• İstanbul’un tarihi kalbinde, Osmanlı İmparatorluğu’nun asırlar boyunca yönetildiği **Topkapı Sarayı** ve sarayın görkemli ana girişi olan **Babüsselam (Selam Kapısı)**, gün batımının altın ve kızıl tonları altında muazzam bir manzara sunuyor. İki heybetli kule arasında yükselen şanlı bayrağımız, çiçeklerle bezenmiş bakımlı saray bahçeleri ve ortasındaki zarif fıskiye; imparatorluğun o köklü ihtişamını gözler önüne seriyor. Akşam güneşinin tarihi taş surlara ve bahçedeki renklere dokunduğu bu büyüleyici atmosferde bulunmak, insanı tarihin altın sayfalarında masalsı bir yolculuğa çıkarıyor. Bence dünyanın en güzel yeri burası.

    ---

    Standing at the historical heart of Istanbul, **Topkapı Palace** and its majestic monumental entrance, **Babüsselam (The Gate of Salutation)**, present a magnificent view beneath the golden and crimson hues of sunset. The proud national flag fluttering between two imposing towers, manicured palace gardens filled with vibrant flowers, and an elegant stone fountain highlight the deep-rooted grandeur of the Ottoman Empire. Experiencing this enchanting atmosphere as evening sunlight gently touches the historic ramparts offers a deeply inspiring journey through history.
    İstanbul’un tarihi kalbinde, Osmanlı İmparatorluğu’nun asırlar boyunca yönetildiği **Topkapı Sarayı** ve sarayın görkemli ana girişi olan **Babüsselam (Selam Kapısı)**, gün batımının altın ve kızıl tonları altında muazzam bir manzara sunuyor. İki heybetli kule arasında yükselen şanlı bayrağımız, çiçeklerle bezenmiş bakımlı saray bahçeleri ve ortasındaki zarif fıskiye; imparatorluğun o köklü ihtişamını gözler önüne seriyor. Akşam güneşinin tarihi taş surlara ve bahçedeki renklere dokunduğu bu büyüleyici atmosferde bulunmak, insanı tarihin altın sayfalarında masalsı bir yolculuğa çıkarıyor. Bence dünyanın en güzel yeri burası. 🇹🇷 --- 🇬🇧 Standing at the historical heart of Istanbul, **Topkapı Palace** and its majestic monumental entrance, **Babüsselam (The Gate of Salutation)**, present a magnificent view beneath the golden and crimson hues of sunset. The proud national flag fluttering between two imposing towers, manicured palace gardens filled with vibrant flowers, and an elegant stone fountain highlight the deep-rooted grandeur of the Ottoman Empire. Experiencing this enchanting atmosphere as evening sunlight gently touches the historic ramparts offers a deeply inspiring journey through history.
    0 Reacties 0 aandelen
  • Konyaspor, Filistin Milli Futbol Takımı ile bu akşam dostluk maçı yapacak.

    Statta hazırlıklar tamamlandı:

    "Aynı taraftarız, aynı taraftayız."
    Konyaspor, Filistin Milli Futbol Takımı ile bu akşam dostluk maçı yapacak. Statta hazırlıklar tamamlandı: 🇵🇸🇹🇷"Aynı taraftarız, aynı taraftayız."
    0 Reacties 0 aandelen
  • Şanlıurfa’nın gecesi bir başka…

    Tarihin taşlara işlendiği, kandil ışıklarının sokağa ayrı bir ruh kattığı bir akşam.
    Gökyüzündeki yıldızlar, ışıklarla süslenen sokaklar ve Hasan Paşa Camii’nin ihtişamı…

    Bazı şehirler gezilmez, hissedilir.
    Şanlıurfa da onlardan biri.

    Hasan Paşa Camii | Şanlıurfa

    ⸻

    # Hashtag

    #Şanlıurfa #Urfa #HasanPaşaCamii #ŞanlıurfaFotoğrafları ŞanlıurfaGezi ŞanlıurfaTarihi TarihiUrfa GüneydoğuAnadolu Türkiye TürkiyeFotoğrafları Gezi Seyahat TravelTurkey VisitTurkey NightPhotography StreetPhotography Mosque Keşfet
    Şanlıurfa’nın gecesi bir başka… 🌙✨ Tarihin taşlara işlendiği, kandil ışıklarının sokağa ayrı bir ruh kattığı bir akşam. Gökyüzündeki yıldızlar, ışıklarla süslenen sokaklar ve Hasan Paşa Camii’nin ihtişamı… Bazı şehirler gezilmez, hissedilir. Şanlıurfa da onlardan biri. 🕌💫 📍 Hasan Paşa Camii | Şanlıurfa ⸻ # Hashtag #Şanlıurfa #Urfa #HasanPaşaCamii #ŞanlıurfaFotoğrafları ŞanlıurfaGezi ŞanlıurfaTarihi TarihiUrfa GüneydoğuAnadolu Türkiye TürkiyeFotoğrafları Gezi Seyahat TravelTurkey VisitTurkey NightPhotography StreetPhotography Mosque Keşfet
    0 Reacties 0 aandelen
  • Vaktinden önce çiçek açmaz, rüzgar esmez. Bizim gecikti dediğimiz her şeyin arkasında, Allah’ın bizim için hazırladığı muazzam bir en hayırlı zaman vardır.
    Allah’ım, bekleyişimizi hayırlara tebdil eyle. Kalbimizi olana razı, olacak olana hazır kıl.. Amin🏼

    Mutlu akşamlar diliyorum 🩵
    Vaktinden önce çiçek açmaz, rüzgar esmez. Bizim gecikti dediğimiz her şeyin arkasında, Allah’ın bizim için hazırladığı muazzam bir en hayırlı zaman vardır.🌿 Allah’ım, bekleyişimizi hayırlara tebdil eyle. Kalbimizi olana razı, olacak olana hazır kıl.. Amin🤲🏼 Mutlu akşamlar diliyorum 🩵
    0 Reacties 0 aandelen
  • Rıza Kayaalp 13. Avrupa Şampiyonluğuyla Tarihe Geçti!
    Arnavutluk’un başkenti Tiran’da düzenlenen 2026 Avrupa Güreş Şampiyonası’nda grekoromen stil 130kg finalinde Macar rakibi Darius Atilla Vitek’i ağır üstünlük kurarak 7-1 mağlup eden Rıza Kayaalp, 13. kez Avrupa Şampiyonu oldu.

    Rıza Kayaalp, bu zaferle Aleksandr Karelin’e ait 12 Avrupa şampiyonluğu rekorunu geride bıraktı ve bu başarıya ulaşan ilk güreşçi olarak adını tarihe yazdırdı.

    Tebrikler

    @trguresfed @unitedworldwrestling
    Rıza Kayaalp 13. Avrupa Şampiyonluğuyla Tarihe Geçti! 🥇 Arnavutluk’un başkenti Tiran’da düzenlenen 2026 Avrupa Güreş Şampiyonası’nda grekoromen stil 130kg finalinde Macar rakibi Darius Atilla Vitek’i ağır üstünlük kurarak 7-1 mağlup eden Rıza Kayaalp, 13. kez Avrupa Şampiyonu oldu. 🥇 Rıza Kayaalp, bu zaferle Aleksandr Karelin’e ait 12 Avrupa şampiyonluğu rekorunu geride bıraktı ve bu başarıya ulaşan ilk güreşçi olarak adını tarihe yazdırdı. 🤼 Tebrikler 👏🇹🇷 @trguresfed @unitedworldwrestling
    0 Reacties 0 aandelen
  • : Gazze 2025

    #AKSA_TUFANI
    #pazar
    #12DevAdam
    #SumuduSavun

    #MISAK
    🔰: Gazze 2025 #AKSA_TUFANI #pazar #12DevAdam #SumuduSavun #MISAK
    0 Reacties 0 aandelen
  • Beyazıt Kulesi / İtfaiye Kulesi..

    Eskiden İstanbul Üniversitesi ile özdeşleşen bu Beyazıt Kulesi'nin tepesinde yanan ışıklara bakarak ertesi günkü havanın nasıl olacağını öğrenirdik. TV yoktu tabii; Yüksek rakımda bulunmamız ve önümüzün açık olması dolayısıyla Fatih ve Beyazıt Camilerini, hatta küçük bir silüet olarak denizin parıltısı ve geçen gemileri görebilirdik, şimdi apartmanlardan görülen sadece binalar. Akşam karanlığında ertesi gün havanın nasıl olacağını bu kulede yanan ışıkların rengine göre anlardık. Peki hatırlayıp bu renklerin neden seçildiğini bilen var mı?
    📌 Beyazıt Kulesi / İtfaiye Kulesi.. Eskiden İstanbul Üniversitesi ile özdeşleşen bu Beyazıt Kulesi'nin tepesinde yanan ışıklara bakarak ertesi günkü havanın nasıl olacağını öğrenirdik. TV yoktu tabii; Yüksek rakımda bulunmamız ve önümüzün açık olması dolayısıyla Fatih ve Beyazıt Camilerini, hatta küçük bir silüet olarak denizin parıltısı ve geçen gemileri görebilirdik, şimdi apartmanlardan görülen sadece binalar. Akşam karanlığında ertesi gün havanın nasıl olacağını bu kulede yanan ışıkların rengine göre anlardık. Peki hatırlayıp bu renklerin neden seçildiğini bilen var mı?
    0 Reacties 0 aandelen
  • 1985'te, Doğu Afrika'nın sakin bir köyünde, Daniel adında bir adam üç kızıyla yalınayak duruyordu. Karısı bir yıl önce doğum sırasında ölmüştü. Bir daha asla evlenmedi. Ne zamanı vardı, ne de yüreği. O bir çiftçi, bir inşaatçı, bir baba ve bir hayalperestti.

    Evlerinde elektrik yoktu. Bazı geceler akşam yemeği sadece haşlanmış kök ve suydu. Ama sahip oldukları şey -Daniel'in her zaman sahip olduklarından emin olduğu şey- onurdu.

    Her sabah gün doğmadan önce kızlarını uyandırır ve onları okula iki mil kadar yürütürdü. Kendi okuyup yazamıyordu ama her gün sınıfın dışında, gölgede oturur, yalnız eve yürümek zorunda kalmasınlar diye beklerdi.

    Bazen kalem alabilmeleri için aç kalırdı.
    Sınav ücretlerini ödeyebilmek için alyansını satardı.
    Hasat mevsiminde sadece ikinci el ders kitapları almak için üç işte çalışırdı -birçok sayfası eksikti.

    İnsanlar gülüyordu.
    "Kız onlar," diyorlardı.
    "Gelecekleri ne?"

    Daniel cevap vermedi.
    Yanlarında yürümeye devam etti.

    Yıllar geçti. Birer birer mezun oldular.
    Birer birer burs kazandılar.
    Ve birer birer… Okyanusları aştılar.

    2025'te, o fotoğrafın çekilmesinden 40 yıl sonra, dünya hiç kimsenin beklemediği bir şey gördü:
    Aynı adamın, bu sefer bir hastanenin önünde, beyaz önlüklü üç kızıyla birlikte gururla durduğu yeni bir görüntü.

    Doktorlar.

    Hepsi.

    Nasıl hissettiği sorulduğunda, Daniel usulca ağladı ve fısıldadı,
    "Onlara asla dünyayı vermedim. Sadece dünyanın umutlarını ellerinden almasına asla izin vermedim."

    Elleriyle ekin yetiştirdi,
    ama kalbiyle doktor yetiştirdi.

    Ve dünyanın hiç tanımadığı bir adamın sessiz gölgesinde,
    üç kız yükseldi… Ve her şeyi değiştirdi.
    1985'te, Doğu Afrika'nın sakin bir köyünde, Daniel adında bir adam üç kızıyla yalınayak duruyordu. Karısı bir yıl önce doğum sırasında ölmüştü. Bir daha asla evlenmedi. Ne zamanı vardı, ne de yüreği. O bir çiftçi, bir inşaatçı, bir baba ve bir hayalperestti. Evlerinde elektrik yoktu. Bazı geceler akşam yemeği sadece haşlanmış kök ve suydu. Ama sahip oldukları şey -Daniel'in her zaman sahip olduklarından emin olduğu şey- onurdu. Her sabah gün doğmadan önce kızlarını uyandırır ve onları okula iki mil kadar yürütürdü. Kendi okuyup yazamıyordu ama her gün sınıfın dışında, gölgede oturur, yalnız eve yürümek zorunda kalmasınlar diye beklerdi. Bazen kalem alabilmeleri için aç kalırdı. Sınav ücretlerini ödeyebilmek için alyansını satardı. Hasat mevsiminde sadece ikinci el ders kitapları almak için üç işte çalışırdı -birçok sayfası eksikti. İnsanlar gülüyordu. "Kız onlar," diyorlardı. "Gelecekleri ne?" Daniel cevap vermedi. Yanlarında yürümeye devam etti. Yıllar geçti. Birer birer mezun oldular. Birer birer burs kazandılar. Ve birer birer… Okyanusları aştılar. 2025'te, o fotoğrafın çekilmesinden 40 yıl sonra, dünya hiç kimsenin beklemediği bir şey gördü: Aynı adamın, bu sefer bir hastanenin önünde, beyaz önlüklü üç kızıyla birlikte gururla durduğu yeni bir görüntü. Doktorlar. Hepsi. Nasıl hissettiği sorulduğunda, Daniel usulca ağladı ve fısıldadı, "Onlara asla dünyayı vermedim. Sadece dünyanın umutlarını ellerinden almasına asla izin vermedim." Elleriyle ekin yetiştirdi, ama kalbiyle doktor yetiştirdi. Ve dünyanın hiç tanımadığı bir adamın sessiz gölgesinde, üç kız yükseldi… Ve her şeyi değiştirdi.
    0 Reacties 0 aandelen
  • Cuma Hutbesi: "Yâsîn Sûresi: Kur’an’ın Kalbi"

    “Her şeyin bir kalbi vardır. Kur’an’ın kalbi ise Yâsîn sûresidir.” (Tirmizî, Fezâilü’l-Kur’an, 7)

    Muhterem Müslümanlar!

    Yüce kitabımız Kur’an-ı Kerim’de yer alan sûrelerden biri de Yâsîn sûresidir. Yâsîn sûresi; insanın aklına ve vicdanına seslenen, kâinatın bir denge ve ahenk üzere yaratıldığını hatırlatan, hayatı anlamlandıran, kalpleri dirilten, hak ve hakikati öğreten bir sûredir. Sevgili Peygamberimiz (s.a.s), “Her şeyin bir kalbi vardır. Kur’an’ın kalbi ise Yâsîn sûresidir.”[1] buyurarak bu sûreden övgüyle bahsetmiştir. Anadolu irfanıyla yoğrulan aziz milletimiz; doğumdan ölüme, sevinçten hüzne, sağlıktan hastalığa farklı zamanlarda Yâsîn sûresini okumayı alışkanlık haline getirmiştir. Ancak bu sûreyi okumaktan maksat; sadece onu tilavet etmek değil, onun manasını tefekkür etmek ve mesajlarını hayatımıza aktarmaktır.

    Aziz Müminler!

    Yâsîn sûresi; insanlığa hayat rehberi olarak gönderilen Kur’an’a yeminle başlayarak, dünya ve ahiret huzurunun ancak onun emirlerine tabi olmaktan geçtiğine dikkat çekmektedir.

    Yâsîn sûresi, وَاَنِ اعْبُدُون۪يۜ هٰذَا صِرَاطٌ مُسْتَق۪يمٌ “Bana kulluk edin. İşte dosdoğru yol budur.”[2] beyanıyla bizleri; yalnız Allah’a kul olmaya, istikamet üzere bir ömür sürmeye davet etmektedir. Bu istikamet; tevhitle başlayan, ibadetlerle güçlenen, güzel ahlakla kemale eren, İslam’ın dosdoğru yoludur. Bu yolda olan bir mümin, her işinde ihlası, her davranışında samimiyeti kuşanmalıdır. Riyadan ve gösterişten uzak durmalıdır.

    Yâsîn sûresi, “Sen elbette dosdoğru yol üzere gönderilen peygamberlerdensin.”[3] ayetiyle Allah Resûlü (s.a.s)’in tüm insanlığı, dünyada ve ahirette mutluluğa çağıran kutlu bir elçi olduğunu haber vermektedir. Peygamber Efendimiz (s.a.s); hak ile batılı, doğru ile yanlışı, iyi ile kötüyü, helal ile haramı insanlığa gösteren hidayet rehberidir. Yetim ve öksüzleri sevindirmeyi, komşu ile iyi geçinmeyi, affedici ve bağışlayıcı olmayı öğreten rahmet elçisidir.

    Kıymetli Müslümanlar!

    Yâsîn sûresi; inkarcıların, “Şu çürümüş kemiklere yeniden kim can verecek?” sorusuna, قُلْ يُحْي۪يهَا الَّـذ۪ٓي اَنْشَاَهَٓا اَوَّلَ مَرَّةٍۜ “Onları ilk başta yaratmış olan Allah diriltecektir.”[4] fermanıyla cevap vermektedir.

    Sevgili Peygamberimiz (s.a.s), vefat eden müminlere Yâsîn sûresini okumamızı tavsiye etmiştir.[5] Bu tavsiye bizlere; her nefsin ölümü tadacağını, ölmeden önce ahiret için hazırlık yapmamız gerektiğini, söylediklerimizden ve yaptıklarımızdan tek tek hesaba çekileceğimizi öğretmektedir. Yâsîn sûresi bu hususta bizleri şöyle uyarmaktadır: “O gün, onların ağızlarını mühürleriz; yapmış olduklarını elleri bize anlatır, ayakları da şahitlik eder.”[6] Bu bilince sahip olan bir Müslüman; yaratılış gayesi olan iyilikten, ibadetten, güzel ahlaktan uzak durmamalıdır. Kötülüklere asla yeltenmemelidir. Ölüm, ahiret, hesap, sorgu sual yokmuş gibi yaşamamalıdır. Rabbine, kendisine, ailesine, topluma ve çevresine karşı sorumluluklarını yerine getirmelidir. Bütün imkansızlıklara rağmen; vatanı ve mukaddesatı uğruna siyonist zalimlere ve işbirlikçilerine karşı destansı bir mücadele veren Gazzeli kardeşlerimiz başta olmak üzere daima mazlumun ve mağdurun yanında olmalıdır. Hiçbir insani ve ahlaki ilke tanımayan bu canilerle maddi ve manevi olarak mücadele etmelidir.

    Değerli Müminler!

    Yâsîn sûresi, müminleri şöyle müjdelemektedir: اِنَّ اَصْحَابَ الْجَنَّةِ الْيَوْمَ ف۪ي شُغُلٍ فَاكِهُونَۚ “O gün cennetlikler, nimetler içinde safa sürerler.”[7] سَلَامٌ قَوْلاً مِنْ رَبٍّ رَح۪يمٍ “Onlara merhamet sahibi Rabbin söylediği selam vardır.”[8] Şeytanın esiri olan günahkarları da şöyle ikaz etmektedir: هٰذِه۪ جَهَنَّمُ الَّت۪ي كُنْتُمْ تُوعَدُونَ “İşte size haber verilen cehennem budur!” اِصْلَوْهَا الْيَوْمَ بِمَا كُنْتُمْ تَكْفُرُونَ “İnkar ettiğinizden dolayı bugün girin oraya!”[9]

    Aziz Müslümanlar!

    Zilhicce ayının içindeyiz. Bu mübarek günleri; ibadetlerimizi arttırmak, hatalarımızı gözden geçirmek, günahlarımıza tövbe etmek için bir fırsat bilelim. Hesap günü gelmeden önce kendimizi hesaba çekmeye vesile kılalım.

    Hutbemi Yâsîn sûresinin son ayeti ile bitiriyorum: فَسُبْحَانَ الَّذ۪ي بِيَدِه۪ مَلَكُوتُ كُلِّ شَيْءٍ وَاِلَيْهِ تُرْجَعُونَ “Her şeyin hükümranlığı elinde olan Allah’ın şanı ne yücedir! Hepiniz O’na döndürüleceksiniz.”[10]



    [1] Tirmizî, Fezâilü’l-Kur’an, 7.

    [2] Yâsîn, 36/61.

    [3] Yâsîn, 36/3, 4.

    [4] Yâsîn, 36/78, 79.

    [5] Ebû Dâvûd, Cenâiz, 19, 20.

    [6] Yâsîn, 36/65.

    [7] Yâsîn, 36/55.

    [8] Yâsîn, 36/58.

    [9] Yâsîn, 36/63, 64.

    [10] Yâsîn, 36/83.

    https://diyanet.gov.tr/tr-TR/Kurumsal/Detay/37709/cuma-hutbesi-ysn-sresi-kuranin-kalbi
    Cuma Hutbesi: "Yâsîn Sûresi: Kur’an’ın Kalbi" “Her şeyin bir kalbi vardır. Kur’an’ın kalbi ise Yâsîn sûresidir.” (Tirmizî, Fezâilü’l-Kur’an, 7) Muhterem Müslümanlar! Yüce kitabımız Kur’an-ı Kerim’de yer alan sûrelerden biri de Yâsîn sûresidir. Yâsîn sûresi; insanın aklına ve vicdanına seslenen, kâinatın bir denge ve ahenk üzere yaratıldığını hatırlatan, hayatı anlamlandıran, kalpleri dirilten, hak ve hakikati öğreten bir sûredir. Sevgili Peygamberimiz (s.a.s), “Her şeyin bir kalbi vardır. Kur’an’ın kalbi ise Yâsîn sûresidir.”[1] buyurarak bu sûreden övgüyle bahsetmiştir. Anadolu irfanıyla yoğrulan aziz milletimiz; doğumdan ölüme, sevinçten hüzne, sağlıktan hastalığa farklı zamanlarda Yâsîn sûresini okumayı alışkanlık haline getirmiştir. Ancak bu sûreyi okumaktan maksat; sadece onu tilavet etmek değil, onun manasını tefekkür etmek ve mesajlarını hayatımıza aktarmaktır. Aziz Müminler! Yâsîn sûresi; insanlığa hayat rehberi olarak gönderilen Kur’an’a yeminle başlayarak, dünya ve ahiret huzurunun ancak onun emirlerine tabi olmaktan geçtiğine dikkat çekmektedir. Yâsîn sûresi, وَاَنِ اعْبُدُون۪يۜ هٰذَا صِرَاطٌ مُسْتَق۪يمٌ “Bana kulluk edin. İşte dosdoğru yol budur.”[2] beyanıyla bizleri; yalnız Allah’a kul olmaya, istikamet üzere bir ömür sürmeye davet etmektedir. Bu istikamet; tevhitle başlayan, ibadetlerle güçlenen, güzel ahlakla kemale eren, İslam’ın dosdoğru yoludur. Bu yolda olan bir mümin, her işinde ihlası, her davranışında samimiyeti kuşanmalıdır. Riyadan ve gösterişten uzak durmalıdır. Yâsîn sûresi, “Sen elbette dosdoğru yol üzere gönderilen peygamberlerdensin.”[3] ayetiyle Allah Resûlü (s.a.s)’in tüm insanlığı, dünyada ve ahirette mutluluğa çağıran kutlu bir elçi olduğunu haber vermektedir. Peygamber Efendimiz (s.a.s); hak ile batılı, doğru ile yanlışı, iyi ile kötüyü, helal ile haramı insanlığa gösteren hidayet rehberidir. Yetim ve öksüzleri sevindirmeyi, komşu ile iyi geçinmeyi, affedici ve bağışlayıcı olmayı öğreten rahmet elçisidir. Kıymetli Müslümanlar! Yâsîn sûresi; inkarcıların, “Şu çürümüş kemiklere yeniden kim can verecek?” sorusuna, قُلْ يُحْي۪يهَا الَّـذ۪ٓي اَنْشَاَهَٓا اَوَّلَ مَرَّةٍۜ “Onları ilk başta yaratmış olan Allah diriltecektir.”[4] fermanıyla cevap vermektedir. Sevgili Peygamberimiz (s.a.s), vefat eden müminlere Yâsîn sûresini okumamızı tavsiye etmiştir.[5] Bu tavsiye bizlere; her nefsin ölümü tadacağını, ölmeden önce ahiret için hazırlık yapmamız gerektiğini, söylediklerimizden ve yaptıklarımızdan tek tek hesaba çekileceğimizi öğretmektedir. Yâsîn sûresi bu hususta bizleri şöyle uyarmaktadır: “O gün, onların ağızlarını mühürleriz; yapmış olduklarını elleri bize anlatır, ayakları da şahitlik eder.”[6] Bu bilince sahip olan bir Müslüman; yaratılış gayesi olan iyilikten, ibadetten, güzel ahlaktan uzak durmamalıdır. Kötülüklere asla yeltenmemelidir. Ölüm, ahiret, hesap, sorgu sual yokmuş gibi yaşamamalıdır. Rabbine, kendisine, ailesine, topluma ve çevresine karşı sorumluluklarını yerine getirmelidir. Bütün imkansızlıklara rağmen; vatanı ve mukaddesatı uğruna siyonist zalimlere ve işbirlikçilerine karşı destansı bir mücadele veren Gazzeli kardeşlerimiz başta olmak üzere daima mazlumun ve mağdurun yanında olmalıdır. Hiçbir insani ve ahlaki ilke tanımayan bu canilerle maddi ve manevi olarak mücadele etmelidir. Değerli Müminler! Yâsîn sûresi, müminleri şöyle müjdelemektedir: اِنَّ اَصْحَابَ الْجَنَّةِ الْيَوْمَ ف۪ي شُغُلٍ فَاكِهُونَۚ “O gün cennetlikler, nimetler içinde safa sürerler.”[7] سَلَامٌ قَوْلاً مِنْ رَبٍّ رَح۪يمٍ “Onlara merhamet sahibi Rabbin söylediği selam vardır.”[8] Şeytanın esiri olan günahkarları da şöyle ikaz etmektedir: هٰذِه۪ جَهَنَّمُ الَّت۪ي كُنْتُمْ تُوعَدُونَ “İşte size haber verilen cehennem budur!” اِصْلَوْهَا الْيَوْمَ بِمَا كُنْتُمْ تَكْفُرُونَ “İnkar ettiğinizden dolayı bugün girin oraya!”[9] Aziz Müslümanlar! Zilhicce ayının içindeyiz. Bu mübarek günleri; ibadetlerimizi arttırmak, hatalarımızı gözden geçirmek, günahlarımıza tövbe etmek için bir fırsat bilelim. Hesap günü gelmeden önce kendimizi hesaba çekmeye vesile kılalım. Hutbemi Yâsîn sûresinin son ayeti ile bitiriyorum: فَسُبْحَانَ الَّذ۪ي بِيَدِه۪ مَلَكُوتُ كُلِّ شَيْءٍ وَاِلَيْهِ تُرْجَعُونَ “Her şeyin hükümranlığı elinde olan Allah’ın şanı ne yücedir! Hepiniz O’na döndürüleceksiniz.”[10] [1] Tirmizî, Fezâilü’l-Kur’an, 7. [2] Yâsîn, 36/61. [3] Yâsîn, 36/3, 4. [4] Yâsîn, 36/78, 79. [5] Ebû Dâvûd, Cenâiz, 19, 20. [6] Yâsîn, 36/65. [7] Yâsîn, 36/55. [8] Yâsîn, 36/58. [9] Yâsîn, 36/63, 64. [10] Yâsîn, 36/83. https://diyanet.gov.tr/tr-TR/Kurumsal/Detay/37709/cuma-hutbesi-ysn-sresi-kuranin-kalbi
    0 Reacties 0 aandelen
  • "Amerika" ve "ABD" arasındaki fark

    "Amerika" ve "ABD" terimleri genellikle değişken olarak kullanılır, ancak tam olarak aynı değildir:

    ABD (Amerika Birleşik Devletleri):
    Bu özellikle Kaliforniya, Teksas, New York ve Alaska gibi yerler de dahil olmak üzere 50 eyaletten oluşan ülkeyi ifade ediyor. 1776 yılında kurulan bir ulus.

    Amerika:
    Teknik olarak, bu tüm kıtanın - Kuzey, Orta ve Güney Amerika- Kanada, Brezilya, Meksika, Arjantin ve daha fazlası gibi ülkeleri kapsıyor. Bununla birlikte, genel kullanım olarak (özellikle İngilizce), coğrafi olarak doğru olmasa da, ABD için genellikle steno anlamına gelir.

    Yani "ABD" = tek ülke,
    "Amerika" = ya aynı ülke... ya da bağlamına bağlı olarak iki koca kıta!
    "Amerika" ve "ABD" arasındaki fark 🇺🇸 "Amerika" ve "ABD" terimleri genellikle değişken olarak kullanılır, ancak tam olarak aynı değildir: 🔹 ABD (Amerika Birleşik Devletleri): Bu özellikle Kaliforniya, Teksas, New York ve Alaska gibi yerler de dahil olmak üzere 50 eyaletten oluşan ülkeyi ifade ediyor. 1776 yılında kurulan bir ulus. 🔹 Amerika: Teknik olarak, bu tüm kıtanın - Kuzey, Orta ve Güney Amerika- Kanada, Brezilya, Meksika, Arjantin ve daha fazlası gibi ülkeleri kapsıyor. Bununla birlikte, genel kullanım olarak (özellikle İngilizce), coğrafi olarak doğru olmasa da, ABD için genellikle steno anlamına gelir. Yani "ABD" = tek ülke, "Amerika" = ya aynı ülke... ya da bağlamına bağlı olarak iki koca kıta! 🌍
    0 Reacties 0 aandelen
Zoekresultaten