadar artırabileceği.
    🌍🇹🇷 179 MİLYON NÜFUS, 2,11 TRİLYON DOLARLIK EKONOMİ: TÜRK DÜNYASININ TİCARET HACMİ 1,13 TRİLYON DOLARA ULAŞTI Türk Devletleri Teşkilatı üyesi ve gözlemci ülkelerin oluşturduğu ekonomik coğrafyanın ulaştığı büyüklük dikkat çekiyor. Azerbaycan Ekonomik Reformların Analizi ve İletişim Merkezi tarafından hazırlanan analiz raporuna göre TDT bünyesindeki ülkelerin toplam nüfusu 178,8 milyona, toplam Gayri Safi Yurt İçi Hasılası ise 2,11 trilyon dolara ulaştı. Ancak belki de daha dikkat çekici rakam ticarette ortaya çıkıyor. TDT üyesi ve gözlemci ülkelerin dünyayla gerçekleştirdiği toplam ticaret hacmi 1,13 trilyon dolar seviyesinde. Rapora göre bu rakam dünya ticaretinin yaklaşık %3,6’sına karşılık geliyor. TDT ülkeleri toplam 4,82 milyon kilometrekarelik geniş bir coğrafyaya yayılıyor ve dünya nüfusunun yaklaşık %2,8’ini barındırıyor. Ekonomilerinin küresel ekonomideki toplam payı ise yaklaşık %2 seviyesinde. 📊 TİCARETTE TÜRKİYE ÖNE ÇIKIYOR Raporda Türk devletleri arasındaki ekonomik ilişkilerin yalnızca klasik ithalat-ihracat modelinden çıkarak daha entegre bir ekonomik yapıya doğru ilerlediği değerlendiriliyor. Bu yapı içerisinde Türkiye ticari ilişkilerde, Azerbaycan ise doğrudan yabancı yatırımlar alanında öne çıkıyor. Ancak Türk dünyasının ekonomik potansiyelini yalnızca toplam GSYH veya ticaret rakamları belirlemiyor. Türkiye’den Orta Asya’ya uzanan coğrafi konum, enerji kaynakları, üretim kapasitesi ve özellikle Avrupa ile Asya arasındaki lojistik bağlantılar giderek daha önemli hale geliyor. 🚆 ORTA KORİDOR’DA HAREKETLİLİK ARTIYOR Raporda Doğu-Batı yönündeki demiryolu transit geçişlerinin %12 arttığı belirtiliyor. Bu noktada Çin ve Orta Asya’dan Hazar Denizi, Kafkasya ve Türkiye üzerinden Avrupa’ya uzanan Orta Koridor, bölgenin ekonomik entegrasyonu açısından kritik bir lojistik hat olarak öne çıkıyor. Bu nedenle Türk devletleri arasındaki ekonomik yakınlaşma yalnızca birbirlerine daha fazla ürün satmaları anlamına gelmiyor. Lojistik ağların güçlenmesiyle birlikte üretimden depolamaya, demiryolundan limanlara, e-ticaretten teknolojiye kadar çok daha geniş bir ekonomik ekosistem ortaya çıkabilir. 📌 GİRİŞİM PORT AÇISINDAN ASIL DİKKAT ÇEKİCİ NOKTA İSE PAZARIN ÖLÇEĞİ. Yaklaşık 179 milyon tüketicinin, 2,11 trilyon dolarlık ekonominin ve 1,13 trilyon dolarlık toplam ticaret hacminin bulunduğu geniş bir coğrafyadan bahsediyoruz. Türkiye açısından da bu coğrafya yalnızca ihracat yapılabilecek ülkeler topluluğu değil; lojistik, üretim, enerji, teknoloji, e-ticaret, yatırım ve ortak girişimler açısından değerlendirilebilecek büyük bir ekonomik alan. 178,8 MİLYON NÜFUS → 2,11 TRİLYON $ GSYH → 1,13 TRİLYON $ TİCARET → 4,82 MİLYON KM² COĞRAFYA Türk dünyasının önündeki asıl soru artık ekonomik büyüklüğün ne kadar olduğu kadar, bu büyük coğrafyanın kendi içerisindeki ticareti, yatırımı ve lojistik bağlantıları ne kadar artırabileceği.
    0 Comments 0 Shares
  • Urfa, in everyday life.

    Stone streets, old bazaars, bird sellers, street vendors, courtyards and minarets… The city carries its past not only in museums, but in its streets, its people, and the small details of daily life.

    Şanlıurfa, 2026.

    #documentary #urfa #culture #history #travelphotography
    Urfa, in everyday life. Stone streets, old bazaars, bird sellers, street vendors, courtyards and minarets… The city carries its past not only in museums, but in its streets, its people, and the small details of daily life. 📍 Şanlıurfa, 2026. #documentary #urfa #culture #history #travelphotography
    0 Comments 0 Shares
  • Bütün dünyada barışın hakim olduğu güzel günlerin umuduyla…

    1 Eylül Dünya Barış Günü Kutlu Olsun!

    Peace in the whole world is dominated hoping for better days ...

    1 September World Peace Day Happy!
    Bütün dünyada barışın hakim olduğu güzel günlerin umuduyla… 1 Eylül Dünya Barış Günü Kutlu Olsun! Peace in the whole world is dominated hoping for better days ... 1 September World Peace Day Happy!
    0 Comments 0 Shares
More Results